# Duhân Sûresi, 29. Âyet (44:29)

> فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

*Femâ beket ‘aleyhimu-ssemâu vel-ardu vemâ kânû munzarîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/44/29

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Duhân Suresi 29. ayet, Firavun ve kavminin helakini tasvir ederken, onların ölümüne ne göğün ne de yerin ağlamadığını ve kendilerine mühlet verilmediğini vurgular. Bu durum, onların Allah katındaki değersizliğini ve cezalarının kaçınılmazlığını dilbilimsel olarak ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"بَكَتْ","root":"ب ك ي","rootLatin":"b-k-y","meaning":"Ağlamak, gözyaşı dökmek fiilinin dişil tekil geçmiş zaman çekimi olup, ayette gök ve yerin onlar için yas tutmadığını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'bükâ' kelimesini gözyaşı dökerek üzüntüyü dışa vurmak olarak tanımlar. Ayetteki 'فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ' ifadesi, mecazi bir anlatımla, Firavun ve kavminin helakinin o kadar önemsiz olduğunu, hatta cansız varlıkların bile onlara acımadığını belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, bu tür ifadeleri 'mecâz' (metafor) olarak değerlendirir. Gök ve yerin ağlamaması, onların helakinin büyüklüğüne veya önemine dair bir alamet olmaması, aksine Allah katında hiçbir değerlerinin kalmadığını gösteren bir mecazdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki bu tür antropomorfik (insan biçimli) ifadelerin, ilahi mesajı insan zihnine yaklaştırmak için kullanıldığını belirtir. Gök ve yerin ağlamaması, Firavun ve kavminin ilahi gazaba uğramış olmasının ve hiçbir merhamete layık görülmemesinin sembolik bir ifadesidir."}]},{"word":"ٱلسَّمَآءُ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-w","meaning":"Gök, sema; ayette yeryüzü ile birlikte, evrenin genelini ve ilahi düzeni temsil eden bir varlık olarak geçer.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'semâ' kelimesinin Kur'an'da hem görünen gökyüzü hem de daha geniş anlamda 'yüksek olan her şey' için kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise 'arz' ile birlikte, tüm kainatın Firavun ve kavminin helakine kayıtsız kaldığını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ' kelimesinin kök anlamının 'yükseklik' olduğunu ve Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının bir göstergesi olarak geçtiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, göğün ağlamaması, ilahi düzenin bu helak karşısında herhangi bir üzüntü veya merhamet göstermediğini vurgular."}]},{"word":"ٱلْأَرْضُ","root":"أ ر ض","rootLatin":"a-r-d","meaning":"Yer, yeryüzü; ayette gök ile birlikte, tüm evreni ve yaşam alanını temsil eden bir varlık olarak geçer.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'arz' kelimesinin Kur'an'da genellikle yaşamın ve geçimin kaynağı olarak geçtiğini belirtir. Ayetteki 'gök ve yer' ikilisi, Firavun ve kavminin helakinin evrensel bir kayıtsızlıkla karşılandığını, yani hiçbir varlığın onlara acımadığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'arz' kelimesinin genişliği ve üzerinde barındırdığı canlılar ile ilişkilendirir. Ayetteki 'gök ve yerin ağlamaması', Firavun ve kavminin helakinin o kadar hak edilmiş olduğunu ve hiçbir canlı veya cansız varlığın onlara üzülmediğini mecazi olarak anlatır."}]},{"word":"مُنظَرِينَ","root":"ن ظ ر","rootLatin":"n-z-r","meaning":"Mühlet verilenler, ertelenenler; ayette Firavun ve kavmine helakleri öncesinde ek bir süre veya mühlet tanınmadığını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'inzâr' kelimesini 'bir şeyi ertelemek, mühlet vermek' olarak açıklar. 'Münzarîn' ise mühlet verilenler anlamına gelir. Ayetteki 'وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ' ifadesi, Firavun ve kavminin ilahi azabın gelişi karşısında hiçbir erteleme veya gecikme taleplerinin kabul edilmediğini, cezalarının anında ve kaçınılmaz olduğunu vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'nazar' kökünün 'bakmak, beklemek' anlamlarından türeyen 'inzâr'ın, birine bir iş için süre tanımak olduğunu belirtir. Ayetteki kullanım, Firavun ve kavminin artık tövbe etme veya durumlarını düzeltme şanslarının kalmadığını, ilahi hükmün kesinleştiğini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'inzâr' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin tebliğleri sonrası inkarcılara verilen mühletle ilişkili olduğunu belirtir. Ancak bu ayette, Firavun ve kavminin bu mühlet hakkını kaybetmiş olduğu, yani ilahi gazabın hemen tecelli ettiği anlamını taşır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":2,"surface":"بَكَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ب-ك-ي","rootLatin":"b-k-y","lemma":"بَكَى","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ağladı"},{"position":3,"surface":"عَلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":3,"surface":"هِمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":4,"surface":"ٱلسَّمَآءُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Fiilin fâili olduğu için merfû","gloss":"gök"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"ٱلْأَرْضُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"a-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"yer"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"değil"},{"position":7,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldular"},{"position":8,"surface":"مُنظَرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mef'ûl","root":"ن-ظ-ر","rootLatin":"n-z-r","lemma":"مُنْظَر","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"كَانَ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"ertelenenler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Duhân Sûresi** · *44/29*
- **Duhân Sûresi** · *44/29*
- **Duhân Sûresi** · *44/29*
- **Duhân Sûresi** · *44/29*
