# Kâf Sûresi, 32. Âyet (50:32)

> هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ

*Hâżâ mâ tû'adûne likulli evvâbin hafîz(in)*

**Meal (Diyanet):** (32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahman'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/50/32

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kâf Suresi 32. ayet, cennetin kimlere vaat edildiğini açıklarken, 'evvâb' ve 'hafîz' gibi kavramlarla müminlerin temel niteliklerini vurgular. Ayet, Allah'a yönelişin ve O'nun emirlerine bağlılığın önemini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"تُوعَدُونَ","root":"و-ع-د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Bu kelime, 'vaat edilmek, söz verilmek' anlamında olup, cennetin müminlere Allah tarafından verilen bir söz olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd' kelimesini 'hayır veya şer ile ilgili bir haberin verilmesi' olarak tanımlar. Ayetteki 'tû'adûn' (size vaat edilen) ifadesi, cennetin müminlere Allah tarafından verilmiş kesin bir söz, bir müjde olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın vaadinin gerçekleşeceğine dair bir güvence taşır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'va'd' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını mecazi ve hakiki anlamda inceler. Ayetteki 'mâ tû'adûn' ifadesi, cennetin müminlere yönelik ilahi bir taahhüt olduğunu, bu vaadin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgular. Bu, Allah'ın sözünün doğruluğuna işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'va'd' kavramını Kur'an'ın temel kavramlarından biri olarak ele alır ve Allah ile insan arasındaki ahit ilişkisi bağlamında inceler. Ayetteki 'tû'adûn', Allah'ın müminlere ahiretteki mükafatı için verdiği kesin bir sözü ifade eder. Bu vaat, müminlerin dünya hayatındaki çabalarının karşılığıdır."}]},{"word":"أَوَّابٍ","root":"أ-و-ب","rootLatin":"e-v-b","meaning":"Bu kelime, 'Allah'a çokça yönelen, tövbe eden, dönen' anlamında olup, cennete layık görülen müminlerin sürekli bir pişmanlık ve Allah'a dönüş hali içinde olduklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'evvâb' kelimesini 'Allah'a çokça dönen, günahlarından tövbe eden' olarak açıklar. Ayetteki 'li-külli evvâb' ifadesi, cennetin, sürekli olarak Allah'a yönelen, O'na itaat eden ve günah işlediğinde hemen pişmanlık duyup tövbe eden kimselere vaat edildiğini gösterir."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'evvâb'ı 'Allah'a dönen, O'na itaat eden' şeklinde yorumlar. Ayetteki bağlamda, bu kelime, kişinin kalben ve fiilen sürekli Allah'a yönelmesini, O'nun emirlerine uymasını ve yasaklarından kaçınmasını ifade eder. Bu, cennet ehlinin temel özelliklerinden biridir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'evvâb'ı 'Allah'a çokça dönen, O'na itaat eden, günahlarından tövbe eden' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, cennetin, Allah'a karşı sürekli bir teslimiyet ve pişmanlık hali içinde olan, O'nun rızasını arayan kimselere ait olduğunu vurgular."}]},{"word":"حَفِيظٍ","root":"ح-ف-ظ","rootLatin":"h-f-z","meaning":"Bu kelime, 'koruyan, muhafaza eden, kollayan' anlamında olup, cennete layık görülen müminlerin Allah'ın emirlerini, yasaklarını ve ahitlerini koruduklarını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hafîz' kelimesini 'bir şeyi koruyan, muhafaza eden' olarak açıklar. Ayetteki 'hafîz' ifadesi, müminin Allah'ın emirlerini, yasaklarını, ahitlerini ve kendi nefsini günahlardan koruyan kişi olduğunu belirtir. Bu, Allah'a karşı sorumluluk bilincini ve bağlılığı simgeler."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hafîz'i 'Allah'ın hududunu koruyan, O'nun emirlerine riayet eden' olarak yorumlar. Ayetteki bağlamda, bu kelime, müminin Allah'ın şeriatını, farzlarını ve haramlarını titizlikle koruduğunu, onlara riayet ettiğini ifade eder. Bu, cennet ehlinin takva sahibi olduğunu gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'hafîz'i 'Allah'ın emanetlerini, yani dinin hükümlerini ve ahitlerini koruyan' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, cennetin, Allah'ın kendisine yüklediği sorumlulukları eksiksiz yerine getiren, O'nun sınırlarını aşmayan ve ahitlerine sadık kalan kimselere ait olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hafîz' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını analiz ederken, bu kelimenin sadece koruma değil, aynı zamanda hatırlama ve gözetleme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'hafîz', müminin Allah'ın emirlerini unutmayan, onları sürekli gözeten ve hayatına tatbik eden kişi olduğunu ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","takva","iman","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"هَٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mebnî","gloss":"bu"},{"position":2,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Haber olduğu için mebnî","gloss":"şey"},{"position":3,"surface":"تُوعَدُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-'-d","lemma":"وَعَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb ve cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"size vaat edilen"},{"position":4,"surface":"لِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"için"},{"position":4,"surface":"كُلِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"her"},{"position":5,"surface":"أَوَّابٍ","pos":"isim","posDetail":"Mübalağalı İsm-i Fâil","root":"أ-و-ب","rootLatin":"a-w-b","lemma":"أَوَّاب","form":"Fa''âl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"Allah'a yönelen"},{"position":6,"surface":"حَفِيظٍ","pos":"isim","posDetail":"Mübalağalı İsm-i Fâil","root":"ح-ف-ظ","rootLatin":"h-f-z","lemma":"حَفِيظ","form":"Fa'îl","features":{"state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"koruyan, riayet eden"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kâf Sûresi** · *50/32-33*
- **Kâf Sûresi** · *50/32-33*
- **Kâf Sûresi** · *50/32-33*
- **Kâf Sûresi** · *50/32-33*
