# Mücâdele Sûresi, 1. Âyet (58:1)

>  قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّتِى تُجَـٰدِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَآ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ

*Kad semi'a(A)llâhu kavle-lletî tucâdiluke fî zevcihâ ve teştekî ila(A)llâhi va(A)llâhu yesme'u tehâvurakumâ(c) inna(A)llâhe semî'un basîr(un)*

**Meal (Diyanet):** Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/58/1

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın her şeyi işiten ve gören olduğunu vurgulayarak, bir kadının kocası hakkındaki şikayetini ve tartışmasını konu edinir. Ayet, 'işitme' ve 'tartışma' kavramları üzerinden ilahi bilginin kuşatıcılığını ve adaleti tesis etme potansiyelini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"سَمِعَ","root":"س م ع","rootLatin":"s-m-a","meaning":"Allah'ın bir şeyi algılaması, duyması ve bilmesi anlamında kullanılır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'semâ'' kelimesinin hem kulağın algılaması hem de idrak ve anlama manalarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ' ifadesi, Allah'ın sadece sesi duymakla kalmayıp, aynı zamanda olayın tüm detaylarını ve kadının durumunu bildiğini, idrak ettiğini gösterir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'semâ'' fiilinin Allah'a nispet edildiğinde, sadece fiziksel işitmenin ötesinde, 'bilme', 'kabul etme' ve 'cevap verme' anlamlarını da içerdiğini vurgular. Bu ayette Allah'ın kadının şikayetini işitmesi, aynı zamanda onun durumuna vakıf olduğunu ve bir karşılık vereceğini ima eder."}]},{"word":"تُجَـٰدِلُكَ","root":"ج د ل","rootLatin":"c-d-l","meaning":"Bir konuda delillerle veya sözlerle karşı çıkmak, tartışmak, münakaşa etmek.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'cidâl' kelimesinin 'bir şeyi sağlamlaştırmak, bağlamak' kökünden geldiğini ve mecazi olarak 'tartışmak, çekişmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تُجَـٰدِلُكَ' ifadesi, kadının kocası hakkındaki meselesini Hz. Peygamber'e (s.a.v.) delillerle veya sözlerle açıklamaya çalıştığını, bir nevi hukuki bir çekişme içinde olduğunu gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'cidâl' kelimesinin 'bir şeyi diğerine bağlamak' anlamından türediğini ve 'tartışma'nın da sözleri birbirine bağlayarak bir sonuca ulaşma çabası olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanım, kadının kocasıyla ilgili sorununu çözmek için Hz. Peygamber ile sözlü bir etkileşimde bulunduğunu, bir çözüm arayışında olduğunu belirtir."}]},{"word":"تَشْتَكِىٓ","root":"ش ك و","rootLatin":"ş-k-v","meaning":"Bir sıkıntıyı, derdi veya haksızlığı dile getirmek, şikayet etmek.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'şekvâ' kelimesinin 'bir derdi, sıkıntıyı açığa vurmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'تَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ' ifadesi, kadının yaşadığı mağduriyeti ve çaresizliği doğrudan Allah'a arz ettiğini, O'ndan yardım dilediğini gösterir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'şekvâ'nın 'bir musibeti veya sıkıntıyı dile getirmek' olduğunu ve genellikle zayıfın güçlüye, mağdurun adaleti sağlayana yöneldiğini ifade eder. Bu ayette kadının Allah'a şikayet etmesi, O'nun mutlak güç ve adalet sahibi olduğuna olan inancını yansıtır."}]},{"word":"تَحَاوُرَكُمَآ","root":"ح و ر","rootLatin":"h-v-r","meaning":"İki kişi arasında karşılıklı konuşma, diyalog, sözlü alışveriş.","sources":[{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'havr' kökünün 'geri dönmek, bir yerden diğerine geçmek' anlamından türediğini ve 'havâr'ın da sözlerin karşılıklı olarak gidip gelmesi, yani diyalog olduğunu belirtir. Ayetteki 'تَحَاوُرَكُمَآ' ifadesi, kadının ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) karşılıklı olarak konuştuklarını, bir fikir alışverişinde bulunduklarını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'havâr' kelimesinin Kur'an'da genellikle iki kişi arasında geçen, belirli bir konu etrafında dönen konuşmaları ifade ettiğini belirtir. Bu ayette Allah'ın onların 'tahâvurunu' işitmesi, sadece söylenen sözleri değil, konuşmanın tüm akışını, tonunu ve niyetini de bildiğini gösterir."}]},{"word":"بَصِيرٌ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Allah'ın her şeyi gören, her şeye vakıf olan sıfatı.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'basar' kelimesinin hem gözle görme hem de kalp gözüyle idrak etme, anlama manalarına geldiğini belirtir. Allah için kullanıldığında 'Basîr' sıfatı, O'nun her şeyi en ince ayrıntısına kadar bildiğini ve idrak ettiğini ifade eder. Ayetteki 'سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ' ifadesi, Allah'ın hem işiten hem de gören olarak, olayın tüm boyutlarına hakim olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'Basîr' sıfatının Allah için kullanıldığında, O'nun hiçbir şeyin kendisine gizli kalmadığını, her şeyi kuşatan bir ilme sahip olduğunu gösterdiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, kadının durumunun, şikayetinin ve tartışmasının Allah tarafından tam olarak görüldüğünü ve bilindiğini pekiştirir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mücâdele Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *58/1*
- **Mücâdele Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *58/1*
