# En'âm Sûresi, 44. Âyet (6:44)

> فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَـٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ

*Felemmâ nesû mâ żukkirû bihi fetahnâ ‘aleyhim ebvâbe kulli şey-in hattâ iżâ ferihû bimâ ûtû eḣażnâhum baġteten fe-iżâ hum mublisûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"En'âm Suresi 44. ayet, Allah'ın kendilerine verilen nimetleri unutan ve şımaran topluluklara uyguladığı ilahi cezayı tasvir etmektedir. Ayet, 'unutma', 'kapıların açılması', 'sevinme', 'ansızın yakalama' ve 'umutsuzluğa düşme' gibi kavramlar üzerinden ilahi adaletin tecellisini ve insanın nankörlüğünün sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.","keyConcepts":[{"word":"نَسُوا۟","root":"ن س و","rootLatin":"n-s-v","meaning":"Kendilerine hatırlatılanı terk etmeleri, ihmal etmeleri ve zihinlerinden çıkarmaları anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nesyan (نسيان), bir şeyi zihinden çıkarmak, unutmak demektir. Bazen bir şeyi bilerek terk etmek anlamında da kullanılır. Ayetteki 'nesû' kelimesi, kendilerine yapılan hatırlatmaları bilerek terk etme ve ihmal etme manasını taşır ki bu da ilahi uyarılara karşı gösterilen umursamazlığı ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Nesyan, burada 'terk' manasındadır. Yani kendilerine hatırlatılanı terk ettiler, onunla amel etmeyi bıraktılar. Bu, sadece zihinden çıkma değil, aynı zamanda fiili bir ihmali de içerir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'nesy' kavramı, sadece hafızadan silinme değil, aynı zamanda Allah'ın emirlerini ve ahdini unutarak onlara sırt çevirme, ihmal etme ve terk etme anlamında da kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, ilahi mesajlara karşı gösterilen ahlaki bir kayıtsızlığı ve nankörlüğü ifade eder."}]},{"word":"فَتَحْنَا","root":"ف ت ح","rootLatin":"f-t-h","meaning":"Onlara bolluk ve nimet kapılarını sonuna kadar açtık, genişlettik anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Feth (فتح), bir şeyi açmak, genişletmek demektir. Ayetteki 'fetahnâ aleyhim ebvâbe külli şey'in' ifadesi, onlara rızık ve nimet kapılarının sonuna kadar açıldığını, bolluk ve refahın kendilerine verildiğini mecazi olarak anlatır."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Feth, kapalı olan bir şeyi açmaktır. Kur'an'da hem maddi hem de manevi anlamda kullanılır. Burada 'ebvâbe külli şey'in' ile birlikte kullanılması, onlara her türlü nimet ve imkanın kolayca sunulduğunu, bolluk ve refahın kapılarının ardına kadar açıldığını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Feth, bir şeyin önündeki engeli kaldırmak ve onu görünür kılmaktır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın onlara dünya nimetlerini bolca verdiğini, ancak bunun bir imtihan ve istidrac olduğunu gösterir."}]},{"word":"فَرِحُوا۟","root":"ف ر ح","rootLatin":"f-r-h","meaning":"Kendilerine verilen nimetlerle şımarıp azmaları ve gururlanmaları anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ferh (فرح), sevinmek demektir. Ancak Kur'an'da genellikle dünya nimetleriyle şımarma, gururlanma ve azma anlamında olumsuz bir çağrışımla kullanılır. Ayetteki 'ferihû bimâ ûtû' ifadesi, kendilerine verilen nimetlere karşı şükretmek yerine, onlarla övünmeyi ve haddi aşmayı ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Ferh, bazen övülmüş bir sevinç, bazen de yerilmiş bir sevinçtir. Ayetteki 'ferihû' kelimesi, kendilerine verilen nimetlerle şımarıp azmaları, Allah'ı unutmaları ve nankörlük etmeleri anlamında yerilmiş bir sevinci ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'ferah' kavramı, genellikle dünya nimetlerine aşırı düşkünlük, şımarıklık ve Allah'ın lütfunu unutarak gururlanma bağlamında olumsuz bir anlam taşır. Bu ayette, nimetlerin bir imtihan olduğunu unutup onlarla böbürlenmenin sonucunda gelen cezayı vurgular."}]},{"word":"أَخَذْنَـٰهُم","root":"أ خ ذ","rootLatin":"a-h-z","meaning":"Onları ansızın yakaladık, cezalandırdık ve helak ettik anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Ahz (أخذ), bir şeyi ele geçirmek, yakalamak demektir. Kur'an'da Allah'ın kullarını cezalandırması ve helak etmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'ahaznâhum' ifadesi, Allah'ın azabının onlara ansızın geldiğini ve onları helak ettiğini belirtir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ahz, burada 'cezalandırmak' ve 'helak etmek' manasındadır. 'Ahaznâhum bağteten' ifadesi, azabın beklenmedik bir anda, hazırlıksız yakalayarak geldiğini vurgular."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Ahz, Allah'ın bir kavmi cezalandırması ve onları helak etmesi anlamında mecazi olarak kullanılır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın onlara verdiği mühletin sona erdiğini ve nankörlüklerinin karşılığını gördüklerini ifade eder."}]},{"word":"مُّبْلِسُونَ","root":"ب ل س","rootLatin":"b-l-s","meaning":"Umutsuzluğa düşenler, çaresiz kalanlar ve hayal kırıklığına uğrayanlar anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İblâs (إبلاس), ümitsizliğe düşmek, hayal kırıklığına uğramak ve çaresiz kalmaktır. Ayetteki 'müblisûn' kelimesi, ansızın gelen azap karşısında tüm ümitlerini yitirmiş, şaşkın ve çaresiz kalmış kimseleri ifade eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Müblis, ümitsizliğe düşen, hayırdan ümidini kesen demektir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın azabıyla karşılaşınca kurtuluş ümidini tamamen yitiren ve şaşkınlık içinde kalan kimseleri tanımlar."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"İblâs, genellikle şeytanın Allah'ın rahmetinden ümidini kesmesiyle ilişkilendirilir. Ancak burada, Allah'ın azabıyla yüzleşen insanların yaşadığı derin çaresizliği, pişmanlığı ve kurtuluş ümidinin tamamen yok oluşunu ifade eder."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/44*
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/44*
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/44*
- **Mü'minûn Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/44*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/44*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/44*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/44*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/44*
