# Mâide Sûresi, 23. Âyet (5:23)

> قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمَا ٱدْخُلُوا۟ عَلَيْهِمُ ٱلْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَـٰلِبُونَ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

*Kâle raculâni mine-lleżîne yeḣâfûne en'ama(A)llâhu ‘aleyhimâ-dḣulû ‘aleyhimu-lbâbe fe-iżâ deḣaltumûhu fe-innekum ġâlibûn(e)(c) ve'ala(A)llâhi fetevekkelû in kuntum mu/minîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü'minler iseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/23

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, İsrailoğullarının Kudüs'e girişi bağlamında, Allah'a güvenmenin ve cesaretin önemini vurgulamaktadır. Seçilen anahtar kavramlar, korku, nimet, galibiyet ve tevekkül gibi temel dini ve ahlaki değerleri dilbilimsel ve semantik açıdan derinlemesine incelemektedir.","keyConcepts":[{"word":"يَخَافُونَ","root":"خ و ف","rootLatin":"h-v-f","meaning":"Korkmak, endişe duymak, çekinmek anlamındadır ve ayette düşmandan duyulan korkuyu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'havf' kelimesini, bir şeyin kötü sonucunu beklemekten kaynaklanan ruhsal bir sıkıntı olarak tanımlar. Ayetteki 'yahaafûne' ifadesi, İsrailoğullarının düşmanla karşılaşmaktan duyduğu endişeyi ve bu endişenin onları hareketsiz kıldığını belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'havf' kavramının genellikle Allah'tan korkma (takva) ve dünyevi tehlikelerden korkma olmak üzere iki ana bağlamda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanım, dünyevi bir tehlike olan düşmandan duyulan korkuyu ifade eder ve bu korkunun iman eksikliğiyle ilişkilendirildiğini gösterir."}]},{"word":"أَنْعَمَ","root":"ن ع م","rootLatin":"n-'-m","meaning":"Nimet vermek, ihsan etmek, lütufta bulunmak anlamındadır ve ayette Allah'ın iki adama özel bir lütufta bulunduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'en'ame' fiilini, Allah'ın bir kuluna iyilik ve lütufta bulunması olarak açıklar. Ayetteki 'en'amallahu aleyhima' ifadesi, bu iki adama Allah tarafından verilen özel bir ihsanı, muhtemelen hikmet, cesaret veya doğruyu görme yeteneğini işaret eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ni'met' kelimesinin, insanın hoşuna giden her türlü iyilik ve lütuf olduğunu belirtir. 'En'ame' fiili ise bu nimeti bahşetme eylemidir. Ayetteki bağlamda, bu nimet, diğerlerinin korktuğu bir durumda cesaret ve doğru yolu gösterebilme yeteneği olarak anlaşılabilir."}]},{"word":"ٱدْخُلُوا۟","root":"د خ ل","rootLatin":"d-h-l","meaning":"Girmek, içeriye adım atmak anlamındadır ve ayette düşmanın bulunduğu şehre veya kapıdan içeriye girmeyi emreder.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'duhûl' kelimesinin, bir yere fiilen girmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'udhulû' emri, düşmanla yüzleşmek üzere şehre veya kaleye cesurca girmeyi teşvik eden somut bir eylemi ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'duhûl'ün, bir mekanın içine nüfuz etmek olduğunu ve bu ayetteki kullanımının, düşmanın bulunduğu yere tereddütsüzce girme emrini taşıdığını açıklar. Bu, sadece fiziksel bir giriş değil, aynı zamanda bir kararlılık ve azim göstergesidir."}]},{"word":"غَـٰلِبُونَ","root":"غ ل ب","rootLatin":"ğ-l-b","meaning":"Galip gelenler, üstün gelenler, yenenler anlamındadır ve ayette düşmana karşı zafer kazanacaklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ğalebe' fiilinin, bir şeyi yenmek, ona üstün gelmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'ğâlibûn' kelimesi, kapıdan girdikleri takdirde düşmana karşı kesin bir zafer elde edeceklerini vaat eder, bu da Allah'ın yardımıyla gerçekleşecek bir üstünlüktür."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ğalebe'nin, bir şeyi kuvvetle ele geçirmek, ona hakim olmak olduğunu ifade eder. Ayetteki 'ğâlibûn' ifadesi, sadece düşmanı yenmek değil, aynı zamanda onların üzerinde tam bir hakimiyet kuracaklarını ve zaferin kesin olduğunu vurgular."}]},{"word":"فَتَوَكَّلُوٓا۟","root":"و ك ل","rootLatin":"v-k-l","meaning":"Güvenmek, dayanmak, işi havale etmek anlamındadır ve ayette Allah'a tam bir güvenle dayanmayı emreder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'tevekkül'ü, bir işi başkasına havale etmek ve ona güvenmek olarak tanımlar. Ayetteki 'fetewekkelû' emri, müminlerin, gerekli çabayı gösterdikten sonra sonucunu Allah'a bırakmalarını, O'na tam bir teslimiyetle güvenmelerini ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'tevekkül'ün, kalbin Allah'a güvenmesi ve işleri O'na havale etmesi olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'fetewekkelû' ifadesi, düşmanla karşılaşma gibi zor bir durumda, müminlerin Allah'ın yardımına ve kudretine inanarak hareket etmeleri gerektiğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'tevekkül' kavramının Kur'an'da, kişinin kendi gücünü aşan durumlarda Allah'a sığınması ve O'nun yardımına inanması şeklinde kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fetewekkelû' emri, İsrailoğullarının düşman karşısında duyduğu korkuyu yenmeleri ve Allah'a güvenerek harekete geçmeleri için bir motivasyon kaynağıdır."}]},{"word":"مُّؤْمِنِينَ","root":"ء م ن","rootLatin":"'-m-n","meaning":"İnananlar, iman edenler anlamındadır ve ayette Allah'a güvenmenin imanla ilişkili olduğunu belirtir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'îmân'ı, kalple tasdik, dille ikrar ve organlarla amel olarak tanımlar. Ayetteki 'mü'minîn' kelimesi, Allah'a güvenmenin (tevekkülün) gerçek imanın bir göstergesi olduğunu ve bu imana sahip olanların Allah'ın yardımına mazhar olacağını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'îmân'ın Kur'an'da sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir taahhüt ve güven ilişkisi olduğunu vurgular. Bu ayetteki 'mü'minîn' ifadesi, Allah'a tevekkül etmenin, O'nun vaadine güvenmenin ve O'nun gücüne inanmanın gerçek imanın bir parçası olduğunu gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/23*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/23*
- **Kelime-i İbrâhîmiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *5/23*
