# Mâide Sûresi, 81. Âyet (5:81)

> وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَـٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ

*Velev kânû yu/minûne bi(A)llâhi ve-nnebiyyi vemâ unzile ileyhi mâ-tteḣażûhum evliyâe velâkinne keśîran minhum fâsikûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Eğer Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene (Kur'an'a) inanıyor olsalardı, onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/81

---

## Tefsir

{"topics":["iman","kufur-sirk","munafiklar","vahiy-kuran"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَلَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَلَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve eğer"},{"position":2,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"olsalardı"},{"position":3,"surface":"يُؤْمِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ء-م-ن","rootLatin":"'-m-n","lemma":"آمَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nâkıs fiilin haberi olduğu için merfû","gloss":"inanıyorlardı"},{"position":4,"surface":"بِٱللَّهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":4,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"'-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"Allah'a"},{"position":5,"surface":"وَٱلنَّبِىِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"ٱلنَّبِىِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ن-ب-أ","rootLatin":"n-b-'","lemma":"نَبِيّ","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"Peygambere"},{"position":6,"surface":"وَمَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":6,"surface":"مَآ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mahallen mecrûr","gloss":"o şey ki"},{"position":7,"surface":"أُنزِلَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ن-ز-ل","rootLatin":"n-z-l","lemma":"أَنزَلَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"indirildi"},{"position":8,"surface":"إِلَيْهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ona"},{"position":8,"surface":"هِ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"ona"},{"position":9,"surface":"مَا","pos":"harf","posDetail":"Nefy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":10,"surface":"ٱتَّخَذُوهُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-خ-ذ","rootLatin":"'-kh-dh","lemma":"ٱتَّخَذَ","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"edinmezlerdi"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":11,"surface":"أَوْلِيَآءَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"و-ل-ي","rootLatin":"w-l-y","lemma":"وَلِيّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih sâni olduğu için mansûb","gloss":"dostlar"},{"position":12,"surface":"وَلَـٰكِنَّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf + Harf-i Tevkîd ve Nasb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَكِنَّ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"fakat"},{"position":13,"surface":"كَثِيرًۭا","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ث-ر","rootLatin":"k-th-r","lemma":"كَثِير","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Lakinne'nin ismi olduğu için mansûb","gloss":"çoğu"},{"position":14,"surface":"مِّنْهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"onlardan"},{"position":14,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"onlar"},{"position":15,"surface":"فَـٰسِقُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ف-س-ق","rootLatin":"f-s-q","lemma":"فَاسِق","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Lakinne'nin haberi olduğu için merfû","gloss":"fasıktırlar"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Mâide Suresi 81. ayet, iman, peygamberlik, ilahi vahiy ve dostluk kavramları üzerinden müminlerin kimlerle dostluk kurmaması gerektiğini vurgular. Ayet, Allah'a, Peygambere ve indirilen kitaba imanın, fasıklarla dostluk kurmaya engel teşkil ettiğini, aksi takdirde bu imanın eksik olduğunu ima eder. Temel olarak iman ve velayet ilişkisini ele alırken, fasıklığın bu ilişkinin önündeki engel olduğunu belirtir.","keyConcepts":[{"word":"يُؤْمِنُونَ","root":"ء م ن","rootLatin":"e-m-n","meaning":"Allah'a, Peygambere ve indirilen kitaba kalben tasdik edip güvenmek ve bu güvenin gereğini yerine getirmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İman (إيمان), emn (أمن) kökünden gelir ve kalbin tasdikiyle birlikte güven ve emniyet içinde olmayı ifade eder. Ayetteki 'yü'minûne' (يُؤْمِنُونَ) ifadesi, sadece sözlü ikrarı değil, aynı zamanda kalben tasdik ve bu tasdikin gerektirdiği amelleri de kapsar. Eğer bu kişiler gerçekten iman etmiş olsalardı, imanlarının bir gereği olarak fasıklarla dostluk kurmazlardı, zira iman, Allah'ın ve Peygamber'in emirlerine tam bir teslimiyeti gerektirir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutu'ya göre iman (îmân), Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda Allah'a ve O'nun elçisine karşı tam bir teslimiyet ve güveni ifade eden aktif bir tutumdur. Ayetteki 'yü'minûne' (يُؤْمِنُونَ) kelimesi, bu aktif teslimiyetin bir göstergesi olarak, müminlerin kimlerle dostluk kurup kurmayacaklarını belirleyen temel bir kriterdir. Gerçek iman, fasıklarla velayet ilişkisi kurmaya engeldir."}]},{"word":"ٱلنَّبِىِّ","root":"ن ب أ","rootLatin":"n-b-e","meaning":"Allah'tan vahiy alıp insanlara tebliğ eden, haber veren kişi, peygamber.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nebî (نبي), 'nebe' (نبأ) kökünden gelir ki bu, 'haber' anlamına gelir. Nebî, Allah'tan haber getiren ve insanlara tebliğ eden kişidir. Ayette 'en-Nebî' (النبي) ifadesi, Hz. Muhammed'i kasteder ve ona iman etmek, onun getirdiği vahyi ve sünneti tasdik etmek demektir. Bu iman, fasıklarla dostluk kurmaya engel teşkil eder, çünkü Peygamber'in tebliğ ettiği din, fasıklığı reddeder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nebî (نبي), ya 'nebe' (خبر) yani haberden türemiştir, zira o Allah'tan haber verir; ya da 'nebve' (ارتفاع) yani yüksek yerden türemiştir, zira o insanların üzerinde bir makama sahiptir. Ayetteki 'en-Nebî' (النبي) ifadesi, Allah'ın elçisine olan imanın önemini vurgular. Bu iman, sadece onun getirdiklerini kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda onun yolunu takip etmeyi ve düşmanlarını dost edinmemeyi de gerektirir."}]},{"word":"أُنزِلَ","root":"ن ز ل","rootLatin":"n-z-l","meaning":"Allah tarafından Peygambere vahyedilen, indirilen ilahi kelam, Kur'an.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"İnzâl (إنزال), bir şeyi yukarıdan aşağıya indirmek anlamına gelir. Kur'an bağlamında 'ünzile' (أُنْزِلَ) ifadesi, Allah'ın kelamının semadan Peygamber'e vahyedilmesini ifade eder. Ayetteki 'mâ ünzile ileyhi' (مَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ) ifadesi, Kur'an'a imanı vurgular. Bu iman, Kur'an'ın hükümlerine uymayı ve onun yasakladığı şeylerden kaçınmayı gerektirir, ki bu da fasıklarla dostluk kurmamayı içerir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Nüzûl (نزول), bir şeyin yüksek bir yerden alçak bir yere gelmesidir. Kur'an için kullanıldığında, Allah'ın kelamının Cebrail vasıtasıyla Peygamber'e indirilmesini ifade eder. Ayetteki 'mâ ünzile ileyhi' (مَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ) ifadesi, Kur'an'ın ilahi kaynağını ve onun hükümlerinin bağlayıcılığını belirtir. Kur'an'a iman, onun emirlerine uymayı ve fasıklarla dostluk kurmaktan sakınmayı zorunlu kılar."}]},{"word":"أَوْلِيَاءَ","root":"و ل ي","rootLatin":"v-l-y","meaning":"Dostlar, yardımcılar, koruyucular, kendilerine güvenilen ve destek olunan kişiler.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Velî (ولي) kelimesi, 'velâye' (ولاية) kökünden gelir ve yakınlık, dostluk, yardım ve koruma anlamlarını içerir. 'Evliyâ' (أولياء) ise bunun çoğuludur. Ayetteki 'mâ't-tehazûhum evliyâe' (مَا اتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَاءَ) ifadesi, fasıklarla samimi dostluk, yakınlık ve onlara güvenerek destek olma yasağını belirtir. Gerçek müminler, Allah'a ve Peygamber'e imanları gereği, fasıkları kendilerine dost ve sırdaş edinmezler."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Velâyet (ولاية), bir şeye yakın olmak, onu idare etmek, ona yardım etmek ve onu korumak anlamlarına gelir. 'Evliyâ' (أولياء) ise bu tür ilişkileri ifade eder. Ayetteki kullanımında, 'evliyâ' (أولياء) kelimesi, fasıklarla kurulan derin dostluk, ittifak ve onlara güvenme anlamındadır. Bu, müminlerin kimlerle saf tutması gerektiği konusunda önemli bir uyarıdır; iman, fasıklarla velayet ilişkisi kurmaya engeldir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, velâyet kavramının Kur'an'da hem Allah ile kul arasındaki yakınlığı hem de insanlar arasındaki dostluk ve yardımlaşmayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'evliyâ' (أولياء) kelimesi, müminlerin fasıklarla kurmaması gereken bir dostluk ve ittifak ilişkisini tanımlar. Bu, sadece sosyal bir ilişki değil, aynı zamanda dini ve ideolojik bir duruşu da ifade eder. İman, mümini fasıkların velayetinden uzak tutar."}]},{"word":"فَاسِقُونَ","root":"ف س ق","rootLatin":"f-s-q","meaning":"Allah'ın emirlerine isyan eden, doğru yoldan sapan, günahkâr kişiler.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Fısk (فسق), hurma çekirdeğinin hurmadan çıkması gibi, bir şeyin sınırından dışarı çıkması anlamına gelir. Dini bağlamda ise, Allah'ın emrinden çıkmak, itaatsizlik etmek demektir. Ayetteki 'fâsikûne' (فَاسِقُونَ) kelimesi, Allah'ın ve Peygamber'in emirlerine uymayan, doğru yoldan sapan kişileri ifade eder. Bu tür kişilerle dostluk kurmak, imanın gerektirdiği bir durum değildir, aksine imana aykırıdır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Fısk (فسق), şeriatın sınırlarından dışarı çıkmak, Allah'ın emirlerine isyan etmektir. Ayetteki 'fâsikûne' (فَاسِقُونَ) ifadesi, Allah'a, Peygamber'e ve indirilen kitaba iman etmeyen veya iman ettiklerini iddia etseler bile amelleriyle bu imana aykırı davranan kişileri tanımlar. Bu kişilerin çoğu fasık olduğu için, müminlerin onlarla dostluk kurmaması gerektiği vurgulanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, fısk (fısk) kavramını, Kur'an'da Allah'ın koyduğu sınırları aşma, itaatsizlik etme ve doğru yoldan sapma olarak açıklar. Ayetteki 'fâsikûne' (فَاسِقُونَ) kelimesi, bu tür bir sapmayı gösteren kişileri ifade eder. Bu kişilerle dostluk kurmak, müminin kendi imanını tehlikeye atması anlamına gelir, çünkü fasıkların değerleri ve yaşam tarzları, imanın gerektirdiği değerlerle çelişir."}]}]}
