# Tûr Sûresi, 30. Âyet (52:30)

> أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ

*Em yekûlûne şâ'irun neterabbesu bihi raybe-lmenûn(i)*

**Meal (Diyanet):** Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/30

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tûr Suresi 30. ayet, müşriklerin Hz. Peygamber'e yönelik ithamlarını ve beklentilerini dile getirmektedir. Ayet, 'şair' ve 'zamanın felaketleri' gibi kavramlar üzerinden, inkarcıların Peygamber'in davasının akıbetine dair olumsuz öngörülerini ve bekleyişlerini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"شَاعِرٌ","root":"ش ع ر","rootLatin":"ş-a-r","meaning":"Ayette, Hz. Peygamber'i küçümsemek ve mesajını değersizleştirmek amacıyla kullanılan, 'şiir söyleyen, şair' anlamında bir ithamdır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şiir (شعر), ince ve derin bir idrakle hissedilen, duyulan şeydir. Şair (شاعر) ise bu idrak ve hissi sözle ifade eden kişidir. Ayetteki 'şair' ifadesi, müşriklerin Hz. Peygamber'in getirdiği vahyi, sıradan bir beşer sözü, bir şiir olarak niteleyerek onun peygamberliğini inkar etme çabalarını yansıtır. Onlar, Kur'an'ın mucizevi belagatini bir şairin sözü gibi görmeye çalışmışlardır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Buradaki 'şair' ifadesi, Arapların o dönemde kullandığı bir tür aşağılama ve küçümseme mecazıdır. Onlar, Hz. Peygamber'in sözlerini, vahiy değil de kendi uydurduğu, şiirsel bir ifade olarak görmüşlerdir. Bu, Kur'an'ın ilahi kaynağını reddetme ve onu beşeri bir sanat eseri seviyesine indirme çabasıdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an öncesi Arap toplumunda şair, kabilenin sözcüsü, onurunu koruyan ve geleceği tahmin eden kişi olarak önemli bir yere sahipti. Ancak Kur'an, şairlerin genellikle duygusal ve gerçek dışı sözler söylediklerini, 'her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını' (Şuara 26:224-226) belirterek onların konumunu yeniden tanımlar. Bu ayetteki 'şair' ithamı, müşriklerin Hz. Peygamber'i, vahiy getiren bir elçi değil, kendi hayal gücüyle konuşan sıradan bir şair olarak görme ve böylece onun mesajının otoritesini zayıflatma girişimidir."}]},{"word":"نَّتَرَبَّصُ","root":"ر ب ص","rootLatin":"r-b-s","meaning":"Ayette, 'beklemek, gözetlemek, birinin başına bir felaket gelmesini ummak' anlamında kullanılır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Terabbus (تربص), bir şeyi beklemek, gözetlemek demektir. Genellikle bir felaketin veya olumsuz bir durumun meydana gelmesini beklemek anlamında kullanılır. Ayetteki 'neterabbasu' ifadesi, müşriklerin Hz. Peygamber'in ve davasının sonunun gelmesini, onun başına bir musibet gelmesini sabırsızlıkla beklediklerini, hatta bunu umut ettiklerini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Terabbus, bir şeyin vuku bulmasını beklemek, gözetlemek ve onun için fırsat kollamaktır. Bu ayetteki kullanımı, müşriklerin Hz. Peygamber'in ölümünü veya davasının başarısızlığını beklediklerini, onun aleyhine olacak bir gelişmeyi umut ettiklerini açıkça ifade eder. Bu, düşmanca bir bekleyişi ve kötü niyetli bir umudu yansıtır."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Terabbus kelimesi, Kur'an'da genellikle olumsuz bir bekleyişi, düşmanca bir gözetlemeyi ifade eder. Bu ayette, müşriklerin Hz. Peygamber'in davasının akıbetine dair olumsuz beklentilerini, onun başına gelecek bir felaketi gözlediklerini ve bu felaketin kendi lehlerine olacağını düşündüklerini gösterir. Bu, onların iman etmeye yanaşmayıp, aksine Peygamber'in başarısızlığını arzuladıklarını ortaya koyar."}]},{"word":"رَيْبَ","root":"ر ي ب","rootLatin":"r-y-b","meaning":"Ayette, 'şüphe, kuşku, endişe, felaket, musibet' anlamlarına gelir; burada 'zamanın getireceği felaketler' bağlamında kullanılmıştır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Reyb (ريب), şüphe ve endişe demektir. Ancak 'reybü'l-menûn' (ريب المنون) terkibinde, zamanın getirdiği felaketler, musibetler ve ölüm anlamında kullanılır. Müşrikler, Hz. Peygamber'in başına zamanın getireceği bir felaketin, yani ölümün veya davasının çöküşünün gelmesini beklediklerini ifade etmişlerdir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Reyb kelimesi, kalpte oluşan şüphe ve tereddüt halidir. Ancak 'reybü'l-menûn' terkibinde, zamanın getirdiği musibetler, ölümler ve felaketler kastedilir. Bu ayette, müşriklerin Hz. Peygamber'in ölümünü veya davasının sonunu getirecek bir musibeti beklediklerini, bu konuda bir şüpheleri olmadığını, aksine bunun gerçekleşeceğine inandıklarını gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Reyb, şüphe ve vehimdir. Ancak 'reybü'l-menûn' ifadesi, zamanın felaketleri, ölüm ve musibetler anlamına gelir. Bu, müşriklerin Hz. Peygamber'in davasının sonunun geleceğine dair kesin bir beklenti içinde olduklarını, onun öleceğini veya davasının başarısız olacağını umduklarını gösterir. Onlar için bu, bir şüphe değil, gerçekleşmesini arzuladıkları bir sondur."}]},{"word":"ٱلْمَنُونِ","root":"م ن ن","rootLatin":"m-n-n","meaning":"Ayette, 'zaman, kader, ölüm' anlamlarına gelir; 'reybü'l-menûn' terkibinde 'zamanın felaketleri, ölüm' anlamını pekiştirir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Menûn (منون), zamanın kendisi veya zamanın getirdiği felaketler, musibetler ve ölümdür. Çünkü zaman, insanları tüketir ve yok eder. 'Reybü'l-menûn' terkibi, zamanın getirdiği kaçınılmaz felaketleri, özellikle de ölümü ifade eder. Müşrikler, Hz. Peygamber'in de bu kaçınılmaz sona ereceğini ve davasının onunla birlikte yok olacağını ummuşlardır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Menûn, ölüm demektir. Araplar, zamanın insanları tükettiği ve ölüme götürdüğü inancıyla zamanı 'menûn' olarak adlandırmışlardır. 'Reybü'l-menûn' ifadesi, ölümün şüphesi veya ölümün getirdiği felaketler anlamına gelir. Müşrikler, Hz. Peygamber'in ölümünü beklediklerini ve bunun onun davasının sonu olacağını düşündüklerini bu ifadeyle dile getirmişlerdir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Menûn, zamanın kendisi ve onun getirdiği musibetlerdir. Çünkü zaman, insanları ve nesilleri tüketir, yok eder. Bu ayetteki 'menûn' kelimesi, müşriklerin Hz. Peygamber'in ömrünün sona ermesini, yani ölümünü beklediklerini ve bununla birlikte onun davasının da biteceğini umduklarını gösterir. Bu, onların Hz. Peygamber'e ve getirdiği mesaja karşı besledikleri düşmanca tavrı açıkça ortaya koyar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["peygamberlik","musrikler","vahiy-kuran"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"yoksa"},{"position":2,"surface":"يَقُولُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَوْل","form":"Mücerred","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"derler"},{"position":3,"surface":"شَاعِرٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ش-ع-ر","rootLatin":"ş-'-r","lemma":"شَاعِر","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda-i mahzufun haberi olduğu için merfû","gloss":"şair"},{"position":4,"surface":"نَّتَرَبَّصُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ب-ص","rootLatin":"r-b-s","lemma":"تَرَبُّص","form":"Tefa''ul","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"gözlüyoruz"},{"position":5,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":5,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onu"},{"position":6,"surface":"رَيْبَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ر-ي-ب","rootLatin":"r-y-b","lemma":"رَيْب","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"dönmesini"},{"position":7,"surface":"ٱلْمَنُونِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"م-ن-ن","rootLatin":"m-n-n","lemma":"مَنُون","form":"Mücerred","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"zamanın"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zümer Sûresi** · *52/30*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/26-30*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/26-30*
- **Zümer Sûresi** · *52/30*
