# Tûr Sûresi, 22. Âyet (52:22)

> وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

*Ve emdednâhum bifâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/22

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, cennet ehlinin nimetlendirilişini, özellikle de arzu ettikleri meyve ve etle donatılmalarını ifade etmektedir. Ayet, cennetteki nimetlerin bolluğunu ve kişisel isteklere göre sunulacağını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"وَأَمْدَدْنَـٰهُم","root":"م د د","rootLatin":"m-d-d","meaning":"Cennet ehline sürekli ve bolca bir şeyin verilmesi, uzatılması, takviye edilmesi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'medd' kökünün bir şeyi uzatmak, artırmak, çoğaltmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'emdednâhum' ifadesi, cennet ehline arzu ettikleri nimetlerin kesintisiz ve bol bir şekilde ulaştırılmasını, onların bu nimetlerle takviye edilmesini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'emdednâhum' ifadesini 'onlara verdik, ihsan ettik' şeklinde açıklar. Bu bağlamda, Allah'ın cennet ehline diledikleri meyve ve etten bolca ikram etmesi, onların isteklerini karşılaması anlamındadır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'medd' fiilinin 'yardım etmek, desteklemek, bir şeyi çoğaltmak' manalarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin arzu ettikleri yiyeceklerle sürekli olarak desteklenmesi ve onlara bu nimetlerin bolca sunulmasıdır."}]},{"word":"بِفَـٰكِهَةٍ","root":"ف ك ه","rootLatin":"f-k-h","meaning":"Cennet ehline sunulan, keyif veren, lezzetli meyveler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'fâkihe' kelimesinin 'meyve' anlamına geldiğini ve genellikle keyif ve lezzet veren yiyecekler için kullanıldığını belirtir. Cennet bağlamında, bu kelime, dünyadaki meyvelerden çok daha üstün, eşsiz lezzetli ve çeşit çeşit meyveleri ifade eder."},{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'fâkihe' kelimesinin genel anlamda meyveleri kapsadığını ve cennetteki meyvelerin dünyadakilerden farklı olarak her zaman taze ve hazır bulunduğunu ima eder. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin arzu ettikleri her türlü meyveye ulaşabileceklerini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'fâkihe' kavramının sadece besleyici bir gıda olmaktan öte, aynı zamanda bir zevk ve keyif unsuru olarak sunulduğunu vurgular. Cennet bağlamında, bu meyveler, müminlere verilen ilahi lütfun ve mutluluğun bir göstergesidir."}]},{"word":"وَلَحْمٍ","root":"ل ح م","rootLatin":"l-h-m","meaning":"Cennet ehline sunulan, arzu ettikleri türden et.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'lahm' kelimesinin 'et' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle cennet nimetleri arasında zikredildiğini belirtir. Ayetteki 'lahm' ifadesi, cennet ehlinin arzu ettikleri her türlü et yemeğine kolayca ulaşabileceklerini gösterir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Es-Sicistânî, 'lahm' kelimesinin genel et anlamında kullanıldığını ve cennetteki etlerin dünyadakilerden farklı olarak hiçbir zahmet ve kesim gerektirmeden hazır bulunduğunu ifade eder. Bu, cennetin zahmetsiz ve bol nimetlerini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'lahm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'fâkihe' ile birlikte zikredilmesinin, cennet nimetlerinin çeşitliliğini ve hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla tam bir doygunluk ve lezzet sunulduğunu gösterdiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin beslenme ve lezzet ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanacağını ifade eder."}]},{"word":"يَشْتَهُونَ","root":"ش ه و","rootLatin":"ş-h-v","meaning":"Cennet ehlinin arzu ettikleri, canlarının çektiği şeyler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'şehve' kelimesinin 'nefsin bir şeye yönelmesi, onu istemesi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yeştehûne' ifadesi, cennet ehlinin sadece genel olarak değil, bizzat kendi arzularına ve canlarının çektiği şeylere göre nimetlendirileceğini vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'şehve'nin 'kalbin bir şeye meyletmesi ve onu şiddetle istemesi' olduğunu açıklar. Bu ayetteki kullanımı, cennet nimetlerinin sadece bol olmakla kalmayıp, aynı zamanda cennet ehlinin kişisel istek ve arzularına tam olarak uygun olacağını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"El-Kefevî, 'şehve'nin 'nefsin lezzetli ve hoş gördüğü şeye yönelmesi' olduğunu belirtir. Ayetteki 'yeştehûne' ifadesi, cennet ehlinin her türlü meyve ve etten, kendi zevklerine ve isteklerine göre seçebilecekleri ve tadabilecekleri bir özgürlüğe sahip olacaklarını gösterir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["cennet","ahiret-mukafat","rizik"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"أَمْدَدْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"م-د-د","rootLatin":"m-d-d","lemma":"أَمْدَدَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"verdik"},{"position":1,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb mahalde mebnî","gloss":"onlara"},{"position":2,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":2,"surface":"فَـٰكِهَةٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ف-ك-ه","rootLatin":"f-k-h","lemma":"فَاكِهَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"meyve"},{"position":3,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":3,"surface":"لَحْمٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ل-ح-م","rootLatin":"l-h-m","lemma":"لَحْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mecrûr isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"et"},{"position":4,"surface":"مِّمَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"den/dan"},{"position":4,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr mahalde mebnî","gloss":"şey"},{"position":5,"surface":"يَشْتَهُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ه-و","rootLatin":"ş-h-w","lemma":"اِشْتَهَى","form":"İfti'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatı olmadığı için merfû","gloss":"arzu ederler"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/21-25*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/21-25*
