# Ahkâf Sûresi, 29. Âyet (46:29)

> وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ ۖ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ

*Ve-iż sarafnâ ileyke neferan mine-lcinni yestemi'ûne-lkur-âne felemmâ hadarûhu kâlû ensitû(s) felemmâ kudiye vellev ilâ kavmihim munżirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/29

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, Kur'an'ın sadece insanlara değil, cinlere de hitap ettiğini ve onların da hidayet bulabileceğini gösterir. İşari olarak, insanın iç dünyasındaki 'cin' tabiatlı nefsi arzulara ve vesveselere karşı Kur'an'ın bir şifa ve uyarıcı olduğunu ifade eder. Nefsin karanlık yönleri, Kur'an'ın nuruyla aydınlanabilir ve doğru yola sevk edilebilir. Cinlerin Kur'an'ı dinleyip 'susun' demeleri, hakikatin tecelli ettiği anlarda içsel gürültülerin, vesveselerin ve nefsani konuşmaların susması gerektiğine işaret eder. Kuran'ın bitiminde kavimlerine dönüp uyarıcı olmaları ise, hakikati idrak eden kişinin kendi iç dünyasındaki kötü huyları ve dış dünyadaki çevresini ıslah etme sorumluluğunu üstlenmesidir.","terzibabaPerspective":"Terzibaba, cinlerin varlığına ve Kur'an'ı dinlemelerine dair ayetleri, 'hiçbir şeyin görüldüğü kadar basit ve sıradan olmadığı' gerçeğiyle açıklar. [Kaynak: Gökyüzü İnsanları Araştırması 1, s.201] Bu ayet de, görünenin ötesinde, manevi âlemlerdeki varlıkların da ilahi kelama muhatap olduğunu ve ondan etkilendiğini vurgular. Terzibaba'nın 'insan nesli-sülâlesinin mensuplarına yakışacak bir ifade tarzı olmadığı açıktır. Ancak gerçekte budur.' [Kaynak: Gökyüzü İnsanları Araştırması 1, s.201] ifadesi, cinlerle olan etkileşimin ve onların insan üzerindeki tesirinin derinliğini gösterir. Bu ayet, cinlerin Kur'an'a olan saygısını ve ondan aldıkları hidayeti, insanın da kendi içindeki 'cin' tabiatlı vesveselerden arınmak için Kur'an'a yönelmesi gerektiği şeklinde yorumlanabilir. Terzibaba, 'Euzu billahi mineşşeytanirracim' çekmenin önemini vurgulayarak, şeytanın ve cinlerin insan üzerindeki etkilerine karşı korunma ihtiyacına dikkat çeker. [Kaynak: 150 18 12 CD Sohbet Aras Sohbetler, s.145] Bu ayet, cinlerin Kur'an'ı dinlemesiyle hidayet bulması gibi, insanın da Kur'an'ı dikkatle dinleyip içsel şeytanlarından arınması gerektiğini işaret eder.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin varlık mertebeleri ve tecelliler nazariyesi açısından bakıldığında, cinlerin Kur'an'ı dinlemesi, ilahi kelamın her mertebede tecelli ettiğini ve her varlık türünün kendi idrak seviyesine göre ondan feyz aldığını gösterir. İbn Arabî'ye göre, her varlık kendi 'ayan-ı sabitesi'ne göre hakikati idrak eder. İblis'in cinlerden olması ve secde emri karşısındaki tavrı, onun 'cinlik tarafının faaliyete geçmesi' olarak açıklanır. [Kaynak: 31 18 KEHF Sûresi SON, s.57] Bu ayetteki cinlerin Kur'an'a yönelmesi ise, onların 'cinlik' vasıflarının ötesinde, ilahi kelamın hidayetine açık bir yönlerinin olduğunu gösterir. Onların 'susun' demesi, vahyin tecellisi anında kesretin (çokluğun) susup vahdetin (birliğin) dinlenmesi gerektiği anlamına gelir. Kendi kavimlerine uyarıcı olarak dönmeleri, hakikatin idrakinin ardından, bu bilginin diğer varlıklarla paylaşılması ve onları da hidayete davet etme sorumluluğunun bir tecellisidir. Bu, 'Hakk'ın halkta tecellisi' ve 'halkın Hakk'a dönüşü' döngüsünün bir yansımasıdır.","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde semboller ve hikayeler aracılığıyla anlatılan manevi yolculukta, bu ayet, insanın içindeki farklı hallerin ve nefsin çeşitli tabakalarının Kur'an'ın rehberliğine nasıl muhtaç olduğunu sembolize eder. Cinler, insanın içindeki gizli, görünmeyen, bazen olumlu bazen olumsuz eğilimleri temsil edebilir. Onların Kur'an'ı dinlemesi, insanın kendi iç seslerini, vesveselerini ve arzularını ilahi kelamın süzgecinden geçirmesi gerektiğini anlatır. 'Susun' emri, Mevlânâ'nın sıkça vurguladığı 'sükût' halinin, yani içsel sessizliğin, hakikati işitmek için bir ön şart olduğunu gösterir. Dışsal gürültülerin ve içsel fısıltıların sustuğu an, kalbin ilahi kelama açıldığı andır. Cinlerin uyarıcı olarak dönmesi, kişinin Kur'an'dan aldığı feyzi kendi nefsine ve çevresine tatbik etmesi, içsel ve dışsal dünyasında bir 'uyanış' ve 'uyarı' hali yaratmasıdır. Bu, Mesnevî'deki 'kendini bil, nefsini terbiye et' öğretisiyle örtüşür.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk yolunda olan bir salik için bu ayet, Kur'an'ın manevi yolculuktaki merkezi rolünü vurgular. Salikin, kendi iç dünyasındaki 'cin' tabiatlı nefsani eğilimleri, vesveseleri ve şüpheleri Kur'an'ın nuruyla terbiye etmesi gerektiğini gösterir. 'Kuran'ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik' ifadesi, salikin kalbine ilahi bir yönelişle Kur'an'ın hakikatlerinin akmasını, kalbin Kur'an'a açılmasını ifade eder. 'Susun' emri, zikir ve tefekkür anlarında dışsal ve içsel meşguliyetlerden arınarak tam bir teslimiyetle ilahi kelama yönelme halidir. Bu, kalbin zikrullah ile sükûnete ermesi ve hakikati işitmeye hazır hale gelmesidir. Kuran'ın okunması bittikten sonra 'kavimlerine uyarıcı olarak dönmeleri', salikin elde ettiği manevi idrak ve hidayeti kendi nefsinde ve çevresinde tatbik etmesi, irşad vazifesini üstlenmesi, yani 'halk içinde Hakk ile olma' halidir. Bu, aynı zamanda 'zikr'in' (öğüt, hatırlama, hatırlatma) önemini de vurgular. [Kaynak: 28 Kûr'ân'da Tesbih ve zikir, s.164]","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, Kur'an'ın sadece bir okuma metni değil, aynı zamanda ruhsal bir rehber ve şifa kaynağı olduğunu hatırlatır. Hayatın karmaşası içinde içsel huzursuzluklar, vesveseler ve olumsuz düşüncelerle mücadele eden her birey, Kur'an'a yönelerek içsel 'cin'lerini terbiye edebilir. Ayetteki 'susun' emri, modern insanın sürekli dışsal uyaranlara maruz kaldığı bir dünyada, tefekkür ve zikir için sessizliğe ve içe dönmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterir. Kur'an'ı dinlerken veya okurken tam bir huşu ve dikkatle dinlemek, onun mesajını kalbe indirmek esastır. Kuran'ın bitiminde cinlerin uyarıcı olarak dönmesi, mü'minin de Kur'an'dan aldığı dersleri kendi hayatına uygulaması ve çevresine iyi örnek olması gerektiğini öğretir. Bu, 'Euzu billahi mineşşeytanirracim' çekerek şeytanın vesveselerinden korunma ve Kur'an'ı doğru anlama çabasının önemini de içerir. [Kaynak: 150 18 12 CD Sohbet Aras Sohbetler, s.145] Kısacası, Kur'an'ı sadece okumakla kalmayıp, onunla yaşamak ve onunla içsel bir dönüşüm geçirmek, bu ayetin bize sunduğu en önemli manevi rehberliktir."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Cinlerden bir topluluğun Kur'an dinlemek üzere Hz. Peygamber'e yönlendirildiği, dinlemeye başladıklarında birbirlerine 'Susun!' dedikleri anlatılır.","keyConcepts":[{"word":"نَفَرًا","root":"ن ف ر","rootLatin":"N-F-R","meaning":"Bir grup, topluluk; üç ila on kişilik küçük bir heyet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Nefer, üç ile on arasında bir insan veya cin grubudur. 'Neferen mine'l-cinn' ifadesi, cinlerden küçük bir heyetin Kur'an dinlemeye geldiğini bildirir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nefer, az sayıda insandan oluşan bir gruptur. Cinlerin 'nefer' olarak gelmesi, bunun planlı bir heyet ziyareti değil, kendiliğinden oluşan küçük bir topluluk olduğunu gösterir."}]},{"word":"ٱلْجِنِّ","root":"ج ن ن","rootLatin":"C-N-N","meaning":"Cinler; gözle görülmeyen, ateşten yaratılmış varlıklar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Cin, 'cenn' (gizlemek, örtmek) kökünden gelir. İnsanın gözünden gizli olan varlıklardır. Kur'an'da cinlerin de insanlar gibi mükellef, imtihana tabi ve iman-küfür arasında tercih yapabilir varlıklar olduğu bildirilir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Cin kelimesinin 'gizlilik' kökünden gelmesi, onların fiziksel gözle görülememelerini ifade eder. Bu ayette cinlerin Kur'an'ı dinleyip iman etmeleri, Kur'an'ın sadece insanlara değil, tüm akıl sahibi varlıklara hitap ettiğini gösterir."}]},{"word":"أَنصِتُوا۟","root":"ن ص ت","rootLatin":"N-S-T","meaning":"Susun, sessizce dinleyin; Kur'an'a saygı ve dikkatle kulak verme.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"İnsât, susmak ve dikkatle dinlemektir. Basit susmaktan (sukût) farkı, dinleme niyetini de içermesidir. Cinlerin birbirlerine 'ensitû' demesi, Kur'an'ın etkisini hissettiklerini ve ona tam dikkat vermek istediklerini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Cinlerin Kur'an karşısındaki bu edepli tutumu, Mekke müşriklerinin 'gürültü yapın da duyulmasın' (Fussilet 26) tavrıyla tam bir tezat oluşturur — cinler insanlardan daha edepli davranmıştır."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 29. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nBir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'ân dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Kur'ân'ı dinlemeye hazır olunca birbirlerine 'Susun!' dediler. Okunması bitince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.\n\nBu âyet ile surenin ikinci büyük kıssası başlar ve bambaşka bir âlem açılır: Cinlerin Kur'ân'ı dinlemesi. Bu olay, Kur'ân'ın sadece insanlara değil, tüm akıl sahibi varlıklara hitap ettiğini gösterir.\n\nنَفَرًا مِنَ الْجِنِّ (cinlerden bir topluluk): Râgıb Hazretleri نَفَر (nefer) kelimesini 'üç ile on arasında bir grup' olarak tanımlar. جِنّ (cin) ise جَنّ (cenn — gizlemek, örtmek) kökünden gelir — insanın gözünden gizli varlıklardır. Fîrûzâbâdî Hazretleri Basâir'inde cinlerin de insanlar gibi mükellef, imtihana tâbi ve iman-küfür arasında tercih yapabilir varlıklar olduğunu belirtir.\n\nأَنْصِتُوا (ensitû — susun, dikkatle dinleyin): Râgıb Hazretleri إِنْصَات (insât) kavramının basit susmaktan (sükût) farkının dinleme niyetini de içermesi olduğunu belirtir. Cinlerin birbirlerine 'ensitû' demesi, Kur'ân'ın etkisini hissettiklerini ve ona tam dikkat vermek istediklerini gösterir.\n\nSemîn el-Halebî Hazretleri'nin Umdetü'l-Huffâz'daki dikkat çekici tespitiyle bitirelim: Cinlerin bu edepli tutumu, Mekke müşriklerinin لَا تَسْمَعُوا لِهَذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ 'gürültü yapın da Kur'ân duyulmasın' (Fussilet 26) tavrıyla tam bir tezat oluşturur — cinler, insanlardan daha edepli davranmıştır.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, cinlerin Kur'ân karşısındaki edebini, insanlar için utanılacak bir ayna olarak sunar: *\"Cinler 'susun!' dediler — çünkü hakikatin huzurunda sükût, en büyük edeptir. Ya sen, namazda Kur'ân okunurken zihnin nerede?\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında cinlerin Kur'ân'ı dinlemesi, ilâhî kelâmın beşer ve cin sınırlarını aşan evrensel etkisini gösterir. Hakikat, kalbi olan her varlığı etkiler — ister insan olsun ister cin.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Ney'in sesini duyan, yalnızca insan değildir — dağlar da duyar, taşlar da. Kur'ân, varlığın özüne hitap eder; onu duyan her kalp — beşer olsun cin olsun — dönüşüme uğrar.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Kur'ân'ı dinlemenin edebi nedir? Cinlerden öğren: Sus, dinle, anla, sonra tebliğ et. Dört adım — sükût, istimâ, fehm, tebliğ. Sülûkun da özü budur.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın gürültü kirliliğinde yaşayan insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Susmayı öğren. Hakikat, ancak sükûtta duyulur. Telefonunu kapat, sosyal medyayı bırak, bir an dur ve dinle — Kur'ân sana ne söylüyor?\n\nRabbimiz, bize Kur'ân'ını dinleme edebi ver. Kulaklarımızı hakikate aç, kalbimizi kelâmının nûruyla doldur.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz","Semîn el-Halebî, Umdetü'l-Huffâz"]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","tebligh","gayb"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"إِذْ","pos":"harf","posDetail":"Zarf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِذْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Zaman zarfı olduğu için mebnî","gloss":"o zaman"},{"position":2,"surface":"صَرَفْنَآ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-ر-ف","rootLatin":"s-r-f","lemma":"صَرَفَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yönelttik"},{"position":3,"surface":"إِلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-e doğru"},{"position":3,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sana"},{"position":4,"surface":"نَفَرًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ف-ر","rootLatin":"n-f-r","lemma":"نَفَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir takım"},{"position":5,"surface":"مِّنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":6,"surface":"ٱلْجِنِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ج-ن-ن","rootLatin":"j-n-n","lemma":"جِنّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"cinler"},{"position":7,"surface":"يَسْتَمِعُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"س-م-ع","rootLatin":"s-m-'","lemma":"اِسْتَمَعَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Muzâri fiil nasb/cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"dinliyorlar"},{"position":8,"surface":"ٱلْقُرْءَانَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-ر-أ","rootLatin":"q-r-ʾ","lemma":"قُرْآن","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"Kur'an'ı"},{"position":9,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"böylece"},{"position":9,"surface":"لَمَّا","pos":"harf","posDetail":"Şart Edatı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Şart edatı olduğu için mebnî","gloss":"olunca"},{"position":10,"surface":"حَضَرُو","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-ض-ر","rootLatin":"h-d-r","lemma":"حَضَرَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"hazır oldular"},{"position":10,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu"},{"position":11,"surface":"قَالُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler"},{"position":12,"surface":"أَنصِتُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Emir Fiil","root":"ن-ص-ت","rootLatin":"n-s-t","lemma":"أَنْصَتَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"susun"},{"position":13,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"böylece"},{"position":13,"surface":"لَمَّا","pos":"harf","posDetail":"Şart Edatı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Şart edatı olduğu için mebnî","gloss":"olunca"},{"position":14,"surface":"قُضِىَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-ض-ي","rootLatin":"q-d-y","lemma":"قَضَى","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"bitirildi"},{"position":15,"surface":"وَلَّوْا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"و-ل-ي","rootLatin":"w-l-y","lemma":"وَلَّى","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"döndüler"},{"position":16,"surface":"إِلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-e doğru"},{"position":17,"surface":"قَوْمِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"kavimlerine"},{"position":17,"surface":"هِم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":18,"surface":"مُّنذِرِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"مُنْذِر","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"uyarıcılar olarak"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/29*
- **Altı Peygamber — Hz. Muhammed (s.a.v.)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/29*
