# Hucurât Sûresi, 18. Âyet (49:18)

> إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

*İnna(A)llâhe ya'lemu ġaybe-ssemâvâti vel-ard(i)(c) va(A)llâhu basîrun bimâ ta'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/49/18

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Hucurât Suresi'nin 18. ayeti, Allah'ın mutlak ilmini ve her şeyi kuşatan görüşünü vurgular. Ayet, Allah'ın göklerde ve yerde gizli olan her şeyi bildiğini ve kullarının tüm amellerini gördüğünü ifade ederek, O'nun her şeye kadir ve her şeyden haberdar olduğunu ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"يَعْلَمُ","root":"ع ل م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Allah'ın, göklerde ve yerde gizli olan her şeyi kuşatan, mutlak ve eksiksiz bilgisi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İlim, bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. Allah'ın ilmi ise, varlıkların hakikatlerini, gizli ve açık tüm yönlerini, geçmiş, şimdi ve gelecek ayrımı olmaksızın kuşatan mutlak bilgidir. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Allah'ın gaybı bilmesinin, O'nun zatına mahsus, sınırsız ve ezelî bir sıfatı olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu'ya göre 'ilm' kavramı Kur'an'da genellikle Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisi bağlamında kullanılır. Bu bilgi, sadece görüneni değil, aynı zamanda 'gayb'ı da kapsar. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Allah'ın insan idrakinin ötesindeki gerçekleri de bildiğini, dolayısıyla O'nun mutlak bir bilgi sahibi olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmek ve onu olduğu gibi kavramaktır. Allah'ın ilmi ise, hiçbir şeye bağlı olmayan, kendiliğinden var olan ve her şeyi kuşatan bir ilimdir. Ayetteki 'ya'lemu' fiili, Allah'ın göklerin ve yerin gaybını bilmesinin, O'nun her şeyi kapsayan ve hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığı bir bilgiye sahip olduğunu ifade eder."}]},{"word":"غَيْبَ","root":"غ ي ب","rootLatin":"ğ-y-b","meaning":"İnsan duyularıyla veya akıl yürütmeyle idrak edilemeyen, gizli ve görünmez olan her şey.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Gayb, gözden gizli olan, idrak edilemeyen şeydir. Ayetteki 'gaybe' kelimesi, göklerde ve yerde insan bilgisinin ulaşamadığı, gizli kalmış tüm sırları, olayları ve varlıkları ifade eder. Allah'ın bu gaybı bilmesi, O'nun her şeyi kuşatan ilminin bir göstergesidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Gayb, insanların idrakinden uzak olan, görünmeyen ve bilinmeyen her şeydir. Ayetteki 'gaybe' kelimesi, Allah'ın, insanların algılayamadığı, gelecekteki olaylar, geçmişin sırları ve evrenin bilinmeyen yönleri gibi tüm gizli şeyleri bildiğini mecazi bir anlatımla ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Gayb, gözden gizli olan ve idrak edilemeyen şeydir. Allah'ın gaybı bilmesi, O'nun ilminin sınırsızlığını ve her şeyi kuşattığını gösterir. Ayetteki 'gaybe' kelimesi, göklerde ve yerde insan idrakinin ötesinde kalan tüm sırları ve bilinmeyenleri kapsar."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Yeryüzünün üzerinde bulunan, gözle görülen ve görülmeyen tüm katmanları ve uzayı kapsayan geniş âlem.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Semâvât, 'semâ' kelimesinin çoğuludur ve yüksek, yüce olan her şeyi ifade eder. Kur'an'da genellikle yedi kat gök olarak geçer ve yeryüzünün üzerindeki tüm âlemleri kapsar. Ayetteki 'es-semâvât' kelimesi, Allah'ın ilminin sadece yeryüzüyle sınırlı olmadığını, aksine tüm evreni ve onun gizemlerini kuşattığını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Semâ, yükselmek ve yücelmek anlamındadır. Semâvât ise, yeryüzünün üzerindeki tüm katmanları ve uzayı ifade eder. Ayetteki 'es-semâvât' kelimesi, Allah'ın ilminin ve kudretinin, insan idrakinin ötesindeki geniş evreni de kapsadığını, bu âlemlerin gaybını da bildiğini belirtir."}]},{"word":"ٱلْأَرْضِ","root":"أ ر ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Üzerinde yaşadığımız, canlıların barındığı ve Allah'ın kudretinin tecelli ettiği yeryüzü.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Arz, yeryüzü demektir. Kur'an'da genellikle göklerle birlikte zikredilerek evrenin iki temel unsurunu oluşturur. Ayetteki 'el-ard' kelimesi, Allah'ın ilminin sadece göklerle sınırlı olmadığını, yeryüzündeki her şeyi, onun derinliklerindeki sırları ve üzerindeki tüm canlıların gaybını da kapsadığını gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Arz, üzerinde yaşadığımız gezegendir. Kur'an'da sıkça göklerle birlikte anılır ve Allah'ın yaratma ve yönetme kudretinin tecelligahıdır. Ayetteki 'el-ard' kelimesi, Allah'ın yeryüzündeki tüm gizli ve açık şeyleri, olayları ve varlıkları bildiğini, hiçbir şeyin O'nun ilminden kaçamayacağını ifade eder."}]},{"word":"بَصِيرٌۢ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Allah'ın, her şeyi eksiksiz ve tam olarak gören, hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığı sıfatı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Basar, görmek demektir. Basîr ise, çok gören, her şeyi gören anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun tüm varlıkları, gizli ve açık her şeyi, en ince ayrıntısına kadar idrak eden ve kuşatan bir görme sıfatına sahip olduğunu ifade eder. Ayetteki 'Basîrun' kelimesi, Allah'ın kullarının yaptıklarını, niyetlerini ve amellerini tam olarak gördüğünü ve hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmadığını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Basîr, Allah'ın sıfatlarından olup, her şeyi gören, idrak eden demektir. Bu sıfat, Allah'ın ilmiyle birlikte anılır ve O'nun sadece bilmekle kalmayıp, aynı zamanda her şeyi müşahede ettiğini gösterir. Ayetteki 'Basîrun' kelimesi, Allah'ın kullarının tüm amellerini, iyi veya kötü, açık veya gizli, eksiksiz bir şekilde gördüğünü ve buna göre karşılık vereceğini ima eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Basar kelimesi, Kur'an'da hem fiziksel görme hem de idrak etme, anlama anlamlarında kullanılır. Allah'a nispet edildiğinde ise, O'nun her şeyi kuşatan, sınırsız ve eksiksiz görme sıfatını ifade eder. Ayetteki 'Basîrun' kelimesi, Allah'ın kullarının tüm fiillerini, niyetlerini ve sonuçlarını tam olarak gördüğünü, bu görmenin sadece yüzeyde kalmayıp derinliklere nüfuz ettiğini belirtir."}]},{"word":"تَعْمَلُونَ","root":"ع م ل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"İnsanların iradeleriyle gerçekleştirdikleri her türlü fiil, eylem ve davranış.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Amel, iradeye bağlı olarak yapılan fiildir. Kur'an'da genellikle insanların dünya hayatında yaptıkları iyi veya kötü işleri ifade eder. Ayetteki 'ta'melûne' fiili, Allah'ın kullarının tüm fiillerini, sözlerini ve niyetlerini gördüğünü, bu amellerin karşılığının verileceğini ima eder. Bu, aynı zamanda bir sorumluluk ve hesap verme bilincini de beraberinde getirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu'ya göre 'amel' kavramı Kur'an'da, insanın ahlaki ve dini sorumluluklarını yerine getirme bağlamında merkezi bir öneme sahiptir. Bu, sadece dışsal eylemleri değil, aynı zamanda niyetleri de kapsar. Ayetteki 'ta'melûne' fiili, Allah'ın insanların tüm amellerini, yani iradeli eylemlerini ve bunların ardındaki niyetleri de gördüğünü vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Amel, bir işi yapmak, icra etmek demektir. İnsanların iradesiyle ortaya koyduğu her türlü fiili kapsar. Ayetteki 'ta'melûne' fiili, Allah'ın kullarının dünya hayatında yaptıkları tüm işleri, ister gizli ister açık olsun, gördüğünü ve hiçbir amelin O'nun bilgisinden ve görüşünden kaçamayacağını ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["gayb","tevhid","esma-i-husna"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"إِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"Şüphesiz"},{"position":2,"surface":"ٱللَّهَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"İnne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"Allah"},{"position":3,"surface":"يَعْلَمُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bulunmadığı için merfû","gloss":"bilir"},{"position":4,"surface":"غَيْبَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"غ-ي-ب","rootLatin":"ğ-y-b","lemma":"غَيْب","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Ya'lemu fiilinin mef'ûlün bih'i olduğu için mansûb","gloss":"gaybını"},{"position":5,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"göklerin"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"ٱلْأَرْضِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ر-ض","rootLatin":"a-r-d","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"yerin"},{"position":7,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"İstînâf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":7,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":8,"surface":"بَصِيرٌۢ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"بَصِير","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"görendir"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":9,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"şey"},{"position":10,"surface":"تَعْمَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edici bulunmadığı için merfû (Nûn'un sübûtu ile)","gloss":"yapıyorsunuz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Hucurât Sûresi** · *49/18*
- **Hucurât Sûresi** · *49/18*
- **Hucurât Sûresi** · *49/18*
- **Hucurât Sûresi** · *49/18*
- **Hucurât Sûresi** · *18. ÂYETLER*
