# Kamer Sûresi, 46. Âyet (54:46)

> بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

*Beli-ssâ'atu mev'iduhum ve-ssâ'atu edhâ ve emer(ru)*

**Meal (Diyanet):** Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/54/46

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kamer Suresi 46. ayet, kıyametin dehşetini ve acısını vurgulayarak, inkarcıların karşılaşacakları akıbeti bildirmektedir. Ayet, 'saat' kavramının hem zaman dilimi hem de kıyamet anlamında kullanılışını, 'vaat' ve 'dehşet' gibi kavramlarla birleştirerek güçlü bir uyarı mesajı vermektedir.","keyConcepts":[{"word":"ٱلسَّاعَةُ","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-v-a","meaning":"Bu ayette 'kıyamet' anlamında kullanılmış olup, belirli bir zaman diliminden ziyade, ahiret gününü ve onun dehşetini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'es-sâ'a' kelimesinin Kur'an'da üç farklı anlamda kullanıldığını belirtir: birincisi, günün bir parçası olan zaman dilimi; ikincisi, bir kişinin ölümü; üçüncüsü ise, bu ayetteki gibi, kıyamet günü. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın vaat ettiği ve tüm insanlığın hesap vereceği o büyük günü ifade eder. (el-Müfredât, s. 421)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'es-sâ'a' kelimesinin burada 'kıyamet' anlamında mecazi bir kullanım olduğunu ifade eder. Kıyametin aniden gelmesi ve dehşeti nedeniyle bu ismin verildiğini ima eder. (Mecâzü'l-Kur'ân, II, 237)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'es-sâ'a' kavramının Kur'an'da 'son saat' veya 'kıyamet' olarak merkezi bir rol oynadığını belirtir. Bu kavram, dünyanın sonu ve ilahi yargının başlangıcı olarak anlaşılır ve genellikle ani, beklenmedik bir gelişmeyi ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, inkarcılar için kaçınılmaz bir sonu ve ilahi cezayı temsil eder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 120-125)"}]},{"word":"مَوْعِدُهُمْ","root":"و-ع-د","rootLatin":"v-a-d","meaning":"Onların vaat edildiği, belirlenmiş zaman veya yer anlamına gelir; bu ayette kıyametin inkarcılar için belirlenmiş azap günü olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'mev'id' kelimesinin hem vaat edilen zamanı hem de vaat edilen yeri ifade edebileceğini belirtir. Bu ayette, 'es-sâ'a' ile birlikte kullanıldığında, inkarcıların azapla karşılaşacakları o belirli zaman dilimini, yani kıyamet gününü işaret eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 427)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'va'd' kökünden türeyen 'mev'id'in, bir şeyin gerçekleşmesi için belirlenen zaman veya yer olduğunu açıklar. Ayetteki 'mev'iduhum' ifadesi, kıyametin inkarcılar için kaçınılmaz bir buluşma noktası olduğunu, Allah'ın onlara vaat ettiği azabın gerçekleşeceği zamanı vurgular. (el-Müfredât, s. 523)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'mev'id'in, vaadin gerçekleşeceği zaman veya mekan olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, kıyametin, inkarcıların cezalandırılmak üzere toplandıkları ve vaat edilen azabın gerçekleştiği bir zaman dilimi olduğunu ifade eder. (el-Külliyyât, s. 907)"}]},{"word":"أَدْهَىٰ","root":"د-ه-و","rootLatin":"d-h-v","meaning":"Daha dehşetli, daha korkunç anlamına gelir; kıyametin dehşetinin ve şiddetinin büyüklüğünü vurgular.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'edhâ' kelimesinin 'dehâ' kökünden geldiğini ve 'daha büyük felaket, daha korkunç olay' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyametin, inkarcıların karşılaşacakları en büyük ve en dehşet verici olay olduğunu ifade eder. (Mecâzü'l-Kur'ân, II, 237)"},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'dehâ' kelimesinin 'büyük musibet, felaket' anlamında kullanıldığını ve 'edhâ'nın ise 'daha dehşetli, daha şiddetli' anlamına gelen bir ism-i tafdil olduğunu açıklar. Bu ayette, kıyametin dehşetinin diğer tüm felaketlerden üstün olduğunu vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, II, 508)"},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'edhâ'nın 'dehâ' fiilinden türeyen bir ism-i tafdil olduğunu ve 'en büyük felaket, en korkunç musibet' anlamını taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyametin inkarcılar için taşıdığı dehşetin ve şiddetin boyutunu ifade eder. (Umdetü'l-Huffâz, II, 106)"}]},{"word":"وَأَمَرُّ","root":"م-ر-ر","rootLatin":"m-r-r","meaning":"Daha acı, daha şiddetli anlamına gelir; kıyametin azabının ve sıkıntısının dayanılmazlığını vurgular.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'emerr' kelimesinin 'murr' (acı) kökünden geldiğini ve 'daha acı, daha şiddetli' anlamına gelen bir ism-i tafdil olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününün azabının ve sıkıntısının, dünyadaki her türlü acıdan daha şiddetli ve dayanılmaz olduğunu ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 427)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'murr' kelimesinin 'acı' tadını ifade ettiğini ve 'emerr'in ise 'daha acı' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, kıyametin sadece dehşetli değil, aynı zamanda inkarcılar için tattırılacak azabın da son derece acı ve katlanılmaz olacağını vurgular. (el-Müfredât, s. 467)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'emerr' kelimesinin Kur'an'da genellikle azabın ve cezanın şiddetini, acısını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, kıyamet gününün inkarcılar için hem görsel olarak dehşet verici hem de tattırılacak azap açısından son derece acı verici olacağını pekiştirir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)"}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"بَلِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İbtidâ/İdrâb","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بَل","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"bilakis, aksine","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":2,"surface":"ٱلسَّاعَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-ʿ","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"kıyamet","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":3,"surface":"مَوْعِدُهُمْ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mekân/Zaman","root":"و-ع-د","rootLatin":"w-ʿ-d","lemma":"مَوْعِد","form":"Mef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"randevu yeri/zamanı","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber","izafet":"Muzâf"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların","binaDurumu":"Mebnî (muttasıl zamir)","gorev":"Muzâfun ileyh"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":4,"surface":"ٱلسَّاعَةُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"س-و-ع","rootLatin":"s-w-ʿ","lemma":"سَاعَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","state":"Marife","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"kıyamet","irabMarker":"damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Mübteda"},{"position":5,"surface":"أَدْهَىٰ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"د-ه-ي","rootLatin":"d-h-w","lemma":"أَدْهَى","form":"Ef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"daha korkunç","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Haber"},{"position":6,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve","binaDurumu":"Mebnî","gorev":"Atıf harfi"},{"position":6,"surface":"أَمَرُّ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"م-ر-ر","rootLatin":"m-r-r","lemma":"أَمَرّ","form":"Ef'al","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"daha acı","irabMarker":"takdîrî damme ile","binaDurumu":"Mu'reb","gorev":"Ma'tûf"}]

## Tefsir

[{"position":1,"translit":"Beli-ssâ'atu"},{"position":2,"translit":"mev'iduhum"},{"position":3,"translit":"ve-ssâ'atu"},{"position":4,"translit":"edhâ"},{"position":5,"translit":"ve"},{"position":6,"translit":"emer(ru)"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *54/46*
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *54/46*
