# Mâide Sûresi, 90. Âyet (5:90)

> يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَـٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَـٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

*Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû innemâ-lḣamru velmeysiru vel-ensâbu vel-ezlâmu ricsun min ‘ameli-şşeytâni fectenibûhu le'allekum tuflihûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/5/90

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, müminlere hitap ederek belirli eylemlerden uzak durmalarını emretmektedir. Ayet, 'içki', 'kumar', 'putlar' ve 'fal okları' gibi kavramları 'şeytan işi pislikler' olarak nitelendirerek, bunlardan 'kaçınmayı' ve 'saadete ermeyi' vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak, bu kavramların kök anlamları, ayetin yasaklama ve arındırma mesajını güçlendirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْخَمْرُ","root":"خ م ر","rootLatin":"h-m-r","meaning":"Akıl ve idraki örten, sarhoş edici her türlü içecek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hamr' kelimesinin kök anlamının 'örtmek' olduğunu belirtir. Bu bağlamda 'hamr', aklı örten, gizleyen ve işlevsiz hale getiren içkiyi ifade eder. Ayetteki kullanımı, aklı örterek insanı doğru düşünceden alıkoyan ve şeytanın vesveselerine açık hale getiren maddeye işaret eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hamr' kelimesini 'sarhoş eden şey' olarak açıklar. Ayetteki 'el-hamr' ifadesi, genel olarak sarhoş edici tüm içecekleri kapsar ve bunların şeytanın amellerinden biri olarak nitelendirilmesi, akıl sağlığını bozucu etkisine vurgu yapar."}]},{"word":"ٱلْمَيْسِرُ","root":"ي س ر","rootLatin":"y-s-r","meaning":"Kolayca elde edilen, emek harcamadan kazanılan mal veya kazanç sağlayan şans oyunları.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'meysir' kelimesinin 'kolaylık' kökünden geldiğini ve cahiliye döneminde develerin etini paylaşmak için kullanılan fal okları gibi şans oyunlarını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, haksız kazanç sağlayan ve toplumsal huzursuzluğa yol açan her türlü kumarı kapsar."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'meysir'i 'kolayca elde edilen şey' olarak tanımlar ve bunun kumarın bir türü olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, emek ve çaba olmaksızın başkasının malını ele geçirme amacı güden her türlü şans oyununun şeytan işi bir pislik olduğunu vurgular."}]},{"word":"رِجْسٌ","root":"ر ج س","rootLatin":"r-j-s","meaning":"Maddi veya manevi pislik, iğrenç ve kötü şey.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'rics' kelimesinin 'pislik, kirlilik' anlamına geldiğini ve hem maddi hem de manevi pislikler için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'rics' ifadesi, içki, kumar, putlar ve fal oklarının sadece haram olmakla kalmayıp, aynı zamanda manevi olarak da iğrenç ve kirli olduğunu, insan ruhunu ve toplumu ifsat ettiğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'rics' kavramının Kur'an'da genellikle 'kirlilik, pislik' anlamında kullanıldığını ve bu kirliliğin sadece fiziksel değil, aynı zamanda ahlaki ve ruhsal bir kirlilik olduğunu ifade eder. Ayetteki 'rics' kelimesi, yasaklanan eylemlerin Allah katında kabul edilemez ve insan fıtratına aykırı olduğunu gösterir."}]},{"word":"فَٱجْتَنِبُوهُ","root":"ج ن ب","rootLatin":"j-n-b","meaning":"Uzak durmak, kaçınmak, bir şeyi terk etmek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ictinâb' kelimesinin 'bir şeyden yan durmak, uzaklaşmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fec-tenibûhu' emri, müminlerin bu yasaklanan şeylerden kesinlikle uzak durmaları, onlara yaklaşmamaları ve hayatlarından tamamen çıkarmaları gerektiğini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ictinâb'ın 'bir şeyden tamamen ayrılmak ve uzaklaşmak' manasına geldiğini vurgular. Ayetteki bu emir, sadece yapmamakla kalmayıp, bu kötü alışkanlıkların ve putperestlik unsurlarının çevresinden dahi uzak durulması gerektiğini, böylece şeytanın vesveselerine karşı bir kalkan oluşturulmasını öğütler."}]},{"word":"تُفْلِحُونَ","root":"ف ل ح","rootLatin":"f-l-h","meaning":"Kurtuluşa ermek, başarıya ulaşmak, dünya ve ahiret saadetini kazanmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'felâh' kelimesinin 'bir şeyi yarmak, açmak' kökünden geldiğini ve mecazi olarak 'zorlukları aşarak başarıya ulaşmak, kurtuluşa ermek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tüflihûn' ifadesi, yasaklardan kaçınmanın sonucunda elde edilecek olan dünya ve ahiret saadetini, gerçek kurtuluşu ve başarıyı müjdelemektedir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'felâh' kavramının Kur'an'da 'nihai kurtuluş, mutlak başarı' anlamında kullanıldığını ve bu kurtuluşun genellikle Allah'ın emirlerine uymakla ilişkilendirildiğini ifade eder. Ayetteki 'tüflihûn' kelimesi, içki, kumar, putlar ve fal oklarından uzak durmanın, müminleri Allah'ın rızasına ve dolayısıyla gerçek saadete ulaştıracak bir yol olduğunu gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *5/90*
- **Nahl Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *5/90*
- **Mesnevî'den Hikâyeler** — Ahmet Avni Konuk · *5/90*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk · *5/90*
- **Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8** — Ahmet Avni Konuk · *5/90*
