# Ahkâf Sûresi, 26. Âyet (46:26)

> وَلَقَدْ مَكَّنَّـٰهُمْ فِيمَآ إِن مَّكَّنَّـٰكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَـٰرًا وَأَفْـِٔدَةً فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَآ أَبْصَـٰرُهُمْ وَلَآ أَفْـِٔدَتُهُم مِّن شَىْءٍ إِذْ كَانُوا۟ يَجْحَدُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

*Ve lekad mekkennâhum fîmâ in mekkennâkum fîhi ve ce'alnâ lehum sem'an ve ebsâran ve ef-ideten femâ aġnâ ‘anhum sem'uhum velâ ebsâruhum velâ ef-idetuhum min şey-in iż kânû yechadûne bi-âyâti(A)llâhi ve hâka bihim mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Andolsun, size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/26

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde geçmiş kavimlerin maddi güç ve imkanlarına rağmen helak oluşlarını anlatırken, batında insanın kendisine verilen manevi donanımları (sem', absar, ef'ide) hakikatten yüz çevirmede kullanmasının acı sonuçlarına işaret eder. Allah'ın ayetlerini inkar etmek ve alaya almak, sadece dışsal bir helak değil, aynı zamanda içsel bir körlük ve sağırlıkla sonuçlanır. Kulaklar, gözler ve kalpler, Hakk'ı idrak etme ve O'na yönelme vasıtalarıdır. Bu vasıtaların nefsin heva ve hevesine tabi kılınması, onların asıl fonksiyonlarını yitirmesine ve sahibine fayda sağlamamasına neden olur. 'Size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik' ifadesi, sadece dünyevi zenginliklere değil, aynı zamanda manevi idrak kabiliyetlerine de işaret eder. Bu kabiliyetleri doğru kullanmayanlar, kendilerine verilen bu nimetleri israf etmiş ve hüsrana uğramışlardır. Zira Allah, 'Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez' buyurmuştur. [Kaynak 2: Enfal Suresi, s.147]","terzibabaPerspective":"Terzibaba Hazretleri'nin yorumlarında, 'sem', 'absar' ve 'ef'ide' kavramları, insanın hakikati idrak etme araçları olarak öne çıkar. Ayetteki 'Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalpleri onlara bir fayda sağlamadı' ifadesi, 'ehli gaflet'in durumunu açıklar. Terzibaba, 'işte bahsedilen halde olan kişiler ise nefisleriyle yaşadıklarından, peygamberler vasıtası ile kendi varlıklarına tebliğ edilen, akl-ı küll’den gelen tebliğleri işlerine gelmediği için kulaklarını tıkayıp dinlemediler. Bu yüzden onların kulakları da bu hakikatlerden mahrum kaldığından kendilerine emâneten verilip Hakk sözlerini bu kulaklar vasıtası ile dinlemeleri lâzım geldiğinden, ancak onlar bu kulaklar ile sadece nefsani ses, söz ve sadaları dinlediklerinden onlar üzerinde haksızlık yapmalarından dolayı o kulaklarda onların aleyhinde şahitlik yapmışlar/yapacaktır.' diyerek kulakların sadece dış sesleri değil, hakikat sesini dinlemesi gerektiğini vurgular. Gözler için ise, 'Gerçi gözlerini açık ve var zannederler, eşyayı görürler, ama eşyanın gerçek yüzünü göremediklerinden, a’mâ hükmündedirler, işte bu yüzden, (17/72) “Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.” Bu gün Hakk’ı bu gözle bu âlemde göremeyenler yarın ahrette de göremeyecekler, ve işte bu yüzden, bu ma’nâ da. aslında gözleri yok hükmündedir.' ifadeleriyle, eşyanın ardındaki hakikati göremeyen gözlerin kör hükmünde olduğunu belirtir. Kalplerin fayda sağlamaması ise, 'İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.' [Kaynak 5: 96 41 Ku Ker Yol Fussilet sûresi, s.49] ayetiyle ilişkilendirilebilir. Zira kalpteki yanlış zanlar, insanı helake sürükler.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin vahdet-i vücud anlayışında, her varlık Allah'ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. İnsana verilen 'sem', 'absar' ve 'ef'ide' de bu tecellilerin en kamil örneklerindendir. Bu ayet, bu ilahi emanetlerin, yani idrak ve algı kabiliyetlerinin, Hakk'ı idrak etmek yerine O'nu inkar ve alaya almakta kullanılmasının, kişinin kendi hakikatinden uzaklaşması ve ilahi rahmetten mahrum kalması anlamına geldiğini gösterir. Fütühât-ı Mekkiyye'de ve Füsûs'ta vurgulandığı üzere, her varlık kendi istidadı üzere zuhur talep etmiştir. Kafirlerin küfrü de onların istidatlarının bir neticesidir, ancak bu istidatlarını yanlış yönde kullanmaları kendi zulümleridir. 'Allâh onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmettiler.' [Kaynak 2: Enfal Suresi, s.147] Bu bağlamda, kulakların, gözlerin ve kalplerin fayda sağlamaması, kişinin kendi istidadını Hakk'a yöneltmeyip, nefsinin hevasına tabi kılarak ilahi tecellileri örtmesidir. Bu durum, kişinin kendi varlığının hakikatini inkar etmesiyle eşdeğerdir.","mesneviContext":"Mevlânâ Celaleddin Rumi, Mesnevî'sinde bu tür ayetleri sembolik anlatımlarla işler. Ayetteki 'kulaklar, gözler ve kalpler'in fayda sağlamaması, Mevlânâ'nın 'körlük' ve 'sağırlık' metaforlarıyla sıkça dile getirdiği manevi gaflet halini ifade eder. Zahiri gözlerin görmesi, zahiri kulakların işitmesi, kalbin atması, kişinin hakikati idrak ettiği anlamına gelmez. Mevlânâ, 'Âkıl, Fir’avn’ların ve Âd’in âkıbetini işittiği vakit, başından bu varlığı ve hevâyı bırakır. Ve eğer bırakmazsa, başkaları onun hâlinden ve ıdlâlinden bir ibret alırlar.' [Kaynak 2: Enfal Suresi, s.147] diyerek, geçmiş kavimlerin helak oluş hikayelerinden ders çıkarmanın önemini vurgular. Bu ders, sadece dışsal olaylardan ibret almak değil, aynı zamanda kendi iç dünyasındaki Firavunluk ve Ad kavmi gibi kibir ve inkar hallerinden arınmaktır. Kulakların, gözlerin ve kalplerin asıl faydası, Hakk'ın sesini işitmek, O'nun ayetlerini görmek ve O'na yönelmekle gerçekleşir. Aksi takdirde, bu organlar sadece bedenin işlevleri olarak kalır ve manevi bir körlüğe yol açar.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk yolunda bu ayet, müridin kendi idrak vasıtalarını (sem', absar, ef'ide) nasıl kullanması gerektiğine dair önemli bir rehberlik sunar. Salik, bu organları sadece dünyevi algılar için değil, aynı zamanda ilahi hakikatleri işitmek, görmek ve hissetmek için kullanmalıdır. 'Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı' ifadesi, salikin nefsinin ve şeytanın vesveselerine karşı uyanık olması gerektiğini gösterir. Şeytanın 'onlara yaptıklarını süslemiş' olması [Kaynak 1: Enfal Suresi, s.13], salikin kendi nefsani arzularını ve yanılsamalarını hakikat zannetme tehlikesine işaret eder. Seyr ü sülûk, bu organları nefsin esaretinden kurtarıp, Hakk'ın tecellilerine açma yolculuğudur. Kalbin 'ef'ide'si, yani gönül gözü, basiret kazanarak eşyanın hakikatini görmeli; kulaklar, ilahi kelamı ve hikmeti işitmeli; gözler ise kainattaki ayetleri tefekkür etmelidir. Bu organların doğru kullanımı, saliki 'ölmeden önce ölünüz' [Kaynak 4: 36 2 BAKARA.Sûresi, s.35] sırrına ulaştırır ve onu gerçek hayata, yani ruhani hayata diriltir. Aksi takdirde, bu organlar salikin manevi ilerlemesine engel olur ve onu hüsrana uğratır.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, hayatın her alanında manevi bir uyanıklık çağrısıdır. Bize verilen akıl, duyular ve kalp gibi nimetleri sadece dünyevi işler için kullanmak yerine, Allah'ın ayetlerini anlamak, tefekkür etmek ve O'na yönelmek için kullanmalıyız. Modern dünyada bilgiye erişim kolaylığı, aynı zamanda hakikatten uzaklaşma ve yanılsamalara kapılma riskini de beraberinde getirir. Kulaklarımızı dedikoduya, gözlerimizi harama, kalplerimizi dünya sevgisine açmak yerine, Kur'an'ın sesine, kainatın ayetlerine ve ilahi hikmete açmalıyız. 'Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.' [Kaynak 1: Enfal Suresi, s.13] Bu, sadece toplumsal bir ders değil, aynı zamanda bireysel bir manevi disiplin çağrısıdır. Kendi içimizdeki çekişmeleri (nefsin heva ve hevesiyle mücadelesi) bırakıp, Allah'a tevekkül etmeli ve sabırlı olmalıyız. Aksi takdirde, bize verilen manevi imkanlar da bize fayda sağlamayacak ve alaya aldığımız şeyler (yani Allah'ın ayetleri ve emirleri) bizi kuşatıp helak edecektir. Bu ayet, 'Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez' [Kaynak 2: Enfal Suresi, s.147] prensibini hatırlatarak, kişisel ve toplumsal dönüşümün ancak içsel bir değişimle mümkün olduğunu vurgular."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Ad kavmine verilen imkânlar, kulaklar, gözler ve gönüller hatırlatılır; bunların Allah'ın ayetlerini inkâr ettikleri için fayda vermediği bildirilir.","keyConcepts":[{"word":"مَكَّنَّـٰهُمْ","root":"م ك ن","rootLatin":"M-K-N","meaning":"İmkân ve güç vermek; dünyevi servet, saltanat ve hakimiyet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Temkîn, birini bir yere yerleştirip orada güç ve otorite sahibi kılmaktır. 'Mekkennâhum fîmâ in mekkennâküm fîh' ifadesi, Ad kavmine sizin sahip olduğunuzdan çok daha fazla imkân verildiğini bildirir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Temkîn, hem maddi güç (servet, ordu, toprak) hem de manevi güç (zeka, kabiliyet) vermeyi kapsar. Ad kavminin 'temkîn'i, onlara verilen tüm bu imkânlara rağmen şükretmemeleri ile ironik bir karşıtlık oluşturur."}]},{"word":"أَفْـِٔدَةً","root":"ف أ د","rootLatin":"F-E-D","meaning":"Gönüller, kalpler; anlama, kavrama ve hissetme melekesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Fu'âd, kalbin özellikle 'anlama ve kavrama' fonksiyonunu ifade eder. Kalb daha genel iken, fu'âd onun idrak boyutudur. Kulak, göz ve fu'âd üçlüsü, insanın hakikati kavrama yollarının tamamını temsil eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Sem' (işitme), basar (görme) ve fu'âd (kavrama) üçlüsünün bir arada zikredilmesi, Allah'ın insana hakikati anlama için gerekli tüm araçları verdiğini gösterir. Bunların 'hiçbir şeyde fayda etmemesi', kullanmama tercihinin sonucudur."}]},{"word":"يَسْتَهْزِءُونَ","root":"ه ز أ","rootLatin":"H-Z-E","meaning":"Alay etmek; Allah'ın ayetleriyle dalga geçmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"İstihzâ, bir şeyi küçümseyerek alay etmektir. İstif'âl vezninde olması, alay etmenin sürekli ve kasıtlı olduğunu gösterir. Ayetlerle istihzâ, en ağır inkâr biçimlerinden biridir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, istihzânın Kur'an'da 'inkârın ötesinde bir tavır' olduğunu belirtir. İnkâr pasif olabilir; istihzâ ise aktif ve saldırgan bir reddediştir — hakikatle dalga geçmek, onu ciddiye almamak."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 26. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nAnd olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkânı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller vermiştik; ama kulakları, gözleri ve gönülleri kendilerine hiçbir fayda sağlamadı — çünkü Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.\n\nBu âyet-i celîle, imkân ile sorumluluk arasındaki doğru orantıyı hatırlatır — kime daha çok verilmişse, ondan daha çok hesap sorulur.\n\nمَكَّنَّاهُمْ (mekkennâhum — onlara imkân verdik): Râgıb Hazretleri تَمْكِين (temkîn) kavramını 'birini bir yere yerleştirip orada güç ve otorite sahibi kılmak' olarak tanımlar. مَكَّنَّاهُمْ فِيمَا إِنْ مَكَّنَّاكُمْ فِيهِ (size vermediğimiz imkânı onlara verdik) ifadesi, Âd kavmine Mekkelilerden çok daha fazla güç ve servet verildiğini bildirir. Kefevî Hazretleri'nin beyânıyla temkîn, hem maddî güç (servet, ordu, toprak) hem de mânevî güç (zekâ, kabiliyet) vermeyi kapsar.\n\nسَمْعًا وَأَبْصَارًا وَأَفْئِدَةً (kulaklar, gözler ve gönüller): Fîrûzâbâdî Hazretleri Basâir'inde bu üçlünün bir arada zikredilmesinin, Allah'ın insana hakikati kavrama için gerekli tüm araçları verdiğini gösterdiğini belirtir. Bunların 'hiçbir şeyde fayda etmemesi', kullanmama tercihinin sonucudur — araçlar tamam, ama irade eksik.\n\nيَسْتَهْزِئُونَ (yestehziûn — alay ediyorlar): Izutsu'nun tespiti ile söyleyecek olursak: اِسْتِهْزَاء (istihzâ), inkârın ötesinde bir tavırdır — inkâr pasif olabilir; istihzâ ise aktif ve saldırgan bir reddediştir. Hakikatle dalga geçmek, onu ciddiye almamak.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, sem' (kulak), basar (göz) ve fu'âd (gönül) üçlüsünü mânevî idrâkin araçları olarak yorumlar: *\"Kulak, hakikati duymak içindir; göz, hakikati görmek için; gönül, hakikati yaşamak için. Bu üçünü dünya için kullanan, âhirette bunlarsız kalır.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında sem', basar ve fu'âd, ilâhî isimlerin tecellî aynalarıdır. Semî' (İşiten) isminin tecellîsi kulakta, Basîr (Gören) isminin tecellîsi gözde, Alîm (Bilen) isminin tecellîsi gönüldedir. Bu tecellîleri inkâr etmek, aynayı kırmaktır.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Kuş, kanatlarıyla uçar — ama kanatlarını kullanmayan kuş, yerdeki taştan farksızdır. Allah sana kulak, göz ve gönül verdi — bunlar senin kanatlarındır. Kullanmazsan, yerdeki taşsın.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Sana verilen her nimet bir imtihandır. Kulağını zikirle, gözünü ibret ile, gönlünü tefekkürle meşgul et. Aksi hâlde bu nimetler, kıyâmette aleyhine şahitlik edecek.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın bilgi teknolojileriyle donanmış ama mânen yoksullaşmış insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Kulakların var ama ne dinliyorsun? Gözlerin var ama neye bakıyorsun? Gönlün var ama neyle dolu? İmkân bolluğu, eğer doğru kullanılmazsa, hesap ağırlığı olur.\n\nRabbimiz, kulaklarımızı hakikat için aç, gözlerimizi ibret için nurlandır, gönüllerimizi ilâhî aşk ile doldur. Bize verdiğin nimetleri aleyhimize değil, lehimize çevir.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz","Ebu'l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar"]}

## Tefsir

{"topics":["kufur-sirk","kissa-gecmis-kavimler","tabiat-ayetleri","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَقَدْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Harf-i Kasem + Harf-i Tahkik","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"And olsun ki"},{"position":2,"surface":"مَكَّنَّـٰهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-ك-ن","rootLatin":"m-k-n","lemma":"مَكَّنَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"onlara imkan verdik"},{"position":2,"surface":"ـهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onlara"},{"position":3,"surface":"فِيمَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":3,"surface":"مَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"şey"},{"position":4,"surface":"إِن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":5,"surface":"مَّكَّنَّـٰكُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-ك-ن","rootLatin":"m-k-n","lemma":"مَكَّنَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"size imkan verdik"},{"position":5,"surface":"ـكُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"size"},{"position":6,"surface":"فِيهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"içinde"},{"position":6,"surface":"ـهِ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onda"},{"position":7,"surface":"وَجَعَلْنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"جَعَلْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kıldık/verdik"},{"position":8,"surface":"لَهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":8,"surface":"ـهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlara"},{"position":9,"surface":"سَمْعًۭا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'","lemma":"سَمْع","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"kulak"},{"position":10,"surface":"وَأَبْصَـٰرًۭا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"أَبْصَـٰرًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"بَصَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Atfedildiği için mansûb","gloss":"gözler"},{"position":11,"surface":"وَأَفْـِٔدَةًۭ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":11,"surface":"أَفْـِٔدَةًۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ف-ء-د","rootLatin":"f-'-d","lemma":"فُؤَاد","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Atfedildiği için mansûb","gloss":"kalpler"},{"position":12,"surface":"فَمَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ama ... değil"},{"position":13,"surface":"أَغْنَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"غ-ن-ي","rootLatin":"gh-n-y","lemma":"أَغْنَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"fayda sağlamadı"},{"position":14,"surface":"عَنْهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"hakkında"},{"position":14,"surface":"ـهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlara"},{"position":15,"surface":"سَمْعُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'","lemma":"سَمْع","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"kulakları"},{"position":15,"surface":"ـهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":16,"surface":"وَلَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve ... değil"},{"position":17,"surface":"أَبْصَـٰرُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"بَصَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Atfedildiği için merfû","gloss":"gözleri"},{"position":17,"surface":"ـهُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":18,"surface":"وَلَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve ... değil"},{"position":19,"surface":"أَفْـِٔدَتُهُم","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ف-ء-د","rootLatin":"f-'-d","lemma":"فُؤَاد","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Atfedildiği için merfû","gloss":"kalpleri"},{"position":19,"surface":"ـهُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":20,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"den"},{"position":21,"surface":"شَىْءٍ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ش-ي-ء","rootLatin":"sh-y-'","lemma":"شَيْء","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bir şey"},{"position":22,"surface":"إِذْ","pos":"harf","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zarf olduğu için mebnî","gloss":"çünkü"},{"position":23,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":24,"surface":"يَجْحَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ح-د","rootLatin":"j-h-d","lemma":"جَحَدَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"inkar ediyorlardı"},{"position":25,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":25,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"'-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetleri"},{"position":26,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'ın"},{"position":27,"surface":"وَحَاقَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":27,"surface":"حَاقَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-و-ق","rootLatin":"h-w-q","lemma":"حَاقَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"kuşattı"},{"position":28,"surface":"بِهِم","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":28,"surface":"ـهِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onları"},{"position":29,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"şey"},{"position":30,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":31,"surface":"بِهِۦ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"-","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":31,"surface":"ـهِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onu"},{"position":32,"surface":"يَسْتَهْزِءُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-ز-ء","rootLatin":"h-z-'","lemma":"اِسْتَهْزَأَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"alaya alıyorlardı"}]
