# Tûr Sûresi, 16. Âyet (52:16)

> ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

*İslevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun ‘aleykum(s) innemâ tuczevne mâ kuntum ta'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/16

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tûr Suresi 16. ayet, cehennem ehlinin içine düştüğü durumu ve bu durum karşısındaki çaresizliğini vurgulamaktadır. Ayet, sabrın veya sabırsızlığın sonucu değiştirmeyeceğini, zira yapılan amellerin karşılığının görüldüğünü dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.","keyConcepts":[{"word":"ٱصْلَوْهَا","root":"ص ل و","rootLatin":"s-l-v","meaning":"Cehennem ateşine girmek, onun acısını çekmek ve yanmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Salâ (صلى) kelimesi, ateşe girmek ve onunla yanmak anlamına gelir. Ayetteki 'ıslavhâ' (اصْلَوْهَا) emri, cehennem ateşine girip onun hararetini ve azabını tatma emridir. Bu, sadece girmek değil, aynı zamanda o ateşin içinde kalıp acısını çekmeyi de ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Salâ (صلى) fiili, ateşe maruz kalmak ve onunla yanmak demektir. Burada 'ıslavhâ' (اصْلَوْهَا) ifadesi, cehennemin içine girin ve onun yakıcılığını hissedin anlamında kullanılmıştır. Bu, mecazi bir ifade değil, doğrudan bir azap bildirisidir."}]},{"word":"فَٱصْبِرُوٓا۟","root":"ص ب ر","rootLatin":"s-b-r","meaning":"Zorluklara karşı dayanmak, tahammül etmek ve kendini tutmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sabır (صبر), nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak ve zorluklara karşı dayanmaktır. Ayetteki 'fasbirû' (فَٱصْبِرُوٓا۟) emri, cehennem azabına karşı sabretme emri gibi görünse de, devamındaki 'ev lâ tasbirû' (أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟) ile birlikte, sabrın veya sabırsızlığın bu azabı değiştirmeyeceğini vurgular. Bu, bir alay ve çaresizliği ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Sabır (sabr), Kur'an'da genellikle zorluklar karşısında gösterilen metanet ve dayanıklılık olarak geçer. Ancak bu ayetteki kullanımı, sabrın veya sabırsızlığın, ilahi takdir ve amellerin karşılığı olan azabı değiştiremeyeceği bir durumu ifade eder. Bu, insan iradesinin bu bağlamda etkisizliğini gösterir."}]},{"word":"سَوَآءٌ","root":"س و ي","rootLatin":"s-v-y","meaning":"Eşit, denk, aynı ve fark etmez anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sevâ' (سَوَآءٌ) kelimesi, iki şeyin eşit olması, aralarında fark olmaması anlamına gelir. Ayetteki 'sevâun aleykum' (سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ) ifadesi, 'sizin için fark etmez, aynıdır' demektir. Bu, sabretmenin veya sabretmemenin cehennem azabı karşısında hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini kesin bir dille belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Sevâ' (سَوَآءٌ), bir şeyin diğerine denk olması, eşit olması halidir. Bu ayette, sabretme ve sabretmeme eylemlerinin, cehennemdeki azabın şiddeti ve süresi açısından hiçbir fark yaratmayacağını vurgulamak için kullanılmıştır. Bu, azabın kaçınılmazlığını ve değişmezliğini gösterir."}]},{"word":"تُجْزَوْنَ","root":"ج ز ي","rootLatin":"c-z-y","meaning":"Karşılığını görmek, ödüllendirilmek veya cezalandırılmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cezâ (جزاء), bir fiilin karşılığıdır; hayır ise hayır, şer ise şer ile karşılık bulur. 'Tüczevne' (تُجْزَوْنَ) fiili, 'karşılığını görüyorsunuz' demektir. Bu ayette, cehennem ehlinin çektiği azabın, dünyada işledikleri amellerin doğrudan bir karşılığı olduğunu açıkça ifade eder. Bu, ilahi adaletin tecellisidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Cezâ (جزاء) kavramı, Kur'an'da genellikle yapılan fiillerin sonucunu ifade eder. 'Tüczevne' (تُجْزَوْنَ) pasif fiili, kişilerin kendi iradeleriyle yaptıkları amellerin sonucunu, yani cezasını veya mükafatını alacaklarını belirtir. Bu ayette, cehennem azabının, geçmişteki kötü amellerin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu vurgular."}]},{"word":"تَعْمَلُونَ","root":"ع م ل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"Yapmak, işlemek, eylemde bulunmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Amel (عمل), bir işi yapmak, bir eylemde bulunmaktır. 'Ta'melûne' (تَعْمَلُونَ) fiili, 'yapmakta olduğunuz şeyler' anlamına gelir. Bu ayette, cehennem ehlinin çektiği azabın, dünyada iken kendi iradeleriyle yaptıkları kötü amellerin bir sonucu olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu, sorumluluğun tamamen kişiye ait olduğunu gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Amel (amal), Kur'an'da insanın iradi olarak gerçekleştirdiği her türlü fiili ifade eder. Bu ayetteki 'mâ kuntum ta'melûne' (مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ) ifadesi, cehennem azabının, geçmişte işlenmiş olan günahların ve kötü eylemlerin doğrudan bir karşılığı olduğunu vurgular. Bu, ilahi adalet sisteminde amellerin merkezi rolünü gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cehennem","hesap-mizan","sabir","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ٱصْلَوْهَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ص-ل-و","rootLatin":"s-l-w","lemma":"صَلَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"Girin"},{"position":1,"surface":"هَا","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"ona"},{"position":2,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o halde"},{"position":2,"surface":"ٱصْبِرُوٓا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"sabredin"},{"position":3,"surface":"أَوْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"veya"},{"position":4,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Nehiy Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"etmeyin"},{"position":5,"surface":"تَصْبِرُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ص-ب-ر","rootLatin":"s-b-r","lemma":"صَبَرَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Nehiy harfi (لَا) ile meczûm","gloss":"sabretmeyin"},{"position":6,"surface":"سَوَآءٌ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-و-ي","rootLatin":"s-w-y","lemma":"سَوَاء","form":"Mücerred","features":{"number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû (mübteda mahzuftur)","gloss":"birdir"},{"position":7,"surface":"عَلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzerinize"},{"position":7,"surface":"كُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"sizin"},{"position":8,"surface":"إِنَّمَا","pos":"harf","posDetail":"Kâffe ve Mekfûfe","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِنَّمَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ancak"},{"position":9,"surface":"تُجْزَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ز-ي","rootLatin":"j-z-y","lemma":"جَزَى","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"karşılığını görüyorsunuz"},{"position":10,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"şey"},{"position":11,"surface":"كُنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiniz"},{"position":12,"surface":"تَعْمَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yapıyordunuz"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/16-20*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/16-20*
