# Ahkâf Sûresi, 8. Âyet (46:8)

> أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ ۖ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ ۖ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

*Em yekûlûne-fterâh(u)(s) kul ini-fteraytuhu felâ temlikûne lî mina(A)llâhi şey-â(en)(s) huve a'lemu bimâ tufîdûne fîh(i)(s) kefâ bihi şehîden beynî vebeynekum(s) vehuve-lġafûru-rrahîm(u)*

**Meal (Diyanet):** Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/8

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, zahirde Kur'an'ın ilahi menşeini inkâr edenlere karşı bir meydan okuma ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) risaletinin hakikatini vurgulama amacı taşır. İşari olarak ise, kişinin kendi iç âleminde 'uydurduğu' vehimlere, nefsani arzu ve düşüncelere karşı uyanık olması gerektiğine işaret eder. Hakikat yolcusu, kendi nefsinden kaynaklanan her türlü iddiayı 'uydurma' olarak görmeli ve ilahi vahyin safiyetine teslim olmalıdır. 'Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız' ifadesi, nefsin ve hevanın insanı Allah katında hiçbir şekilde kurtaramayacağını, ancak ilahi hakikate teslimiyetin kurtuluş vesilesi olduğunu anlatır. 'O, Kur'an için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir' ifadesi, kalpteki niyetlerin, batıl yorumların ve hakikati saptırma çabalarının Allah tarafından bilindiğini, dolayısıyla kişinin iç âlemindeki her türlü 'uydurma' eyleminin de ilahi denetim altında olduğunu gösterir. 'Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter' beyanı, hakikat ile batıl arasındaki hükmün ancak Allah tarafından verileceğini, kişinin kendi içindeki hakikat arayışında da en büyük şahidin Allah olduğunu vurgular. 'O, bağışlayandır, merhamet edendir' kısmı ise, bu içsel mücadelede hata yapanların, samimi bir yönelişle tövbe ettiklerinde ilahi mağfiret ve rahmete nail olabileceklerine dair bir müjdedir.","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneği, bu ayeti kişinin kendi içindeki 'uydurma' eğilimlerine karşı bir uyarı olarak yorumlayabilir. Kaynak metinlerde geçen 'şeytan \"Allah affeder\" diyerek kişilere kötü işler işletir, buna kanmamalıdır' ifadesi, nefsin ve şeytanın insana hakikati çarpıtma, kendi hevasından hükümler çıkarma konusunda nasıl vesvese verdiğini anlatır. Ayetteki 'uydurdu' iddiası, zahirde peygambere yöneltilen bir iftira olsa da, batında kişinin kendi nefsine uyarak hakikatten sapmasını ifade eder. Terzibaba'nın vurguladığı 'Bizim yapmamız gereken elimizden geleni yapıp gücümüzün yetmediği yerlerde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın suçlarımızı örtmesini istemektir' anlayışı, bu ayetin sonundaki 'Gafûr ve Rahîm' isimleriyle örtüşür. Kişi, kendi nefsinden kaynaklanan 'uydurmaları' terk edip ilahi hakikate teslim olduğunda, Allah'ın affına ve merhametine sığınır. Ayrıca, 'Azîz ve Gafûr hükmünü kendimiz tarafından düşündüğümüzde ise bizim de, çevremize böyle olmamız gerekmektedir' ifadesi, kişinin kendi içindeki 'uydurma' eğilimlerini terk ettikten sonra, başkalarının hatalarına karşı da 'örtücü' ve 'affedici' olması gerektiğini, ancak bunu 'kendi asaletimizi muhafaza ederek' yapması gerektiğini gösterir. Bu, tasavvufi edep ve ahlakın bir yansımasıdır.","ibnArabiContext":"İbn Arabî, varlığın birliği (vahdet-i vücud) ve ilahi isimlerin tecellileri bağlamında bu ayeti yorumlayabilir. 'Uydurdu' iddiası, Hakk'ın zatının ve kelamının (Kur'an'ın) hakikatini idrak edemeyenlerin, kendi sınırlı akıllarıyla ilahi hakikati yorumlama çabalarını ifade eder. İbn Arabî'ye göre, her şey Hakk'ın tecellisidir ve Kur'an da Hakk'ın kelam sıfatının en kâmil tecellisidir. Dolayısıyla onu 'uydurma' olarak görmek, Hakk'ın zatını ve sıfatlarını idrak edememekten kaynaklanır. Ayetteki 'Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter' ifadesi, İbn Arabî'nin 'Hakk'ın Hakk ile şahitliği' prensibine uygun düşer. Hakikat, ancak Hak tarafından idrak ve tasdik edilebilir. Kulların kendi zanları ve 'uydurmaları', ilahi hakikati örtemez. 'Gafûr ve Rahîm' isimleri ise, Hakk'ın tecellilerinin kuşatıcılığını ve ilahi rahmetin her şeyi kapsadığını gösterir. İbn Arabî, 'Fütühât-ı Mekkiyye' ve 'Füsûs'ta, ilahi kelamın ve hakikatin değişmezliğini, ancak idrak mertebelerine göre farklı algılanabileceğini vurgular. Bu ayet, ilahi kelamın hakikatini kendi nefsinden değiştirmeye kalkışanlara karşı bir uyarıdır.","mesneviContext":"Mevlânâ, Mesnevî'de hakikatin kaynağının ilahi olduğunu ve insanın kendi nefsinden kaynaklanan her türlü iddianın yanılgı olduğunu sıkça işler. Bu ayetteki 'uydurdu' iddiası, Mevlânâ'nın 'nefsin hevası' ve 'akıl-ı cüz'ün' sınırlılıkları üzerine yaptığı vurgularla örtüşür. İnsan, kendi sınırlı aklıyla ilahi hakikati kavramaya çalıştığında veya kendi arzu ve heveslerine göre yorumladığında 'uydurma' durumuna düşer. Mevlânâ, hakiki bilginin 'vahiy' ve 'ilham' yoluyla geldiğini, nefsin ise sürekli yanıltıcı olduğunu belirtir. Ayetteki 'Ben ancak bana vahy olunana uyarım' ifadesi, Mevlânâ'nın 'aşk' ve 'teslimiyet' vurgusuyla paraleldir. Hakiki âşık, kendi nefsinden bir şey uydurmaz, sadece ilahi emre ve vahye teslim olur. 'Büyük bir günün azabından korkarım' ifadesi, Mevlânâ'nın Allah korkusu ve ahiret bilinci üzerine yaptığı vurgularla da uyumludur. Kaynak metinde geçen 'Mevlânâ hazretlerinin vucüd birdir ama mertebelere riayet şarttır hikmeti de burada ortaya çıkıyor. Memur kendinden bir iş ortaya koyamaz, amirin tebliğ etmiş olduğu hükmü ancak icra edebilir. Emrin dışına çıkarsa sorumlukta kendine ait olur' ifadesi, bu ayetin ruhuna çok yakındır. Peygamber (s.a.v.) bir memurdur, kendi nefsinden bir şey uyduramaz, sadece ilahi emri tebliğ eder. Bu, tasavvufi silsilede mürşidin de kendi nefsinden değil, ilahi ilham ve sünnet üzere hareket etmesi gerektiğine işaret eder.","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk yolundaki bir salik için bu ayet, nefsin ve hevanın tuzaklarına karşı uyanık olmayı öğütler. Salik, manevi yolculuğunda karşılaştığı ilhamları, rüyaları veya içsel tecrübeleri kendi nefsine atfetme, onları 'uydurma' bir şekilde yorumlama tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu ayet, salike, her türlü manevi tecrübesini Kur'an ve Sünnet süzgecinden geçirmesi gerektiğini hatırlatır. 'Eğer onu uydurdumsa, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız' uyarısı, nefsin ve egonun manevi ilerlemede en büyük engel olduğunu, kişinin kendi nefsinden kaynaklanan her türlü iddia ve yorumun ilahi huzurda bir geçerliliğinin olmadığını gösterir. Salik, 'Ben ancak bana vahy olunana uyarım' düsturuyla hareket etmeli, kendi hevasından değil, ilahi rehberlikten beslenmelidir. 'O, bağışlayandır, merhamet edendir' isimleri ise, bu zorlu yolda hata yapan, nefsinin tuzağına düşen saliklerin, samimi bir tövbe ve yönelişle tekrar ilahi rahmete sığınabileceklerini müjdeler. Seyr ü sülûk, nefsi 'uydurma'dan arındırma ve kalbi ilahi hakikate açma yolculuğudur.","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, öncelikle kendi inançlarını ve yaşam tarzını sorgulama fırsatı sunar. Kişi, Kur'an'ı ve dini hükümleri kendi hevasına göre 'uydurma' bir şekilde yorumlama eğiliminden sakınmalıdır. Modern dünyada bilgi kirliliği ve farklı ideolojilerin etkisiyle, insanlar bazen dini kendi çıkarlarına veya dünya görüşlerine uydurmaya çalışabilirler. Bu ayet, bu tür 'uydurma' yaklaşımlara karşı bir uyarıdır. İkinci olarak, başkalarının inançlarına ve dini pratiklerine karşı yargılayıcı olmaktan kaçınmak, ancak hakikati de savunmaktan geri durmamak gerektiğini öğretir. 'Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter' ifadesi, nihai hükmün Allah'a ait olduğunu hatırlatır. Üçüncü olarak, hata ve günah işlediğimizde dahi Allah'ın 'Gafûr' ve 'Rahîm' isimlerine sığınarak tövbe etmenin önemini vurgular. Kaynak metinde belirtildiği gibi, 'Bizim yapmamız gereken elimizden geleni yapıp gücümüzün yetmediği yerlerde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın suçlarımızı örtmesini istemektir.' Bu, hem bireysel sorumluluğu hem de ilahi rahmete güveni bir araya getiren dengeli bir yaklaşımdır. Ayrıca, 'çevremizdekilerin mümkün olduğu kadar az suçlarını görmek ve mümkün olduğu kadar örtücü olmak' gerektiği dersi, sosyal ilişkilerde hoşgörü ve affediciliğin önemini gösterir."}

## Kelime Tahlili

{"summary":"'Onu uydurdu' diyenlere karşılık, Allah'ın şahitliğinin yeterliliği ve O'nun Gafûr ve Rahîm oluşu vurgulanır.","keyConcepts":[{"word":"ٱفْتَرَىٰهُ","root":"ف ر ي","rootLatin":"F-R-Y","meaning":"Uydurmak, iftira etmek; Kur'an'ın beşer uydurması olduğu iddiası.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"İftirâ, bir şeyi yoktan uydurmak ve birine yalan isnat etmektir. İftiâl vezninde olması, uydurmada kasıt ve çaba olduğunu gösterir. Müşriklerin 'iftirâ' suçlaması, Kur'an'ın ilahi kaynaklı olmadığını iddia etmeleridir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İftirâ, 'fery' kökünden gelir ve bir deriyi kesip biçmek gibi, yoktan bir şey icat etmek anlamı taşır. Kur'an'a bu itham yapılması, Mekke müşriklerinin standart bir inkâr stratejisiydi."}]},{"word":"شَهِيدًا","root":"ش ه د","rootLatin":"Ş-H-D","meaning":"Şahit, tanık; Allah'ın Peygamber ile müşrikler arasında yeter şahit olması.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Şehîd, bir olaya bizzat tanık olan ve tanıklığını beyan edendir. Allah'ın 'şehîd' olması, her şeyi bilmesi ve hükmetmesi anlamındadır — beşerî tanıklığın ötesinde mutlak bir ilimle şahittir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"'Kefâ billâhi şehîdâ' ifadesi, başka hiçbir şahide ihtiyaç olmadığını, Allah'ın şahitliğinin her türlü delilden üstün olduğunu bildirir."}]},{"word":"ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ","root":"غ ف ر / ر ح م","rootLatin":"Ğ-F-R / R-H-M","meaning":"Çok bağışlayan ve çok merhamet eden; inkârcılara bile tövbe kapısının açık olduğuna işaret.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Mağfiret, günahı örtmek ve cezadan korumaktır. Rahmet ise merhamet ve şefkattir. Ayetin sonunda bu iki sıfatın gelmesi, azap tehdidinden sonra bile Allah'ın rahmet kapısının açık olduğunu hatırlatır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Gafûr ve Rahîm sıfatlarının inkâr bağlamında zikredilmesi, inkârcılara bir son çağrıdır: 'Allah şahittir ama bağışlayandır da — hâlâ dönerseniz.'"}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 8. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nYoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Eğer onu uydurduysam, beni Allah'a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız. O, Kur'ân hakkında yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, Ğafûr'dur, Rahîm'dir.'\n\nBu âyet-i celîle, Kur'ân'ın اِفْتِرَاء (iftirâ — uydurma) olduğu iddiasını üç kademede çürütür.\n\nNitekim Râgıb el-İsfehânî Hazretleri el-Müfredât'ında iftiânın 'bir şeyi yoktan uydurmak ve birine yalan isnat etmek' olduğunu beyân buyurmuşlardır. İftirâ kelimesinin iftîâl vezninde gelmesi, uydurmada kasıt ve çaba olduğunu gösterir. Hz. Peygamber'in 'eğer uydurduysam' diyerek varsayımsal bir kabul üzerinden argüman yürütmesi, muhâtaplarını kendi mantıklarıyla çürütme tekniğidir — ki bu, Kur'ân'ın en güçlü mücâdele üsluplarından biridir.\n\nشَهِيد (şehîd — şahit) kavramı, bu âyetin kalbinde yer alır. كَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا (kefâ billâhi şehîdâ — şahit olarak Allah yeter) ifadesi, beşerî tanıklığın ötesinde mutlak bir ilimle şahitliktir.\n\nDikkat et ki âyet, غَفُور ve رَحِيم (Ğafûr ve Rahîm) sıfatlarıyla biter. Azap tehdidi ve meydan okuma bâbında bu iki rahmet sıfatının gelmesi, tıpkı şimşekten sonra yağmurun gelmesi gibidir — inkârcılara bile tövbe kapısının açık olduğuna işaret eder. Fîrûzâbâdî Hazretleri'nin Basâir'indeki beyânıyla: Bu bir son çağrıdır — 'Allah şahittir, ama bağışlayandır da — hâlâ dönerseniz.'\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, bu âyetteki 'iftirâ' kavramını daha geniş bir perspektiften ele alır. Hazret'e göre, Allah adına yalan söylemek sadece Kur'ân hakkında değil, din adına uydurma yapan, hakikati kendi hevâsına göre eğip büken herkes için geçerlidir. *\"Hakk adına konuşmak, en ağır mesuliyet; Hakk adına yalan söylemek, en büyük cinâyettir.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nŞeyh-i Ekber'in nazarında bu âyet, kelâmın kaynağının önemine işaret eder. Hakk'tan gelen kelâm, beşer kelâmından ayırt edilebilir — tıpkı güneş ışığının mum ışığından ayırt edilmesi gibi. Kur'ân'ın bir iftirâ olamayacağı, bizzat kendisinin şahitliğindedir — onu okuyan, beşer kelâmı olmadığını kalbiyle hisseder.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın diliyle: Güneşin güneş olduğunu ispat etmesine gerek yoktur — aydınlatması yeter. Kur'ân da öyledir; hidâyet etmesi, onun ilâhî kaynağının en büyük delilidir. Karanlıkta kalanlar, güneşi inkâr edebilir — ama karanlık, güneşin yokluğunu ispat etmez.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Bu âyet sana iki ders verir. Birincisi: Hakikat, kendisini savunur — senin görevin tebliğdir, ispat Allah'a aittir. İkincisi: Allah'ın Ğafûr ve Rahîm sıfatlarıyla kapanması, sana ümit verir — ne kadar hata yapmış olursan ol, tövbe kapısı açıktır. Yeter ki dön.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Hakikati inkâr etmek, hakikati yok etmez. Kur'ân, on dört asırdır aynı meydan okumayı sürdürüyor — 'bir benzerini getirin.' Kimse getiremedi, getiremeyecek. Ama kapı hâlâ açık — Ğafûr ve Rahîm olan Allah, dönenler için bağışı hazır tutmuştur.\n\nRabbimiz, bizi kelâmına karşı kör ve sağır eyleme. Hakikati hakikat olarak bilip teslim olmayı nasîb et; hatalarımızı Ğafûr isminle ört, kusurlarımızı Rahîm isminle bağışla.","sources":["Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Fîrûzâbâdî, Basâiru Zevi't-Temyîz"]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","peygamberlik","musrikler","esma-i-husna"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yoksa","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":2,"surface":"يَقُولُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"derler","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":3,"surface":"ٱفْتَرَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ف-ر-ي","rootLatin":"f-r-y","lemma":"اِفْتَرَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"uydurdu","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"De ki","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":5,"surface":"إِنِ","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"eğer","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Şart edatı"},{"position":6,"surface":"ٱفْتَرَيْتُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ف-ر-ي","rootLatin":"f-r-y","lemma":"اِفْتَرَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"uydurdumsa","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":6,"surface":"هُۥ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onu","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"فَلَا","pos":"harf","posDetail":"Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o zaman ...mezsiniz","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":8,"surface":"تَمْلِكُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"م-ل-ك","rootLatin":"m-l-k","lemma":"مَلَكَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"sahip olamazsınız","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":9,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":9,"surface":"ي","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"bana","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":10,"surface":"مِنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":11,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"ʾ-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'tan","irabMarker":"kesra ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":12,"surface":"شَيْـًٔا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ش-ي-ا","rootLatin":"š-y-ʾ","lemma":"شَيْء","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"hiçbir şey","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":13,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Müfred Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"O","binaDurumu":"Mebnî (munfasıl zamir)","gorev":"Mübteda"},{"position":14,"surface":"أَعْلَمُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ع-ل-م","rootLatin":"ʿ-l-m","lemma":"أَعْلَم","form":"Ef'al","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"daha iyi bilir","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"},{"position":15,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":15,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":16,"surface":"تُفِيضُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ي-ض","rootLatin":"f-y-ḍ","lemma":"أَفَاضَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"taşkınlık yaparsınız","irabMarker":"nûn ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":17,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":17,"surface":"هِ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onda","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":18,"surface":"كَفَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ف-ي","rootLatin":"k-f-y","lemma":"كَفَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yeter","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":19,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":19,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"O","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Fâil"},{"position":20,"surface":"شَهِيدًۢا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ش-ه-د","rootLatin":"š-h-d","lemma":"شَهِيد","form":"Fa'îl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"şahit olarak","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Temyîz"},{"position":21,"surface":"بَيْنِ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"بَيْنَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"aramda","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mekân zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":21,"surface":"ي","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"benim","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":22,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":22,"surface":"بَيْنَ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"بَيْنَ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Zarf olduğu için mansûb","gloss":"aranızda","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mekân zarfı","izafet":"Muzâf"},{"position":22,"surface":"كُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"sizin","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":23,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî"},{"position":23,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Müfred Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"O","binaDurumu":"Mebnî (munfasıl zamir)","gorev":"Mübteda"},{"position":24,"surface":"ٱلْغَفُورُ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"غ-ف-ر","rootLatin":"ġ-f-r","lemma":"غَفُور","form":"Fa'ûl","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"bağışlayandır","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"},{"position":25,"surface":"ٱلرَّحِيمُ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ر-ح-م","rootLatin":"r-ḥ-m","lemma":"رَحِيم","form":"Fa'îl","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"merhamet edendir","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Em"},{"position":2,"translit":"yekûlûne"},{"position":3,"translit":"fterâh(u)(s)"},{"position":4,"translit":"kul"},{"position":5,"translit":"ini"},{"position":6,"translit":"fteraytuhu"},{"position":7,"translit":"felâ"},{"position":8,"translit":"temlikûne"},{"position":9,"translit":"lî"},{"position":10,"translit":"mina(A)"},{"position":11,"translit":"llâhi"},{"position":12,"translit":"şey-â(en)(s)"},{"position":13,"translit":"huve"},{"position":14,"translit":"a'lemu"},{"position":15,"translit":"bimâ"},{"position":16,"translit":"tufîdûne"},{"position":17,"translit":"fîh(i)(s)"},{"position":18,"translit":"kefâ"},{"position":19,"translit":"bihi"},{"position":20,"translit":"şehîden"},{"position":21,"translit":"beynî"},{"position":22,"translit":"vebeynekum(s)"},{"position":23,"translit":"vehuve"},{"position":24,"translit":"lġafûru"},{"position":25,"translit":"rrahîm(u)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/8*
- **Ahkâf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/8*
