# Ahkâf Sûresi, 35. Âyet (46:35)

> فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ ۚ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ ۚ بَلَـٰغٌ ۚ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ

*Fasbir kemâ sabera ulû-l'azmi mine-rrusuli velâ testa'cil lehum(c) ke-ennehum yevme yeravne mâ yû'adûne lem yelbeśû illâ sâ'aten min nehâr(rin)(c) belâġ(un)(c) fehel yuhleku illâ-lkavmu-lfâsikûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/35

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Surenin son ayeti: Azim sahibi peygamberler gibi sabretmesi, inkârcılar için acele etmemesi, azabı gördüklerinde sadece bir saat kaldıklarını sanacakları bildirilir. Bu bir tebliğdir; yoldan çıkanlardan başkası helâk edilmez.","keyConcepts":[{"word":"أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ","root":"ع ز م","rootLatin":"A-Z-M","meaning":"Azim ve kararlılık sahipleri; en büyük peygamberler (Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed).","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Azm, bir işe kesin olarak karar verip kararlılıkla yürütmektir. 'Ulü'l-azm mine'r-rusül' ifadesi, peygamberler arasında özellikle büyük sıkıntılara sabreden ve kararlılıklarından vazgeçmeyen seçkin peygamberleri ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ulü'l-azm peygamberler, ümmetlerinden en çok eziyet görmüş, en ağır imtihanlarla sınanmış ve buna rağmen davalarından vazgeçmemiş olanlardır. Hz. Peygamber'e 'onlar gibi sabret' denilmesi, risaletin ağırlığını ve sabrın gerekliliğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, azmin 'sabırdan üstün bir mertebe' olduğunu belirtir. Sabır, zorluğa dayanmaktır; azim ise zorluk karşısında kararlılıkla ilerlemeye devam etmektir. Ulü'l-azm, sabrı aşıp aktif kararlılığa ulaşmış olanlardır."}]},{"word":"بَلَـٰغٌ","root":"ب ل غ","rootLatin":"B-L-Ğ","meaning":"Tebliğ, duyuru; mesajın ulaştırılması ve sorumluluğun yerine getirilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Belâğ, bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. 'Belâğ' olarak gelmesi, surenin ve Kur'an'ın tamamının bir 'tebliğ' — yani ilahi mesajın insanlara ulaştırılması — olduğunu bildirir. Artık kimsenin 'bize haber gelmedi' mazereti kalmamıştır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'belâğ' kavramının Kur'an'da 'peygamberin görevi'ni tanımladığını belirtir. Peygamberin görevi sadece tebliğdir (belâğ); hidayet vermek ise Allah'a aittir. Bu, surenin son sözü olarak, tüm mesajın özeti niteliğindedir."}]},{"word":"ٱلْفَـٰسِقُونَ","root":"ف س ق","rootLatin":"F-S-Q","meaning":"Yoldan çıkanlar, itaatten ayrılanlar; ilahi sınırları aşanlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Fısk, hurmanın kabuğundan çıkması gibi, bir şeyin olması gereken yerden çıkmasıdır. İtaat çemberinden çıkan kişiye 'fâsık' denir. Surenin son kelimesi olan 'fâsıkûn', helâkin yalnızca ilahi sınırları bilerek aşanlara uygulanacağını bildirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'fısk'ın 'küfr'den farklı olduğuna dikkat çeker. Küfr inanç boyutunda inkârdır; fısk ise eylem boyutunda sınır ihlalidir. Surenin 'fâsıkûn' ile bitmesi, amelin önemine ve ilahi sınırlara saygının gerekliliğine vurgu yapar."}]}]}

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde peygamberlerin azimle sabretmelerini emrederken, batında sâlikin kendi nefsindeki ilahi hakikatleri idrak etme yolculuğunda karşılaşacağı zorluklara karşı sebatını ve acelecilikten uzak durmasını işaret eder. 'Azim sahibi resuller' (ulu'l-azm) sadece dışsal peygamberler değil, aynı zamanda her insanın fıtratında var olan ilahi hakikatleri temsil eden 'nefs-i natıka'nın (konuşan nefsin) kemal mertebeleridir. Onların sabrı, Hakk'ın tecellilerine tam teslimiyet ve ilahi hükme rıza göstermektir. 'İnkarcılar için acele etme' ifadesi, sâlikin kendi nefsindeki karanlık ve gaflet hallerini hemen ortadan kaldırma telaşına düşmemesi, her şeyin ilahi bir hikmet ve zamanlama ile gerçekleşeceğini bilmesi gerektiğine delalet eder. Dünya hayatının 'gündüzün bir müddeti' gibi kısa ve geçici olduğu vurgusu, sâlikin dünya meşgalelerine takılıp kalmaması, asıl gayenin ebedi âleme yönelik hazırlık olduğunu idrak etmesi gerektiğini hatırlatır. 'Yoldan çıkmış olanlar' ise, kendi nefsindeki ilahi hakikatlerden yüz çeviren, heva ve heveslerine tabi olanlardır ki, manevi yok oluşları kendi elleriyledir.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneğinde bu ayet, özellikle 'sabır' kavramı üzerinden derinlemesine ele alınır. 'Vasbir' emri, 'sabret' manasınadır ve emir hükmündedir. [Kaynak: Sohbet aras sohbetler, s.9] Bu sabır, sadece dışsal olaylara karşı değil, aynı zamanda 'nefsinde' sabretmekle ilgilidir. [Kaynak: Sohbet aras sohbetler, s.9] Terzibaba, Kehf Suresi 28. ayetindeki 'Vasbir nefseke' ifadesine atıfta bulunarak, sabrın nefis mücadelesindeki merkezi rolünü vurgular. Nefsin hayal, vehim ve nefsani oyalanmalarına karşı sabır göstermek, manevi yolculuğun temelidir. [Kaynak: Sohbet aras sohbetler, s.9] Ayrıca, 'bir yerde yürümek istiyorsan onun yolunda sabret. Bir gün olmadı iki gün olmadı yok onu sil 'olmadı' diye bir şey kafanda olmasın. Olacak, olacak inşeallah diye bunda da sabret.' ifadesi, sâlikin manevi çalışmalarında sebat etmesi, ümitsizliğe düşmemesi gerektiğini belirtir. [Kaynak: Sohbet aras sohbetler, s.9] Ayetteki 'acele etme' emri de, Terzibaba'nın 'bir an önce değil tatbikatlarının yapılarak en güzel şekilde ilerlenmesidir' sözüyle örtüşür. [Kaynak: Nahl Suresi, s.277] Manevi ilerleme, acelecilikle değil, sabır ve istikametle mümkündür.","ibnArabiContext":"İbn Arabî'nin Fütühât ve Füsûs perspektifinden bakıldığında, 'ulu'l-azm' peygamberlerin sabrı, ilahi isimlerin tecellilerine tam bir teslimiyet ve rıza halidir. Her peygamber, belirli bir ilahi ismin mazharıdır ve o ismin gerektirdiği kemalata ulaşmak için sabır gösterir. Bu bağlamda, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sabrı, 'Câmi' isminin tecellisi olarak tüm ilahi isimlerin kemalatını kapsar. Ayetteki 'senin sabrın ancak Allah iledir' (Nahl/127) ifadesi, İbn Arabî'nin 'Bekabillah' (Allah ile Bâki olmak) kavramıyla ilişkilendirilebilir. [Kaynak: Nahl Suresi, s.277] Sâlikin sabrı, kendi varlığındaki 'Sabur' isminin tecellisini idrak etmesi ve bu tecelli ile Hakk'ın varlığında fani olup O'nunla bâki olmasıdır. 'İnkarcılar için acele etme' emri, ilahi takdirin ve zamanlamanın hikmetini anlamayı gerektirir. Allah, 'Kahhar' ismiyle eski sistemleri bozar ve yeni bir düzen kurar. [Kaynak: İbrâhîm Sûresi, s.53] Bu süreçte acelecilik, ilahi hikmeti idrak edememekten kaynaklanır. 'Gündüzün bir müddeti' ifadesi, İbn Arabî'nin varlık mertebeleri ve zamanın izafiliği hakkındaki görüşleriyle örtüşür. Dünya hayatı, hakikat âlemine göre bir an hükmündedir ve bu geçicilik, sâlikin dünya bağlarından kurtulması için bir uyarıdır.","mesneviContext":"Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde sabır, manevi yolculuğun en temel erdemlerinden biridir ve birçok sembolle işlenir. Ayetteki 'ulu'l-azm' peygamberlerin sabrı, Mevlânâ'nın peygamber kıssaları üzerinden anlattığı teslimiyet ve tevekkül dersleriyle paralellik gösterir. Hz. Eyyûb'un sabrı, Hz. Yusuf'un kuyuya atılmasındaki sabrı gibi örnekler, sâlikin kendi nefsindeki imtihanlara karşı nasıl durması gerektiğini sembolize eder. 'İnkarcılar için acele etme' emri, Mevlânâ'nın 'her şeyin vakti saati vardır' ve 'acele şeytan işidir' gibi öğretileriyle bağdaşır. Sâlik, manevi tekamülün bir süreç olduğunu, her tohumun kendi vaktinde yeşerdiğini bilmelidir. 'Onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar' ifadesi, dünya hayatının bir rüya, bir gölge olduğu ve hakikat âleminde uyandıklarında bu rüyanın ne kadar kısa sürdüğünü anlayacakları metaforuyla Mesnevî'de sıkça işlenir. Dünya, bir misafirhane, bir geçiş durağıdır ve asıl yurt ahirettir. Bu idrak, sâlikin dünya malına ve makamına olan düşkünlüğünü azaltır.","seyrSuluk":"Bu ayet, seyr ü sülûk yolundaki sâlik için önemli bir rehberdir. 'Sabret' emri, nefis mücadelesinin, riyazatın ve manevi çalışmaların temelini oluşturur. Sâlik, nefs-i emmarenin isteklerine karşı ölçülü bir şekilde karşılık vermeli, onu istediklerinden men etmelidir. [Kaynak: Nahl Suresi, s.277] Bu, 'kısas ayeti'nin nefis terbiyesine uygulanmasıdır. [Kaynak: Nahl Suresi, s.277] Aşırıya gitmek, maddi bedene zarar vereceğinden ibadet ve tefekkür çalışmalarını engelleyebilir. Bu nedenle sabırla ve ölçülü ilerlemek esastır. 'Senin sabrın ancak Allah iledir' ifadesi, sâlikin sabrının kaynağının kendi gücü değil, ilahi destek olduğunu gösterir. Bu, 'Bekabillah' mertebesine ulaşmak için 'nefsin ile sabret' hükmünün faaliyete geçmesini gerektirir. [Kaynak: Nahl Suresi, s.277] Sâlik, kendi nefsindeki ilahi esmaları keşfetmeli ve 'Sabur' isminin tecellisiyle sabır makamına erişmelidir. 'İnkarcılar için acele etme' emri, sâlikin manevi hallerin zuhurunda aceleci olmaması, ilahi takdire ve hikmete teslim olması gerektiğini öğretir. Kendi nefsindeki karanlıkları ve gafletleri hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, ilahi lütfun ve zamanlamanın tecellisini beklemelidir. Dünya hayatının geçiciliği, sâlikin zühd ve takva ile dünya bağlarından arınmasını, kalbini ahirete yöneltmesini teşvik eder.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, hayatın zorlukları karşısında yılmadan, azimle sabretmenin önemini vurgular. Karşılaşılan her türlü sıkıntı ve musibet karşısında peygamberlerin gösterdiği teslimiyet ve tevekkülü örnek almak gerekir. Acelecilikten kaçınmak, özellikle sonuçları hemen görmek istediğimiz durumlarda ilahi takdire güvenmeyi öğretir. Bir işe başlarken veya bir hedef belirlerken, sabırla ve istikametle yola devam etmek, 'olmadı' diye pes etmemek esastır. [Kaynak: Sohbet aras sohbetler, s.9] Dünya hayatının geçiciliğini idrak etmek, bizi dünya malına ve makamına aşırı düşkünlükten korur, asıl gayemizin ahiret olduğunu hatırlatır. Bu, aynı zamanda kendi nefsimizle olan mücadelemizde de geçerlidir. Nefsin kötü arzularına karşı sabır göstermek, onu terbiye etmek ve ilahi emirlere uymak için sürekli bir çaba içinde olmak gerekir. 'Sabrın ancak Allah ile' olduğu bilinci, bize kendi gücümüzün sınırlı olduğunu, asıl yardımın ve desteğin Allah'tan geldiğini hatırlatır. Bu da tevekkül ve teslimiyet duygularımızı pekiştirir. Son olarak, 'yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?' uyarısı, bizleri nefis muhasebesi yapmaya, doğru yolda kalmaya ve ilahi sınırlara riayet etmeye teşvik eder."}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 35. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nPeygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. İnkârcılar için acele etme. Onlar, kendilerine vaad edileni gördükleri gün, dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlardan başkası mı helâk edilir?\n\nSurenin bu son âyeti, Hz. Peygamber'e sabır emri ve insanlığa son bir uyarı ile biter — tıpkı bir kitabın son cümlesinin tüm kitabı özetlemesi gibi, bu âyet Ahkâf suresinin rûhunu tek bir nefeste verir.\n\nأُولُوا الْعَزْمِ (ulü'l-azm — azim sahipleri): Râgıb Hazretleri عَزْم (azm) kavramını 'bir işe kesin olarak karar verip kararlılıkla yürütmek' olarak tanımlar. Fîrûzâbâdî Hazretleri Basâir'inde, ulü'l-azm peygamberlerin ümmetlerinden en çok eziyet görmüş ve buna rağmen davalarından vazgeçmemiş olanlar olduğunu belirtir. Kefevî Hazretleri, azmin 'sabırdan üstün bir mertebe' olduğunu vurgular: Sabır, zorluğa dayanmaktır; azim ise zorluk karşısında kararlılıkla ilerlemeye devam etmektir.\n\nبَلَاغٌ (belâğ — tebliğ, duyuru): Izutsu, belâğ kavramının peygamberin görevini tanımladığını belirtir: Peygamberin vazifesi sadece tebliğdir; hidâyet vermek ise Allah'a aittir. Bu, surenin son sözü olarak tüm mesajın özeti niteliğindedir.\n\nالْفَاسِقُونَ (fâsıkûn — yoldan çıkanlar): Surenin bu kelimeyle bitmesi son derece mânidardır. Râgıb Hazretleri فِسْق (fısk) kavramını 'hurmanın kabuğundan çıkması' gibi bir şeyin olması gereken yerden çıkması olarak tanımlar. Güngör'ün dikkat çekici tespiti ile söyleyecek olursak: Fısk, küfr'den farklıdır — küfr inanç boyutunda inkârdır; fısk ise eylem boyutunda sınır ihlalidir.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, bu son âyeti sâlikin yolculuğunun son dersi olarak sunar: *\"Sabır, azim, tebliğ ve tevekkül — mânevî yolculukta acele yoktur. Her makamın bir zamanı, her hâlin bir olgunlaşma süreci vardır. Ulü'l-azm peygamberlerin izinde yürü — ne zorluklardan yıl, ne de sonucu acele bekle.\"*\n\nHazret şöyle devam eder: *\"Belâğ — tebliğ et ve bırak. Senin görevin söylemek, kabul ettirmek değil. Tohumunu ek, sulamasını Rabbine bırak.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında 'bir saat kadar kaldıklarını sanacaklardır' ifadesi, zamanın izâfîliğine işaret eder. Dünya hayatı, âhiret karşısında bir göz açıp kapama süresidir. İbn Arabî'nin diliyle: 'Dünya, bir rüyadır — uyanınca ne kadar sürdüğünü bilemezsin.'\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Sabır, toprağın altındaki tohumun hâlidir — karanlıkta, sessizlikle, bekleyişte. Ama bir gün toprak yarılır ve filiz güneşe ulaşır. Sabrın meyvesi, vuslattır.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy yolun yolcusu! Surenin son âyeti, sana sülûkun son dersini verir: Sabret, azimle ilerle, tebliğ görevini yap ve sonucu Allah'a bırak. فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ — Yoldan çıkmışlardan başkası mı helâk edilir? Öyleyse yolda kal, yoldan çıkma — ve helâkten emin ol.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın sabırsız, her şeyi hemen isteyen insanına bu âyetten düşen son hisse şudur ki: Sabır, zayıflık değildir — en büyük güçtür. Ulü'l-azm peygamberler, insanlık tarihinin en güçlü insanlarıydı — çünkü en çok sabredenlerdi. Ve unutma: Bu dünya, gündüzün bir saati kadar kısadır — onu iyi kullan.\n\nRabbimiz, bize ulü'l-azm peygamberlerin sabrını nasîb et. Tebliğ görevimizi edâ etmemizi, sonucu Sana havâle etmemizi kolaylaştır. Bizi fâsıklardan değil, sâdıklardan eyle. Ayaklarımızı sırât-ı müstakîm üzere sâbit kıl, gönüllerimizi hakikat nûruyla münevver eyle.\n\nوَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ\n\nSon duamız şudur ki: Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz","Ebu'l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât","Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","Mevlüt Güngör, Kelime Anlam Bilgisi","Muhyiddin İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye"]}

## Tefsir

{"topics":["sabir","peygamberlik","kiyamet","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"ٱصْبِرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"sabret"},{"position":2,"surface":"كَمَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَمَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"gibi"},{"position":3,"surface":"صَبَرَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"sabretti"},{"position":4,"surface":"أُو۟لُوا۟","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Cem'","root":"أ-و-ل","rootLatin":"u-l","lemma":"أُولُو","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"sahipleri"},{"position":5,"surface":"ٱلْعَزْمِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ز-م","rootLatin":"'-z-m","lemma":"عَزْم","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"azim"},{"position":6,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":7,"surface":"ٱلرُّسُلِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Cem'","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"elçiler"},{"position":8,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":8,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nehiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"Nehiy harfi olduğu için mebnî","gloss":"yapma"},{"position":9,"surface":"تَسْتَعْجِل","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ج-ل","rootLatin":"'-j-l","lemma":"اِسْتَعْجَلَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy edatı (لَا) ile meczûm olduğu için meczûm","gloss":"acele etme"},{"position":10,"surface":"لَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"için"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"كَأَنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَأَنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"sanki"},{"position":11,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"كَأَنَّ'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"onlar"},{"position":12,"surface":"يَوْمَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf-ı Zaman","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"gün"},{"position":13,"surface":"يَرَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-أ-ي","rootLatin":"r-'-y","lemma":"رَأَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"görürler"},{"position":14,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"şey"},{"position":15,"surface":"يُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"vaat olunurlar"},{"position":16,"surface":"لَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cezm","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Cezm edatı olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":17,"surface":"يَلْبَثُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ب-ث","rootLatin":"l-b-th","lemma":"لَبِثَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Cezm edatı (لَمْ) ile meczûm olduğu için meczûm","gloss":"kalmadılar"},{"position":18,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstisna","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":19,"surface":"سَاعَةًۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-'-","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Zarf-ı zaman olduğu için mansûb","gloss":"bir saat"},{"position":20,"surface":"مِّن","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-den"},{"position":21,"surface":"نَّهَارٍۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ه-ر","rootLatin":"n-h-r","lemma":"نَهَار","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"gündüz"},{"position":22,"surface":"بَلَـٰغٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ب-ل-غ","rootLatin":"b-l-g","lemma":"بَلَاغ","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda veya haber olduğu için merfû","gloss":"bir bildiri"},{"position":23,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":23,"surface":"هَلْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstifham","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"mı"},{"position":24,"surface":"يُهْلَكُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ه-ل-ك","rootLatin":"h-l-k","lemma":"أَهْلَكَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"helak edilir"},{"position":25,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstisna","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":26,"surface":"ٱلْقَوْمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Nâib-i Fâil olduğu için merfû","gloss":"kavim"},{"position":27,"surface":"ٱلْفَـٰسِقُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ف-س-ق","rootLatin":"f-s-q","lemma":"فَاسِق","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"fâsıklar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'minûn Sûresi** · *46/35*
