# Tûr Sûresi, 36. Âyet (52:36)

> أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ

*Em ḣalekû-ssemâvâti vel-ard(a)(c) bel lâ yûkinûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/36

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tûr Suresi 36. ayet, yaratılışın ilahi kaynağını sorgulayarak müşriklerin inançsızlığını vurgular. Ayet, göklerin ve yerin yaratılışını ve bu yaratılışın ardındaki kesin inançsızlığı ele alan temel kavramlar etrafında döner.","keyConcepts":[{"word":"خَلَقُوا۟","root":"خ ل ق","rootLatin":"h-l-q","meaning":"Yaratmak, yoktan var etmek veya bir şeyi belirli bir ölçüye göre meydana getirmek anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'halk' kelimesinin aslen 'takdir etmek, ölçmek' anlamına geldiğini, sonra 'yoktan var etmek' manasına geçtiğini belirtir. Ayetteki 'خَلَقُوا۟' (yarattılar mı?) ifadesi, müşriklerin gökleri ve yeri yaratma kudretine sahip olmadıklarını, dolayısıyla bu büyük yaratılışın ancak Allah'a ait olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'halk' kelimesini 'icad etmek, meydana getirmek' olarak açıklar. Ayetteki soru edatı 'أَمْ' ile birlikte kullanılması, müşriklerin bu iddiayı taşıyamayacaklarını, zira yaratmanın sadece Allah'a mahsus bir fiil olduğunu mecazi bir dille ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'halk' kavramının Kur'an'da Tanrı'nın mutlak yaratıcı gücünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'خَلَقُوا۟' fiili, insanların bu ilahi güce ortak olamayacaklarını, dolayısıyla Allah'ın birliğini ve eşsizliğini pekiştiren bir retorik soru olarak işlev görür."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"س م و","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Gökler, yüksek ve yüce olan her şeyi ifade eder; Kur'an'da genellikle evrenin üst katmanlarını ve ilahi kudretin tecelligahını simgeler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'semâvât' kelimesinin 'yüksek ve yüce olan' anlamından geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yaratma kudretinin büyüklüğünü ve kapsamını gösteren, gözle görülen ve idrak edilen en büyük varlıklardan biri olarak karşımıza çıkar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ' kelimesinin 'yükseklik' anlamına geldiğini ve Kur'an'da hem maddi gökleri hem de manevi âlemleri ifade ettiğini açıklar. Ayette 'ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ' (gökler ve yer) ifadesi, yaratılışın bütünlüğünü ve Allah'ın kudretinin sınırsızlığını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'semâvât' kavramının Kur'an'da genellikle 'yaratılmış evrenin üst katmanları' ve 'Allah'ın kudretinin tecelligahı' olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu büyük yaratılışın insanlar tarafından değil, ancak ilahi bir güç tarafından gerçekleştirilebileceği fikrini pekiştirir."}]},{"word":"ٱلْأَرْضَ","root":"أ ر ض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Yer, yeryüzü; genellikle insanların yaşadığı, üzerinde hareket ettiği ve rızıklandığı mekânı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ard' kelimesinin 'yeryüzü' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'semâvât' ile birlikte zikredilerek yaratılışın bütünlüğünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, göklerle birlikte, Allah'ın yaratma kudretinin somut bir delili olarak sunulur."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ard' kelimesinin 'ayak basılan, üzerinde durulan yer' anlamına geldiğini ifade eder. Ayette 'ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ' ikilisi, Allah'ın yaratıcılığının hem göksel hem de yersel boyutlarını kapsadığını, dolayısıyla O'nun mutlak kudretini gösterdiğini vurgular."}]},{"word":"يُوقِنُونَ","root":"ي ق ن","rootLatin":"y-k-n","meaning":"Kesin olarak inanmak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmek ve tasdik etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'yakîn' kelimesinin 'şüpheyi gideren, kesin bilgi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'لَّا يُوقِنُونَ' (kesin olarak inanmıyorlar) ifadesi, müşriklerin gökleri ve yeri kimin yarattığına dair apaçık delillere rağmen, bu gerçeği kesin bir bilgiyle tasdik etmediklerini, aksine şüphe ve inkâr içinde olduklarını gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'yakîn'in 'bilginin en üst derecesi' olduğunu ve 'şüphenin tamamen ortadan kalkması' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki olumsuz kullanım, müşriklerin sadece bilmediklerini değil, aynı zamanda bilmek istemediklerini, yani hakikati kesin olarak kabul etmeye yanaşmadıklarını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'yakîn' kavramının Kur'an'da 'imanın en yüksek derecesi' ve 'şüpheye yer bırakmayan kesin bilgi' olarak ele alındığını belirtir. Ayetteki 'لَّا يُوقِنُونَ' ifadesi, müşriklerin sadece inançsızlıklarını değil, aynı zamanda bu inançsızlıklarının temelinde yatan 'kesin bilgiye ulaşma' çabasından yoksunluklarını da ortaya koyar."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["yaratilis","tevhid","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"أَمْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَمْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"yoksa"},{"position":2,"surface":"خَلَقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"خ-ل-ق","rootLatin":"ḫ-l-q","lemma":"خَلَقَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yarattılar"},{"position":3,"surface":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-م-و","rootLatin":"s-m-w","lemma":"سَمَاء","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb (kesra ile)","gloss":"gökleri"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"ٱلْأَرْضَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"أ-ر-ض","rootLatin":"ʾ-r-ḍ","lemma":"أَرْض","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki mansûb isme atfedildiği için mansûb","gloss":"yeri"},{"position":5,"surface":"بَل","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İbtidâ","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَلْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"hayır"},{"position":6,"surface":"لَّا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"değil"},{"position":7,"surface":"يُوقِنُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ي-ق-ن","rootLatin":"y-q-n","lemma":"أَيْقَنَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatlarından etkilenmediği için merfû","gloss":"inanmıyorlar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/36-40*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/36-40*
