# Zuhruf Sûresi, 83. Âyet (43:83)

> فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

*Feżerhum yeḣûdû ve yel'abû hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî yû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/43/83

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Zuhruf Suresi 83. ayet, inkarcıların dünya hayatındaki tutumlarını ve ahirette karşılaşacakları akıbeti tasvir etmektedir. Ayet, onların boş işlerle meşguliyetlerini ve vaat edilen güne kadar sürecek olan gafletlerini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"يَخُوضُوا۟","root":"خ و ض","rootLatin":"h-v-d","meaning":"Boş ve batıl işlere dalmak, laf kalabalığı yapmak, hakikatten uzaklaşmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'havd' kelimesinin asıl anlamının suya dalmak olduğunu belirtir. Mecazi olarak ise, bir işe veya söze dalmak, özellikle de batıl ve faydasız şeylere girmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'yahûdû' ifadesi, inkarcıların hakikatten yüz çevirip batıl inanç ve eylemlere dalmalarını ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'havd' kelimesini 'sözde derinleşmek, bir konuya dalmak' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, inkarcıların dünya işlerine ve batıl sözlere dalıp ahireti unutmalarını mecazi bir dille anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'havd' kavramının Kur'an'da genellikle 'boş ve faydasız konuşmalara dalmak, hakikatten uzaklaşmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de, inkarcıların ahiret gerçeğini göz ardı ederek dünya meşgalelerine kendilerini kaptırmalarını ifade eder."}]},{"word":"وَيَلْعَبُوا۟","root":"ل ع ب","rootLatin":"l-'-b","meaning":"Ciddi olmayan, eğlence ve oyalanma amaçlı işlerle meşgul olmak, dünya hayatını bir oyun gibi görmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'la'b' kelimesini 'ciddi olmayan, faydasız ve eğlence amaçlı eylem' olarak tanımlar. Ayetteki 'yel'abû' ifadesi, inkarcıların dünya hayatını bir oyun ve eğlence yeri olarak görüp, ahiret için hazırlık yapmamalarını, ciddiyetsiz tutumlarını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'la'b' kelimesinin 'oyun, eğlence, faydasız iş' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, inkarcıların dünya hayatını bir oyun gibi algılayarak, ahiretin ciddiyetinden gafil olmalarını ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'la'b' kelimesinin Kur'an'da genellikle dünya hayatının geçiciliğini ve aldatıcılığını vurgulamak için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'yel'abû' ifadesi, inkarcıların dünya hayatının geçici zevklerine kapılıp ahireti ihmal etmelerini sembolize eder."}]},{"word":"يُلَـٰقُوا۟","root":"ل ق ى","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Karşılaşmak, yüz yüze gelmek, bir şeye ulaşmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mülâkât' kelimesinin 'karşılaşmak, bir araya gelmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yülâkû' ifadesi, inkarcıların kendilerine vaat edilen kıyamet günüyle karşılaşacaklarını, o güne ulaşacaklarını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lıkâ'' kelimesinin 'iki şeyin bir araya gelmesi' anlamına geldiğini ve hem maddî hem de manevî karşılaşmalar için kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'yülâkû' ifadesi, inkarcıların kaçınılmaz olarak kıyamet günüyle yüzleşeceklerini, o günün gerçekliğiyle karşılaşacaklarını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'lıkâ'' kelimesinin 'bir şeyle yüzleşmek, ona erişmek' anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların kendilerine vaat edilen azap günüyle karşılaşacaklarını, o güne erişeceklerini ifade eder."}]},{"word":"يَوْمَهُمُ","root":"ي و م","rootLatin":"y-v-m","meaning":"Belirli bir zaman dilimi, burada kıyamet günü, hesap günü anlamında.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'yevm' kelimesinin 'güneşin doğuşundan batışına kadar olan zaman dilimi' olduğunu, ancak Kur'an'da mecazi olarak 'belirli bir zaman dilimi, olayların yaşandığı bir dönem' anlamında da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yevmehum' ifadesi, inkarcılara vaat edilen kıyamet gününü, hesap ve ceza gününü ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'yevm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'kıyamet günü, hesap günü' gibi özel ve önemli zaman dilimlerini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de, inkarcıların karşılaşacakları kaçınılmaz ahiret gününü işaret eder."}]},{"word":"يُوعَدُونَ","root":"و ع د","rootLatin":"v-'-d","meaning":"Vaat edilmek, söz verilmek, tehdit edilmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'va'd' kelimesinin hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini, yani hem müjde hem de tehdit anlamı taşıyabileceğini belirtir. Ayetteki 'yû'adûn' ifadesi, inkarcılara vaat edilen azap gününü, yani tehdit edilen kıyamet gününü ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd' kelimesinin 'bir şeye söz vermek' anlamına geldiğini ve genellikle hayır için kullanıldığını, ancak 'î'âd' (tehdit) kelimesinin ise şer için kullanıldığını belirtir. Ancak Kur'an'da 'va'd' kelimesi bazen tehdit anlamında da gelir. Bu ayetteki 'yû'adûn' ifadesi, inkarcılara yönelik bir tehdit ve uyarı niteliğindedir; onlara vaat edilen azap gününü hatırlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'va'd' kavramının Kur'an'da hem olumlu (müminlere cennet vaadi) hem de olumsuz (inkarcılara azap vaadi) anlamlarda kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'yû'adûn' ifadesi, inkarcıların alay ettikleri ve inanmadıkları ahiret azabının kendilerine vaat edildiğini, yani kaçınılmaz olduğunu belirtir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","musrikler","dunya-ahiret-dengesi"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o zaman, ve"},{"position":1,"surface":"ذَرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"و-ذ-ر","rootLatin":"w-dh-r","lemma":"ذَر","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"bırak"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":2,"surface":"يَخُوضُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"خ-و-ض","rootLatin":"kh-w-d","lemma":"خَاضَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiilin cevabı olduğu için meczûm","gloss":"dalsınlar"},{"position":3,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":3,"surface":"يَلْعَبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ع-ب","rootLatin":"l-'-b","lemma":"لَعِبَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki meczûm fiile atfedildiği için meczûm","gloss":"oynasınlar"},{"position":4,"surface":"حَتَّىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَتَّىٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"kadar"},{"position":5,"surface":"يُلَـٰقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لَاقَىٰ","form":"Mufâ'ale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Harf-i cer olan 'hattâ'dan sonra geldiği için mansûb","gloss":"kavuşana kadar"},{"position":6,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"gün"},{"position":6,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":7,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِى","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mahallen mansûb","gloss":"ki o"},{"position":8,"surface":"يُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"kendilerine söz verilen"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zuhruf Sûresi** · *43/83*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/83*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/83*
- **Zuhruf Sûresi** · *43/83*
