# Haşr Sûresi, 21. Âyet (59:21)

> لَوْ أَنزَلْنَا هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُۥ خَـٰشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَـٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

*Lev enzelnâ hâżâ-lkur-âne ‘alâ cebelin leraeytehu ḣâşi'an mutesaddi'an min ḣaşyeti(A)llâh(i)(c) ve tilke-l-emśâlu nadribuhâ linnâsi le'allehum yetefekkerûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/59/21

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Kur'an'ın azametini ve etkisini vurgulamak için dağ metaforunu kullanır. Anahtar kavramlar, Kur'an'ın indirilmesi, dağın tepkisi ve bu durumun insanlar için bir ibret oluşu etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"أَنزَلْنَا","root":"ن-ز-ل","rootLatin":"n-z-l","meaning":"Allah'ın Kur'an'ı vahiy yoluyla indirmesi eylemi.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nüzûl (نزول), yukarıdan aşağıya inmek demektir. Enzele (أنزل) ve nezzelle (نزّل) fiilleri, bir şeyi indirmek anlamına gelir. Ayetteki 'enzelnâ' ifadesi, Kur'an'ın Allah katından, yüce bir makamdan, insanlara doğru bir inişini ifade eder. Bu, Kur'an'ın ilahi menşeini ve kutsallığını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"İzutsu, 'inzâl' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi vahyin gönderilmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu, sadece fiziksel bir iniş değil, aynı zamanda ilahi bir mesajın insan idrakine sunulmasıdır. Ayetteki 'inzâl', Kur'an'ın taşıdığı ağırlığı ve gücü, bir dağın bile kaldıramayacağı bir yük olarak tasvir eder."}]},{"word":"جَبَلٍ","root":"ج-ب-ل","rootLatin":"c-b-l","meaning":"Sağlamlığı ve büyüklüğü ile bilinen, yeryüzünün yüksek ve sabit bir parçası olan dağ.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Cebel (جبل), yeryüzünde yükselen, büyük ve sağlam kütlelerdir. Ayette dağın zikredilmesi, onun sağlamlığına ve dayanıklılığına işaret eder. Kur'an'ın bu denli sağlam bir varlığı bile etkileyip parçalayacak güce sahip olduğu anlatılmaktadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'cebel' kelimesinin burada mecazi bir anlam taşıdığını, Kur'an'ın azametini ve etkisini somutlaştırmak için kullanıldığını belirtir. Dağ, güç ve dayanıklılığın sembolüdür; dolayısıyla Kur'an'ın bu denli güçlü bir varlığı bile etkilemesi, onun mesajının ne kadar derin ve sarsıcı olduğunu gösterir."}]},{"word":"خَـٰشِعًا","root":"خ-ش-ع","rootLatin":"h-ş-'-","meaning":"Allah'ın azameti karşısında boyun eğmiş, alçakgönüllü bir halde bulunmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Huşû' (خشوع), boyun eğmek, alçalmak ve sakinleşmek demektir. Ayette dağın 'hâşi'an' olması, onun Allah'ın kelamının azameti karşısında küçüldüğünü, boyun eğdiğini ve heybetinden dolayı sükûnete erdiğini ifade eder. Bu, Kur'an'ın manevi ağırlığının bir göstergesidir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, huşû'un kalbin Allah'a karşı duyduğu korku ve saygıdan kaynaklanan bir hal olduğunu belirtir. Dağın bu hali alması, onun cansız bir varlık olmasına rağmen Kur'an'ın etkisiyle adeta canlanıp Allah'a karşı bir saygı ve teslimiyet gösterdiğini mecazi olarak anlatır."}]},{"word":"مُّتَصَدِّعًا","root":"ص-د-ع","rootLatin":"s-d-'-","meaning":"Parça parça olmuş, yarılmış ve dağılmış bir halde bulunmak.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Tasaddü' (تصدّع), bir şeyin yarılması, çatlaması ve parçalara ayrılmasıdır. Ayette dağın 'mütesaddian' olması, Kur'an'ın azameti ve Allah korkusu karşısında dayanamayıp dağılacağını, parçalanacağını ifade eder. Bu, Kur'an'ın taşıdığı ilahi gücün ve heybetin somut bir tasviridir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'sad'a' kökünün ayrılma, yarılma ve dağılma anlamlarını içerdiğini belirtir. 'Mütesaddian' kelimesi, dağın Kur'an'ın etkisiyle bütünlüğünü kaybedeceğini, adeta eriyip gideceğini anlatır. Bu, Kur'an'ın insan kalbi üzerindeki potansiyel etkisini vurgulamak için kullanılan güçlü bir mecazdır."}]},{"word":"يَتَفَكَّرُونَ","root":"ف-ك-ر","rootLatin":"f-k-r","meaning":"Düşünmek, tefekkür etmek, derinlemesine akıl yürütmek ve ibret almak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tefekkür (تفكّر), bir şeyi idrak etmek için zihni çalıştırmak, düşünmek demektir. Ayette 'yetefekkerûn' ifadesi, insanların bu misalden ders çıkarmaları, Kur'an'ın azameti ve Allah'ın kudreti üzerinde derinlemesine düşünmeleri gerektiğini vurgular. Bu, Kur'an'ın insanları akıl yürütmeye ve ibret almaya teşvik eden bir yönüdür."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, tefekkürün sadece yüzeysel bir düşünme değil, aynı zamanda bir konunun farklı yönlerini ele alarak derinlemesine anlamaya çalışma çabası olduğunu belirtir. Ayetteki 'yetefekkerûn', insanların Kur'an'ın mesajını ve bu misalin anlamını tam olarak kavramak için zihinsel bir çaba sarf etmelerini bekler."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/ 21*
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
- **Vahiy ve Cebrâîl** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/ 21*
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
- **Tuhfetu'l-Uşşâkî** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/18-24*
- **Enbiyâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/ 21*
- **Bendeki Terzi Babam (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/ 21*
- **İsrâ Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
- **Haşr Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/ 21*
- **Rûm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *59/21*
