# Muhammed Sûresi, 17. Âyet (47:17)

> وَٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ زَادَهُمْ هُدًى وَءَاتَىٰهُمْ تَقْوَىٰهُمْ

*Velleżîne-htedev zâdehum huden ve âtâhum takvâhum*

**Meal (Diyanet):** Hidayete erenlere gelince, Allah onların hidayetini artırır. Onların Allah'a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/47/17

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, hidayet bulanların Allah tarafından hidayetlerinin artırılmasını ve takvalarının kendilerine verilmesini konu edinmektedir. Ayet, hidayet ve takva kavramlarının karşılıklı ilişkisini ve Allah'ın bu konudaki lütfunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ٱهْتَدَوْا۟","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yolu bulanlar, hidayete erenler anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hidayet' kelimesini 'lütuf ve iyilikle doğru yola iletmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'ihtedev' formu, kişinin kendi iradesiyle hidayeti talep etmesi ve Allah'ın da bu talebe karşılık vermesi anlamını taşır. Bu, Allah'ın lütfuyla doğru yolu bulma eylemini ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'hidayet' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve 'Allah'ın insanı doğru yola iletmesi' olarak açıklar. Ayetteki 'ihtedev' fiili, bu ilahi rehberliğe muhatap olan ve onu kabul eden kişileri ifade eder. Bu, pasif bir kabulden ziyade, aktif bir yönelişi de içerir."}]},{"word":"زَادَهُمْ","root":"ز ي د","rootLatin":"z-y-d","meaning":"Allah'ın onların hidayetini artırması, çoğaltması anlamına gelir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'zâde' fiilini 'çoğaltmak, artırmak' anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda, hidayet bulanların hidayetlerinin Allah tarafından sürekli olarak artırılması, onların doğru yoldaki ilerleyişlerinin pekiştirilmesi olarak yorumlanır. Bu, bir lütuf ve mükafat niteliğindedir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ziyâde' kelimesinin 'bir şeyin üzerine eklemek, onu daha fazla kılmak' anlamını vurgular. Ayetteki 'zâdehum' ifadesi, hidayetin statik bir durum olmadığını, aksine Allah'ın inayetiyle sürekli gelişen ve derinleşen bir süreç olduğunu gösterir."}]},{"word":"هُدًى","root":"ه د ي","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Doğru yol, rehberlik, hidayet anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hüdâ' kelimesini 'doğru yolu gösterme, rehberlik etme' olarak açıklar. Ayetteki 'zâdehum hüdâ' ifadesi, Allah'ın hidayet bulanlara daha fazla hidayet vermesi, yani onların doğru yoldaki anlayışlarını ve uygulamalarını artırması demektir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hüdâ' kelimesinin Kur'an'daki kullanımını incelerken, onun hem 'doğru yolu gösterme' hem de 'doğru yolda olma' anlamlarını içerdiğini belirtir. Bu ayette, hidayet bulanların zaten sahip oldukları hidayetin Allah tarafından daha da pekiştirilmesi ve derinleştirilmesi söz konusudur."}]},{"word":"ءَاتَىٰهُمْ","root":"ء ت ي","rootLatin":"'-t-y","meaning":"Allah'ın onlara vermesi, ihsan etmesi anlamına gelir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Es-Sicistânî, 'îtâ'' fiilini 'vermek, ihsan etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'âtâhum' ifadesi, Allah'ın hidayet bulanlara takvalarını bir lütuf olarak bahşetmesini ifade eder. Bu, takvanın kulun çabasıyla birlikte ilahi bir ihsan olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"El-Kefevî, 'îtâ'' fiilinin 'bir şeyi birine ulaştırmak, ona sahip kılmak' anlamını vurgular. Ayetteki 'âtâhum takvâhum' ifadesi, Allah'ın hidayet bulanlara takvayı bir özellik olarak vermesi, onların kalplerine takvayı yerleştirmesi ve bu sayede günahlardan sakınmalarını sağlaması demektir."}]},{"word":"تَقْوَىٰهُمْ","root":"و ق ي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Onların Allah'a karşı gelmekten sakınmaları, korunmaları, takvaları anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'takva' kelimesini 'nefsi korkulan şeyden korumak' olarak tanımlar. Şer'î anlamda ise 'nefsi günahlardan korumak' demektir. Ayetteki 'takvâhum' ifadesi, hidayet bulanların Allah'ın emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak kendilerini günahlardan koruma hallerini ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'takva'nın 'Allah'ın azabından sakınmak için O'na itaat etmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'âtâhum takvâhum' ifadesi, Allah'ın hidayet bulanlara bu sakınma ve itaat halini bahşetmesi, onların kalplerine bu bilinci yerleştirmesi anlamını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'takva'yı Kur'an'ın merkezi ahlaki kavramlarından biri olarak ele alır ve 'Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek, O'nun gazabından sakınmak' olarak açıklar. Ayetteki 'takvâhum', hidayetle birlikte gelen ve Allah tarafından lütfedilen bu derin sorumluluk bilincini ve korunma halini ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","takva","iman"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Velleżîne-htedev"},{"position":2,"translit":"zâdehum"},{"position":3,"translit":"huden"},{"position":4,"translit":"ve"},{"position":5,"translit":"âtâhum"},{"position":6,"translit":"takvâhum"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Mübteda"},{"position":2,"surface":"ٱهْتَدَوْا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"اِهْتَدَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"doğru yolu buldular","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"زَادَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ز-ي-د","rootLatin":"z-y-d","lemma":"زَادَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"artırdı","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"onları","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"هُدًۭى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-د-ي","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدًى","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"doğruluk","irabMarker":"takdîrî fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":5,"surface":"ءَاتَىٰ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ا-ت-ي","rootLatin":"'-t-y","lemma":"آتَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"verdi","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":5,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"onlara","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":6,"surface":"تَقْوَىٰ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"و-ق-ي","rootLatin":"w-q-y","lemma":"تَقْوَى","form":"Tef'ile","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"takvalarını","irabMarker":"takdîrî fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih","izafet":"Muzâf"},{"position":6,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *47/17*
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *47/17*
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *47/17*
- **Muhammed Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *47/17*
