# Duhân Sûresi, 27. Âyet (44:27)

> وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ

*Ve na'metin kânû fîhâ fâkihîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/44/27

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Duhân Suresi'nin 27. ayeti, Firavun ve kavminin helakinden sonra geride bıraktıkları dünyevi zenginlikleri ve nimetleri tasvir etmektedir. Ayet, 'nimet' ve 'fâkihîn' kelimeleri üzerinden, onların bu nimetlere nasıl bir tutkuyla bağlı olduklarını ve bu durumun akıbetlerini nasıl etkilediğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"وَنَعْمَةٍ","root":"ن ع م","rootLatin":"n-a-m","meaning":"Bu kelime, Firavun ve kavminin içinde bulunduğu, kendilerine bahşedilmiş maddi ve manevi refahı, bolluğu ve rahatlığı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'na'm' (نعم) kökünün yumuşaklık, güzellik ve rahatlık anlamına geldiğini belirtir. 'Ni'me' (نعمة) ise, Allah'ın kullarına bahşettiği, kendisiyle faydalanılan her türlü iyilik ve lütuf olarak açıklanır. Ayetteki 've na'metin' ifadesi, Firavun kavminin içinde yüzdüğü, kendilerine verilmiş olan geniş ve kapsamlı nimetleri, refahı ve bolluğu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'na'me' kelimesini 'refah ve bolluk' olarak yorumlar. Ayetteki kullanımıyla, Firavun ve kavminin sahip olduğu, onları şımartan ve azgınlaştıran dünyevi zenginliklere ve rahatlığa işaret ettiğini belirtir. Bu, onların helakine yol açan bir sebep olarak sunulur."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'ni'me' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın lütfu ve ihsanı olarak geçtiğini, ancak bazen de bu nimetlerin insanları şımartarak nankörlüğe sevk edebileceği bağlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'na'me', Firavun kavminin sahip olduğu ve onları azgınlaştıran dünyevi zenginlikler ve refah olarak, olumsuz bir akıbete yol açan bir unsur olarak öne çıkar."}]},{"word":"فَـٰكِهِينَ","root":"ف ك ه","rootLatin":"f-k-h","meaning":"Bu kelime, Firavun ve kavminin sahip oldukları nimetler içinde keyif sürdüklerini, eğlendiklerini, şımarıkça ve umursamazca yaşadıklarını ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'fâkihîn' kelimesini 'eğlenenler, keyif sürenler' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Firavun kavminin sahip oldukları nimetler içinde şımarıkça, gaflet içinde ve sorumsuzca bir yaşam sürdüklerini, bu nimetlerin kendilerine bir imtihan olduğunu idrak edemediklerini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fâkihe' (فاكهة) kelimesinin meyve anlamına geldiğini, 'fâkih' (فاكه) kelimesinin ise meyvelerle veya genel olarak nimetlerle keyiflenen, eğlenen kişi olduğunu belirtir. 'Fâkihîn' ifadesi, Firavun kavminin nimetler içinde şımarıkça, neşe ve keyif içinde, adeta meyve yiyen birinin rahatlığıyla yaşadıklarını, ancak bu durumun onları gaflete sürüklediğini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'fâkihîn' kelimesinin 'eğlenenler, neşelenenler, şımaranlar' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, Firavun ve kavminin sahip oldukları nimetler içinde kendilerini güvende hissederek, geleceği düşünmeden, sadece anın keyfini süren bir tavır içinde olduklarını, bu durumun onların helakine zemin hazırladığını belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'fâkihîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle dünyevi zevklere dalmış, ahireti unutmuş, şımarık ve eğlence düşkünü kimseleri tasvir etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de Firavun kavminin, sahip oldukları nimetler içinde sorumsuzca ve keyif içinde yaşadıklarını, bu durumun onların ilahi uyarılara kulak tıkamalarına neden olduğunu vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-musa","kissa-gecmis-kavimler","mal-mulk","dunya-ahiret-dengesi"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"نَعْمَةٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ع-م","rootLatin":"n-'-m","lemma":"نَعْمَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki kelimeye (جَنَّاتٍ) atfedildiği için mecrûr","gloss":"nimet"},{"position":2,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":3,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":3,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o (nimet)"},{"position":4,"surface":"فَـٰكِهِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ف-ك-ه","rootLatin":"f-k-h","lemma":"فَاكِه","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانُوا۟ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"eğlenenler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Duhân Sûresi** · *44/27*
- **Duhân Sûresi** · *44/27*
- **Duhân Sûresi** · *44/27*
- **Duhân Sûresi** · *44/27*
