# Zâriyât Sûresi, 37. Âyet (51:37)

> وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

*Ve teraknâ fîhâ âyeten lilleżîne yeḣâfûne-l'ażâbe-l-elîm(e)*

**Meal (Diyanet):** Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/51/37

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, geçmiş kavimlerin helakından geriye kalanların, ahiret azabından korkanlar için bir ibret ve işaret teşkil ettiğini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Seçilen anahtar kavramlar, bu ilahi mesajın anlam katmanlarını ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"تَرَكْنَا","root":"ت ر ك","rootLatin":"t-r-k","meaning":"Allah'ın, helak olan kavimlerden geriye bir iz, bir kalıntı bırakmasını ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Terke (ترك) kelimesi, bir şeyi geride bırakmak, terk etmek anlamına gelir. Ayetteki 'teraknâ' ifadesi, Allah'ın helak ettiği kavimlerden geriye, sonraki nesiller için ibret alınacak bir iz, bir kalıntı bıraktığını vurgular. Bu, sadece fiziksel bir kalıntı değil, aynı zamanda manevi bir dersin de geride bırakılmasıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'teraknâ' fiilini 'ebkaynâ' (bıraktık, alıkoyduk) anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda, helak olan kavimlerin yurtlarında, sonraki nesillerin görebileceği ve ders çıkarabileceği bir 'ayet'in (işaretin) baki bırakıldığını belirtir. Bu, ilahi kudretin ve adaletin bir göstergesidir."}]},{"word":"ءَايَةً","root":"أ ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini ve geçmiş kavimlerin akıbetini gösteren açık bir delil ve ibret anlamına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âyet (آية) kelimesi, 'alâmet' (işaret) ve 'delil' anlamlarına gelir. Bu ayetteki 'âyeten' ifadesi, helak olan kavimlerin geride bıraktığı kalıntıların, Allah'ın azabının hak olduğuna ve O'nun kudretine dair açık bir delil olduğunu gösterir. Bu işaret, düşünenler için bir uyarı niteliğindedir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Âyet, bir şeyin varlığına delalet eden açık bir alamettir. Kur'an'da hem kevni (evrensel) hem de teşrii (şer'i) deliller için kullanılır. Zâriyât 37'deki 'âyeten' ise, geçmiş kavimlerin helakından kalan izlerin, Allah'ın vaadinin ve tehdidinin gerçekliğine dair somut bir ibret ve kanıt olduğunu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'âyet' kavramının Kur'an'daki temel anlamlarından birinin, Allah'ın kudretini ve iradesini gösteren 'işaret' veya 'mucize' olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'âyet', geçmiş kavimlerin helakının, Allah'ın azabının bir işareti ve insanları uyaran bir delil olarak bırakıldığını vurgular."}]},{"word":"يَخَافُونَ","root":"خ و ف","rootLatin":"h-v-f","meaning":"Allah'ın azabından çekinmek, korkmak ve bu korkunun kişiyi doğru yola sevk etmesi anlamına gelir.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Havf (خوف), bir şeyin kötü sonucundan dolayı duyulan endişe ve korkudur. Ayetteki 'yahâfûne' ifadesi, sadece basit bir korkuyu değil, aynı zamanda bu korkunun kişiyi azaptan korunmaya ve ibret almaya yönlendiren bir motivasyon olduğunu belirtir. Bu, bilinçli bir korkudur."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Havf, bir şeyin meydana gelmesinden veya bir şeyin elden gitmesinden duyulan endişedir. Ayetteki 'yahâfûne' kelimesi, ahiret azabının gerçekliğine inanan ve bu azaptan sakınmak için geçmiş kavimlerin akıbetinden ders çıkaran kişilerin durumunu tasvir eder. Bu korku, imanın bir gereğidir."}]},{"word":"ٱلْعَذَابَ","root":"ع ذ ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Allah'ın, günahkarlara dünyada veya ahirette uyguladığı ceza ve işkenceyi ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Azâb (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden gelir. İşkence ve ceza anlamında kullanıldığında, kişiyi rahatlıktan alıkoyan, acı veren şeyi ifade eder. Ayetteki 'el-azâb' ifadesi, Allah'ın geçmiş kavimlere uyguladığı ve ahirette de uygulayacağı şiddetli cezayı belirtir ki, bu ceza insanı huzurdan ve esenlikten mahrum bırakır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'azâb' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın isyancılara ve günahkarlara yönelik cezalandırmasını ifade ettiğini belirtir. Zâriyât 37'deki 'el-azâb', geçmiş kavimlerin helakıyla tecelli eden ve ahirette de müminlerin korktuğu, can yakıcı bir cezayı temsil eder. Bu, ilahi adaletin bir tezahürüdür."}]},{"word":"ٱلْأَلِيمَ","root":"أ ل م","rootLatin":"e-l-m","meaning":"Şiddetli, acı veren, can yakıcı bir niteliği ifade eder.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Elîm (أليم), 'elem' (acı) kökünden türemiş bir sıfattır ve 'çok acı veren', 'şiddetli acı' anlamına gelir. Ayetteki 'el-elîm' kelimesi, azabın niteliğini vurgulayarak, onun sadece bir ceza değil, aynı zamanda son derece şiddetli ve can yakıcı olduğunu belirtir. Bu, korkuyu daha da pekiştiren bir ifadedir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Elîm kelimesi, 'elem' yani 'acı' veren demektir. Kur'an'da genellikle azapla birlikte kullanılarak, bu azabın şiddetini ve acı vericiliğini ifade eder. Zâriyât 37'de 'el-azâb el-elîm' terkibi, ahiret azabının veya geçmiş kavimlere verilen cezanın dayanılmaz derecede acı verici olduğunu açıkça ortaya koyar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","tabiat-ayetleri","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Ve teraknâ"},{"position":2,"translit":"fîhâ"},{"position":3,"translit":"âyeten"},{"position":4,"translit":"lilleżîne"},{"position":5,"translit":"yeḣâfûne"},{"position":6,"translit":"l'ażâbe"},{"position":7,"translit":"l-elîm(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":1,"surface":"تَرَكْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ت-ر-ك","rootLatin":"t-r-k","lemma":"تَرَكَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"bıraktık","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":2,"surface":"فِي","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"içinde","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":2,"surface":"هَآ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onda","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":3,"surface":"ءَايَةًۭ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ي-ي","rootLatin":"'-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"bir işaret","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":4,"surface":"لِّ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":4,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِي","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o kimseler ki","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":5,"surface":"يَخَافُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"خ-و-ف","rootLatin":"kh-w-f","lemma":"خَافَ","form":"Fe'ale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"korkarlar","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"},{"position":6,"surface":"ٱلْعَذَابَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"azabı","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mef'ûlün bih"},{"position":7,"surface":"ٱلْأَلِيمَ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat","root":"ا-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"أَلِيم","form":"Fa'îl","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mansûb","gloss":"can yakıcı","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Sıfat"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *51/37*
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *51/37*
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *51/37*
- **Zâriyât Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *51/37*
