# Ahkâf Sûresi, 9. Âyet (46:9)

> قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

*Kul mâ kuntu bid'an mine-rrusuli vemâ edrî mâ yuf'alu bî velâ bikum(s) in ettebi'u illâ mâ yûhâ ileyye vemâ enâ illâ neżîrun mubîn(un)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/46/9

---

## İşârî / Bâtınî Tefsir

{"generalIshari":"Bu ayet, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kemâl-i ubûdiyyetini ve Hakk'a tam teslimiyetini vurgular. Zahirde 'bilmiyorum' ifadesi acziyet gibi görünse de, bâtında bu, Allah'a tam vekil olma, kendi iradesinden feragat etme ve yalnızca ilahi emre tabi olma makamının yüceliğini ifade eder. Peygamber, kendi nefsinden değil, yalnızca vahy-i ilâhîden konuşur. Bu, tüm tasarrufu Hakk'a bırakma ve ubudiyetin gereği olan zayıflık ve acz ile zuhur etme halidir. Bu makam, ma'rifette en yüce makamlardan biridir, zira zâtî olan acziyetle zuhur, arazî olan rubûbiyyetle zuhurdan daha üstündür. [Kaynak: 187 Fusûsu’l-Hi̇kem, s.65]","terzibabaPerspective":"Terzibaba geleneği, bu ayeti Peygamberlerin 'Nezir ve Beşir' (uyarıcı ve müjdeleyici) olma vasfının bir teyidi olarak görür. Peygamber Efendimiz'in 'Ben ancak bana vahyolunana uyuyorum ve ben sadece apaçık bir uyarıcıyım' ifadesi, risaletin temel görevini özetler. Peygamber, kendi nefsinden bir şey uydurmaz, sadece ilahi mesajı tebliğ eder. Bu, aynı zamanda 'gönül darlığı' yaşayan müminler için bir rahatlama kaynağıdır; zira vekilin Allah olması huzur sağlar. Peygamberlerin, kendilerine kötü davrananlara karşı metodu da 'sen ancak bir nezirsin' diyerek gösterilmiştir. [Kaynak: Hud Suresi, s.31, Hud Suresi, s.25]","ibnArabiContext":"İbn Arabî'ye göre, bu ayet Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kemâl-i ubûdiyyetini ve tasarruftan ictinâbını gösterir. 'Ben bilmem ki bana ve size ne yapar? Ben ancak bana vahy olunan şeye tebaiyyet ederim' ifadesi, Resul'ün vahy olunan şey hükmü ile hareket ettiğini, kendi iradesiyle tasarruf etmediğini vurgular. Eğer tasarruf emredilirse tasarruf eder, men edilirse imtina eder, muhayyer bırakılırsa ubudiyet adabına riayeten tasarrufu terk eder. Bu, ma'rifetteki kemalin bir göstergesidir. Zira 'tasarruf, Hak için zatî ve abd için arazîdir; ve acz ile zuhur ise, abd için zâti ve rubûbiyyetle zuhur, arazîdir; ve zâtiyyât ile zuhur, arazıyyât ile zuhurdan a'lâdır.' Şeyh Şiblî'nin 'tasarrufu tazarrufen terk ettik' sözü de bu bağlamda, kemâl-i ma'rifetten neşet eden bir terk ediş olarak yorumlanır. [Kaynak: 187 Fusûsu’l-Hi̇kem, s.65]","mesneviContext":"Mesnevî'de bu ayetle doğrudan bir atıf bulunmamakla birlikte, Mevlânâ'nın genel felsefesi, ilahi iradeye tam teslimiyet ve nefsî arzuları terk etme üzerine kuruludur. Ayetteki 'Ben ancak bana vahyolunana uyuyorum' ifadesi, Mevlânâ'nın 'Aşk nedir diye sorarlarsa, ihtiyarı terk etmektir de! İhtiyardan kurtulmayan kimse ber-güzîde değildir' beytiyle örtüşen bir mana taşır. Peygamberin acziyetle zuhuru, kulun kendi iradesinden vazgeçip Hakk'ın iradesine boyun eğmesi, böylece gerçek kemale ulaşması anlamına gelir. Bu, arifin 'iki âlem onun üzerine saçılmış' bir şâhenşâh olması, ancak saçılan şeye iltifat etmemesi gibi bir haldir. [Kaynak: 187 Fusûsu’l-Hi̇kem, s.65]","seyrSuluk":"Seyr ü sülûk açısından bu ayet, müridin manevi yolculuğunda ulaşması gereken 'fenafillah' ve 'bekabillah' makamlarına işaret eder. Kulun kendi iradesini ve tasarrufunu tamamen terk ederek, yalnızca ilahi emre tabi olması, nefsaniyetten arınarak Hakk'ın vekili olması hedeflenir. 'Ben bilmem ki bana ve size ne yapar?' ifadesi, kulun geleceğe dair endişelerden arınarak, her an Allah'ın takdirine razı olma halini temsil eder. Bu, aynı zamanda 'emr-i iradi' ve 'emr-i teklifi' arasındaki farkı idrak etme ve her iki emre de tam bir teslimiyetle uyma çabasıdır. Gerçek ehl-i sünnet vel cemaat, zahiri hükümlerle birlikte batını hakikatleri de yaşayarak bu teslimiyete ulaşır. [Kaynak: 183 Fusûsu’l-Hi̇kem, s.205]","lifeLessons":"Günümüz mü'mini için bu ayet, hayatın belirsizlikleri karşısında Allah'a tam bir tevekkül ve teslimiyetle yaşamanın önemini öğretir. Kendi sınırlı bilgimizle geleceği veya başımıza gelecekleri bilemeyeceğimiz gerçeği, bizi endişeden kurtarıp ilahi takdire rıza göstermeye yöneltmelidir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) örneğinde olduğu gibi, bize düşen, vahyolunana (Kur'an ve Sünnet'e) tam olarak uymak ve yalnızca bir uyarıcı (nezir) olduğumuz bilinciyle hareket etmektir. Kendi irademizle tasarrufta bulunmak yerine, her işimizde Allah'ı vekil edinmek, gönül darlığından kurtulup huzura ermemizi sağlar. Bu, aynı zamanda 'kör ve sağırlık' gibi ahlaki kusurlardan arınarak hakikat bilgisine ulaşma ve aklımızı kötü huyların perdelerinden kurtarma çabasıdır. [Kaynak: Hud Suresi, s.31, Hud Suresi, s.47]"}

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hz. Peygamber'in peygamberlerin ilki olmadığı, kendisinin ve muhataplarının akıbetini bilmediği, sadece vahye uyduğu ve açık bir uyarıcı olduğu beyan edilir.","keyConcepts":[{"word":"بِدْعًا","root":"ب د ع","rootLatin":"B-D-A","meaning":"Emsalsiz, ilk; peygamberliğin yeni bir şey olmadığı, daha önce de peygamberler geldiği.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Bid', daha önce benzeri görülmemiş, emsalsiz olan şeydir. 'Mâ küntü bid'an mine'r-rusül' ifadesi, 'Ben peygamberler arasında bir ilk değilim, benden önce de peygamberler geldi' demektir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Bid' kelimesini 'evvel, daha önce eşi görülmemiş' olarak tanımlar. Hz. Peygamber'in bu ifadeyle hem tevazusunu hem de risalet geleneğinin sürekliliğini vurguladığını belirtir."}]},{"word":"يُوحَىٰٓ","root":"و ح ي","rootLatin":"V-H-Y","meaning":"Vahyolunmak; ilahi bilginin gizli ve hızlı bir şekilde iletilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Vahy, gizli ve hızlı bir işarettir. Istılahi olarak, Allah'ın peygamberlerine bilgi iletme yoludur. 'İllâ mâ yûhâ ileyye' ifadesi, Peygamber'in kendi hevasından konuşmadığını, yalnızca ilahi vahye tabi olduğunu bildirir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Vahy kökü, 'îmâ' (gizli işaret), 'ilhâm' (kalbe bırakma) ve 'risâlet' (elçilik) anlamlarını içerir. Ayetteki kullanımı, doğrudan Allah'tan Cebrail aracılığıyla gelen vahiy manasındadır."}]},{"word":"نَذِيرٌ","root":"ن ذ ر","rootLatin":"N-Z-R","meaning":"Uyarıcı; tehlike konusunda önceden ikaz eden, sonuçları bildiren kişi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât","detail":"Nezîr, bir kötülük veya tehlike gelmeden önce insanları uyarandır. 'Mübin' sıfatıyla gelmesi, bu uyarının gizli veya kapalı değil, herkesin anlayabileceği açıklıkta olduğunu gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'nezîr' ve 'beşîr' (müjdeci) kavramlarının Kur'an'da birbirini tamamlayan bir çift olarak kullanıldığına dikkat çeker. Bu ayette sadece 'nezîr'in gelmesi, muhatapların inkârcı tutumuna uygun bir vurgu tercihidir."}]}]}

## Tefsir

{"title":"Birleştirilmiş Tefsir — Ahkâf Suresi 9. Âyet","tefsir":"### ✦ Âyetin Zâhirî Tefsiri\n\nDe ki: 'Ben peygamberlerin ilki değilim. Benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem. Ben ancak bana vahyolunana uyuyorum. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.'\n\nBu âyet-i kerîme, Hz. Peygamber'in risâlet anlayışını üç temel ilkeyle ortaya koyar: süreklilik, tevâzu ve görev sınırı.\n\nبِدْع (bid') kelimesine gelince: İbn Kuteybe Hazretleri Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân'ında bu kelimeyi 'daha önce benzeri görülmemiş, emsâlsiz olan' şeklinde açıklar. Hz. Peygamber, kendisinin peygamberlik geleneğinde bir 'ilk' olmadığını, kendisinden önce de nice peygamberler gelip geçtiğini beyân buyurur. Bu, hem tevâzunun hem de risâlet geleneğinin sürekliliğinin ifadesidir.\n\nمَا أَدْرِي مَا يُفْعَلُ بِي وَلَا بِكُمْ (benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem) ifadesi, gayb bilgisinin mutlak olarak Allah'a ait olduğunu tesciller. Hz. Peygamber bile geleceği bilmemektedir — ancak Allah'ın bildirdiğini bilir. Bu, risâletin beşer üstü bir iddia değil, ilâhî bir görev olduğunu gösterir.\n\nنَذِيرٌ مُبِينٌ (nezîr-i mübîn — apaçık uyarıcı): Râgıb Hazretleri, nezîr'i 'bir kötülük gelmeden önce insanları uyaran' olarak tanımlar. 'Mübîn' sıfatı, uyarının herkesin anlayabileceği açıklıkta olduğunu gösterir. Güngör, nezîr ve beşîr (müjdeci) kavramlarının Kur'ân'da birbirini tamamlayan bir çift olduğuna dikkat çeker — bu âyette sadece nezîr'in gelmesi, muhâtapların inkârcı tutumuna uygun bir vurgu tercihidir.\n\n### ✦ Terzibaba Hazretleri'nin Nazarında\n\nTerzibaba Hazretleri, bu âyetteki tevâzuyu mânevî yolculuğun en temel dersi olarak görür. Hz. Peygamber ki âlemlerin efendisidir — O bile 'gaybı bilmem' buyurur. Bu, makamın büyüklüğünün tevâzuyla doğru orantılı olduğunu gösterir. *\"Hakiki büyüklük, büyüklük iddiasından uzak olmaktır.\"*\n\n### ✦ Şeyh-i Ekber'in İşâreti\n\nFütûhât'ın engin deryasından bir damla: Şeyh-i Ekber'e göre 'mâ kuntu bid'an mine'r-rusül' ifadesi, risâletin ezelden beri devam eden tek bir hakikat olduğunu gösterir. Her peygamber, aynı güneşin farklı zamanlardaki doğuşudur. Güneş birdir; doğuş noktaları farklıdır.\n\n### ✦ Mesnevî'nin Nağmesinden\n\nHz. Mevlânâ'nın gönül dilinden: Su, hangi nehirden aksa da aynı sudur — kaynağı birdir. Peygamberler de öyledir; hepsi aynı hakikat kaynağından akar. Hz. Muhammed, bu nehirlerin denize ulaştığı son ve en büyük mansaptır.\n\n### ✦ Seyr ü Sülûk Mertebesinden\n\nEy sâlik! Hz. Peygamber'in 'gaybı bilmem' buyurması, sana ne öğretir? Sülûkta 'ben bilirim' demek, en büyük tehlikedir. Bildiğini zannetmek, bilmekten büyük perdedir. Mânevî yolculukta tevâzu, en sağlam basacağın zemindir.\n\n### ✦ Bu Asrın İnsanına\n\nBu asrın insanına bu âyetten düşen hisse şudur ki: Allah'ın dini, tek bir kişinin icâdı değil, binlerce yıllık bir peygamberler zincirinin ortak mesajıdır. Tevhid, insanlık tarihi kadar eskidir. Ve hakiki rehber, 'her şeyi bilirim' diyen değil, 'ben de ancak vahye uyuyorum' diyendir.\n\nRabbimiz, bize tevâzu nasîb et. Bilgiyle şişinen değil, bilgiyle eğilen kullarından eyle. Peygamberlerin izinden ayırma, yollarını yolumuza kılavuz kıl.","sources":["İbn Kuteybe, Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","Râgıb el-İsfehânî, el-Müfredât","Mevlüt Güngör, Kelime Anlam Bilgisi"]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","vahiy-kuran","gayb","tebligh"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"قُلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"De ki"},{"position":2,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":3,"surface":"كُنتُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"oldum"},{"position":4,"surface":"بِدْعًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ب-د-ع","rootLatin":"b-d-ʿ","lemma":"بِدْع","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"كَانَ fiilinin haberi olduğu için mansûb","gloss":"ilk, benzeri olmayan"},{"position":5,"surface":"مِّنَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"-den, -dan"},{"position":6,"surface":"ٱلرُّسُلِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ر-س-ل","rootLatin":"r-s-l","lemma":"رَسُول","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"elçiler"},{"position":7,"surface":"وَمَآ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi + Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ + مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve ... değil"},{"position":8,"surface":"أَدْرِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ر-ي","rootLatin":"d-r-y","lemma":"دَرَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"bilirim"},{"position":9,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih konumunda olduğu için mebnî","gloss":"ne, şey"},{"position":10,"surface":"يُفْعَلُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ف-ع-ل","rootLatin":"f-ʿ-l","lemma":"فَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"yapılır"},{"position":11,"surface":"بِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer + Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ + أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cer ve zamir olduğu için mebnî","gloss":"bana"},{"position":12,"surface":"وَلَا","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi + Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ + لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve ... değil"},{"position":13,"surface":"بِكُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer + Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ + أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cer ve zamir olduğu için mebnî","gloss":"size"},{"position":14,"surface":"إِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak, sadece"},{"position":15,"surface":"أَتَّبِعُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-ʿ","lemma":"اِتَّبَعَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"uyarım"},{"position":16,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak, sadece"},{"position":17,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih konumunda olduğu için mebnî","gloss":"şey"},{"position":18,"surface":"يُوحَىٰٓ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ح-ي","rootLatin":"w-ḥ-y","lemma":"أَوْحَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"vahyolunur"},{"position":19,"surface":"إِلَىَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer + Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى + أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cer ve zamir olduğu için mebnî","gloss":"bana"},{"position":20,"surface":"وَمَآ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi + Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ + مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve ... değil"},{"position":21,"surface":"أَنَا۠","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda konumunda olduğu için mebnî","gloss":"ben"},{"position":22,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Hasr","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ancak, sadece"},{"position":23,"surface":"نَذِيرٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ن-ذ-ر","rootLatin":"n-dh-r","lemma":"نَذِير","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"uyarıcı"},{"position":24,"surface":"مُّبِينٌۭ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ب-ي-ن","rootLatin":"b-y-n","lemma":"مُبِين","form":"İf'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için merfû","gloss":"apaçık"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Haşr Sûresi** · *46/9*
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/9*
- **Kelime-i Ya'kûbiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/9*
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/9*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/9*
- **TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/9*
- **Haşr Sûresi** · *46/9*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Ahkâf, 46:9*
- **TEDBIRAT I ILAHIYYE** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *Ahkâf, 46:9*
- **Kelime-i Üzeyriyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/9*
- **Kelime-i Mûseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *46/9*
- **TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *46/9*
