# Ahkâf Sûresi, 34. Âyet (46:34)

> وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَـٰذَا بِٱلْحَقِّ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا ۚ قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

*Ve yevme yu'radu-lleżîne keferû ‘alâ-nnâri eleyse hâżâ bilhakk(i)(s) kâlû belâ verabbinâ(c) kâle feżûkû-l'ażâbe bimâ kuntum tekfurûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İnkar edenlere ateşe sunuldukları gün, "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş" derler. Allah, "Öyle ise inkar etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!" der.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/34

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, kıyamet gününde inkâr edenlerin ateşe arz edilişini ve hakikati idrak etmelerini tasvir eder. İşari olarak, bu durum dünya hayatında hakikat bilgisini örtbas eden, nefsi arzularına tabi olan ve Allah'ın ayetlerini yalanlayan kişilerin içsel hallerinin bir yansımasıdır. 'Ateş', zahiri cehennem azabının yanı sıra, kişinin kendi nefsinde biriktirdiği kötü sıfatların, gafletin ve şirk ehli olmanın getirdiği içsel yanışı, pişmanlığı ve hakikatten uzak kalmanın verdiği azabı temsil eder. 'Bu, gerçek değil miydi?' sorusu, dünya hayatında göz ardı edilen, kulak ardı edilen ve örtbas edilen ilahi hakikatlerin, ölüm anında veya kıyametle birlikte apaçık bir şekilde tezahür etmesini ifade eder. Kişinin kendi nefsindeki ilahi hakikati örtmesi, beşeriyetini ilah edinmesi ve Allah'ı inkâr etmesi, bu 'ateş'in kaynağıdır. [Kaynak 3: A'râf Sûresi, s.72] Bu azap, bir 'tadış'tır; zira ölüm de bir tadış olduğu gibi, azap da bir yaşamdır, hayatın ta kendisidir. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.57] Bu tadış, ehli gafletin nefsi tadışları yüzünden ilahi ve ruhi tadışlara mani olmasının, o sahanın farkına varamamasının ve tadışlarının sadece geçici ve nefsi olmasının bir sonucudur.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneği, bu ayeti nefis terbiyesi ve hakikat idraki bağlamında yorumlar. 'İnkâr edenler' ifadesi, sadece zahiri inkârcıları değil, aynı zamanda kendi nefsindeki ilahi hakikati örten, beşeriyetini ilah edinerek Allah'ı inkâr edenleri de kapsar. [Kaynak 3: A'râf Sûresi, s.72] Bu, kişinin kendi nefsini bilmemesi, nefsi emmarelerini eğitmemesi ve bu sebeple nefislerini ilah edinmesiyle şirk ehli olmasını ifade eder. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.59] Gönül Kâbesinin putlarla doldurulması, İbrahimiyet mertebesinden Museviyet mertebesine giderken gösterilen gevşeklik sonucu Ye'cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması gibi, kişinin iç dünyasındaki hakikatleri idrak etmemesi ve nefsi arzularına yenik düşmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] 'Azabı tadın' ifadesi, Allah'ın adaletinin tecellisidir; zira 'ceza' karşılık demektir ve kim ne yapmışsa karşılığı odur. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.59-60] Bu, Allah'ın insanlara zulmetmediğini, aksine insanların kendi nefislerine zulmettiğini gösterir. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.59]","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin Fütühât ve Füsûs perspektifinden bakıldığında, 'ateşe sunulma' hali, varlığın hakikatine perdelenmiş olanların, perdenin kalkmasıyla kendi hakikatleriyle yüzleşmesidir. İnkâr, Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr etmekle amellerin boşa çıkmasıdır. [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] Bu, kişinin kendi varlığındaki ilahi isim ve sıfatların tecellilerini görmezden gelmesi, 'kendi nefislerine zulmetmesi' [Kaynak 4: Nahl Suresi, s.11] ve böylece hakikatten uzaklaşmasıdır. 'Bu, gerçek değil miydi?' sorusu, varlığın özündeki birliğin, kesret perdesi kalktığında apaçık hale gelmesini ifade eder. İbn Arabî'ye göre, her varlık Allah'ın bir tecellisidir ve inkâr, bu tecelliyi kendi iradesiyle örtmektir. Azap, bu örtünün kalkmasıyla ortaya çıkan idrakin ve pişmanlığın ta kendisidir. Cehennem, bir 'tadış' olarak, kişinin kendi fiillerinin ve inançlarının içsel karşılığını deneyimlemesidir. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.57]","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sindeki sembolizmle bu ayet yorumlandığında, 'ateş', nefsin ham hallerinin, şehvetin, gazabın ve benliğin yakıcı etkilerini temsil eder. Dünya hayatında bu nefsi arzulara tabi olanlar, manevi körlükle 'gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayanlardır.' [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] 'Gerçek değil miydi?' sorusu, Mevlânâ'nın 'Can kulağıyla dinlemeyenler, hakikati göremeyenler, sonunda pişmanlık ateşiyle yanarlar' sözleriyle örtüşür. İnkâr, kişinin kendi içindeki ilahi sesi susturması, kendi özünden uzaklaşmasıdır. Azap ise, bu uzaklaşmanın ve hakikati örtmenin getirdiği içsel ızdıraptır. Mevlânâ, 'devenin iğne deliğinden geçmesi' misalini, nefsin incelip ruhani hale gelmedikçe cennete girilemeyeceği şeklinde yorumlar; yani kesafetin letafete dönmesi gerektiğini vurgular. [Kaynak 3: A'râf Sûresi, s.73] Bu, nefsin terbiye edilerek incelmesi ve hakikati idrak etmesiyle mümkündür.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk yolunda bu ayet, müridin nefis mertebelerindeki mücadelesini ve hakikat idrakini vurgular. 'İnkâr edenler' metaforu, seyr ü sülûk ehli için, nefsin emmare, levvame gibi alt mertebelerinde takılıp kalmayı, ilahi hakikatleri örtbas etmeyi ve dünya heveslerine kapılmayı ifade eder. 'Ateşe sunulma' ise, bu nefsi hallerin ve gafletin getirdiği manevi sıkıntıları, pişmanlıkları ve hakikatle yüzleşme anını simgeler. Mürid, dünya hayatında 'zikrimizden gaflette olanlara uyma, onlar hevasına tabi olan kimselerdir' [Kaynak 2: Kehf Sûresi, s.49] uyarısına riayet etmeli, nefsini terbiye etmeli ve 'Rab'larının vechini talep eden' [Kaynak 2: Kehf Sûresi, s.49] kimselerden olmaya gayret etmelidir. Aksi takdirde, dünya hayatındaki çabaları 'hayal, heva ve vehimle iyi yaptıklarını zannedenlerin çalışmaları boşa gitmiştir.' [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] Hakikati idrak etmek, nefsi inceltmek ve kesafeti letafete dönüştürmek, seyr ü sülûkun temel hedeflerindendir.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, dünya hayatındaki her eylemin ve inancın ahirette bir karşılığı olacağını hatırlatan güçlü bir uyarıdır. 'Amelce en çok ziyana uğrayan kimseler', iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup gidenlerdir. [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] Bu, samimiyetsiz amellerin, riyanın ve Allah rızası gözetilmeyen çabaların boşa gideceğini gösterir. Mü'min, kendi nefsindeki ilahi hakikati örtmekten, beşeriyetini ilah edinmekten ve Allah'ın ayetlerini yalanlamaktan sakınmalıdır. Gafletten uyanmalı, Kur'an'a karşı perdeli gözlerle bakmamalı ve onu dinleme zahmetine katlanmalıdır. [Kaynak 1: Kehf Sûresi, s.115] Nefsini terbiye etmeli, heva ve heveslerine tabi olmaktan kaçınmalı, Rabbinin vechini talep edenlerden olmalıdır. [Kaynak 2: Kehf Sûresi, s.49] Unutulmamalıdır ki, Allah insanlara zulmetmez, ancak insanlar kendi nefislerine zulmederler. [Kaynak 5: Fussilet Sûresi, s.59] Bu ayet, her an hakikatle yüzleşmeye hazır olmanın ve dünya hayatını bir imtihan olarak görmenin önemini vurgular."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"İnkârcılar ateşe sunulduğunda 'Bu gerçek değil miydi?' denilir; 'Evet, Rabbimize yemin olsun' derler. 'Öyleyse inkâr etmenizin karşılığını tadın' buyrulur.","keyConcepts":[{"word":"بَلَىٰ","root":"—","rootLatin":"Belâ","meaning":"Evet (olumsuz soruya olumlu cevap); inkârcıların ahirette hakikati itiraf etmeleri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"'Belâ', olumsuz bir soruya verilen olumlu cevaptır (ne'am'den farkı budur). 'Eleyse hâzâ bi'l-hakk?' (Bu gerçek değil mi?) sorusuna 'belâ' demek, 'evet gerçektir' anlamına gelir. Bu, dünyada inkâr edilen hakikatin ahirette zorla itiraf edilmesidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'belâ' ile 'ne'am' arasındaki farkı şöyle açıklar: 'ne'am' olumlu soruyu tasdik eder, 'belâ' olumsuz soruyu reddederek aslında olumlar. Bu dil inceliği, inkârcıların artık inkâr edemez hale geldiklerini gösterir."}]},{"word":"فَذُوقُوا۟","root":"ذ و ق","rootLatin":"Z-V-Q","meaning":"Tadın; azabı bizzat yaşayarak tecrübe etmenin ifadesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Zevk, aslında damakla tatmaktır. Azap için kullanılması, azabın duyularla bizzat hissedileceğini ifade eden bir istiâredir. 'Fezûkû' emri, artık kaçışın olmadığını ve azabın başladığını ilan eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"'Zevk' kelimesinin azap bağlamında kullanılması, azabın sadece uzaktan görülmeyip bizzat tatılacağını, yani kaçınılmaz biçimde tecrübe edileceğini vurgulayan güçlü bir istiaredir."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 34. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nİnkâr edenler ateşe sunuldukları gün onlara 'Bu gerçek değil miydi?' denir. 'Rabbimize and olsun ki evet, gerçekti' derler. 'Öyleyse inkâr etmenizden dolayı azabı tadın' buyrulur.\n\nبَلَى (belâ — evet): Râgıb Hazretleri, belâ'nın olumsuz bir soruya verilen olumlu cevap olduğunu açıklar. أَلَيْسَ هَذَا بِالْحَقِّ (bu gerçek değil mi?) sorusuna بَلَى demek, 'evet gerçektir' anlamına gelir. Kefevî Hazretleri, belâ ile نَعَم (ne'am) arasındaki farkı şöyle açıklar: Ne'am olumlu soruyu tasdik eder, belâ olumsuz soruyu reddederek aslında olumlar. Bu dil inceliği, inkârcıların artık inkâr edemez hâle geldiklerini gösterir.\n\nفَذُوقُوا (fezûkû — tadın): Râgıb Hazretleri ذَوْق (zevk) kavramının aslında damakla tatmak olduğunu belirtir. Azap için kullanılması, azabın duyularla bizzat hissedileceğini ifade eden güçlü bir istiâredir.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri: *\"O gün artık iman etmenin faydası yoktur — çünkü iman, görülmeyene inanmaktır. Gördükten sonra tasdik, iman değil, mecburiyet olur. Ey insanoğlu, görmeden iman et — görmek, iman kapısını kapatır.\"*\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! O gün gelmeden önce hakikatini idrak et. İman, dünyada iken yapılan en büyük yatırımdır — âhirette bu yatırım penceresi kapanır.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nRabbimiz, bizi hakikati dünyada iken kabul edenlerden eyle. 'Belâ' cevabını bu dünyada verelim, âhirette zorla değil. Gönlümüzü iman nûruyla aydınlat, kalbimizi inkârdan ve i'râzdan koru.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Ebu'l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât"]}

## Tefsir

{"topics":["cehennem","kufur-sirk","ahiret-mukafat","dirilis"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ve yevme"},{"position":2,"translit":"yu'radu"},{"position":3,"translit":"lleżîne"},{"position":4,"translit":"keferû"},{"position":5,"translit":"‘alâ"},{"position":6,"translit":"nnâri"},{"position":7,"translit":"eleyse"},{"position":8,"translit":"hâżâ"},{"position":9,"translit":"bilhakk(i)(s)"},{"position":10,"translit":"kâlû"},{"position":11,"translit":"belâ"},{"position":12,"translit":"verabbinâ(c)"},{"position":13,"translit":"kâle"},{"position":14,"translit":"feżûkû"},{"position":15,"translit":"l'ażâbe"},{"position":16,"translit":"bimâ"},{"position":17,"translit":"kuntum"},{"position":18,"translit":"tekfurûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":1,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zaman zarfı olduğu için mansûb","gloss":"gün","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Zaman zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":2,"surface":"يُعْرَضُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ر-ض","rootLatin":"ʿ-r-ḍ","lemma":"عَرَضَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"sunulur","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Meçhul muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Nâib-i fâil"},{"position":4,"surface":"كَفَرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"inkar ettiler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":5,"surface":"عَلَى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"üzerine","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":6,"surface":"ٱلنَّارِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-و-ر","rootLatin":"n-w-r","lemma":"نَار","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ateş","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":7,"surface":"أَ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"mı?","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"İstifhâm edatı"},{"position":7,"surface":"لَيْسَ","pos":"fiil","posDetail":"Nakıs Fiil","root":"ل-ي-س","rootLatin":"l-y-s","lemma":"لَيْسَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"değil miydi?","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":8,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Leyse'nin ismi olduğu için mahallen merfû","gloss":"bu","binaDurumu":"Mebnî (ism-i işaret)","gorev":"Nâkıs fiilin ismi"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":9,"surface":"ٱلْحَقِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"gerçek","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Nâkıs fiilin haberi"},{"position":10,"surface":"قَالُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dediler","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":11,"surface":"بَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Cevap Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Cevap harfi olduğu için mebnî","gloss":"evet","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":12,"surface":"و","pos":"harf","posDetail":"Kasem Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Kasem harfi olduğu için mebnî","gloss":"andolsun","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":12,"surface":"رَبِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-ب-ب","rootLatin":"r-b-b","lemma":"رَبّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Kasem harfinden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Rabbimiz","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru","izafet":"Muzâf"},{"position":12,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker/Müennes","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":13,"surface":"قَالَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"dedi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":14,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":14,"surface":"ذُوقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ذ-و-ق","rootLatin":"dh-w-q","lemma":"ذَاقَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"tadın","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":15,"surface":"ٱلْعَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"ʿ-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"azabı","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":16,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"nedeniyle","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":16,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Masdariye Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":17,"surface":"كُنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Nakıs Fiil","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiniz","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":18,"surface":"تَكْفُرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-ف-ر","rootLatin":"k-f-r","lemma":"كَفَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"inkar ediyordunuz","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/34*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/34*
