# Ahkâf Sûresi, 35. Âyet (46:35)

> فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ ۚ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ ۚ بَلَـٰغٌ ۚ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ

*Fasbir kemâ sabera ulû-l'azmi mine-rrusuli velâ testa'cil lehum(c) ke-ennehum yevme yeravne mâ yû'adûne lem yelbeśû illâ sâ'aten min nehâr(rin)(c) belâġ(un)(c) fehel yuhleku illâ-lkavmu-lfâsikûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/35

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Surenin son ayeti: Azim sahibi peygamberler gibi sabretmesi, inkârcılar için acele etmemesi, azabı gördüklerinde sadece bir saat kaldıklarını sanacakları bildirilir. Bu bir tebliğdir; yoldan çıkanlardan başkası helâk edilmez.","keyConcepts":[{"word":"أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ","root":"ع ز م","rootLatin":"A-Z-M","meaning":"Azim ve kararlılık sahipleri; en büyük peygamberler (Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed).","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Azm, bir işe kesin olarak karar verip kararlılıkla yürütmektir. 'Ulü'l-azm mine'r-rusül' ifadesi, peygamberler arasında özellikle büyük sıkıntılara sabreden ve kararlılıklarından vazgeçmeyen seçkin peygamberleri ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ulü'l-azm peygamberler, ümmetlerinden en çok eziyet görmüş, en ağır imtihanlarla sınanmış ve buna rağmen davalarından vazgeçmemiş olanlardır. Hz. Peygamber'e 'onlar gibi sabret' denilmesi, risaletin ağırlığını ve sabrın gerekliliğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, azmin 'sabırdan üstün bir mertebe' olduğunu belirtir. Sabır, zorluğa dayanmaktır; azim ise zorluk karşısında kararlılıkla ilerlemeye devam etmektir. Ulü'l-azm, sabrı aşıp aktif kararlılığa ulaşmış olanlardır."}]},{"word":"بَلَـٰغٌ","root":"ب ل غ","rootLatin":"B-L-Ğ","meaning":"Tebliğ, duyuru; mesajın ulaştırılması ve sorumluluğun yerine getirilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Belâğ, bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. 'Belâğ' olarak gelmesi, surenin ve Kur'an'ın tamamının bir 'tebliğ' — yani ilahi mesajın insanlara ulaştırılması — olduğunu bildirir. Artık kimsenin 'bize haber gelmedi' mazereti kalmamıştır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'belâğ' kavramının Kur'an'da 'peygamberin görevi'ni tanımladığını belirtir. Peygamberin görevi sadece tebliğdir (belâğ); hidayet vermek ise Allah'a aittir. Bu, surenin son sözü olarak, tüm mesajın özeti niteliğindedir."}]},{"word":"ٱلْفَـٰسِقُونَ","root":"ف س ق","rootLatin":"F-S-Q","meaning":"Yoldan çıkanlar, itaatten ayrılanlar; ilahi sınırları aşanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Fısk, hurmanın kabuğundan çıkması gibi, bir şeyin olması gereken yerden çıkmasıdır. İtaat çemberinden çıkan kişiye 'fâsık' denir. Surenin son kelimesi olan 'fâsıkûn', helâkin yalnızca ilahi sınırları bilerek aşanlara uygulanacağını bildirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'fısk'ın 'küfr'den farklı olduğuna dikkat çeker. Küfr inanç boyutunda inkârdır; fısk ise eylem boyutunda sınır ihlalidir. Surenin 'fâsıkûn' ile bitmesi, amelin önemine ve ilahi sınırlara saygının gerekliliğine vurgu yapar."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/35*
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/35*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/35*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/35*
