# En'âm Sûresi, 39. Âyet (6:39)

> وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

*Velleżîne keżżebû bi-âyâtinâ summun vebukmun fî-zzulumât(i)(k) men yeşe-i(A)llâhu yudlilhu vemen yeşe/ yec'alhu ‘alâ sirâtin mustekîm(in)*

**Meal (Diyanet):** Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/39

---

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","musrikler","kufur-sirk","tabiat-ayetleri"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"كَذَّبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":3,"surface":"بِـَٔايَـٰتِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"ـنَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"صُمٌّۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ص-م-م","rootLatin":"s-m-m","lemma":"أَصَمّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"sağırlar"},{"position":5,"surface":"وَبُكْمٌۭ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"بُكْمٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Sıfat-ı Müşebbehe","root":"ب-ك-م","rootLatin":"b-k-m","lemma":"أَبْكَم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için merfû","gloss":"dilsizler"},{"position":6,"surface":"فِى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فِي","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"içinde"},{"position":7,"surface":"ٱلظُّلُمَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"dh-l-m","lemma":"ظُلْمَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"karanlıklar"},{"position":8,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Şart edatı olduğu için mahallen merfû (mübteda)","gloss":"kim"},{"position":9,"surface":"يَشَإِ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-hamza","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart fiili olduğu için meczûm","gloss":"dilerse"},{"position":10,"surface":"ٱللَّهُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ا-ل-ه","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّهُ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"Allah"},{"position":11,"surface":"يُضْلِلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","lemma":"أَضَلَّ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şartın cevabı olduğu için meczûm","gloss":"saptırır"},{"position":11,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onu"},{"position":12,"surface":"وَمَن","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":12,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Şart","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atfedildiği için mahallen merfû (mübteda)","gloss":"kim"},{"position":13,"surface":"يَشَأْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ش-ي-أ","rootLatin":"sh-y-hamza","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şart fiili olduğu için meczûm","gloss":"dilerse"},{"position":14,"surface":"يَجْعَلْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ع-ل","rootLatin":"j-'-l","lemma":"جَعَلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Meczûm"},"irabReason":"Şartın cevabı olduğu için meczûm","gloss":"kılar"},{"position":14,"surface":"هُ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onu"},{"position":15,"surface":"عَلَىٰ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"üzerine"},{"position":16,"surface":"صِرَٰطٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ص-ر-ط","rootLatin":"s-r-t","lemma":"صِرَاط","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"yol"},{"position":17,"surface":"مُّسْتَقِيمٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"مُسْتَقِيم","form":"İstif'âl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Önceki ismin sıfatı olduğu için mecrûr","gloss":"dosdoğru"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"En'âm Suresi'nin 39. ayeti, Allah'ın ayetlerini yalanlayanların manevi körlük ve sağırlık içinde olduğunu, bu durumun ilahi iradeyle ilişkili olduğunu ve hidayet ile dalaletin Allah'ın dilemesine bağlı olduğunu vurgular. Ayet, hakikati reddedenlerin içinde bulunduğu durumu 'karanlıklar' metaforuyla derinleştirir.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبُوا۟","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Allah'ın ayetlerini yalanlamak, inkâr etmek ve doğruluğunu reddetmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Kezb (كذب), bir şeyin gerçekliğine aykırı söz söylemektir. Ayetteki 'kezzebû' (كَذَّبُوا۟) fiili, mübalağa ve tekerrür ifade eder; yani ayetleri sürekli ve ısrarla yalanlayanları, onların doğruluğunu tamamen reddedenleri anlatır. Bu, sadece bir defalık bir yalanlama değil, bir yaşam biçimi haline gelmiş bir inkârdır. (el-Müfredât, s. 423)"},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Kur'an'da 'kezzebe' (كذب) fiili, bazen 'yalanlamak' anlamında gelirken, bazen de 'inkâr etmek' ve 'reddetmek' anlamında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın ayetlerini kabul etmemek, onların hakikatini görmezden gelmek ve onlara karşı çıkmak anlamındadır. (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 201)"}]},{"word":"صُمٌّ","root":"ص م م","rootLatin":"s-m-m","meaning":"Manevi olarak sağır olmak, hakikati işitmeye kapalı olmak.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Summ (صُمٌّ), işitme yeteneğini kaybetmiş kimse demektir. Kur'an'da bu kelime, genellikle hakikati işitmeyen, öğüt ve uyarıları kabul etmeyen kimseler için mecazi anlamda kullanılır. Ayetteki 'summ' ifadesi, Allah'ın ayetlerini yalanlayanların, bu ayetlerin getirdiği mesajı ve hakikati duymaya ve anlamaya kapalı olduklarını belirtir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 165)"},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sağırlık (صمم), kulakta meydana gelen bir kusurdur. Kur'an'da ise bu, kalplerin hakikati işitmekten alıkonulması, yani manevi sağırlık anlamında kullanılır. Ayetteki 'summ' ifadesi, ayetleri yalanlayanların, Allah'ın kelamını ve delillerini işitip idrak etme yeteneklerini kaybetmiş olmalarını, dolayısıyla hidayet çağrısına kapalı olmalarını ifade eder. (el-Müfredât, s. 476)"}]},{"word":"بُكْمٌ","root":"ب ك م","rootLatin":"b-k-m","meaning":"Manevi olarak dilsiz olmak, hakikati dile getirememek veya ona şahitlik edememek.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Bükm (بُكْمٌ), konuşma yeteneği olmayan, dilsiz kimse demektir. Kur'an'da bu kelime, hakikati söylemekten aciz olan, doğruyu ifade edemeyen veya inkârı sebebiyle hakka şahitlik edemeyen kişiler için mecazi olarak kullanılır. Ayetteki 'bükm' ifadesi, ayetleri yalanlayanların, hakikati dile getirme ve ona şahitlik etme konusunda yetersiz olduklarını, hatta inkârları sebebiyle bu yeteneklerini kaybettiklerini gösterir. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 104)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'sağırlık' ve 'dilsizlik' kavramları, genellikle 'körlük' ile birlikte, hakikati idrak etme ve ona tepki verme yeteneğinin kaybını ifade eden güçlü metaforlardır. 'Bükm' olmak, sadece fiziksel olarak konuşamamak değil, aynı zamanda Allah'ın ayetleri karşısında suskun kalmak, onlara karşı bir itiraz veya kabul beyanında bulunamamak, yani manevi bir dilsizlik halidir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 125)"}]},{"word":"ٱلظُّلُمَـٰتِ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Manevi karanlıklar, sapkınlık, bilgisizlik ve hidayetten uzak olma hali.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulmet (ظلمة), ışığın yokluğu ve karanlık demektir. Kur'an'da ise bu kelime, genellikle küfür, şirk, cehalet ve sapkınlık gibi manevi karanlıkları ifade etmek için kullanılır. Ayetteki 'fi'z-zulümât' (فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ) ifadesi, ayetleri yalanlayanların sadece fiziksel bir karanlıkta değil, aynı zamanda manevi bir çıkmazda, hidayetten uzak bir sapkınlık içinde olduklarını vurgular. (el-Müfredât, s. 524)"},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Kur'an'da 'nur' (ışık) ve 'zulmet' (karanlık) kavramları, sıklıkla hidayet ve dalalet, iman ve küfür arasındaki karşıtlığı ifade etmek için kullanılır. 'Zulümât'ın çoğul kullanılması, bu karanlığın çok yönlü olduğunu, cehalet, inkâr, şüphe ve sapkınlık gibi farklı katmanlardan oluştuğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, ayetleri yalanlayanların bu çok katmanlı manevi karanlıklar içinde kaybolduğunu belirtir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 210)"}]},{"word":"يُضْلِلْهُ","root":"ض ل ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Allah'ın bir kimseyi doğru yoldan saptırması, hidayetten uzaklaştırması.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Dalâl (ضلال), doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. Kur'an'da 'yudlilhu' (يُضْلِلْهُ) fiili, Allah'ın bir kimseyi kendi iradesiyle sapıklıkta bırakması veya sapmasına izin vermesi anlamında kullanılır. Bu, kişinin kendi tercihleri ve inkârı sonucunda Allah'ın onu hidayetten mahrum bırakmasıdır. (Mecâzü'l-Kur'ân, I, 187)"},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Dalâl (ضلال), hak yoldan ayrılmak ve doğruyu bulamamaktır. Allah'ın 'idlal'i (saptırması), kişinin kendi iradesiyle sapmayı tercih etmesi üzerine, Allah'ın o kişiyi hidayete sevk etmemesi, yani onu kendi haline bırakmasıdır. Bu, bir ceza veya bir sonuç olarak ortaya çıkar. Ayetteki 'yudlilhu' ifadesi, Allah'ın mutlak iradesini ve kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını yansıtır. (el-Külliyyât, s. 535)"}]},{"word":"صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ","root":"ص ر ط / ق و م","rootLatin":"s-r-t / k-v-m","meaning":"Dosdoğru yol, hakikat yolu, İslam'ın yolu.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Sırât (صراط), geniş ve açık yol demektir. Müstakîm (مستقيم) ise, eğriliği olmayan, dosdoğru olan anlamına gelir. 'Sırât-ı Müstakîm', Kur'an'da Allah'ın emrettiği, peygamberlerin tebliğ ettiği, hiçbir eğriliği ve sapması olmayan hakikat yolunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, Allah'ın dilediği kimseyi bu dosdoğru yola iletmesi, yani hidayet etmesidir. (el-Müfredât, s. 468, 698)"},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Sırât-ı Müstakîm, Kur'an'ın merkezi kavramlarından biridir ve 'doğru yol'u, yani Allah'ın insanlık için belirlediği yaşam biçimini temsil eder. Bu yol, hem inanç hem de amel açısından doğru olanı kapsar. Ayetteki 'men yeşâ' yec'alhu alâ sırâtın müstakîm' ifadesi, Allah'ın iradesiyle bir kimsenin bu hakikat yoluna yönlendirilmesini, yani hidayet bulmasını anlatır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 190)"}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Zümer Sûresi** · *6/39*
- **En'âm Sûresi** · *6/39*
- **En'âm Sûresi** · *6/39*
- **Zümer Sûresi** · *6/39*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
