# Ahkâf Sûresi, 23. Âyet (46:23)

> قَالَ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَلَـٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

*Kâle innemâ-l'ilmu ‘inda(A)llâhi ve ubelliġukum mâ ursiltu bihi velâkinnî erâkum kavmen techelûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Hud, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/23

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, peygamberlerin ve kâmil insanların ilim ve irfan yolculuğundaki tevazuunu, gayb bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu ve onların görevinin sadece tebliğ olduğunu vurgular. 'İlm-i ledünnî' ve 'ilm-i zâhirî' ayrımını yaparak, peygamberlerin dahi her şeyi bilemeyeceğini, ancak Allah'ın bildirdiği kadarıyla hareket ettiklerini ve halkı irşad ettiklerini gösterir. 'Cahil bir millet' ifadesi, zahiri bilginin ötesindeki manevi hakikatlere kapalı olan, nefsinin ve vehimlerinin hükmü altında yaşayan insanlara işaret eder. Gerçek ilim, zevk ve tecrübe ile elde edilen, batıni ilimdir ki bu da ancak Allah'ın lütfuyla mümkündür.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneği, Hızır (a.s.) ve Musa (a.s.) kıssasında olduğu gibi, ilmin iki nevi olduğunu vurgular: 'Hakk'a taalluk eden ilm-i bâtın (ilm-i ledünnî)' ve 'halka taalluk eden ilm-i zâhirî (ilm-i şerîat ve risâlet)'. Bu ayet, peygamberin 'gaybı bilmem' demesiyle, ilm-i ledünnînin peygamberlerin tebliğ görevinin dışında olduğunu ve bu ilmin 'hasâis-i velâyettendir' [Kaynak 4: Kelimeyi Museviye TB. Şerhi, s.63] olduğunu teyit eder. Peygamberin görevi, kendisine gönderileni tebliğ etmektir, gaybı açıklamak değil. 'Cahil bir millet' ifadesi, bu batıni ilimden ve hakikatlerden gafil olanlara yönelik bir tespittir. Terzibaba, 'Allah Teâlâ bana senin bilmediğin bir ilmi ta’lîm etti ve sana da benim bilmediğin bir ilmi ta’lîm eyledi' [Kaynak 1: Kelimeyi Museviye TB. Şerhi, s.103] sözüyle, her ilmin kendi mertebesi olduğunu ve gaybın bilgisinin Allah katında olduğunu vurgular. Peygamberlerin dahi nefsin özelliklerini bildiğini, ancak 'kimin içinde ne var? Allah açık etmedikçe bilemezler' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.159] ifadesiyle, ayetin 'Allah onların içlerindekini daha iyi bilir' kısmına işaret eder.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin Fütûhât ve Füsûs perspektifinden bakıldığında, 'İnnemâ'l-ilmu indallâh' (Doğrusu bunun ne zaman geleceğini Allah bilir) ifadesi, mutlak ilmin yalnızca Hak Teâlâ'ya ait olduğunu ve O'nun 'Bikülli şey'in alîm' (Her şeyi hakkıyla bilen) olduğunu gösterir. İbn Arabî, 'vehmin hükmettiği şeyle gelen şeriat' [Kaynak 2: Fusûsu’l-Hikem, s.103] kavramını kullanarak, peygamberlerin tebliğ ettiği şeriatın dahi ilahi vehmin bir tezahürü olduğunu belirtir. Peygamberin 'gaybı bilmem' demesi, onun beşerî yönünün bir ifadesidir ve ilahi ilmin sınırsızlığı karşısındaki tevazuunu gösterir. 'Allah a'lemu haysu yec'alu risâletehu' (Allah risâletini nerede kılacağını bilir) [Kaynak 2: Fusûsu’l-Hikem, s.103] ayetiyle ilişkilendirildiğinde, risaletin ve tebliğin ilahi bir taksimat ve hikmet üzere olduğunu vurgular. Peygamberin 'sizin cahil bir millet olduğunuzu görüyorum' demesi, zahiri akıl ve vehimle sınırlı kalan, hakikatleri idrak edemeyen topluluklara işaret eder. İbn Arabî'nin 'men reani fakat reel hak' (Beni gören Hakk'ı görür) [Kaynak 2: Fusûsu’l-Hikem, s.103] sözü, kâmil insanın Allah'ın sureti ve hüviyeti olması itibarıyla, peygamberin tebliğ ettiği hakikatin aslında ilahi bir tezahür olduğunu anlatır.","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde ilim, sadece akıl yürütme ve ezberleme ile değil, aynı zamanda 'zevk' ve 'hâl' ile elde edilen bir tecrübe olarak ele alınır. Bu ayetteki 'gaybı bilmem' ifadesi, Mevlânâ'nın 'akıl, aşkın karşısında acizdir' temasıyla örtüşür. Zahiri ilim, belirli sınırlar içinde kalırken, ilahi aşk ve zevk ile elde edilen batıni ilim, gayb perdelerini aralamaya vesile olur. 'Cahil bir millet' ifadesi, Mevlânâ'nın 'hamdım, piştim, yandım' sözündeki 'ham' olma haline, yani manevi olgunluğa erişmemiş, zahiri bilgiyle yetinen ve hakikatten uzak kalan insanlara işaret eder. Peygamberin tebliğ görevi, bu ham ruhları pişirmeye, onları manevi yolculuğa sevk etmeye yöneliktir. Hızır ve Musa kıssası, Mevlânâ'nın eserlerinde sıkça işlenen bir tema olup, zahiri şeriat ilmi ile batıni ledün ilmi arasındaki farkı ve her ikisinin de ilahi hikmetin bir parçası olduğunu gösterir.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk açısından bu ayet, salikin manevi yolculuğundaki tevazu ve teslimiyetin önemini vurgular. Salik, kendi ilminin sınırlı olduğunu, gaybın ve hakikatin mutlak bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu idrak etmelidir. 'Gaybı bilmem' ifadesi, salikin nefsini arındırma ve benlik iddialarından vazgeçme sürecinde önemli bir adımdır. 'Ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum' kısmı, salikin kendi nefsine değil, Allah'tan gelen ilahi rehberliğe tabi olması gerektiğini gösterir. 'Cahil bir millet olduğunuzu görüyorum' ifadesi, salikin kendi içindeki cehaletle yüzleşmesi, nefsinin arzu ve vehimlerinden kaynaklanan yanılgıları terk etmesi gerektiğini hatırlatır. Salik, 'duygularını dizginleyecek' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.159] ve 'kendi niyetini sezecek' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.159] bir iç yolculuğa çıkmalıdır. Bu, 'kendini tanıdıkça Hakkı tanır' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.159] prensibiyle doğrudan ilişkilidir. Gerçek ilim, malumdan sonra bilmekle vasfedilen, fiillerin ortaya konulmasıyla müşahede edilen bir ilimdir. Salik, batında kalan tasavvurları fiile dönüştürmedikçe, ilmi 'şehadete geçmemiş' [Kaynak 5: Fusûsu’l-Hikem, s.279] olur.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, tevazuun ve haddini bilmenin önemini öğretir. Gaybı bilme iddiasında bulunmamak, her şeyi bildiğini zannetmekten kaçınmak gerekir. Bilginin kaynağının Allah olduğunu idrak etmek ve sadece O'nun bildirdiği kadarıyla hareket etmek esastır. Peygamberlerin dahi 'gaybı bilmem' demesi, bizlere kendi sınırlılıklarımızı hatırlatır ve her konuda Allah'a teslim olmayı öğütler. Ayrıca, başkalarını 'cahil' olarak etiketlemek yerine, onların iç hallerini ve niyetlerini yalnızca Allah'ın bildiğini kabul etmek önemlidir. 'Kişiyi yaptıklarından ötürü cennet ve cehenneme kolayca sokarız. Oysa niyetleri, insanların içindekileri ancak Allah bilir' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.159] uyarısı, yargılamaktan kaçınmayı ve hüsn-ü zan beslemeyi teşvik eder. Kendi iç dünyamıza dönerek, nefsimizin arzu ve vehimlerinden arınmaya çalışmak, gerçek manevi ilerlemenin yoludur. Zira 'Allah’tan gayrı inanılan ilahlar dünya hayatında menfaat sağlaması içindir' [Kaynak 3: Kur'anı Kerimde Nefs Ayetleri, s.101] ve bu tür beklentiler nefsin zulmüdür."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hûd, azabın zamanının yalnızca Allah'ın bilgisinde olduğunu, görevinin sadece tebliğ olduğunu ve kavmini cahil bir topluluk olarak gördüğünü söyler.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْعِلْمُ","root":"ع ل م","rootLatin":"A-L-M","meaning":"Bilgi; azabın zamanına dair bilginin yalnızca Allah katında olması.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"'İnneme'l-ilmu indallâh' ifadesi, gaybın bilgisinin mutlak olarak Allah'a ait olduğunu bildirir. Peygamberler bile gaybı bilmez — ancak Allah'ın bildirdiğini bilirler."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"'İlm'in 'indallâh' kaydıyla gelmesi, bu bilginin beşerî ilmin erişim alanı dışında olduğunu vurgular. Azabın zamanı, Allah'ın sınırsız ilminde mahfuzdur."}]},{"word":"تَجْهَلُونَ","root":"ج ه ل","rootLatin":"C-H-L","meaning":"Cahillik etmek; sadece bilgisizlik değil, bilinçli inkâr ve dürtüsellik.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'anî 'cehl' kavramının salt 'bilgisizlik' değil, 'dürtüsellik, azgınlık ve kasıtlı kayıtsızlık' anlamını taşıdığını gösterir. Ad kavminin cehl'i, bilmedikleri için değil, bilmek istemedikleri için olan bir cehalettir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Cehl, ilmin zıddıdır ama Kur'an'da genellikle 'bilmeme' değil, 'bilip de bilmezlikten gelme, hayvani dürtülerle hareket etme' anlamındadır. 'Kavmen techelûn' ifadesi, Ad kavminin kolektif bir cehalet içinde olduğunu bildirir."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 23. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nHûd dedi ki: 'Doğrusu bunun bilgisi yalnızca Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum; fakat sizin câhil bir kavim olduğunuzu görüyorum.'\n\nHz. Hûd'un bu cevabı, peygamberlik bilincinin ve görev sınırlarının mükemmel bir ifadesidir — tıpkı kılıç gibi keskin ve berrak.\n\nإِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللَّهِ (ilim yalnızca Allah katındadır): Fîrûzâbâdî Hazretleri Basâir'inde عِلْم (ilm) kelimesinin عِنْدَ اللَّه (indallâh) kaydıyla gelmesinin, bu bilginin beşerî ilmin erişim alanı dışında olduğunu vurguladığını belirtir. Gayb bilgisi mutlak olarak Allah'a aittir — peygamberler bile ancak Allah'ın bildirdiğini bilir.\n\nتَجْهَلُونَ (techelûn — câhillik ediyorsunuz): Şimdi bu âyetin en derin noktasına gelelim. Izutsu'nun keşfettiği üzere, Kur'ânî جَهْل (cehl) kavramı salt bilgisizlik değildir — o, 'dürtüsellik, azgınlık ve kasıtlı kayıtsızlık' anlamını taşır. Âd kavminin cehl'i, bilmedikleri için değil, bilmek istemedikleri için olan bir cehâlettir. Râgıb Hazretleri de bu tespiti teyit eder: Cehl, Kur'ân'da genellikle 'bilmeme' değil, 'bilip de bilmezlikten gelme, hayvânî dürtülerle hareket etme' anlamındadır.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, tebliğcinin görev sınırlarını şöyle çizer: *\"Tebliğ et, ama hidâyet vermeye kalkışma — hidâyet Allah'tandır. Azap zamanını bil, ama iddia etme — o da Allah'ın ilmindedir. Câhilliği tespit et, ama ümidini kesme — çünkü dünün câhili, bugünün ârifi olabilir.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında 'ilim yalnızca Allah katındadır' ifadesi, beşerî bilginin sınırlarını kabul etmenin hikmet olduğunu gösterir. Hakiki ilim, bilmediğini bilmektir — Sokrates'ten çok önce, peygamberler bu hakikati yaşamıştır.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Denizin dibini görmek isteyen, önce yüzmeyi öğrenmeli. Ama denizin dibinde ne olduğunu ancak deniz bilir. İlim, denizin yüzeyidir; hakikat, derinliğidir. Derinliğe ancak teslimiyetle dalınır.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Hz. Hûd'un 'gaybı bilmem' buyurması, sana ne öğretir? Sülûkta 'ben bilirim' demek, en büyük tehlikedir. Bildiğini zannetmek, bilmekten büyük perdedir. Mânevî yolculukta tevâzu, en sağlam basacağın zemindir. Ve câhilliğin en kötüsü, câhil olduğunu bilmemektir.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın her şeyi bildiğini sanan insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Bilmediğini kabul et. Google'da her şeyi arayabilirsin — ama hakikati arama motorlarında bulamazsın. İlmin kaynağı Allah'tır; bilginin kaynağı veri değil, hikmettir.\n\nRabbimiz, bize ilmini aç, câhilliğimizi göster, tevâzu ile bilmediğimizi kabul etme cesâreti ver.","sources":["Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât"]}

## Tefsir

{"topics":["tebligh","peygamberlik","gayb","ilim-hikmet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Kâle"},{"position":2,"translit":"innemâ"},{"position":3,"translit":"l'ilmu"},{"position":4,"translit":"‘inda"},{"position":5,"translit":"(A)llâhi"},{"position":6,"translit":"ve ubelliġukum"},{"position":7,"translit":"mâ"},{"position":8,"translit":"ursiltu"},{"position":9,"translit":"bihi"},{"position":10,"translit":"velâkinnî"},{"position":11,"translit":"erâkum"},{"position":12,"translit":"kavmen"},{"position":13,"translit":"techelûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قَالَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dedi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"إِنَّمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّمَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ancak, sadece","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":3,"surface":"ٱلْعِلْمُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ل-م","rootLatin":"ʿ-l-m","lemma":"عِلْم","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"ilim, bilgi","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":4,"surface":"عِندَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Mekan","root":"ع-ن-د","rootLatin":"ʿ-n-d","lemma":"عِنْدَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"katında, nezdinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mekân zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":5,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":6,"surface":"أُبَلِّغُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-ل-غ","rootLatin":"b-l-gh","lemma":"بَلَّغَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"tebliğ ediyorum","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"كُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"size","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"مَّآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"o şey ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":8,"surface":"أُرْسِلْتُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"أَرْسَلَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"gönderildim","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":9,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"o","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":10,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":10,"surface":"لَـٰكِنِّىٓ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve İstidrak","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَكِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"fakat"},{"position":10,"surface":"ىٓ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İnne ve benzerlerinin ismi olduğu için mahallen mansûb","gloss":"ben","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Nâsih harfin ismi"},{"position":11,"surface":"أَرَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ا-ي","rootLatin":"r-ʾ-y","lemma":"رَأَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"görüyorum","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":11,"surface":"كُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"sizi","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":12,"surface":"قَوْمًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İkinci mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir kavim","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":13,"surface":"تَجْهَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ه-ل","rootLatin":"j-h-l","lemma":"جَهِلَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"cahillik ediyorsunuz","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/23*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/23*
