# En'âm Sûresi, 56. Âyet (6:56)

> قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۚ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ ۙ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

*Kul innî nuhîtu en a'bude-lleżîne ted'ûne min dûni(A)llâh(i)(c) kul lâ ettebi'u ehvâekum(ﻻ) kad daleltu iżen vemâ enâ mine-lmuhtedîn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/56

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, tevhid inancının temelini oluşturan, Allah'tan başkasına kulluk etmeme ve nefsî arzulara uymama prensibini vurgulamaktadır. Peygamber'in (s.a.v.) müşriklerin batıl inançlarına ve heveslerine karşı duruşunu dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"نُهِيتُ","root":"ن-ه-ي","rootLatin":"n-h-y","meaning":"Bir şeyden men edilmek, yasaklanmak, alıkonulmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Nehy (نهي) kelimesi, bir şeyi yapmaktan alıkoymak, men etmek anlamına gelir. Ayetteki 'nuhîtü' (نُهِيتُ) ifadesi, Hz. Peygamber'in Allah tarafından müşriklerin taptıklarına kulluk etmekten kesin bir şekilde yasaklandığını, bunun ilahi bir emir olduğunu belirtir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Nehy, bir fiilin yapılmamasını talep etmektir. Bu talep, üst makamdan gelirse emir, alt makamdan gelirse rica olur. Ayetteki kullanımında, Allah Teâlâ'nın Peygamberine (s.a.v.) hitaben, O'ndan başkasına ibadet etmeyi kesin bir dille yasaklamasıdır."}]},{"word":"أَعْبُدَ","root":"ع-ب-د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Kulluk etmek, ibadet etmek, boyun eğmek anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Abd (عبد) kelimesi, itaat etmek ve boyun eğmek manasına gelir. 'A'bud' (أَعْبُدَ) fiili, Allah'tan başkasına tapınma, kulluk etme eylemini ifade eder ki, ayette bu eylemden men edildiği bildirilmektedir."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbadet (عبادة), en üst düzeyde boyun eğme ve tevazu göstermektir. Ayetteki 'a'bude' (أَعْبُدَ) fiili, müşriklerin taptığı ilahlara karşı gösterilen bu tür bir kulluk ve boyun eğme eylemini reddetmeyi ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'abd' (kul) ve 'ibadet' (kulluk) kavramları, insanın Allah karşısındaki mutlak teslimiyetini ve O'na olan bağlılığını ifade eder. Ayetteki 'a'bude' fiili, bu teslimiyetin sadece Allah'a özgü olması gerektiğini, başkalarına yöneltilmesinin şirk olduğunu vurgular."}]},{"word":"تَدْعُونَ","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-a-w","meaning":"Çağırmak, yalvarmak, dua etmek, tapınmak anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Da'vet (دعوة) kelimesi, bazen ibadet ve tapınma anlamında kullanılır. Ayetteki 'ted'ûne' (تَدْعُونَ) ifadesi, müşriklerin Allah'tan başka taptıkları, yalvardıkları ve yardım diledikleri varlıkları kasteder. Bu, onların ibadet eylemlerini mecazi olarak ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Duâ (دعاء), bir şeyi kendine doğru çekmek veya bir şeye yönelmek demektir. İbadet bağlamında kullanıldığında, Allah'tan başkasına yönelerek yardım dilemek, yalvarmak anlamına gelir. Ayetteki 'ted'ûne' (تَدْعُونَ), müşriklerin Allah dışındaki varlıklara yönelerek onlardan medet ummalarını ve onlara tapınmalarını ifade eder."}]},{"word":"أَتَّبِعُ","root":"ت-ب-ع","rootLatin":"t-b-a","meaning":"Takip etmek, peşinden gitmek, uymak anlamındadır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Teb' (تبع) kelimesi, bir şeyin ardına düşmek, onu izlemek demektir. 'Ettebi'u' (أَتَّبِعُ) fiili, Peygamber'in (s.a.v.) müşriklerin heveslerine uymayacağını, onların yolunu takip etmeyeceğini açıkça belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"İttiba' (إتباع), bir kimsenin izinden gitmek, onun yolunu benimsemektir. Ayetteki 'lâ ettebi'u ehvâeküm' (لَا أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ) ifadesi, Peygamber'in (s.a.v.) müşriklerin batıl inançlarına ve kişisel arzularına asla tabi olmayacağını, onların yolunu benimsemeyeceğini vurgular."}]},{"word":"أَهْوَآءَكُمْ","root":"ه-و-ي","rootLatin":"h-w-y","meaning":"Hevesler, arzular, nefsî istekler, batıl inançlar anlamındadır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hevâ (هوى) kelimesi, nefsin arzu ve isteklerine meyletmek anlamına gelir. Çoğulu olan 'ehvâ' (أَهْوَآءَ), genellikle kötü ve batıl arzuları ifade eder. Ayetteki 'ehvâeküm' (أَهْوَآءَكُمْ), müşriklerin şirke dayalı, akıl ve vahiyden uzak, kişisel ve batıl inançlarını ve arzularını ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hevâ, nefsin şehvet ve arzularına yönelmesidir. Kur'an'da genellikle kınanmış bir anlamda kullanılır ve doğru yoldan sapmaya yol açan kişisel eğilimleri ifade eder. Ayetteki 'ehvâeküm', müşriklerin Allah'tan başkasına tapınma gibi batıl ve nefsî arzularını temsil eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Hevâ kavramı, Kur'an'da genellikle doğru yoldan saptıran, kişisel ve bencil arzuları ifade eder. Akıl ve vahiyden uzaklaşarak kişinin kendi isteklerine göre hareket etmesidir. Ayetteki 'ehvâeküm', müşriklerin hakikatten uzak, kendi uydurdukları inanç ve yaşam tarzlarını ifade eder."}]},{"word":"ضَلَلْتُ","root":"ض-ل-ل","rootLatin":"d-l-l","meaning":"Sapmak, doğru yoldan ayrılmak, şaşırmak anlamındadır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl (ضلال) kelimesi, doğru yoldan sapmak, şaşırmak demektir. 'Daleltü' (ضَلَلْتُ) fiili, eğer Peygamber (s.a.v.) müşriklerin heveslerine uyarsa, doğru yoldan sapmış olacağını, hakikatten uzaklaşacağını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Dalâl, doğru yoldan ayrılmak, hakikatten uzaklaşmaktır. Ayetteki 'kad daleltü izen' (قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا) ifadesi, müşriklerin heveslerine uymanın kaçınılmaz sonucunun doğru yoldan sapmak olacağını, bu durumun kesinliğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'dalâl' (sapıklık), 'hidâyet' (doğru yol) kavramının zıddıdır. Allah'ın yolundan ve vahyinden uzaklaşmayı ifade eder. Ayetteki 'daleltü', Peygamber'in (s.a.v.) müşriklerin batıl inançlarına uyması durumunda, ilahi rehberlikten uzaklaşarak sapıklığa düşeceğini belirtir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/56*
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/56*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/56*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/56*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/56*
- **Kelime-i İshâkiyye** — Muhyiddin İbnü'l-Arabi · *6/56*
