# Ahkâf Sûresi, 22. Âyet (46:22)

> قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

*Kâlû eci/tenâ lite/fikenâ ‘an âlihetinâ fe/tinâ bimâ te'idunâ in kunte mine-ssâdikîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlar ise, "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/22

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde peygamberlere karşı çıkan inkarcıların sözlerini aktarırken, batında nefsin ve hevanın, hakikat çağrısına karşı direnişini sembolize eder. 'Tanrılarımızdan alıkoymak' ifadesi, kişinin alışkanlık haline getirdiği, nefsine hoş gelen, ancak hakikatten uzaklaştıran batıl inançları, dünya sevgisini ve benlik putlarını terk etme çağrısına karşı gösterdiği tepkiyi anlatır. 'Bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' sözü ise, nefsin ve hevanın, manevi azap ve sonuçları hafife almasını, hatta meydan okumasını ifade eder. Bu, hakikatin tecellisine karşı körleşmiş bir ruh halinin dışavurumudur.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneğinde bu tür ayetler, nefsin Firavunvari direnişini ve 'nefs-i emmâre'nin hayal ve vehim güçlerini' temsil eder. Kaynak metinlerde Firavun'un sihirbazları toplamasından bahsedilirken, 'Nefs-i emmâre yani Fir’âvn taraftarı olan hayal ve vehim. Akıl ve fikir hakkında “bu ikisi,” kendi zanları üzere hayal etikleri, akıl ve fikir hakkında kendi hayal ve vehim halkına, sizi beden yurdundan çıkarmak istiyorlar bunlar gerçekten sihirbazdır dediler.' [Kaynak 2: Yunus Suresi, s.155] ifadesi, ayetteki 'tanrılarımızdan alıkoymak' söylemini, nefsin kendi kurduğu batıl düzeni ve yanılsamaları koruma çabası olarak yorumlamaya kapı aralar. Nefs, kendi 'tanrılarını' (heva ve heveslerini) terk etmeyi, kendi 'yurdundan' (beden ülkesinden) çıkarılmak gibi algılar. 'Bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' ifadesi ise, nefsin acizliğini ve hakikati idrak edememesini, hatta ilahi azabı küçümsemesini gösterir. Terzibaba'nın vurguladığı gibi, 'Emmare nefs üst katları bilmediği için herkesi kendi gibi görür.' [Kaynak 4: Hud Suresi, s.91] Bu durum, nefsin kendi sınırlı algısıyla hakikate meydan okumasını açıklar.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin Fütühât ve Füsûs perspektifinden bakıldığında, 'tanrılarımız' ifadesi, kişinin kendi vehimleriyle oluşturduğu 'ilah' tasavvurlarını, yani 'halkın günah etmese, halk eder İlah' [Kaynak 4: Hud Suresi, s.91] beyitinde olduğu gibi, kendi nefsani arzularını ve dünya bağlarını ilahlaştırmasını ifade eder. Bu 'tanrılar', kişinin hakiki tevhid idrakine ulaşmasını engelleyen perdelerdir. Peygamberin (veya mürşidin) çağrısı, bu vehmi ilahları terk etme, yani 'hakkın emri şiddetlenip iş büyümeye başlar' [Kaynak 1: Kalem Suresi, s.145] ifadesindeki gibi, hakikatin tecellisiyle batılın ortadan kalkmasıdır. 'Bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' sözü ise, nefs-i emmârenin 'Celal ehli'ne ait bir tavır olarak, ilahi celal tecellilerini idrak edemeyişini ve hatta onları davet edişini gösterir. İbn Arabî'ye göre, her tecelli bir hikmet üzere olup, bu tür direnişler de 'Adl ve Hakem isimleri'nin tecellisine vesile olur. [Kaynak 4: Hud Suresi, s.91]","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde bu ayet, nefsin ve dünya sevgisinin insanı nasıl körleştirdiğini ve hakikatten uzaklaştırdığını anlatan birçok kıssayla ilişkilendirilebilir. Nefsin 'atalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun?' [Kaynak 4: Hud Suresi, s.91] şeklindeki direnişi, Mesnevî'de taklit ve atalar dinine bağlılık temasıyla işlenir. Hakikati getiren peygamberin (veya mürşidin) sözleri, nefse 'sihir' gibi gelir, çünkü nefis kendi alışkanlıklarını ve batıl inançlarını terk etmek istemez. 'Mûsâ (a.s.) döneminde sihirbazlık en ileri düzeyde imiş.' [Kaynak 2: Yunus Suresi, s.155] ifadesi, her dönemin kendi batıl 'sihirlerinin' olduğunu ve hakikatin bunlara karşı galip geldiğini gösterir. Ayetteki meydan okuma, nefsin 'kendi zanları üzere hayal ettikleri' [Kaynak 2: Yunus Suresi, s.155] ile hakikate karşı duruşunu ve 'bugün size tatlı gelen yarın acı gelmeyecek?' [Kaynak 1: Kalem Suresi, s.145] sorusunun cevabını idrak edemeyişini vurgular.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk yolundaki bir salik için bu ayet, manevi ilerlemenin önündeki en büyük engellerden birini, yani nefsin ve hevanın 'ilahlaştırdığı' alışkanlıkları ve batıl inançları terk etme mücadelesini simgeler. Salik, kendi içindeki 'tanrıları' (benlik, kibir, dünya sevgisi, şehvetler) terk etme çağrısıyla yüzleştiğinde, nefsi bu çağrıya direnir. 'Bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' sözü, nefsin manevi disiplinlere ve riyazetlere karşı gösterdiği isteksizliği, hatta bazen meydan okumayı ifade eder. Bu direnç, salikin 'nefs-i emmâre'den 'nefs-i levvâme'ye geçiş sürecinde yaşadığı iç çatışmayı gösterir. Salik, bu 'tanrılardan' vazgeçmedikçe hakiki tevhide ulaşamaz ve 'Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir?' [Kaynak 5: Yunus Suresi, s.13] uyarısının muhatabı olmaktan kurtulamaz. Bu ayet, salike, kendi içindeki batıl 'tanrıları' sorgulama ve terk etme gerekliliğini hatırlatır.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, kendi iç dünyasında ve dış yaşamında hangi 'tanrılara' hizmet ettiğini sorgulama çağrısıdır. Modern dünyada bu 'tanrılar' para, makam, şöhret, tüketim, ego tatmini gibi çeşitli şekillerde tezahür edebilir. Ayet, kişinin bu dünyevi bağlardan ve nefsani arzulardan vazgeçme çağrısına karşı gösterdiği direnci ve bu direncin sonuçlarını düşünmesi gerektiğini hatırlatır. 'Ne bilirsiniz ki bugün size tatlı gelen yarın acı gelmeyecek?' [Kaynak 1: Kalem Suresi, s.145] uyarısı, anlık zevklerin ve dünyevi kazanımların geçiciliğini ve ahiretteki karşılığını düşünmeye sevk eder. Mü'min, kendi 'tanrılarını' terk etmeye cesaret etmeli, hakikate teslim olmalı ve 'Allah'ın bir hükmünü bozamaz, bir gerçeği değiştiremez' [Kaynak 1: Kalem Suresi, s.145] bilinciyle yaşamalıdır. Aksi takdirde, 'zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz' [Kaynak 4: Hud Suresi, s.91] hakikatiyle yüzleşecektir. Bu, her an tevhid bilincini canlı tutma ve nefsani arzulara karşı uyanık olma dersidir."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ad kavmi, Hûd'a 'Bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğruysan azabı getir' diye meydan okur.","keyConcepts":[{"word":"لِتَأْفِكَنَا","root":"أ ف ك","rootLatin":"E-F-K","meaning":"Bizi çevirmek, uzaklaştırmak; haktan bâtıla veya bâtıldan hakka döndürme.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"İfk, bir şeyi olması gereken yönden çevirmektir. Ad kavmi, Hûd'un onları putlarından 'çevirmeye' çalıştığını söyler — ironik olan, asıl çevrilmesi gereken kendileridir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"'Te'fikena' fiili, 'yüzümüzü döndürmek, bizi saptırmak' anlamındadır. Ad kavmi, hakikati kabul etmeyi sapma olarak gördükleri için bu ifadeyi kullandılar — bakış açısı tamamen tersine dönmüş bir toplumun ifadesidir."}]},{"word":"ٱلصَّـٰدِقِينَ","root":"ص د ق","rootLatin":"S-D-Q","meaning":"Doğru sözlüler; Hûd'a yönelik 'doğruysan ispat et' meydan okuması.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'sıdk' kavramının söz ile fiil arasındaki uyumu ifade ettiğini belirtir. Ad kavminin 'in künte mine's-sâdıkîn' meydan okuması, azabı görmeden inanmayacaklarının ilanıdır — bu, tüm inkârcıların ortak tavrıdır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Sâdık, sözü gerçeğe mutabık olan kişidir. Ad kavmi bu ifadeyle aslında Hûd'u yalanladıklarını ilan ediyorlar — çünkü azabın gelmesini isterek paradoksal bir meydan okuma yapıyorlar."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 22. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\n'Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' dediler.\n\nÂd kavminin bu cevabı, bütün inkârcıların ortak tavrını yansıtır: meydan okuma ve tehdit isteme. لِتَأْفِكَنَا (li te'fikenâ) ifadesindeki إِفْك (ifk), Râgıb Hazretleri'nin beyânıyla 'bir şeyi olması gereken yönden çevirmek' demektir. İşte buradaki ironi: Asıl 'çevrilmesi' gereken kendileridir — ama onlar hakikati sapma olarak algılarlar.\n\nEbû Ubeyde Hazretleri Mecâzü'l-Kur'ân'ında تَأْفِكَنَا fiilinin 'yüzümüzü döndürmek, bizi saptırmak' anlamında olduğunu belirtir. Âd kavmi, hakikati kabul etmeyi sapma olarak gördükleri için bu ifadeyi kullandılar — bakış açısı tamamen tersine dönmüş bir toplumun ifadesidir.\n\nإِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ (doğruysan getir) meydan okuması: Izutsu'nun keskin tespiti ile söyleyecek olursak, صِدْق (sıdk) kavramı söz ile fiil arasındaki uyumu ifade eder. Âd kavmi, aslında Hûd'u yalanladıklarını ilan ediyorlar — azabın gelmesini isteyerek paradoksal bir meydan okuma yapıyorlar. Bu, tüm inkârcıların ortak tavrıdır: 'Eğer Allah varsa neden azap gelmiyor?'\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri bu meydan okumayı, nefsin en tehlikeli oyunu olarak görür: *\"Nefsini uyaranlara meydan okuyan, aslında kendi felâketini davet eder. Uyarıyı dinlemek zayıflık değil, hikmettir.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında 'bizi tanrılarımızdan alıkoymak' ifadesi, nefsin en büyük direncini gösterir. Nefis, alıştığı putlarından — velev ki o putlar onu mahvedecek olsun — ayrılmak istemez. Tedâvi, hastaya acı gelebilir — ama doktor düşman değildir.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Hasta, doktora 'ilaç getirme, canım acıyor' der. Doktor ise 'acı ilacı içmezsen ölürsün' der. Peygamberler, insanlığın doktorlarıdır — ilaçları acı gelebilir, ama şifâ vericidir.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Sülûk yolunda mürşidinin seni alıştığın şeylerden uzaklaştırması, Hûd'un kavmini putlarından uzaklaştırmasına benzer. Nefsin 'beni alışkanlıklarımdan ayırıyorsun!' diye feryat edecektir — ama bu feryat, şifânın başladığının alâmetidir.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: 'Eğer Allah varsa neden azap gelmiyor?' sorusu, Âd kavminin sorusunun modern versiyonudur. Allah'ın sabrı, inkârın delili değildir — mühlet vermesidir. Ve mühlet, bir gün sona erer.\n\nRabbimiz, bizi hakikate meydan okuyan ahmaklar zümresine katma. Uyarıyı duyan, dinleyen ve hemen tövbe eden kullarından eyle.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Ebû Ubeyde, Mecâzü'l-Kur'ân","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar"]}

## Tefsir

{"topics":["musrikler","peygamberlik","kufur-sirk","tebligh"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Kâlû"},{"position":2,"translit":"eci/tenâ"},{"position":3,"translit":"lite/fikenâ"},{"position":4,"translit":"‘an"},{"position":5,"translit":"âlihetinâ"},{"position":6,"translit":"fe/tinâ"},{"position":7,"translit":"bimâ"},{"position":8,"translit":"te'idunâ"},{"position":9,"translit":"in"},{"position":10,"translit":"kunte"},{"position":11,"translit":"mine"},{"position":12,"translit":"ssâdikîn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"mi?","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"İstifhâm edatı"},{"position":2,"surface":"جِئْتَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ي-ا","rootLatin":"j-y-ʾ","lemma":"جَاءَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"geldin","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"bize","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":3,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Ta'lil)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":3,"surface":"تَأْفِكَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ا-ف-ك","rootLatin":"ʾ-f-k","lemma":"أَفَكَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Gizli 'en' ile mansûb","gloss":"alıkoyasın","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"bizi","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"عَنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":5,"surface":"ءَالِهَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"إِلَاه","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"tanrılarımızdan","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"bizim","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":6,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o halde","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":6,"surface":"أْتِ","pos":"fiil","posDetail":"Emir Fiil","root":"ا-ت-ي","rootLatin":"ʾ-t-y","lemma":"أَتَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"getir","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":6,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"bize","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":7,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî","gloss":"o şey ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":8,"surface":"تَعِدُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"وَعَدَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"tehdit ediyorsun","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":8,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"bizi","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":9,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"eğer","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Şart edatı"},{"position":10,"surface":"كُنْتَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî (Nâkıs)","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"isen","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":11,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":12,"surface":"ٱلصَّـٰدِقِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ص-د-ق","rootLatin":"ṣ-d-q","lemma":"صَادِق","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"doğru sözlülerden","irabMarker":"yâ ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/22*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/22*
