# Vâkıa Sûresi, 3. Âyet (56:3)

> خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

*Ḣâfidatun râfi'a(tun)*

**Meal (Diyanet):** (3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/56/3

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Vâkıa Suresi'nin 3. ayeti, Kıyamet'in temel niteliklerinden ikisini, yani 'alçaltma' ve 'yükseltme' eylemlerini vurgulayarak, bu olayın evrensel ve dönüştürücü etkisini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder. Bu iki kavram, Kıyamet'in adalet ve yeniden konumlandırma işlevini semantik olarak ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"خَافِضَةٌ","root":"خ ف ض","rootLatin":"h-f-d","meaning":"Kıyamet'in, dünyada kibirlenenleri ve günahkarları alçaltan, konumlarını düşüren yönünü ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hafd (خفض) kelimesi, bir şeyi yukarıdan aşağıya indirmek, alçaltmak anlamına gelir. Ayetteki 'hâfıdatun' (خَافِضَةٌ) ise, Kıyamet'in, dünyada yücelik taslayanları ve Allah'a isyan edenleri ahirette zelil ve alçak bir konuma düşüreceğini anlatır. Bu, onların dünyadaki makamlarının ve kibirlerinin bir karşılığıdır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Hâfıdatun (خَافِضَةٌ), mecazi olarak, dünyada yükselenleri, yani Allah'a karşı büyüklük taslayanları ve kibirlileri Kıyamet günü alçaltan, onların derecelerini düşüren demektir. Bu, Kıyamet'in adalet tecellisinin bir yönüdür; dünyadaki konumların tersine çevrilmesidir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'hafd' (خفض) kavramı, genellikle bir şeyin değerini, statüsünü veya konumunu düşürme anlamında kullanılır. Vâkıa Suresi'ndeki 'hâfıdatun' (خَافِضَةٌ) ise, Kıyamet'in, dünyevi değerlere ve statülere bağlı olanları, Allah katındaki gerçek değerleri ortaya çıkararak alçaltacağını, onların iddia ettikleri üstünlükleri geçersiz kılacağını semantik olarak ifade eder."}]},{"word":"رَّافِعَةٌ","root":"ر ف ع","rootLatin":"r-f-'-","meaning":"Kıyamet'in, dünyada mütevazı olanları, iman edenleri ve salih amel işleyenleri yücelten, derecelerini yükselten yönünü ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ref' (رفع) kelimesi, bir şeyi aşağıdan yukarıya kaldırmak, yüceltmek anlamına gelir. Ayetteki 'râfiatun' (رَّافِعَةٌ) ise, Kıyamet'in, dünyada hor görülen, mütevazı yaşayan ve Allah'a itaat eden kulların derecelerini ahirette yücelteceğini, onlara yüksek makamlar vereceğini anlatır. Bu, ilahi adaletin bir tecellisidir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Râfiatun (رَّافِعَةٌ), Kıyamet'in, dünyada alçak gönüllü olanları, Allah yolunda çaba gösterenleri ve iman edenleri yücelten, onların mertebelerini yükselten bir olay olduğunu ifade eder. Bu, Kıyamet'in, dünyadaki haksızlıkları giderip gerçek değerleri ortaya koyan bir dengeleyici rolünü gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ref' (رفع) kavramı, Kur'an'da hem maddi yükselişi hem de manevi yücelmeyi ifade eder. Vâkıa Suresi'ndeki 'râfiatun' (رَّافِعَةٌ) kelimesi, Kıyamet'in, dünyada hakir görülen, ancak Allah katında değerli olan müminleri ve salih amelleri işleyenleri yücelteceğini, onların makamlarını artıracağını semantik olarak vurgular. Bu, Kıyamet'in mükafatlandırma ve adalet sağlama işlevidir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'ref'' (رفع) fiili, genellikle bir şeyin konumunu, değerini veya statüsünü yükseltme anlamında kullanılır. 'Râfiatun' (رَّافِعَةٌ) kelimesi, Kıyamet'in, dünyada ezilen, hor görülen veya sabreden müminleri ahirette yücelteceğini, onlara şeref ve itibar kazandıracağını gösterir. Bu, Kıyamet'in, dünyevi hiyerarşileri tersine çevirerek ilahi adaleti tesis etme gücünü ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","ahiret-mukafat","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَافِضَةٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ف-ض","rootLatin":"ḫ-f-ḍ","lemma":"خَافِضَة","form":"Fâile","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû (takdirî olarak 'هي خافضة' şeklinde)","gloss":"alçaltan"},{"position":2,"surface":"رَّافِعَةٌ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ر-ف-ع","rootLatin":"r-f-ʿ","lemma":"رَافِعَة","form":"Fâile","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"yükselten"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Vâkı'a Sûresi** · *56/3*
- **Vâkı'a Sûresi** · *56/1-3*
- **Vâkı'a Sûresi** · *56/3*
- **Vâkı'a Sûresi** · *56/1-3*
