# Mâide Sûresi, 51. Âyet (5:51)

> ۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلنَّصَـٰرَىٰٓ أَوْلِيَآءَ ۘ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ ۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُۥ مِنْهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

*Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tetteḣiżû-lyehûde ve-nnasârâ evliyâe ba'duhum evliyâu ba'd(in)(c) vemen yetevellehum minkum fe-innehu minhum inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-zzâlimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/51

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlere Yahudi ve Hristiyanlarla dostluk kurmamaları yönünde bir uyarıda bulunurken, bu ilişkinin doğasını ve sonuçlarını 'velayet' ve 'zulüm' kavramları üzerinden açıklamaktadır. Ayet, inananların kimlerle ittifak kurması gerektiği konusunda net bir ilke ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"ءَامَنُوا۟","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"İman edenler, güvenenler, tasdik edenler anlamındadır ve burada Allah'a ve elçisine inanan müminleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman, kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve organların ameliyle gerçekleşen bir güven halidir. Ayetteki 'âmenû' ifadesi, Allah'ın emirlerine teslim olan ve O'na güvenen kimseleri işaret eder. (s. 89)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İman (emn kökünden), bir şeye güvenmek, emniyet içinde olmak ve onu tasdik etmek anlamlarını içerir. Kur'an'da genellikle Allah'a ve O'nun gönderdiklerine duyulan kesin güven ve teslimiyet olarak kullanılır. (s. 105-107)"}]},{"word":"تَتَّخِذُوا۟","root":"أ خ ذ","rootLatin":"e-h-z","meaning":"Edinmek, benimsemek, tutmak anlamındadır ve burada dost edinme, veli kılma eylemini yasaklamaktadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Ahz (أخذ) kelimesi, bir şeyi ele geçirmek, almak, benimsemek manasına gelir. Ayetteki 'la tettehizû' ifadesi, Yahudi ve Hristiyanları kendinize veli, yani dost ve yardımcı edinmeyin anlamındadır. (s. 12)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"İttihaz (اتخاذ), bir şeyi kendine mal etmek, onu bir sıfat veya konum olarak benimsemektir. Burada 'dost edinme' fiili, sadece yüzeysel bir ilişkiyi değil, derin bir bağlılık ve ittifakı ifade eder. (c. 1, s. 135)"}]},{"word":"أَوْلِيَآءَ","root":"و ل ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Dostlar, yardımcılar, koruyucular, veliler anlamındadır ve burada müminlerin kendilerine destekçi ve sırdaş edinmemeleri gereken kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Veli (ولي) kelimesi, yakınlık, dostluk, yardım ve destek anlamlarını taşır. 'Evliyâ' ise bunun çoğuludur. Ayetteki 'evliyâe' ifadesi, Yahudi ve Hristiyanları müminlere karşı koruyucu, destekçi ve sırdaş olarak görmemeleri gerektiğini vurgular. (s. 197)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Velayet (ولاية), bir şeye yakın olmak, onu idare etmek, ona yardım etmek demektir. 'Evliyâ' kelimesi, hem dost hem de yardımcı anlamlarını içerir. Ayetteki bağlamda, müminlerin kendilerine karşı olanlara velayet vermemeleri, yani onları dost ve koruyucu edinmemeleri emredilir. (s. 881)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Velayet, Kur'an'da genellikle Allah ile kul arasındaki ilişkiyi veya müminler arasındaki dayanışmayı ifade eder. Burada ise, müminlerin kendi dışındaki gruplarla kurmaması gereken bir tür siyasi ve sosyal ittifakı, dostluğu ve bağlılığı yasaklar. (s. 202-204)"}]},{"word":"يَتَوَلَّهُم","root":"و ل ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Onları dost edinir, onlara yönelir, onlara tabi olur anlamındadır ve bu eylemin sonuçlarını belirtir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Tevelli (تولي), birine yönelmek, onu kendine veli edinmek, ona tabi olmak demektir. Ayetteki 'men yetevellahum' ifadesi, kim onlara dostluk gösterir, onlara meyletirse, onların safına katılırsa anlamındadır. (c. 1, s. 170)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Tevelli, bir şeyi kendine veli kılmak, ona arka çıkmak, onu desteklemek demektir. Bu ayette, Yahudi ve Hristiyanlara karşı bir bağlılık ve ittifak kurmanın, kişinin onlardan sayılmasına yol açacağı belirtilir. (c. 5, s. 370)"}]},{"word":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Zulmedenler, haksızlık edenler, haddi aşanlar anlamındadır ve Allah'ın doğru yola iletmeyeceği kimseleri ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulüm (ظلم), bir şeyi ait olmadığı yere koymak, haddi aşmak, haksızlık etmek demektir. Ayetteki 'zâlimîn' ifadesi, Allah'ın koyduğu sınırları aşan, müminlere karşı düşmanlık besleyenlerle dostluk kurarak kendine ve dinine haksızlık edenleri kapsar. (s. 537)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Zulüm, hakkı yerine getirmemek veya başkasının hakkına tecavüz etmektir. Ayetteki 'el-kavme'z-zâlimîn' ifadesi, Allah'ın emirlerine karşı gelerek, müminlerin düşmanlarıyla dostluk kuran ve böylece kendilerine zulmeden topluluğu ifade eder. (s. 556)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Zulüm, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; Allah'a şirk koşmaktan, insanlara haksızlık etmeye kadar birçok eylemi kapsar. Burada ise, Allah'ın emrine karşı gelerek düşmanlarla dostluk kurmanın bir tür zulüm olduğu ve bu tür bir zulmün hidayetten mahrumiyete yol açacağı vurgulanır. (s. 289)"}]}]}
