# Tûr Sûresi, 45. Âyet (52:45)

> فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

*Feżerhum hattâ yulâkû yevmehumu-lleżî fîhi yus'akûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/52/45

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Tûr Suresi 45. ayet, inkarcıların akıbetini bildiren bir tehdit içermektedir. Ayet, 'bırakmak', 'kavuşmak/karşılaşmak' ve 'çarpılmak/helak olmak' gibi anahtar kavramlar üzerinden, ilahi cezanın kaçınılmazlığını ve belirli bir zaman diliminde gerçekleşeceğini vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"فَذَرْهُمْ","root":"ذ ر ر","rootLatin":"z-r-r","meaning":"Onları kendi hallerine bırak, onlara ilişme, onlardan yüz çevir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ذَرْ' fiilinin 'terk etmek, bırakmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'فَذَرْهُمْ' ifadesi, inkarcıların tehditlerine ve inatlarına karşı müminlere bir teselli ve onlara müdahale etmeme emri olarak açıklanır; zira onların akıbeti Allah'a kalmıştır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ذَرْ' kökünün 'terk etmek, vazgeçmek' manasına geldiğini ve genellikle emir sigasında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın peygamberine, inkarcıların şimdilik kendi hallerine bırakılmasını, zira onlara vaat edilen cezanın belirli bir zamanda geleceğini bildiren bir emir olarak yorumlanır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki 'terk etme' fiillerinin bazen ilahi bir stratejiyi ifade ettiğini belirtir. 'فَذَرْهُمْ' ifadesi, inkarcılara hemen ceza verilmemesi, aksine onların belirli bir sona doğru ilerlemesine izin verilmesi anlamını taşır. Bu, ilahi adaletin tecelli edeceği zamana kadar bir erteleme ve sabır emridir."}]},{"word":"يُلَـٰقُوا۟","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Karşılaşmak, ulaşmak, erişmek.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'لقي' fiilinin 'bir şeye ulaşmak, ona kavuşmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcıların kendilerine vaat edilen azap gününe erişmeleri, o günle yüzleşmeleri anlamını taşır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'لقي' kelimesinin 'bir şeyle karşılaşmak, ona denk gelmek' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki 'يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcıların, kendileri için takdir edilmiş olan kıyamet veya azap günüyle kaçınılmaz bir şekilde yüzleşeceklerini, o güne ulaşacaklarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'لقي' fiilinin Kur'an'da genellikle 'karşılaşma, buluşma' anlamında kullanıldığını ve bu karşılaşmanın bazen olumlu (Allah'a kavuşma), bazen de olumsuz (azapla karşılaşma) olabileceğini belirtir. Bu ayetteki kullanım, inkarcıların kendilerine vaat edilen azap günüyle karşılaşmaları, o güne erişmeleri anlamındadır."}]},{"word":"يَوْمَهُمُ","root":"ي و م","rootLatin":"y-w-m","meaning":"Onların günü, kendilerine vaat edilen azap veya kıyamet günü.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'يوم' kelimesinin belirli bir zaman dilimini ifade ettiğini ve Kur'an'da genellikle kıyamet günü veya belirli bir olayın gerçekleşeceği zaman için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcıların cezalandırılacağı, helak edileceği özel bir günü, yani kıyamet gününü veya dünyadaki azap gününü ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'يوم' kelimesinin 'gündüz' anlamının yanı sıra, 'belirli bir zaman dilimi' veya 'önemli bir olayla anılan zaman' anlamlarına da geldiğini ifade eder. Ayetteki 'يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcılar için belirlenmiş olan, onların azapla karşılaşacakları kaçınılmaz ve dehşetli günü işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'yevm' kavramının Kur'an'da sadece takvimsel bir günü değil, aynı zamanda ilahi adaletin tecelli edeceği, hesaplaşmanın yaşanacağı 'kader günü' anlamını taşıdığını vurgular. 'يَوْمَهُمُ' ifadesi, inkarcıların kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşecekleri, ilahi hükmün kesinleşeceği o özel ve korkunç günü simgeler."}]},{"word":"يُصْعَقُونَ","root":"ص ع ق","rootLatin":"s-'-q","meaning":"Çarpılmak, şimşekle vurulmak, bayılmak, helak olmak, dehşete kapılmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'صعق' fiilinin 'şimşekle vurulmak, bayılmak veya ölmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يُصْعَقُونَ' ifadesi, inkarcıların o gün şiddetli bir azapla karşılaşacaklarını, dehşetten veya ilahi cezadan dolayı bayılacaklarını, hatta helak olacaklarını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'صعق' kelimesinin 'gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli ses ve darbe sonucu bayılmak veya ölmek' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanım, inkarcıların kıyamet gününde veya azap anında yaşayacakları büyük şok, dehşet ve helak halini tasvir eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'صعق' kelimesinin 'şiddetli bir ses veya darbe ile aklını yitirmek, bayılmak veya helak olmak' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'يُصْعَقُونَ' ifadesi, inkarcıların o gün karşılaşacakları ilahi cezanın şiddetini, onların bu ceza karşısında şoka uğrayacaklarını ve helak olacaklarını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","musrikler"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"o zaman, ve"},{"position":1,"surface":"ذَرْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"و-ذ-ر","rootLatin":"w-dh-r","lemma":"وَذَرَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"bırak"},{"position":1,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":2,"surface":"حَتَّىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَتَّىٰ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"-e kadar"},{"position":3,"surface":"يُلَـٰقُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لَاقَىٰ","form":"Mufâale","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Harf-i cer olan 'hattâ'dan sonra geldiği için mansûb","gloss":"kavuşmaları"},{"position":4,"surface":"يَوْمَهُمُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ي-و-م","rootLatin":"y-w-m","lemma":"يَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Marife"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"günleri"},{"position":4,"surface":"هُمُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":5,"surface":"ٱلَّذِى","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِى","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Sıfat olduğu için mebnî","gloss":"ki o"},{"position":6,"surface":"فِيهِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِى","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"içinde"},{"position":6,"surface":"هِ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"o"},{"position":7,"surface":"يُصْعَقُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ص-ع-ق","rootLatin":"s-'-q","lemma":"صَعِقَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"çarpılacaklar"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/41-45*
- **Tûr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *52/41-45*
