# Mâide Sûresi, 49. Âyet (5:49)

> وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَـٰسِقُونَ

*Ve eni-hkum beynehum bimâ enzela(A)llâhu velâ tettebi' ehvâehum vahżerhum en yeftinûke ‘an ba'di mâ enzela(A)llâhu ileyk(e)(s) fe-in tevellev fa'lem ennemâ yurîdu(A)llâhu en yusîbehum biba'di żunûbihim(k) ve-inne keśîran mine-nnâsi lefâsikûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/49

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, ilahi hükümle yargılama, nefsani arzulara uymaktan sakınma, ilahi vahiyden sapma tehlikesi ve günahların sonuçları üzerine odaklanmaktadır. Ayet, özellikle yöneticilere hitap ederek adaletin kaynağını ve sapkınlığın akıbetini vurgular.","keyConcepts":[{"word":"ٱحْكُم","root":"ح ك م","rootLatin":"h-k-m","meaning":"Allah'ın indirdiği hükümlerle yargılamak, karar vermek ve adaleti tesis etmektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hakem (حكم) kelimesi, bir şeyi engellemek, mani olmak anlamına gelir. Hüküm ise, bir şeyi yerli yerine koymak, doğru ve adil bir karara bağlamak demektir. Ayetteki 'uhkum' emri, Allah'ın indirdiği şeriat ile insanlar arasında adaletle hükmetmeyi, yani yanlışlıklara mani olup doğruyu tesis etmeyi ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Hüküm (حكم), bir şeyi diğerinden ayırmak ve kesin bir karara varmaktır. Şer'î hüküm ise, Allah'ın kulları için koyduğu ve onlara hitap eden ilahi kanunlardır. Ayetteki 'uhkum' emri, peygamberin (s.a.v.) Allah'ın vahyettiği hükümlerle insanlar arasında ihtilafları çözmesini ve adaleti sağlamasını emreder."}]},{"word":"أَهْوَآءَهُمْ","root":"ه و ى","rootLatin":"h-v-y","meaning":"İnsanların nefsani arzuları, kişisel eğilimleri ve hevesleridir ki bunlar genellikle ilahi hükümlere aykırıdır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hevâ (هوى), nefsin meylettiği, arzu ettiği şeydir. Çoğulu ehvâ (أهواء) gelir. Ayetteki 'ehvâehum' ifadesi, insanların kendi keyiflerine, batıl inançlarına ve şahsi isteklerine uymayı yasaklar; zira bunlar genellikle hakikatten saptırıcıdır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hevâ (هوى), nefsin şehvetlere ve arzulara düşkünlüğüdür. Genellikle kötü anlamda kullanılır, çünkü nefsin arzuları çoğu zaman insanı doğru yoldan saptırır. Ayette 'hevâlarına uyma' emri, ilahi hükümlerin yerine kişisel eğilimlerin ve batıl düşüncelerin konulmaması gerektiğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hevâ (هوى) Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, 'kişisel arzu', 'keyfi istek' veya 'batıl inanç' anlamında kullanılır. İlahi vahyin karşısında yer alan, insanı doğru yoldan saptıran her türlü eğilimi ifade eder. Bu ayette de, Allah'ın indirdiği hükümlerin karşısına konulan kişisel ve toplumsal sapkınlıkları temsil eder."}]},{"word":"يَفْتِنُوكَ","root":"ف ت ن","rootLatin":"f-t-n","meaning":"Seni Allah'ın indirdiği hükümlerden saptırmaya, imtihan etmeye veya fitneye düşürmeye çalışmaktır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Fitne (فتنة), imtihan ve belâ anlamına gelir. Ayetteki 'yeftinûke' ifadesi, seni Allah'ın indirdiği hükümlerden uzaklaştırmak, seni sınava tabi tutarak doğru yoldan saptırmak anlamındadır. Bu, özellikle peygamberin (s.a.v.) ilahi vahyi tebliğ etmesini engelleme çabalarını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fitne (فتنة), altını ateşle eriterek saflığını anlamak gibi, bir şeyi sınamak, imtihan etmek demektir. Daha geniş anlamda ise, insanı doğru yoldan saptıran, şaşırtan her türlü durum veya eylemdir. Ayetteki 'yeftinûke', düşmanların peygamberi (s.a.v.) Allah'ın hükümlerinden vazgeçirmeye yönelik saptırma ve yanıltma çabalarını anlatır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Fitne (فتنة) kelimesi Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; imtihan, deneme, azap, saptırma, kargaşa çıkarma gibi anlamlara gelir. Bu ayette 'yeftinûke', özellikle peygamberi (s.a.v.) Allah'ın indirdiği hükümlerden uzaklaştırma, onu yanıltma ve böylece dini hükümlerin uygulanmasını engelleme çabalarını ifade eder."}]},{"word":"تَوَلَّوْا۟","root":"و ل ى","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Hakikatten yüz çevirmek, sırt dönmek, itaat etmemek ve ilahi hükümlerden uzaklaşmaktır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Tevellâ (تولّى), bir şeyden yüz çevirmek, sırt dönmek demektir. Ayetteki 'fe in tevellev' ifadesi, eğer Allah'ın hükümlerine uymaktan ve peygamberin (s.a.v.) çağrısına icabet etmekten yüz çevirirlerse, bu durumun sonuçlarına katlanacaklarını belirtir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Vely (ولي), yakınlık ve dostluk anlamına gelir. Tevellâ (تولّى) ise, hem bir şeye yönelmek hem de bir şeyden yüz çevirmek zıt anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'tevellev' fiili, Allah'ın hükümlerinden ve peygamberin (s.a.v.) tebliğinden yüz çevirmek, sırt dönmek ve itaatsizlik etmek anlamındadır."}]},{"word":"فَـٰسِقُونَ","root":"ف س ق","rootLatin":"f-s-q","meaning":"Allah'ın emirlerine isyan eden, doğru yoldan çıkan, günah işleyen ve itaatsizlikte ısrar eden kimselerdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fısk (فسق), hurma çekirdeğinin hurmadan çıkması gibi, bir şeyden dışarı çıkmak demektir. Şer'î anlamda ise, Allah'ın emrinden çıkmak, itaatsizlik etmek ve günah işlemek anlamına gelir. Ayetteki 'fâsikûn' ifadesi, Allah'ın hükümlerine uymayan, doğru yoldan sapan ve isyan eden kimseleri tanımlar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fısk (فسق), Allah'ın emrinden çıkmak, şeriatın sınırlarını aşmaktır. Bu, bazen küçük günahlar için, bazen de büyük günahlar ve küfür için kullanılır. Ayetteki 'fâsikûn', Allah'ın indirdiği hükümlere karşı gelerek isyan eden, itaatsizlikte ısrar eden ve böylece doğru yoldan sapan insanları ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Fâsık (فاسق) kelimesi Kur'an'da, Allah'ın emirlerine karşı gelerek 'sınırları aşan' kişiyi ifade eder. Bu, sadece bir günah işlemekten öte, Allah ile yapılan ahdi bozmak, O'nun otoritesini tanımamak ve O'nun yolundan sapmak anlamına gelir. Ayetteki 'fâsikûn' ifadesi, ilahi hükümlere uymayan ve bu itaatsizlikte ısrar eden toplumsal bir kesimi tanımlar."}]}]}
