# Ahkâf Sûresi, 16. Âyet (46:16)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَـٰبِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

*Ulâ-ike-lleżîne netekabbelu ‘anhum ahsene mâ ‘amilû ve netecâvezu ‘an seyyi-âtihim fî ashâbi-lcenne(ti)(s) va'de-ssidki-lleżî kânû yû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/16

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde salih amellerin kabulünü ve günahların affını müjdelerken, bâtında 'ahsen-i amel'in, yani ihsan mertebesinde yapılan amellerin ve bu amellerin getirdiği 'Zât cennetleri'ne ulaşmanın işaretidir. Kötülüklerin geçilmesi ise, kulun nefsaniyetinden arınarak ilahi sıfatlarla ahlaklanması ve nihayetinde kendi zâtının mahvı ile Hakk'ın zâtında perdelenmesidir. Bu, sadece fiillerin değil, sıfatların ve zâtın kemale ermesiyle elde edilen bir mertebedir.","terzibabaPerspective":"Terzibaba, cennet kavramını sadece cismani bir mekan olarak değil, aynı zamanda 'sıfat cennetleri' ve 'zât cennetleri' olarak da açıklar. Bu ayette geçen 'işlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz' ifadesi, Terzibaba'nın 'ihsan'ın ikinci mertebesi olarak tanımladığı, 'Rabbi ona; “teslim ol” buyurduğunda, “âlemlerin Rabbına teslim oldum” demişti' [Kaynak 3: Yunus Suresi, s.79] ve 'kim vechini Allah’a teslim ederse, ona ihsan olunur' [Kaynak 3: Yunus Suresi, s.79] ifadeleriyle örtüşür. Bu, kulun sadece fiilen değil, tüm varlığıyla Allah'a yönelmesi ve O'nun Zati ilmine mahal olmasıdır. 'Kötülüklerini geçtiğimiz' ifadesi ise, bu mertebeye ulaşanların 'nefsi emmarenin karalığı-karanlığı ve zilleti-aşalığı bulaşmaz' [Kaynak 3: Yunus Suresi, s.79] haliyle açıklanır. Terzibaba, bu kimselerin 'zât cennetindedirler ve orada ebedi kalacaklardır' [Kaynak 3: Yunus Suresi, s.79] diyerek ayetin işari boyutunu vurgular.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin Fusûsu’l-Hikem'deki cennet tasnifi, bu ayetin işari yorumu için temel teşkil eder. O, cennetleri 'fiillerin ve sâlih amellerin cenneti', 'sıfât cennetleri' ve 'zât cennetleri' olarak üçe ayırır. Ayetteki 'işlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz' ifadesi, 'sıfât cennetleri'ne işaret eder ki, bu 'abdin ilâh-î kemâl sıfatı ile vasıflanması ve ilâh-î ahlâk ile ahlâklanmasıdır.' [Kaynak 1: Lokman Suresi, s.79]. 'Kötülüklerini geçtiğimiz' ise, kulun nefsaniyetinden arınarak ilahi ahlakla ahlaklanması ve bu sayede günahların örtülmesi anlamına gelir. Nihayetinde 'cennetlikler içindedirler' ifadesi, 'zât cennetleri'ne ulaşan 'hâs kullarına, Rabbü’l-erbâb olan Allah zü’l-Celâl Hazretlerinin ve her birinin erbâb-ı müteferrikadan kendisine âit olan Rabb’in tecellî-i zât ile zuhûrundan ve kulun zâtta, kendi zâtının mahvı ile o cennetlerde örtülmesi-perdelenmesinden ibârettir.' [Kaynak 1: Lokman Suresi, s.79]. Bu, 'seyr-i fillâh'ın nihayetsizliğini ve her mertebede Allah'ta seyri ifade eder.","mesneviContext":"Mevlânâ'nın doğrudan bu ayetle ilgili bir yorumu kaynak metinlerde bulunmamakla birlikte, 'Hakk'an mü'min olarak sabahladım' diyen Hz. Zeyd b. Hârise kıssası, imanın hakikatine ve bu hakikatin getirdiği manevi hallere işaret eder. Hz. Zeyd'in 'Nefsimi dünyâdan uzaklaştırdım, indimde taşı ve kerpici ve altını ve gümüşü aynı oldu. Ve gündüz susuz, ve gece uykusuz oldum, ve sanki açıktan açığa Rabb’imin arşına bakıyorum... ve cennet ehline nazar ediyorum ki, orada birbirlerini ziyaret ederler' [Kaynak 2: Gökyüzü İnsanları Araştırması 1, s.35] sözleri, ayetteki 'ahsen-i amel'in ve 'kötülüklerin geçilmesi'nin, yani nefsaniyetten arınmanın ve ilahi müşahedeye ermenin bir tezahürüdür. Mevlânâ'nın bu kıssayı izahı, zahiri amellerin ötesinde, kalbin ve ruhun derinliklerindeki imanı ve ihsanı vurgular.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk açısından bu ayet, salikin manevi yolculuğundaki ilerleyişini ve ulaştığı mertebeleri özetler. 'İşlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz' ifadesi, salikin 'ihsan' mertebesine ulaşarak amellerini sadece şeklen değil, ruhen ve kalben de en güzel şekilde ifa etmesidir. Bu, 'Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek' halidir. 'Kötülüklerini geçtiğimiz' ise, salikin nefs-i emmare ve nefs-i levvame mertebelerini aşarak, nefs-i mutmainne ve daha üst mertebelere yükselmesiyle, günahların ve nefsani kusurların ilahi rahmetle örtülmesi ve affedilmesidir. Bu durum, 'Zat tecellisi'ne mahal olmaya başlamak ve 'Zat mertebesi'ne ulaşmakla ilişkilendirilir. [Kaynak 3: Yunus Suresi, s.79]. Bu mertebede kul, 'seyr-i fillâh' halindedir ve kemallerinin hâsılası bu mertebede gerçekleşir.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, sadece zahiri ibadetleri yerine getirmenin ötesinde, amellerini 'ihsan' mertebesinde, yani en güzel ve samimi şekilde yapmaya gayret etmenin önemini vurgular. Bu, her işte Allah'ın rızasını gözetmek, kalbi temiz tutmak ve nefsaniyetten arınmaya çalışmaktır. Kötülüklerin affı ve cennetlikler arasına katılma vaadi, Allah'ın rahmetinin genişliğini ve kulun samimi çabasının karşılıksız kalmayacağını gösterir. Aynı zamanda, manevi yolculukta ilerlemenin, sadece fiillerle değil, sıfatlarla ve zâtla da Allah'a yönelmekle mümkün olduğunu hatırlatır. Bu, dünya meşgaleleri içinde dahi kalbi Allah'a bağlı tutmak ve O'nun vechini talep etmekle mümkündür. 'Ne cennet, ne mal ne mülk var, sadece Rabbının vechi var ve nefsi, yani kişinin bütün varlığını devreye sokuyor.' [Kaynak 4: 31 18 KEHF Sûresi SON, s.49] Bu, hayatın her anında Allah ile olan bağı güçlendirme ve O'na tam bir teslimiyetle yönelme çağrısıdır."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Önceki ayetlerde anlatılan ihsan sahiplerinin amellerinin en güzel şekilde kabul edileceği, kötülüklerinin bağışlanacağı ve cennet ehli arasında yer alacakları müjdelenir.","keyConcepts":[{"word":"نَتَقَبَّلُ","root":"ق ب ل","rootLatin":"Q-B-L","meaning":"Kabul etmek, razı olarak almak; amellerin en güzeli seçilerek kabul edilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Tekabbül, tefa''ul vezninde olup 'beğenerek ve razı olarak kabul etmek' demektir. Salt 'kabul'den farkı, seçicilik ve rıza içermesidir. Allah'ın amelleri 'tekabbül' etmesi, onları hoşnutlukla karşılaması anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"'Ahsene mâ amilû' ifadesiyle birlikte gelmesi, Allah'ın kulların amellerinden en iyilerini seçip kabul ettiğini, geri kalanları da bağışladığını gösterir."}]},{"word":"سَيِّـَٔاتِهِمْ","root":"س و أ","rootLatin":"S-V-E","meaning":"Kötülükler, günahlar; Allah'ın bunları geçeceği (tecâvüz) müjdesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Seyyie, insanı üzen, kötü olan fiildir. Hasenât'ın (iyilikler) zıddıdır. Ayette seyyiâtın 'geçilmesi' (tecâvüz), Allah'ın bu günahları sanki hiç olmamış gibi affetmesi demektir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"'Netecâvezu an seyyiâtihim' ifadesindeki 'tecâvüz', günahların yanından geçip gitme, onları hesaba katmama anlamındadır — bu, mağfiretten bile daha üst bir af mertebesidir."}]},{"word":"وَعْدَ ٱلصِّدْقِ","root":"و ع د / ص د ق","rootLatin":"V-A-D / S-D-Q","meaning":"Doğru söz, gerçek vaat; Allah'ın vaadinin kesinliği ve değişmezliği.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Va'd, gelecekte bir iyiliği veya kötülüğü bildirmektir. 'Va'de's-sıdk' tamlaması, bu vaadin kesinlikle gerçekleşeceğini, asla değişmeyeceğini pekiştirir. Sıdk ile tavsif edilmesi, va'din bizzat kendisinin doğruluk olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece 'doğru söz' değil, 'sözle fiilin mutlak uyumu' anlamını taşıdığını belirtir. Allah'ın vaadi 'sıdk' olduğunda, bu vaadin gerçekleşmesi kaçınılmazdır."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 16. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nİşte bunlar, işlediklerinin en güzelini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz kimselerdir. Onlar cennet ehli arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.\n\nBu âyet-i kerîme, ilâhî rahmetin en güzel tecellîlerinden birini müjdeler — tıpkı bahar yağmurunun kurumuş bir bahçeyi canlandırması gibi, bu müjde müminin kalbini diriltir.\n\nنَتَقَبَّلُ (netekabbelu — kabul ederiz): Râgıb Hazretleri tefa''ul veznindeki bu kelimenin 'beğenerek ve râzı olarak kabul etmek' demek olduğunu beyân buyurmuşlardır. Salt kabulden farkı, seçicilik ve rızâ içermesidir. Allah, kullarının amellerinden en güzellerini (أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا) seçerek kabul eder — bir baba gibi, çocuğunun en iyi yönlerini takdir eder.\n\nنَتَجَاوَزُ عَنْ سَيِّئَاتِهِمْ (kötülüklerini geçeriz): Fîrûzâbâdî Hazretleri Basâir'inde تَجَاوُز (tecâvüz) kavramını 'günahların yanından geçip gitme, onları hesaba katmama' olarak açıklar. Bu, مَغْفِرَة (mağfiret — bağışlama) dan bile yüksek bir af mertebesidir — günahlar sanki hiç olmamış gibi muâmele görür.\n\nوَعْدَ الصِّدْقِ (va'de's-sıdk — doğru söz): Kefevî Hazretleri va'd'in gelecekte bir iyiliği bildirmek olduğunu açıklar. 'Sıdk' ile tavsif edilmesi, bu vaadin kesinlikle gerçekleşeceğini, asla değişmeyeceğini pekiştirir. Izutsu'nun isabetli tespiti ile söyleyecek olursak: Kur'ân'da 'sıdk', sadece 'doğru söz' değil, 'sözle fiilin mutlak uyumu' demektir — Allah'ın vaadi sıdk olduğunda, gerçekleşmesi kaçınılmazdır.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, bu âyetteki 'en güzelini kabul' ifadesini şöyle yorumlar: *\"Allah, senin niyetine bakar. Amelin eksik olsa da niyetin hâlis ise, Allah o amelin en güzel yönünü alır, geri kalanını bağışlar. Çünkü O, Kerîm'dir — cömertliği, senin kusurlarından büyüktür.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında 'tecâvüz' kavramı, Hakk'ın rahmetinin gazabını geçmesinin en güzel ifadesidir. Allah, kulunun günahlarının yanından geçer — tıpkı annenin çocuğunun hatalarını görmezden gelmesi gibi, ama sonsuz kere daha yüce.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Allah, gülün güzelliğini kabul eder, dikenini affeder. Senden gül iste ki dikenin af olsun. Amelsiz oturma — ama amelinin kusursuz olmasını da bekleme; çünkü kusurun affı, kemâlin kabulünden büyüktür.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Bu âyet, sana büyük bir ümit verir. Amellerinin kusuruna bakıp ümitsizliğe düşme — Allah, senin en güzelini alır. Ama bu, tembelliğe bahâne de değildir — 'nasıl olsa affeder' deme; en güzelini sunmaya çalış ki, Allah'ın tekabbülüne lâyık olasın.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın mükemmeliyetçilik stresinde ezilen insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Kusursuz olmak zorunda değilsin. Allah, senden mükemmellik değil, samimiyet ister. En güzel amelin kabul edilir, kusurların geçilir. Bu, tembel ol demek değil — elinden gelenin en iyisini yap, gerisini Hakk'a bırak.\n\nRabbimiz, amellerimizin en güzelini kabul et, kusurlarımızın yanından geç. Bize verdiğin va'de's-sıdk'a îman ediyoruz — bizi cennet ehlinden eyle.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz","Ebu'l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar"]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat","tovbe","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ulâ-ike"},{"position":2,"translit":"lleżîne"},{"position":3,"translit":"netekabbelu"},{"position":4,"translit":"‘anhum"},{"position":5,"translit":"ahsene"},{"position":6,"translit":"mâ"},{"position":7,"translit":"‘amilû"},{"position":8,"translit":"ve netecâvezu"},{"position":9,"translit":"‘an"},{"position":10,"translit":"seyyi-âtihim"},{"position":11,"translit":"fî"},{"position":12,"translit":"ashâbi"},{"position":13,"translit":"lcenne(ti)(s)"},{"position":14,"translit":"va'de"},{"position":15,"translit":"ssidki"},{"position":16,"translit":"lleżî"},{"position":17,"translit":"kânû"},{"position":18,"translit":"yû'adûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أُو۟لَـٰٓئِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnî; mübteda konumunda","gloss":"işte onlar","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Mübteda"},{"position":2,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî; haber konumunda","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Haber"},{"position":3,"surface":"نَتَقَبَّلُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-ب-ل","rootLatin":"q-b-l","lemma":"تَقَبَّلَ","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"kabul ederiz","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":4,"surface":"عَنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, hakkında","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":5,"surface":"أَحْسَنَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ح-س-ن","rootLatin":"ḥ-s-n","lemma":"أَحْسَن","form":"Ef'al","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"en güzelini","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih","izafet":"Muzâf"},{"position":6,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî; muzâfun ileyh konumunda","gloss":"şey","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":7,"surface":"عَمِلُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ع-م-ل","rootLatin":"ʿ-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yaptılar","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":8,"surface":"نَتَجَاوَزُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-و-ز","rootLatin":"j-w-z","lemma":"تَجَاوَزَ","form":"Tefâ'ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"geçeriz","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":9,"surface":"عَن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":10,"surface":"سَيِّـَٔاتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ا","rootLatin":"s-w-ʾ","lemma":"سَيِّئَة","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kötülükleri","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":10,"surface":"هِمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":11,"surface":"فِىٓ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":12,"surface":"أَصْحَـٰبِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ص-ح-ب","rootLatin":"ṣ-ḥ-b","lemma":"صَاحِب","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sahipleri","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":13,"surface":"ٱلْجَنَّةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ج-ن-ن","rootLatin":"j-n-n","lemma":"جَنَّة","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"cennetin","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":14,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":14,"surface":"عْدَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"وَعْد","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûl-i mutlak veya hal olduğu için mansûb","gloss":"sözü","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûl-i mutlak","izafet":"Muzâf"},{"position":15,"surface":"ٱلصِّدْقِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ص-د-ق","rootLatin":"ṣ-d-q","lemma":"صِدْق","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"doğruluk","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":16,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِى","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i mevsûl olduğu için mebnî; sıfat konumunda","gloss":"o ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Sıfat"},{"position":17,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":18,"surface":"يُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"vaat olunuyorlar","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Meçhul muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk · *46/16*
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
