# Ahkâf Sûresi, 10. Âyet (46:10)

> قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

*Kul eraeytum in kâne min ‘indi(A)llâhi ve kefertum bihi ve şehide şâhidun min benî isrâ-île ‘alâ miślihi fe-âmene vestekbertum(s) inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-zzâlimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat'ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/10

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde Kur'an'ın ilahi menşeini ve önceki kitaplarla olan tasdik ilişkisini vurgularken, işari olarak insanın kendi içindeki ilahi hakikati, yani 'Kitab-ı Kebir' olan nefsini ve bu hakikatin şahitlerini inkâr etmesini ele alır. 'Allah katından' gelen Kitap, sadece dışsal vahiy değil, aynı zamanda insanın fıtratına yerleştirilmiş olan hakikat bilgisidir. 'İsrailoğullarından bir şahit', bu içsel hakikati idrak eden, zahirdeki ilahi mesajı batında tasdik eden, 'gece yürüyenlerin çocukları' (yani gece namazlarını kılan, zikirlerini yapan) ve 'âlemlerin üzerine tafdil edilmiş' (üstün kılınmış) olan 'Ümmet-i Muhammed'in' kamil fertlerini temsil edebilir. Bu şahidin iman etmesi, hakikatin içsel olarak tasdikidir. 'Büyüklük taslamak' ise nefsin enaniyetine kapılarak bu içsel ve dışsal hakikatleri reddetmek, kendi varlığındaki ilahi varlığı örtmek ve 'perdeyi kaldıramamak' anlamına gelir. Bu durum, kişiyi 'zalim' kılar ve Allah'ın hidayetinden mahrum bırakır.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneği, bu ayeti, insanın kendi varoluşunun delillerini dışarıda aramasının beyhudeliği ve asıl delilin Kur'an ve insanın kendisi arasındaki 'ikiz kardeşlik' ilişkisinde bulunması gerektiği yönünde yorumlayabilir. 'İnsan bugün modern çağda kaybolmuştur. Var olduğuna şahitlik arar. Bu yüzden internet alanında sürekli resimlerini koyarak var olduğunu göstermek ister. Kabiliyetini bilemediğinden kendini ifşa eder. Ona bakanlar da aynı dertten muzdarip olduğu için neticesi olmaz! Oysa Kur’an ve insan bir batında doğan ikiz kardeştir. Varoluşumuzun delillerini orada bulabiliriz…' [Kaynak: Hud Suresi, s.37]. Bu bağlamda, 'Allah katından gelen Kitap' insanın fıtratına yerleştirilmiş olan ilahi hakikat, 'İsrailoğullarından bir şahit' ise bu hakikati kendi nefsinde tecrübe eden ve tasdik eden, 'Hakk olarak verilen o kitabı Hakk üzere okuyan' [Kaynak: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.285] kamil insandır. Bu şahidin imanına rağmen büyüklük taslamak, kişinin kendi içindeki ilahi varlığı idrak edememesi ve nefsinin perdesiyle örtmesidir.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin vahdet-i vücud anlayışı çerçevesinde, 'Allah katından' gelen Kitap, varoluşun kendisi ve her bir varlıkta tecelli eden ilahi hakikat olarak yorumlanabilir. Kur'an, bu hakikatin en kamil ifadesidir. 'İsrailoğullarından bir şahit', ilahi isimlerin ve sıfatların tecellilerini idrak eden, 'esmâ âlemindeki hakikatleri iyi anlayan' [Kaynak: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.253] ve bu tecelliler aracılığıyla Hakk'ı tasdik eden arif bir kulu temsil eder. Bu şahidin iman etmesi, Hakk'ın her tecellide kendini gösterdiğini ve her varlıkta şahit olunduğunu bilmesidir. 'Büyüklük taslamak' ise, 'Hakk'ın varlığını kendi varlıklarının altına indirmek', 'kendinde var olan İlâh-î hakikatleri bir tarafa bırakıp nefsiyle örtmek' [Kaynak: 4: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.251] ve ilahi hakikati kendi sınırlı benliğine hapsetmeye çalışmaktır. Bu durum, 'Allah'ın lâneti onlara vacip oluyor' [Kaynak: 4: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.251] ifadesiyle, ilahi rahmetten ve hidayetten uzaklaşma olarak açıklanır.","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sindeki sembolizmle bu ayet yorumlandığında, 'Allah katından gelen Kitap' ilahi aşkın ve hakikatin sesi, 'İsrailoğullarından bir şahit' ise bu ilahi sesi duyan, idrak eden ve ona teslim olan 'kâmil insan-ı aşk'tır. Mevlânâ, zahiri bilginin ötesinde, kalbin gözüyle hakikati görmeyi ve ona teslim olmayı vurgular. 'Büyüklük taslamak', nefsin kibir ve enaniyet perdesiyle ilahi aşkın ve hakikatin sesine sağır kalmak, kendi 'aklı' ile ilahi hakikati reddetmeye çalışmaktır. Bu durum, 'gazap üstüne gazaba uğramak' [Kaynak: 4: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.251] ve 'hor hakir edici gazap' [Kaynak: 4: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.251] ile sonuçlanır. Gerçek iman, kalbin teslimiyeti ve ilahi hakikatin şahitliğini kabul etmektir.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk açısından bu ayet, müridin manevi yolculuğundaki önemli bir duruma işaret eder. 'Allah katından gelen Kitap', müridin kalbine ilham olunan ilahi hakikatler ve manevi keşiflerdir. 'İsrailoğullarından bir şahit', müridin kendi içindeki 'hakikat-i Muhammediyye'nin' veya kamil bir mürşidin, bu ilahi hakikatleri tasdik etmesidir. Mürid, bu içsel ve dışsal şahitliklere rağmen 'büyüklük taslarsa', yani nefsine uyup kendi akıl ve hevasıyla bu hakikatleri reddederse, manevi ilerlemesi durur ve 'zalim' konumuna düşer. 'Hakkikat-i İlâhiyye kendisine açıldıktan sonra kim ki hevasına tabi olursa Allah’tan ne bir dost ne de bir yardımcı bulunur' [Kaynak: 3: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.285]. Bu, müridin tevazu ve teslimiyetle ilahi hakikatlere yönelmesi gerektiğinin, aksi takdirde hidayetten mahrum kalacağının bir uyarısıdır. Gerçek sülûk, 'Hakk olarak verilen o kitabı Hakk üzere okumak' [Kaynak: 3: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.285] yani ilahi hakikatleri içselleştirerek yaşamaktır.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, sadece dışsal bir kitaba iman etmekle kalmayıp, aynı zamanda kendi fıtratına yerleştirilmiş olan ilahi hakikatleri idrak etme ve bu hakikatlere teslim olma çağrısıdır. 'İsrailoğullarından bir şahit' metaforu, geçmişten gelen ilahi mesajların ve kamil insanların şahitliğinin önemini vurgular. Modern çağda bilgiye kolay erişim olsa da, asıl mesele bu bilgiyi 'Hakk üzere okumak' ve içselleştirmektir. Nefsin 'büyüklük taslaması', yani enaniyet ve kibir, kişinin hakikati görmesine engel olan en büyük perdedir. Bu ayet, mü'mini kendi iç dünyasına dönmeye, ilahi hakikatleri kendi nefsinde aramaya ve bu hakikatlere karşı tevazu göstermeye davet eder. Aksi takdirde, dışsal deliller ne kadar güçlü olursa olsun, içsel bir reddedişle 'zalim' konumuna düşüleceği ve ilahi hidayetten mahrum kalınacağı uyarısı yapılır. Gerçek iman, hem zahirde hem de batında ilahi hakikate teslimiyettir."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kur'an'ın Allah katından olma ihtimali sorgulanır: İsrailoğullarından bir şahidin bunu tasdik edip iman etmesine rağmen müşriklerin kibirle reddetmesi kınanır.","keyConcepts":[{"word":"شَاهِدٌ","root":"ش ه د","rootLatin":"Ş-H-D","meaning":"Şahit, tanık; İsrailoğullarından Kur'an'ın hak olduğuna şehadet eden kişi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Burada 'şâhid', Tevrat'ın Kur'an'la örtüşen hakikatlerini bilen ve bu sebeple iman eden bir İsrailoğlu alimini ifade eder. Rivayetlerde Abdullah bin Selâm (r.a.) kastedildiği söylenir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"'Alâ mislihi' ifadesindeki 'misl', Kur'an'ın Tevrat'taki benzerlerine, yani aynı kaynaktan (ilahi vahiy) geldiğine tanıklık etmek anlamındadır."}]},{"word":"ٱسْتَكْبَرْتُمْ","root":"ك ب ر","rootLatin":"K-B-R","meaning":"Büyüklük taslamak, kibirlenmek; hakikati gördüğü halde inatla reddetmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"İstikbâr, istif'âl vezninde olup 'kendini büyük görmeye çalışmak' demektir. Hakiki büyüklük (kibriyâ) yalnızca Allah'a mahsustur; kulun istikbârı, haddini bilmemektir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'istikbâr'ı Kur'an'ın temel kötülük kavramlarından biri olarak tanımlar. İnkârın birçok biçiminde istikbâr vardır — hakikati bildiği halde reddeden kişi 'müstekbir'dir."}]},{"word":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"Z-L-M","meaning":"Zalimler; bir şeyi yerinden edip haksızlık yapanlar; burada kendilerine zulmederek inkâr edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Zulm, bir şeyi ait olduğu yere koymamaktır. İmanı inkârla, hakkı bâtılla değiştirmek en büyük zulümdür. 'Lâ yehdi'l-kavme'z-zâlimîn' ifadesi, zulmü tercih edenlerin hidayetten mahrum bırakılacağını bildirir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Zulüm üç mertebedir: kulun Allah'a karşı zulmü (şirk), insanlara karşı zulmü (haksızlık), kendine karşı zulmü (günah). Bu ayette üçü de söz konusudur."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 10. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nDe ki: 'Eğer bu Kitap Allah katından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz; İsrâiloğullarından bir şahit de bunun benzeri hakkında şehâdet edip iman etmişken siz yine de büyüklük taslarsanız, kendinize yazık etmiş olmaz mısınız?' Doğrusu Allah, zâlim milleti doğru yola eriştirmez.\n\nBu âyet-i celîle, Kur'ân'ın hakkaniyetini İsrâiloğullarından bir tanığın şehâdeti üzerinden teyit eder. İbn Kuteybe Hazretleri'nin beyânıyla, buradaki 'şâhid', Tevrat'ın Kur'ân'la örtüşen hakikatlerini bilen ve bu sebeple iman eden bir İsrâiloğlu âlimini ifade eder.\n\nاِسْتِكْبَار (istikbâr — büyüklük taslama) kavramı, âyetin merkezinde yer alır. Nitekim Râgıb Hazretleri, istikbâr'ın istif'âl vezninde olup 'kendini büyük görmeye çalışmak' demek olduğunu beyân buyurmuşlardır. Hakiki büyüklük (kibriyâ) yalnızca Allah'a mahsustur; kulun istikbârı, haddini aşmasıdır.\n\nIzutsu'nun bu husustaki tespiti son derece keskindir: İstikbâr, Kur'ân'ın temel kötülük kavramlarından biridir — hakikati bildiği hâlde reddeden kişi müstekbirdir. Bu, İblîs'in temel günahıyla aynı köktendir.\n\nÂyetin sonundaki إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ (Allah zâlim kavmi hidâyete erdirmez) ifadesi, zulmü tercih edenlerin hidâyetten mahrûm bırakılacağını bildirir. Kefevî Hazretleri zulmün üç mertebesini ayırt eder: kulun Allah'a karşı zulmü ki şirktir; insanlara karşı zulmü ki haksızlıktır; kendine karşı zulmü ki günahtır. Bu âyette üçü de mevcuttur.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, istikbâr'ı mânevî yolun en büyük engeli olarak görür. *\"Kibir, kalbin hastalığıdır. Bedeni hasta eden mikrop gibi, kibir de kalbi öldürür. Hakikat, mütevâzı kalbe girer; kibirli kalp, hakikate kapalıdır.\"* Hazret'e göre, hakikati tanıyan birinin şehâdeti bile kibirli insanı ikna edemez — çünkü asıl engel bilgisizlik değil, kibirdir.\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında istikbâr, varlığın en büyük perdesidir. Hakk'ı görmek için 'ben' perdesinin kalkması gerekir. İstikbâr, 'ben'in en kalın hâlidir. Âdem'e secde etmeyi reddeden İblîs'in düşüşü, istikbârın nelere mâl olacağının ebedî dersidir.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, su onun tepesinde durmaz — aşağıya, çukura, alçak yere akar. Hakikat de öyledir: kibirli kalbe uğramaz, mütevâzı gönle akar. Dağ olmayı bırak, vâdi ol — tâ ki hakikat sana aksın.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Sülûkun en tehlikeli düşmanı, 'ben anladım, ben bildim, ben ulaştım' vehmidir. Bu vehim, istikbârın mânevî versiyonudur. Nice âlim ve ârif, bu kapıda kaymıştır. Sana hakikati gösteren birini gördüğünde — isterse senden 'aşağı' birisi olsun — kibrinle onu reddetme. Çünkü bu âyet sana gösterir ki: İsrâiloğullarından basit bir âlimin şehâdeti, Mekke'nin bütün büyüklerinden daha değerlidir.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Hakikat, sana nereden gelirse gelsin kabul et. Kibrini bir kenara bırak. Bir çocuğun ağzından çıkan sözde bile hikmet olabilir — yeter ki kulağın açık, gönlün alçak olsun. Zulüm, başkasına yapılan haksızlık olduğu gibi, hakikati görüp de reddederek kendine yapılan haksızlıktır da.\n\nRabbimiz, bizi kibirden ve istikbârdan koru. Hakikati kimden gelirse gelsin kabul eden mütevâzı bir kalp nasîb eyle. Bizi zâlimlerden değil, sâlihlerden eyle.","sources":["İbn Kuteybe, Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","Ebu'l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât"]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","ehli-kitap","hidayet-dalalet","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"De ki"},{"position":2,"surface":"أَرَءَيْتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-أ-ي","rootLatin":"r-'-y","lemma":"رَأَى","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"Gördünüz mü?"},{"position":3,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Eğer"},{"position":4,"surface":"كَانَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldu"},{"position":5,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":6,"surface":"عِندِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Mekan","root":"ع-ن-د","rootLatin":"'-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"katında"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":8,"surface":"وَكَفَرْتُم","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ve inkâr ettiniz"},{"position":9,"surface":"بِهِۦ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":9,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onu"},{"position":10,"surface":"وَشَهِدَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ش-ه-د","rootLatin":"ş-h-d","lemma":"شَهِدَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"ve şahitlik etti"},{"position":11,"surface":"شَاهِدٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ش-ه-د","rootLatin":"ş-h-d","lemma":"شَاهِد","form":"Fâ'il","features":{"irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"bir şahit"},{"position":12,"surface":"مِّنۢ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":13,"surface":"بَنِىٓ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ن-ي","rootLatin":"b-n-y","lemma":"بَنِي","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"oğulları"},{"position":14,"surface":"إِسْرَٰٓءِيلَ","pos":"isim","posDetail":"Alem İsim","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِسْرَائِيل","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr (gayr-ı munsarıf olduğu için fetha ile)","gloss":"İsrail"},{"position":15,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":16,"surface":"مِثْلِهِۦ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ث-ل","rootLatin":"m-s-l","lemma":"مِثْل","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"benzeri"},{"position":16,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onun"},{"position":17,"surface":"فَـَٔامَنَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"böylece"},{"position":17,"surface":"آمَنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-م-ن","rootLatin":"'-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"iman etti"},{"position":18,"surface":"وَٱسْتَكْبَرْتُمْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":18,"surface":"ٱسْتَكْبَرْتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"اِسْتَكْبَرَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"büyüklük tasladınız"},{"position":19,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Şüphesiz"},{"position":20,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"Allah"},{"position":21,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":22,"surface":"يَهْدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"hidayet etmez"},{"position":23,"surface":"ٱلْقَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"kavmi"},{"position":24,"surface":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","lemma":"ظَالِم","form":"Fâ'il","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife","gender":"Müzekker","number":"Cemi"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"zalimleri"}]
