# Zuhruf Sûresi, 40. Âyet (43:40)

> أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

*Efe-ente tusmi'u-ssumme ev tehdî-l'umye vemen kâne fî dalâlin mubîn(in)*

**Meal (Diyanet):** Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/43/40

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zuhruf Suresi 40. ayet, peygamberin tebliğ görevindeki sınırları ve ilahi iradenin mutlaklığını vurgulamaktadır. Ayet, işitme, görme ve doğru yolu bulma gibi temel insani yetenekler üzerinden, hakikati idrak etme konusundaki manevi körlük ve sağırlığı metaforik bir dille ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تُسْمِعُ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-'-a","meaning":"İşittirmek, duyurmak fiilinin ikinci şahıs tekil çekimi olup, ayette 'sen mi duyuracaksın?' şeklinde istifham-ı inkari ile kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sem' (سَمْع) kelimesi, sesi idrak etme gücüdür. Kur'an'da hem fiziksel işitmeyi hem de manevi anlamda idrak etmeyi, öğüt almayı ifade eder. Bu ayetteki 'tüsmi'u' (تُسْمِعُ) fiili, sağırlara duyurma imkansızlığı üzerinden, hakikati kabul etmeyenlere tebliğin faydasızlığını vurgular. (s. 410)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'tüsmi'u' (تُسْمِعُ) fiili, mecazi bir kullanımdır. Sağırlara duyurmak mümkün olmadığı gibi, kalpleri mühürlenmiş, hakikate kapalı olanlara da tebliğ etmek fayda vermez. Bu, peygamberin tebliğdeki acizliğini değil, muhatabın idrak etme yeteneğinin yokluğunu ifade eder. (c. 2, s. 219)"}]},{"word":"الصُّمَّ","root":"ص م م","rootLatin":"s-m-m","meaning":"Sağırlar anlamına gelen bu kelime, ayette hakikate karşı manevi sağırlığı ifade eden bir metafor olarak kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Es-summ (الصُّمَّ), işitme yeteneğini kaybetmiş kimselerdir. Kur'an'da bu kelime, genellikle hakikati işitmeyen, öğüt almayan, kalpleri mühürlenmiş kimseler için mecazi olarak kullanılır. Bu ayette de, peygamberin tebliğine kulak vermeyen, hakikati reddeden inkarcıları temsil eder. (s. 396)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'sağır' (asamm) kavramı, sadece fiziksel bir kusuru değil, aynı zamanda ve daha çok, ilahi mesajı işitme ve anlama yeteneğinden yoksun olmayı ifade eder. Bu, hakikate karşı bir tür 'manevi sağırlık'tır ve genellikle 'körlük' (a'mâ) ile birlikte anılır, kişinin hakikati idrak edememesini vurgular. (s. 145)"}]},{"word":"تَهْدِى","root":"ه د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yola iletmek, rehberlik etmek fiilinin ikinci şahıs tekil çekimi olup, ayette 'sen mi doğru yola eriştireceksin?' şeklinde istifham-ı inkari ile kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hidayet (هُدَى), doğru yola kılavuzlamak demektir. Kur'an'da hem yol göstermeyi hem de Allah'ın lütfuyla doğru yolu bulmayı ifade eder. Bu ayetteki 'tehdî' (تَهْدِى) fiili, peygamberin sadece tebliğci olduğunu, hidayetin ise Allah'ın elinde olduğunu vurgular. (s. 793)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hidayet, bir şeyi açıkça göstermek ve ona ulaştırmak anlamına gelir. Kur'an'da hidayet, iki kısma ayrılır: Birincisi, yol gösterme (irşad), ikincisi ise Allah'ın kalbe ilham etmesiyle doğru yolu bulma (tevfik). Ayetteki 'tehdî' (تَهْدِى) fiili, peygamberin sadece irşad görevini yerine getirebileceğini, tevfikin ise Allah'a ait olduğunu belirtir. (s. 950)"}]},{"word":"الْعُمْىَ","root":"ع م ى","rootLatin":"'-m-y","meaning":"Körler anlamına gelen bu kelime, ayette hakikati göremeyen, idrak edemeyen kimseler için bir metafor olarak kullanılmıştır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"El-umy (الْعُمْىَ), gözleri görmeyen kimselerdir. Kur'an'da bu kelime, genellikle manevi körlüğü, yani hakikati idrak edememeyi, delilleri görememeyi ifade eder. Bu ayette, Allah'ın ayetlerine karşı kör olan, onları anlamayan inkarcıları temsil eder. (s. 356)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'a'mâ' (kör) kelimesi, fiziksel körlükten ziyade, kalbin körlüğünü, yani hakikati görme ve anlama yeteneğinin yokluğunu ifade eder. Bu, ilahi mesajın delillerini görmezden gelme, onlara karşı duyarsız kalma durumudur. Ayetteki 'el-umy' (الْعُمْىَ) de bu manevi körlüğü vurgular. (s. 187)"}]},{"word":"ضَلَـٰلٍ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Sapıklık, doğru yoldan sapma anlamına gelen bu kelime, ayette apaçık bir şekilde hakikatten uzaklaşmayı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl (ضَلَال), doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. Kur'an'da hem bilerek sapmayı hem de bilmeyerek yolu kaybetmeyi ifade eder. Bu ayetteki 'dalâl' (ضَلَالٍ), hakikati bile bile reddederek doğru yoldan uzaklaşanların durumunu anlatır. (s. 505)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Dalâl (ضَلَال), hakikatten uzaklaşmak, doğru yoldan ayrılmaktır. 'Mübîn' (مُّبِينٍ) kelimesiyle birlikte kullanılması, bu sapıklığın açık ve belirgin olduğunu, hiçbir şüpheye yer bırakmadığını gösterir. Bu, kişinin kendi iradesiyle hakikati terk etmesidir. (c. 2, s. 245)"}]},{"word":"مُّبِينٍ","root":"ب ي ن","rootLatin":"b-y-n","meaning":"Apaçık, belirgin anlamına gelen bu kelime, 'dalâl' (sapıklık) kelimesini niteleyerek, sapıklığın net ve şüphe götürmez olduğunu vurgular.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Beyân (بَيَان), bir şeyi açıklamak, netleştirmek demektir. 'Mübîn' (مُّبِينٍ) ise, kendisi açık olan ve başkasını da açıklayan anlamına gelir. 'Dalâlin mübîn' (ضَلَالٍ مُّبِينٍ) ifadesi, sapıklığın o kadar belirgin ve açık olduğunu gösterir ki, onu görmemek veya anlamamak mümkün değildir. (c. 2, s. 33)"},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Mübîn (مُّبِينٍ), açık ve net olan demektir. 'Apaçık sapıklık' (ضَلَالٍ مُّبِينٍ) ifadesi, kişinin içinde bulunduğu yanlış yolun, hakikatten ne kadar uzak olduğunun herkes tarafından anlaşılabilecek kadar belirgin olduğunu ifade eder. Bu, tebliğe rağmen hakikati reddedenlerin durumunu pekiştirir. (s. 105)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","tebligh","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"mı/mi"},{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"أَنتَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"sen"},{"position":2,"surface":"تُسْمِعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'-","lemma":"أَسْمَعَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"duyurursun"},{"position":3,"surface":"ٱلصُّمَّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil Cemi","root":"ص-م-م","rootLatin":"s-m-m","lemma":"أَصَمّ","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"sağırlar"},{"position":4,"surface":"أَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"yoksa"},{"position":5,"surface":"تَهْدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"doğru yola eriştirirsin"},{"position":6,"surface":"ٱلْعُمْىَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil Cemi","root":"ع-م-ي","rootLatin":"'-m-y","lemma":"أَعْمَى","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"körler"},{"position":7,"surface":"وَمَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"kimse"},{"position":8,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idi"},{"position":9,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِى","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":10,"surface":"ضَلَـٰلٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"ضَلَال","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sapıklık"},{"position":11,"surface":"مُّبِينٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"مُبِين","form":"İf'âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"apaçık"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zuhruf Sûresi** · *43/40*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/40*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/40*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/40*
