# Rahmân Sûresi, 29. Âyet (55:29)

> يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ

*Yes-eluhu men fî-ssemâvâti vel-ard(i)(c) kulle yevmin huve fî şe/n(in)*

**Meal (Diyanet):** Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/55/29

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Rahmân Suresi 29. ayet, Allah'ın evren üzerindeki mutlak kudretini ve sürekli tasarrufunu vurgular. Ayet, göklerde ve yerde olan her şeyin O'na muhtaç olduğunu ve O'nun her an yeni bir iş ve durumda olduğunu ifade ederek, ilahi fiilin sürekliliğini ve kapsamlılığını dilbilimsel olarak ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"يَسْـَٔلُهُۥ","root":"سأل","rootLatin":"s-e-l","meaning":"Göklerde ve yerde olanların Allah'tan talep etmesi, istemesi ve O'na yönelmesi fiilini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'سأل' kelimesinin 'bir şeyin elde edilmesi için talepte bulunmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يسأله' ifadesi, yaratılmışların ihtiyaçlarını gidermek için sürekli olarak Allah'a yöneldiğini, O'ndan yardım ve rızık talep ettiğini gösterir. Bu, Allah'ın mutlak rızık verici ve ihtiyaç giderici olduğunu vurgular."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'سأل' fiilinin mecazi olarak 'ihtiyaç duymak' ve 'muhtaç olmak' anlamlarına da gelebileceğini ima eder. Ayetteki bağlamda, göklerde ve yerde olanların Allah'tan istemesi, onların varoluşsal olarak O'na bağımlı olduklarını ve her an O'nun lütfuna muhtaç olduklarını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 's-e-l' kökünün Kur'an'daki kullanımının, insanın Allah'a olan bağımlılığını ve O'ndan yardım dileme eylemini güçlü bir şekilde ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'يسأله' fiili, yaratılmışların Allah'a olan ontolojik bağımlılığını ve O'nun her şeyi kuşatan kudretini vurgulayan merkezi bir kavramdır."}]},{"word":"ٱلسَّمَـٰوَٰتِ","root":"سمو","rootLatin":"s-m-v","meaning":"Yüksek ve yüce olan, gökler ve semavi alemleri ifade eden çoğul bir isimdir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'سماء' kelimesinin 'yükseklik' ve 'yücelik' anlamlarından türediğini ve çoğulu olan 'سموات'ın, yedi kat gökleri ve onların içindeki varlıkları kapsadığını belirtir. Ayetteki 'السموات', Allah'ın kudretinin ve tasarrufunun sadece yeryüzüyle sınırlı olmadığını, tüm evreni kuşattığını gösterir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'سماء' kelimesinin 'yüksek olan her şey' için kullanıldığını ve Kur'an'da genellikle 'gökler' anlamında geçtiğini ifade eder. Bu ayette 'السموات', Allah'ın hükümranlığının ve yaratıcılığının sonsuzluğunu, göksel varlıkların da O'nun iradesine tabi olduğunu vurgular."}]},{"word":"ٱلْأَرْضِ","root":"أرض","rootLatin":"e-r-d","meaning":"Üzerinde yaşadığımız yeryüzünü ve onun üzerindeki tüm varlıkları ifade eden bir isimdir.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'أرض' kelimesinin 'yeryüzü' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'gökler' ile birlikte zikredilerek Allah'ın yaratma ve hükmetme kudretinin kapsamını gösterdiğini belirtir. Ayetteki 'الأرض', Allah'ın tasarrufunun yeryüzündeki tüm canlıları ve cansızları da kapsadığını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'أرض' kelimesinin 'yeryüzü' ve 'alt katman' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da sıkça 'سماء' ile birlikte kullanılarak evrenin iki ana unsurunu temsil ettiğini açıklar. Bu ayette 'الأرض', Allah'ın kudretinin ve ilahi fiilinin yeryüzündeki her şeye nüfuz ettiğini gösterir."}]},{"word":"شَأْنٍ","root":"شأن","rootLatin":"ş-e-n","meaning":"İş, durum, hal, önemli mesele veya meşguliyet anlamına gelir; Allah'ın sürekli olarak yeni bir fiil ve yaratma halinde olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'شأن' kelimesinin 'önemli iş, durum veya hal' anlamına geldiğini ve 'كل يوم هو في شأن' ifadesinin, Allah'ın her an yeni bir yaratma, rızık verme, öldürme, diriltme, affetme veya cezalandırma gibi fiillerle meşgul olduğunu gösterdiğini açıklar. Bu, Allah'ın fiillerinin sürekliliğini ve çeşitliliğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'شأن' kelimesinin 'önemli bir iş veya durum' anlamına geldiğini ve Allah'a nispet edildiğinde, O'nun sürekli olarak kainatta tasarruf ettiğini, her an yeni bir hikmet ve kudret tecellisi gösterdiğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bu ifade, Allah'ın aktif ve sürekli yaratıcı gücünü vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ş-e-n' kökünün Kur'an'daki kullanımının, Allah'ın sürekli ve kesintisiz bir şekilde evreni idare ettiğini, her an yeni bir yaratma ve düzenleme içinde olduğunu gösterdiğini belirtir. 'كل يوم هو في شأن' ifadesi, Allah'ın kudretinin ve ilahi fiilinin durağan olmadığını, aksine dinamik ve sürekli olduğunu vurgular."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
- **Fâtiha Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. Sûre 29. Âyette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. sure 29. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. sure 29. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. sure 29. ayette*
- **Kamer Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. sure 29. ayette*
- **Lübbü'l-Lübb (Özün Özü)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *55. sure 29. ayette*
- **Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4)** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *55. sure 29. ayette*
