# Ahkâf Sûresi, 16. Âyet (46:16)

> أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَـٰبِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

*Ulâ-ike-lleżîne netekabbelu ‘anhum ahsene mâ ‘amilû ve netecâvezu ‘an seyyi-âtihim fî ashâbi-lcenne(ti)(s) va'de-ssidki-lleżî kânû yû'adûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/16

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Önceki ayetlerde anlatılan ihsan sahiplerinin amellerinin en güzel şekilde kabul edileceği, kötülüklerinin bağışlanacağı ve cennet ehli arasında yer alacakları müjdelenir.","keyConcepts":[{"word":"نَتَقَبَّلُ","root":"ق ب ل","rootLatin":"Q-B-L","meaning":"Kabul etmek, razı olarak almak; amellerin en güzeli seçilerek kabul edilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Tekabbül, tefa''ul vezninde olup 'beğenerek ve razı olarak kabul etmek' demektir. Salt 'kabul'den farkı, seçicilik ve rıza içermesidir. Allah'ın amelleri 'tekabbül' etmesi, onları hoşnutlukla karşılaması anlamına gelir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"'Ahsene mâ amilû' ifadesiyle birlikte gelmesi, Allah'ın kulların amellerinden en iyilerini seçip kabul ettiğini, geri kalanları da bağışladığını gösterir."}]},{"word":"سَيِّـَٔاتِهِمْ","root":"س و أ","rootLatin":"S-V-E","meaning":"Kötülükler, günahlar; Allah'ın bunları geçeceği (tecâvüz) müjdesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Seyyie, insanı üzen, kötü olan fiildir. Hasenât'ın (iyilikler) zıddıdır. Ayette seyyiâtın 'geçilmesi' (tecâvüz), Allah'ın bu günahları sanki hiç olmamış gibi affetmesi demektir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"'Netecâvezu an seyyiâtihim' ifadesindeki 'tecâvüz', günahların yanından geçip gitme, onları hesaba katmama anlamındadır — bu, mağfiretten bile daha üst bir af mertebesidir."}]},{"word":"وَعْدَ ٱلصِّدْقِ","root":"و ع د / ص د ق","rootLatin":"V-A-D / S-D-Q","meaning":"Doğru söz, gerçek vaat; Allah'ın vaadinin kesinliği ve değişmezliği.","sources":[{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Va'd, gelecekte bir iyiliği veya kötülüğü bildirmektir. 'Va'de's-sıdk' tamlaması, bu vaadin kesinlikle gerçekleşeceğini, asla değişmeyeceğini pekiştirir. Sıdk ile tavsif edilmesi, va'din bizzat kendisinin doğruluk olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kavramının Kur'an'da sadece 'doğru söz' değil, 'sözle fiilin mutlak uyumu' anlamını taşıdığını belirtir. Allah'ın vaadi 'sıdk' olduğunda, bu vaadin gerçekleşmesi kaçınılmazdır."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Furkân Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Fusûs Mukaddimesi** — Ahmet Avni Konuk · *46/16*
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
- **Kelime-i İsmâiliyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/16*
