# Kamer Sûresi, 42. Âyet (54:42)

> كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَـٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

*Keżżebû bi-âyâtinâ kullihâ fe-eḣażnâhum aḣże ‘azîzin muktedir(in)*

**Meal (Diyanet):** Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/54/42

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kamer Suresi 42. ayet, Allah'ın mucizelerini yalanlayanların akıbetini, ilahi kudretin azametini vurgulayarak anlatmaktadır. Ayet, 'yalanlama', 'mucizeler', 'yakalama' ve 'güç sahibi olma' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi cezanın kaçınılmazlığını ve Allah'ın mutlak kudretini ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبُوا۟","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Onlar yalanladılar, gerçeği inkâr ettiler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezeb' (yalan) kelimesinin hakikatin zıddı olduğunu belirtir. 'Tekzîb' ise bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmektir. Ayetteki 'kezzebû' fiili, mucizelerin apaçık deliller olmasına rağmen onların inkâr edilmesini ifade eder, bu da inkârcıların kasıtlı bir tutumunu gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'tekzîb'i 'inkâr' olarak açıklar. Bu bağlamda, mucizelerin yalanlanması, onların varlığını veya ilahi menşeini reddetmek anlamına gelir. Ayetteki kullanım, sadece bir sözü yalanlamak değil, aynı zamanda bir hakikati kabul etmemek ve ona karşı çıkmaktır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'küfr' (inkâr) kavramının Kur'an'daki merkeziyetini incelerken, 'tekzîb'in de bu inkârın bir tezahürü olduğunu belirtir. Mucizelerin yalanlanması, Allah'ın gönderdiği işaretlere karşı gösterilen bir nankörlük ve isyan olarak yorumlanır. Bu, sadece bir bilgi hatası değil, ahlaki bir reddediştir."}]},{"word":"بِـَٔايَـٰتِنَا","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Bizim mucizelerimizi, delillerimizi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âyet' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, Allah'ın kudretini ve birliğini gösteren açık delilleri, mucizeleri ifade eder. Bunlar, peygamberler aracılığıyla gönderilen veya evrende görülen işaretler olabilir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'alamet' ve 'işaret' anlamına geldiğini, bir şeyin varlığına veya doğruluğuna delalet ettiğini açıklar. Kur'an bağlamında 'âyâtullah', Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini ve hikmetini gösteren her türlü delil ve mucizedir. Bu ayette yalanlananlar, Allah'ın peygamberleri aracılığıyla gönderdiği açık delillerdir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'âyet' kelimesinin Kur'an'da hem 'mucize' hem de 'Kur'an ayeti' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, inkârcıların peygamberlere verilen mucizeleri ve Allah'ın evrendeki kudret delillerini yalanlamasını ifade eder. Bu, ilahi mesajın ve gücün reddedilmesidir."}]},{"word":"فَأَخَذْنَـٰهُمْ","root":"ء-خ-ذ","rootLatin":"e-h-z","meaning":"Bunun üzerine onları yakaladık, cezalandırdık.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'ahz' kelimesinin 'tutmak, yakalamak' anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da ise genellikle ilahi ceza ve helak etme anlamında kullanılır. Ayetteki 'fe-ehaznâhum' ifadesi, Allah'ın inkârcıları cezalandırmak üzere yakalaması, onları helak etmesi veya azaba uğratmasıdır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'ahz' fiilinin 'bir şeyi ele geçirmek, almak' manasına geldiğini, ancak Kur'an'da 'Allah'ın azabıyla yakalamak' şeklinde mecazi bir anlam kazandığını ifade eder. Bu ayetteki kullanım, Allah'ın inkârcıları, yalanlamaları sebebiyle hak ettikleri cezaya çarptırması, onların kaçış yolunun olmadığını vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'ahz' fiilinin Kur'an'da 'cezalandırmak, helak etmek' anlamında sıkça kullanıldığını belirtir. 'Fe-ehaznâhum' ifadesi, Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak, yalanlayan kavimleri ansızın ve şiddetli bir şekilde cezalandırmasını anlatır. Bu, ilahi adaletin tecellisidir."}]},{"word":"عَزِيزٍ","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"a-z-z","meaning":"Üstün, güçlü, yenilmez.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'azîz' kelimesinin 'güçlü, galip, yenilmez' anlamına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak kudretini, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve her şeye üstün olduğunu ifade eder. Ayetteki 'ahze azîzin' ifadesi, Allah'ın yakalamasının, O'nun mutlak gücüne yakışır bir şekilde, kimsenin karşı koyamayacağı bir şiddet ve kesinlikle olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'azîz' isminin, 'mağlup edilemeyen, kendisine ulaşılamayan, eşi benzeri olmayan' anlamlarını taşıdığını açıklar. Bu ayetteki 'azîz' sıfatı, Allah'ın cezalandırma gücünün sınırsızlığını ve O'nun iradesine kimsenin karşı gelemeyeceğini gösterir. Yakalamanın 'azîz'e nispet edilmesi, cezanın şiddetini ve kesinliğini artırır."}]},{"word":"مُّقْتَدِرٍ","root":"ق-د-ر","rootLatin":"k-d-r","meaning":"Her şeye gücü yeten, kudretli.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kudret' kelimesinin 'bir şeyi yapmaya gücü yetmek' anlamına geldiğini belirtir. 'Muktedir' ise 'her şeye gücü yeten, dilediğini yapabilen' demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak kudretini ve iradesini ifade eder. Ayetteki 'ahze azîzin muktedirin' ifadesi, Allah'ın yakalamasının sadece güçlü olmakla kalmayıp, aynı zamanda her şeye gücü yeten bir varlığın yakalaması olduğunu, dolayısıyla hiçbir şeyin O'nun elinden kurtulamayacağını vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'muktedir' isminin 'kudret sahibi, dilediğini yapabilen, hiçbir şeyin kendisini aciz bırakamadığı' anlamlarına geldiğini açıklar. Bu ayette 'muktedir' sıfatı, Allah'ın cezalandırma eyleminin sadece bir güç gösterisi olmadığını, aynı zamanda O'nun her şeyi kuşatan ve sınırsız kudretinin bir tezahürü olduğunu belirtir. Bu, inkârcıların akıbetinin kaçınılmazlığını pekiştirir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kissa-gecmis-kavimler","musrikler","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"كَذَّبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":2,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":2,"surface":"آيَاتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"hamza-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetler"},{"position":2,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"bizim"},{"position":3,"surface":"كُلِّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ك-ل-ل","rootLatin":"k-l-l","lemma":"كُلّ","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Mecrûr olan ismin te'kidi olduğu için mecrûr","gloss":"hepsi"},{"position":3,"surface":"هَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَا","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî","gloss":"onun"},{"position":4,"surface":"فَأَخَذْنَـٰهُمْ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bunun üzerine"},{"position":4,"surface":"أَخَذْنَا","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ء-خ-ذ","rootLatin":"hamza-kh-dh","lemma":"أَخَذَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yakaladık"},{"position":4,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî","gloss":"onları"},{"position":5,"surface":"أَخْذَ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ء-خ-ذ","rootLatin":"hamza-kh-dh","lemma":"أَخْذ","form":"-","features":{"irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Mef'ûl-i Mutlak olduğu için mansûb","gloss":"yakalama"},{"position":6,"surface":"عَزِيزٍۢ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ع-ز-ز","rootLatin":"ayn-z-z","lemma":"عَزِيز","form":"-","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"güçlü"},{"position":7,"surface":"مُّقْتَدِرٍ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ق-د-ر","rootLatin":"q-d-r","lemma":"مُقْتَدِر","form":"İfti'âl","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"kudretli"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kamer Sûresi** · *54/42*
- **Kamer Sûresi** · *54/42*
- **Kamer Sûresi** · *54/42*
- **Kamer Sûresi** · *54/42*
