# Tûr Sûresi, 19. Âyet (52:19)

> كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

*Kulû veşrabû henî-en bimâ kuntum ta'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/19

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tûr Suresi 19. ayet, cennet ehlinin mükafatını ve bu mükafatın dünyadaki amellerine karşılık olduğunu ifade etmektedir. Ayet, yeme-içme ve rahatlık gibi temel insani ihtiyaçların ahiretteki mükemmel karşılığını vurgular.","keyConcepts":[{"word":"كُلُوا۟","root":"أكل","rootLatin":"e-k-l","meaning":"Cennet ehlinin nimetlerden faydalanması için kendilerine yöneltilen yeme emri.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'أكل' kelimesini 'bir şeyi yutmak, çiğnemek ve sindirmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'كُلُوا۟' ifadesi, cennet ehlinin dünyadaki salih amellerine karşılık olarak kendilerine sunulan nimetleri afiyetle tüketmelerini ifade eder, bu da bir mükafat ve ikramdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'أكل' kelimesinin mecazi kullanımlarına değinir. Bu ayetteki 'كُلُوا۟' emri, mecazi olarak cennet nimetlerinden istifade etme ve onlara sahip olma anlamını taşır. Bu, sadece fiziksel yeme eylemi değil, aynı zamanda cennetin tüm güzelliklerinden faydalanma imtiyazıdır."}]},{"word":"وَٱشْرَبُوا۟","root":"شرب","rootLatin":"ş-r-b","meaning":"Cennet ehlinin cennet içeceklerinden faydalanması için kendilerine yöneltilen içme emri.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'شرب' kelimesini 'suyu veya benzeri bir sıvıyı ağız yoluyla almak' olarak açıklar. Ayetteki 'وَٱشْرَبُوا۟' ifadesi, cennet ehlinin dünyadaki amelleri karşılığında kendilerine sunulan lezzetli ve temiz içecekleri afiyetle tüketmelerini emreder, bu da bir lütuf ve ikramdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'شرب' kelimesinin geniş anlamlarına değinir. Cennetteki 'şarap' (içecek) kavramının dünyadaki sarhoş edici şaraptan farklı olduğunu, aksine lezzet ve ferahlık veren bir nimet olduğunu belirtir. Bu ayetteki emir, cennetin saf ve hoş içeceklerinden doyasıya istifade etmeyi ifade eder."}]},{"word":"هَنِيٓـًٔۢا","root":"هنأ","rootLatin":"h-n-e","meaning":"Yeme ve içmenin afiyetle, rahatlıkla ve hiçbir sıkıntı olmaksızın gerçekleştiğini ifade eden bir sıfat.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'هنأ' kelimesini 'bir şeyin kolay ve hoş olması, sıkıntısız ve lezzetli olması' olarak açıklar. 'هَنِيٓـًٔۢا' ifadesi, cennet nimetlerinin hiçbir zahmet, rahatsızlık veya olumsuzluk içermeden, tam bir keyif ve afiyetle tüketileceğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'هنيء' kelimesinin 'bir şeyin kolayca elde edilmesi ve ondan lezzet alınması' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'هَنِيٓـًٔۢا' kelimesi, cennet ehlinin yeme ve içme eylemlerinin sadece doyurucu olmakla kalmayıp, aynı zamanda ruhsal ve bedensel olarak tam bir huzur ve mutluluk kaynağı olacağını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'h-n-e' kökünün 'rahatlık, hoşnutluk ve sıkıntısızlık' gibi pozitif çağrışımlara sahip olduğunu belirtir. 'هَنِيٓـًٔۢا' kelimesi, cennetin temel özelliklerinden biri olan tam bir huzur ve memnuniyet halini yansıtır; dünyadaki yeme-içmenin getirebileceği olumsuzluklardan (hastalık, hazımsızlık vb.) tamamen arınmış bir durumu ifade eder."}]},{"word":"تَعْمَلُونَ","root":"عمل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"Dünyada yapılan iyi işler, salih ameller ve ibadetler.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"es-Sicistânî, 'عمل' kelimesini 'bir işi yapmak, icra etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ' ifadesi, cennet nimetlerinin dünyada yapılan salih amellerin bir karşılığı olduğunu açıkça belirtir. Bu, amellerin ahiretteki mükafatla doğrudan ilişkisini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'عمل' kelimesinin 'kasıtlı ve iradeli bir eylem' anlamını taşıdığını vurgular. Bu ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, cennet ehlinin dünyada bilinçli olarak yaptıkları iyi işlerin, Allah'ın rızasını kazanma niyetiyle gerçekleştirilen ibadetlerin ve güzel ahlakın bir sonucu olarak bu nimetlere nail olduklarını gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'amel' kavramının Kur'an'da genellikle 'salih amel' bağlamında kullanıldığını ve 'imanla birlikte yapılan iyi işler' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَعْمَلُونَ' ifadesi, cennetin sadece Allah'ın lütfu değil, aynı zamanda müminlerin dünyadaki çabalarının ve gayretlerinin bir neticesi olduğunu vurgular, bu da sorumluluk ve karşılık ilkesini pekiştirir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Kulû"},{"position":2,"translit":"veşrabû"},{"position":3,"translit":"henî-en"},{"position":4,"translit":"bimâ"},{"position":5,"translit":"kuntum"},{"position":6,"translit":"ta'melûn(e)"}]

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"كُلُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ا-ك-ل","rootLatin":"a-k-l","lemma":"أَكَلَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"yiyin","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":2,"surface":"وَٱشْرَبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ش-ر-ب","rootLatin":"ş-r-b","lemma":"شَرِبَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"için","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Emir fiil"},{"position":3,"surface":"هَنِيٓـًٔۢا","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ه-ن-ا","rootLatin":"h-n-'-","lemma":"هَنِيء","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"afiyetle","irabMarker":"fetha ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Hâl"},{"position":4,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Harf-i cer"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"şey","binaDurumu":"Mebnî (ism-i mevsûl)","gorev":"Harf-i cerin mecrûru"},{"position":5,"surface":"كُنتُمْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiniz","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Mâzî fiil"},{"position":6,"surface":"تَعْمَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Muzâri fiil nasb/cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"yapıyordunuz","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâri fiil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/16-20*
