# Mâide Sûresi, 11. Âyet (5:11)

> يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

*Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû-żkurû ni'meta(A)llâhi ‘aleykum iż hemme kavmun en yebsutû ileykum eydiyehum fekeffe eydiyehum ‘ankum(s) vettekû(A)llâh(e)(c) ve'ala(A)llâhi felyetevekkeli-lmu/minûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah'a karşı gelmekten sakının. Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/11

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mâide Suresi'nin 11. ayeti, müminlere Allah'ın kendilerine bahşettiği nimeti hatırlatmakta, düşmanların saldırı girişimlerine karşı Allah'ın koruyuculuğunu vurgulamakta ve takva ile tevekkülün önemini dile getirmektedir. Ayet, iman, nimet, düşmanlık, korunma ve güven gibi temel kavramlar etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İman etmek, güvenmek, tasdik etmek anlamlarına gelir ve burada Allah'a ve elçisine inanmış kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman kelimesinin aslı 'emn' (güven) kökünden gelir. İman, bir şeyi tasdik etmekle birlikte, tasdik edilen şeye güven duymayı da içerir. Ayetteki 'âmenû' ifadesi, Allah'ın varlığına, birliğine ve peygamberine gönülden inanıp tasdik eden, bu inançla güven ve huzur bulan kimseleri işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre 'iman', sadece entelektüel bir kabul değil, aynı zamanda Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve güven duygusunu ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, müminlerin Allah'ın koruyuculuğuna olan inançlarının bir gereği olarak O'na güvenmelerini vurgular."}]},{"word":"نِعْمَتَ","root":"ن ع م","rootLatin":"n-'-m","meaning":"Allah'ın kullarına bahşettiği her türlü iyilik, lütuf ve ihsanı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Nimet, Allah'ın kullarına verdiği rızık, afiyet ve her türlü ihsandır. Bu ayetteki 'nimet' ifadesi, Allah'ın müminleri düşmanların şerrinden koruması ve onlara yardım etmesi gibi özel bir lütfu ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nimet, insanın hoşuna giden, kendisi için iyi olan her şeydir. Ayette geçen 'nimet' ise, Allah'ın müminlere yönelik özel bir lütfu olarak, düşmanların saldırı girişimlerini engellemesi ve onları korumasıdır. Bu, sadece maddi değil, manevi bir lütfu da kapsar."}]},{"word":"هَمَّ","root":"ه م م","rootLatin":"h-m-m","meaning":"Bir şeye niyetlenmek, azmetmek, bir işe kalkışmak anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hemm, bir şeye karar vermek, onu yapmaya azmetmektir. Ayetteki 'hemme kavmun' ifadesi, bir topluluğun müminlere karşı saldırı ve tecavüzde bulunmaya niyetlenip harekete geçme teşebbüsünü anlatır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Hemm, bir işi yapmaya kesin karar vermek ve o işe yönelmektir. Burada düşmanların müminlere zarar verme niyetini ve bu yöndeki girişimlerini belirtir."}]},{"word":"يَبْسُطُوٓا۟","root":"ب س ط","rootLatin":"b-s-t","meaning":"Yaymak, uzatmak, genişletmek anlamlarına gelir; burada düşmanların ellerini uzatarak saldırma girişimini ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Yebsutû, mecazi olarak birine zarar vermek, ona saldırmak için el uzatmak demektir. Ayetteki 'en yebsutû ileykum eydiyehum' ifadesi, düşmanların müminlere karşı fiziksel bir saldırı ve tecavüzde bulunma niyetini ve eylemini anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Bast, bir şeyi yaymak, genişletmektir. Elin yayılması ise, hem cömertlik hem de saldırı anlamında kullanılır. Bu ayetteki bağlamda, düşmanların müminlere karşı güç kullanma, onlara zarar verme amacıyla ellerini uzatmaları, yani saldırmaları kastedilir."}]},{"word":"فَكَفَّ","root":"ك ف ف","rootLatin":"k-f-f","meaning":"Engellemek, alıkoymak, durdurmak anlamlarına gelir; burada Allah'ın düşmanların saldırısını engellemesini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Keff, bir şeyi engellemek, onu yapmaktan alıkoymaktır. Ayetteki 'fekeffe eydiyehum ankum' ifadesi, Allah'ın düşmanların müminlere yönelik saldırılarını durdurduğunu, onların ellerini müminlere uzatmalarına mani olduğunu belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Keff, bir şeyi geri çevirmek, menetmek demektir. Bu ayette Allah'ın kudretiyle düşmanların müminlere zarar verme girişimlerini boşa çıkardığını, onların ellerini müminlerden uzak tuttuğunu ifade eder."}]},{"word":"وَٱتَّقُوا۟","root":"و ق ي","rootLatin":"v-k-y","meaning":"Sakınmak, korunmak, Allah'ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak O'na karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Takva, bir şeyi zararlı şeylerden korumaktır. Şeriat dilinde ise, nefsi günahlardan korumak, Allah'ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmaktır. Ayetteki 'vettekullâhe' ifadesi, müminlerin Allah'ın kendilerine olan nimetini hatırlayarak O'na karşı sorumluluklarını yerine getirmelerini, O'nun azabından sakınmalarını emreder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre takva, Allah'a karşı duyulan derin saygı ve korkuyla birlikte, O'nun emirlerine titizlikle uyma ve yasaklarından kaçınma halidir. Bu ayette, Allah'ın koruyuculuğuna şahit olan müminlerin, O'na karşı daha fazla takva sahibi olmaları gerektiği vurgulanır."}]},{"word":"فَلْيَتَوَكَّلِ","root":"و ك ل","rootLatin":"v-k-l","meaning":"Güvenmek, dayanmak, işi birine havale etmek; burada müminlerin tüm işlerinde Allah'a güvenmelerini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tevekkül, bir işi başkasına havale etmek ve ona güvenmektir. Allah'a tevekkül etmek ise, tüm işlerde O'na güvenmek, O'nun kudretine ve hikmetine teslim olmaktır. Ayetteki 'felyetevekkelil mü'minûn' ifadesi, müminlerin Allah'ın kendilerini koruduğunu gördükten sonra, tüm işlerinde yalnızca O'na güvenmeleri gerektiğini emreder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Tevekkül, kulun kendi acizliğini bilerek, işlerini Allah'a bırakması ve O'nun yardımına sığınmasıdır. Bu ayette, Allah'ın müminleri düşmanlara karşı koruması örneği üzerinden, müminlerin her durumda Allah'a tam bir güven ve teslimiyet içinde olmaları gerektiği mesajı verilir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/11*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/11*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/11*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/11*
