# En'âm Sûresi, 63. Âyet (6:63)

> قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَـٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ تَدْعُونَهُۥ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَىٰنَا مِنْ هَـٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ

*Kul men yuneccîkum min zulumâti-lberri velbahri ted'ûnehu tedarru'an ve ḣufyeten le-in encânâ min hâżihi lenekûnenne mine-şşâkirîn(e)*

**Meal (Diyanet):** De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?"

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/63

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, insanın zor anlarda Allah'a yönelişini ve O'ndan yardım dilemesini, özellikle kara ve denizin tehlikelerinden kurtuluş arayışını vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, kurtuluş, karanlıklar, yalvarma ve şükretme fiilleri üzerinden insanın acziyetini ve Allah'ın kudretini ortaya koymaktadır.","keyConcepts":[{"word":"يُنَجِّيكُم","root":"ن ج و","rootLatin":"n-c-v","meaning":"Sizi kurtarır, felaketten çıkarır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Necât (نجاة), bir şeyden kurtulmak, selamet bulmaktır. 'Enceytühû' (أنجيته) ise onu kurtardım demektir. Ayetteki 'yünaccîküm' ifadesi, Allah'ın insanları kara ve denizin tehlikelerinden, karanlıklarından kurtarma kudretini ve fiilini ifade eder."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Necât, bir şeyden ayrılıp kurtulmaktır. Burada 'yünaccîküm' fiili, Allah'ın insanları içinde bulundukları zor durumdan, yani kara ve denizin karanlıklarından çıkarıp emniyete ulaştırması anlamında kullanılmıştır."}]},{"word":"ظُلُمَـٰتِ","root":"ظ ل م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Karanlıklar, zorluklar, tehlikeler.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulmet (ظلمة), ışığın yokluğudur. Ancak Kur'an'da mecazi olarak sıkıntı, zorluk, tehlike ve felaket anlamlarında da kullanılır. Ayetteki 'zulümâtü'l-berri ve'l-bahr' ifadesi, kara ve denizde karşılaşılan tehlikeleri, kaybolma ve helak olma korkusunu simgeler."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Zulmet, nurun zıddıdır. Kur'an'da hem hissi (gözle görülen) hem de manevi (şirk, küfür, cehalet gibi) karanlıklar için kullanılır. Bu ayette ise kara ve denizin tehlikeleri, fırtınalar, kaybolma gibi somut ve soyut sıkıntıları ifade eden bir mecazdır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Kur'an'da 'zulmet' kavramı, sadece fiziksel karanlığı değil, aynı zamanda cehalet, küfür, şaşkınlık ve tehlike gibi olumsuz durumları da ifade eder. 'Kara ve denizin karanlıkları' ifadesi, insanın kontrolü dışındaki doğal afetler ve tehlikeler karşısındaki çaresizliğini vurgular."}]},{"word":"تَدْعُونَهُۥ","root":"د ع و","rootLatin":"d-'-v","meaning":"O'na yalvarırsınız, dua edersiniz.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Duâ (دعاء), bir şeyi kendine doğru çekmek, çağırmak veya yardım istemektir. Ayetteki 'ted'ûnehû' fiili, insanların zor durumda kaldıklarında Allah'a yönelerek O'ndan yardım ve kurtuluş talep etmelerini, O'na yalvarmalarını ifade eder."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Duâ, kulun Rabbinden bir şey istemesi, O'na yönelmesidir. Bu ayetteki kullanım, insanın çaresizlik anında, başka hiçbir güçten medet ummayarak sadece Allah'a sığınmasını ve O'ndan kurtuluş dilemesini anlatır."}]},{"word":"تَضَرُّعًا","root":"ض ر ع","rootLatin":"d-r-'-","meaning":"Boyun eğerek, alçakgönüllülükle, yalvararak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Tadarru' (تضرّع), boyun eğmek, alçakgönüllülük göstermek ve yalvararak dua etmektir. Bu kelime, duanın samimiyetini, acziyetin bilincinde olarak Allah'a yönelişi ve O'na karşı tevazuu ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Tadarru', bir kimsenin acziyetini ve ihtiyacını göstererek, boyun eğerek ve alçakgönüllülükle dua etmesidir. Ayetteki 'tadarru'an' kelimesi, insanların tehlike anında Allah'a karşı gösterdikleri derin saygı ve teslimiyeti, O'na olan mutlak bağımlılıklarını vurgular."}]},{"word":"وَخُفْيَةً","root":"خ ف ي","rootLatin":"h-f-y","meaning":"Gizlice, kimseye göstermeden.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hafâ (خفاء), bir şeyi gizlemek, açığa vurmamaktır. 'Hufyeten' (خفية) ise gizlice, başkalarından saklayarak yapılan bir eylemi ifade eder. Ayetteki 've hufyeten' ifadesi, duanın riyadan uzak, samimi bir şekilde, sadece Allah ile kul arasında gerçekleştiğini gösterir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Hafâ, bir şeyin görünmemesi, gizli kalmasıdır. 'Hufyeten' kelimesi, duanın içtenliğini ve samimiyetini pekiştirir; zira zor anlarda yapılan dualar genellikle gösterişten uzak, kalpten gelen gizli yakarışlardır."}]},{"word":"ٱلشَّـٰكِرِينَ","root":"ش ك ر","rootLatin":"ş-k-r","meaning":"Şükredenler, nimetin kıymetini bilenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şükür (شكر), nimet verenin nimetini bilmek ve onu övmektir. Ayetteki 'min eş-şâkirîn' ifadesi, Allah'ın kendilerini tehlikeden kurtarması durumunda, bu nimete karşılık O'na minnettar olacaklarını, O'nun nimetini idrak edip gereğini yerine getireceklerini vaat etmelerini anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Şükür, Kur'an'da Allah'ın nimetlerine karşı gösterilen minnettarlık ve takdir duygusudur. Bu sadece sözlü bir ifade değil, aynı zamanda nimetin gerektirdiği şekilde davranmak ve onu doğru yolda kullanmaktır. Ayetteki şükür vaadi, insanın zor durumda verdiği bir söz ve Allah'a olan bağlılığının bir göstergesidir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/63*
- **En'âm Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *6/63*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
