# Fetih Sûresi, 20. Âyet (48:20)

> وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيْدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمْ وَلِتَكُونَ ءَايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

*Ve'adekumu(A)llâhu meġânime keśîraten te/ḣużûnehâ fe'accele lekum hâżihi ve keffe eydiye-nnâsi ‘ankum velitekûne âyeten lilmu/minîne ve yehdiyekum sirâtan mustekîmâ(n)*

**Meal (Diyanet):** Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/48/20

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın müminlere vaat ettiği zafer ve ganimetleri, bu vaadin hemen gerçekleşmesini ve bunun müminler için bir işaret olmasını dilbilimsel olarak ele almaktadır. Anahtar kavramlar, ilahi vaadin gerçekleşme biçimini ve bunun sonuçlarını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"وَعَدَكُمُ","root":"و ع د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Allah'ın müminlere gelecekteki bir şeyi bildirmesi ve bunun gerçekleşeceğine dair güvence vermesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Va'd (وَعْد), hayır veya şer ile ilgili bir haberin verilmesidir. Ancak Kur'an'da genellikle hayır için kullanılır. Bu ayette Allah'ın müminlere zafer ve ganimet vaat etmesi, O'nun sözünün kesinliğini ve gerçekleşeceğini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Va'd, bir şeyin gelecekte olacağını bildirmektir. Allah'ın vaadi ise, O'nun kudret ve ilmiyle sabit olup, asla değişmeyecek olan kesin bir hükümdür. Ayetteki 'va'dekum' ifadesi, bu ilahi vaadin müminlere yönelik olduğunu ve gerçekleşeceğinin garantisi olduğunu gösterir."}]},{"word":"مَغَانِمَ","root":"غ ن م","rootLatin":"ğ-n-m","meaning":"Savaş yoluyla veya çaba sarf edilerek elde edilen kazançlar ve faydalar.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ganimet (غَنِيمَة), düşmandan savaş yoluyla elde edilen maldır. Bu ayetteki 'meğânime kesîra' (bol ganimetler) ifadesi, müminlerin düşmanlarına karşı elde edecekleri maddi kazançların çokluğunu ve bereketini vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ganimet, çaba sarf ederek elde edilen kazançtır. Özellikle savaşta düşmandan ele geçirilen mallar için kullanılır. Ayetteki bağlamda, Hudeybiye Antlaşması sonrası veya gelecekteki fetihlerle elde edilecek maddi ve manevi kazanımları ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Ganimet kavramı, Kur'an'da sadece maddi kazançları değil, aynı zamanda ilahi lütuf ve bereketi de ifade edebilir. Bu ayette, Allah'ın müminlere vaat ettiği 'bol ganimetler', hem maddi zenginliği hem de ilahi desteğin bir tezahürü olarak anlaşılmalıdır."}]},{"word":"فَعَجَّلَ","root":"ع ج ل","rootLatin":"a-c-l","meaning":"Bir şeyi geciktirmeden, hemen ve çabucak gerçekleştirmek.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Acele (عَجَلَ), bir şeyi hızlandırmak, geciktirmemektir. 'Fe'accel' (فَعَجَّلَ) ifadesi, Allah'ın vaat ettiği ganimetlerden bir kısmını müminlere hemen, yani Hudeybiye Antlaşması'nın hemen ardından veya Hayber Fethi gibi yakın bir zamanda verdiğini belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Ta'cîl (تَعْجِيل), bir şeyi vaktinden önce veya bekletmeden yapmaktır. Ayetteki 'fe'accel' ifadesi, Allah'ın müminlere olan lütfunu ve vaadini hemen yerine getirdiğini, bu durumun ilahi kudretin ve vaadin kesinliğinin bir göstergesi olduğunu vurgular."}]},{"word":"ءَايَةً","root":"أ ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Bir şeyin varlığına veya doğruluğuna işaret eden, delil teşkil eden alamet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âyet (آيَة), bir şeyin varlığına veya doğruluğuna işaret eden alamet veya delildir. Bu ayetteki 'li-tekûne âyeh' (bir belge olması için) ifadesi, Allah'ın müminlere verdiği bu ganimetlerin ve zaferin, O'nun vaadinin gerçekliğine ve müminlerin haklılığına dair açık bir işaret olduğunu belirtir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Âyet, Kur'an'da hem mucizevi bir işaret hem de ilahi bir delil anlamında kullanılır. Bu bağlamda, Allah'ın müminlere verdiği bu nimetler, onların imanlarını pekiştiren ve Allah'ın kudretini gösteren somut bir 'ayet'tir."}]},{"word":"صِرَٰطًا","root":"ص ر ط","rootLatin":"s-r-t","meaning":"Doğru, açık ve geniş yol.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sırât (صِرَاط), geniş ve açık yoldur. Bu ayetteki 'sırâtan müstekîmen' (doğru yol) ifadesi, Allah'ın müminleri maddi ve manevi olarak doğru yola ilettiğini, bu yolun İslam'ın prensiplerine uygun, şaşmaz ve kurtuluşa götüren bir yol olduğunu gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sırât, geniş ve düz yoldur. Kur'an'da genellikle 'Sırât-ı Müstakîm' olarak geçer ve İslam dinini, hak yolu, Allah'a ulaştıran doğru inanç ve amelleri temsil eder. Ayetteki 'yehdiye-kum sırâtan müstekîmen' ifadesi, Allah'ın müminlere hem dünyevi başarılar hem de ahirette kurtuluş için doğru yolu gösterdiğini vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *48/20*
- **Feth Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *48/20*
