# Mâide Sûresi, 117. Âyet (5:117)

> مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۚ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ ۖ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

*Mâ kultu lehum illâ mâ emertenî bihi eni-'budû(A)llâhe rabbî verabbekum(c) vekuntu ‘aleyhim şehîden mâ dumtu fîhim(s) felemmâ teveffeytenî kunte ente-rrakîbe ‘aleyhim(c) veente ‘alâ kulli şey-in şehîd(un)*

**Meal (Diyanet):** "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/117

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Hz. İsa'nın kıyamet gününde Allah'a verdiği cevabı konu alır. Ayet, 'kulluk', 'şahitlik' ve 'gözetim' gibi temel kavramlar üzerinden tevhid inancını ve Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini vurgular. Dilbilimsel olarak, bu kavramların kök anlamları, ayetin teolojik mesajını derinleştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"قُلْتُ","root":"ق و ل","rootLatin":"k-v-l","meaning":"Hz. İsa'nın Allah'a hitaben 'söyledim' anlamında kullandığı fiil.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول), bir düşüncenin veya ifadenin dil ile ortaya konulmasıdır. Ayetteki 'mâ kultu' (ما قلتُ), Hz. İsa'nın kendisine isnat edilen sözü reddederek, sadece Allah'ın emrettiklerini tebliğ ettiğini ifade etmesidir. Bu, sözün sorumluluğunu ve doğruluğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kavl (قول) kelimesi, Kur'an'da bazen mecazi anlamda 'niyet' veya 'inanç' yerine de kullanılır. Ancak bu ayette, Hz. İsa'nın fiilen sarf ettiği sözleri ifade eder ve 'emrettin' fiiliyle birlikte, tebliğ görevini yerine getirdiğini gösterir."}]},{"word":"أَمَرْتَنِى","root":"أ م ر","rootLatin":"e-m-r","meaning":"Allah'ın Hz. İsa'ya 'emrettiği' şeyi ifade eden fiil.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Emr (أمر), bir şeyi yapmayı veya yapmamayı istemektir. Ayetteki 'emertenî' (أمرتني), Allah'ın Hz. İsa'ya tevhid inancını tebliğ etme ve sadece kendisine kulluk etme emrini verdiğini belirtir. Bu, Hz. İsa'nın tebliğinin kaynağının ilahi olduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Emr (أمر), hem 'iş, durum' hem de 'emir, hüküm' anlamlarına gelir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın Hz. İsa'ya verdiği kesin ve bağlayıcı bir talimatı ifade eder. Hz. İsa'nın cevabı, bu emre sadık kaldığını vurgular."}]},{"word":"ٱعْبُدُوا۟","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Hz. İsa'nın insanlara 'kulluk edin' diye tebliğ ettiği emir.","sources":[{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Abd (عبد) kökünden türeyen 'ibadet' (عبادة), Kur'an'da Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve itaat halini ifade eder. Bu ayette 'u'budû' (اعبدوا) emri, sadece Allah'a yönelmenin, O'nun rububiyetini tanımanın ve O'na boyun eğmenin gerekliliğini vurgular. Bu, tevhidin temelini oluşturur."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbadet (عبادة), en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu göstermektir. Ayetteki 'u'budû' (اعبدوا) emri, Hz. İsa'nın tebliğinin merkezinde Allah'a ortak koşmadan yalnızca O'na kulluk etme çağrısının olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu, şirkin reddidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Abd (عبد) kökü, 'kölelik, hizmetkarlık' anlamlarını taşır. İbadet, insanın Allah karşısındaki mutlak acizliğini ve O'na olan bağımlılığını idrak ederek, O'nun emirlerine tam bir teslimiyetle uymasıdır. Ayetteki 'u'budû' (اعبدوا), bu teslimiyetin pratik bir ifadesidir."}]},{"word":"شَهِيدًا","root":"ش ه د","rootLatin":"ş-h-d","meaning":"Hz. İsa'nın kendi döneminde kavmi üzerine 'şahit' olduğunu ifade eden kelime.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şehâdet (شهادة), bir şeyi gözle görmek veya kesin bilgiye sahip olmak demektir. Şehîd (شهيد) ise, bu bilgiye sahip olan ve onu tasdik eden kişidir. Ayetteki 'şehîden' (شهيدًا), Hz. İsa'nın kendi kavminin inanç ve amellerine bizzat tanık olduğunu, onların tevhid üzere olup olmadıklarını bildiğini ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şehîd (شهيد) kelimesi, 'hazır bulunan, gören, bilen' anlamlarına gelir. Hz. İsa'nın 'küntü aleyhim şehîden' (كنتُ عليهم شهيدًا) ifadesi, onların arasında yaşadığı süre boyunca onların durumlarına vakıf olduğunu, tebliğini yerine getirdiğini ve onların buna nasıl karşılık verdiğini bildiğini gösterir."}]},{"word":"تَوَفَّيْتَنِى","root":"و ف ي","rootLatin":"v-f-y","meaning":"Allah'ın Hz. İsa'yı 'vefat ettirmesi' veya 'ruhen katına alması' anlamında kullanılan fiil.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vefât (وفاة), bir şeyi tam olarak almak, tamamlamak demektir. Kur'an'da genellikle 'ölüm' anlamında kullanılır, ancak bazen 'uyku' veya 'ruhun bedenden alınması' gibi farklı anlamlara da gelebilir. Bu ayetteki 'teveffeytenî' (توفيتني), Allah'ın Hz. İsa'yı yeryüzünden almasını ifade eder. Bu, onun fiziki ölümünü veya ruhunun semaya yükseltilmesini kapsayan geniş bir anlam taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Vefât (وفاة) kelimesi, Kur'an'da 'canı almak' anlamında kullanılır. 'Teveffeytenî' (توفيتني) ifadesi, Allah'ın Hz. İsa'nın ruhunu alarak onu kendi katına yükseltmesini anlatır. Bu, onun yeryüzündeki misyonunun sona erdiğini ve artık insanların gözetiminin Allah'a ait olduğunu belirtir."}]},{"word":"ٱلرَّقِيبَ","root":"ر ق ب","rootLatin":"r-k-b","meaning":"Allah'ın, Hz. İsa'nın ayrılmasından sonra kavmi üzerine 'gözetleyici' olduğunu ifade eden isim.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Rakîb (رقيب), bir şeyi dikkatle gözeten, koruyan ve denetleyen demektir. Ayetteki 'er-Rakîb' (الرقيب) ismi, Allah'ın Hz. İsa'nın kavmini, o ayrıldıktan sonra da sürekli olarak gözetlediğini, onların amellerini bildiğini ve her şeyden haberdar olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın ilminin ve kudretinin sonsuzluğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Rakîb (رقيب), 'gözetleyen, bekleyen' anlamındadır. Allah'ın 'er-Rakîb' (الرقيب) olması, O'nun hiçbir şeyin kendisinden gizli kalmadığını, her an her şeyi kontrol ettiğini ve her şeye şahit olduğunu ifade eder. Bu ayette, Hz. İsa'nın ayrılmasından sonra kavminin durumunun Allah'ın gözetiminde olduğunu belirtir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Dâvûdiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/116-118*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
- **Kelime-i Îseviyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/117*
