# En'âm Sûresi, 66. Âyet (6:66)

> وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوْمُكَ وَهُوَ ٱلْحَقُّ ۚ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ

*Vekeżżebe bihi kavmuke vehuve-lhakk(u)(c) kul lestu ‘aleykum bivekîl(in)*

**Meal (Diyanet):** O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/66

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"En'âm Suresi 66. ayet, peygamberin kavminin Kur'an'ı yalanlamasını ve peygamberin bu yalanlama karşısındaki konumunu ele almaktadır. Ayet, 'yalanlama', 'hakikat' ve 'vekil olma' gibi temel kavramlar üzerinden, ilahi mesajın reddi ve peygamberin sorumluluk sınırlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبَ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Bir şeyi doğru kabul etmeyip aksini iddia etmek, yalanlamak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezzebe' fiilinin 'yalan söylemek' (kizb) kökünden türediğini ve bir şeyi doğru kabul etmeyip reddetmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kavmin Kur'an'ı (veya peygamberi) yalanlaması, yani onun getirdiği mesajı inkâr etmesi ve doğru olmadığını iddia etmesi anlamındadır."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'kezzebe' fiilinin bazen 'tekzîb' (yalanlama) anlamında, bazen de 'inkâr' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'kezzebe bihi' ifadesi, Kur'an'ın hakikatini inkâr etme ve onu yalanlama anlamını taşır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'k-z-b' kökünün Kur'an'daki kullanımının sadece 'yalan söylemek' ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda 'bir şeyi reddetmek, inkâr etmek' anlamını da içerdiğini vurgular. Ayetteki 'kezzebe bihi' ifadesi, kavmin ilahi vahyi ve peygamberin getirdiği hakikati toptan reddetmesini ifade eder."}]},{"word":"قَوْمُكَ","root":"ق و م","rootLatin":"k-v-m","meaning":"Peygamberin mensubu olduğu veya kendisine gönderildiği topluluk, millet.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kavm' kelimesinin 'kıyâm' (ayakta durmak, bir araya gelmek) kökünden geldiğini ve bir araya gelmiş, belirli bir topluluğu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kavmuke' ifadesi, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) kendi halkı, yani Mekke müşrikleri ve ona karşı çıkan topluluk anlamındadır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kavm' kelimesinin genellikle erkekler topluluğu için kullanıldığını, ancak Kur'an'da daha geniş anlamda, bir peygamberin gönderildiği veya birbiriyle ilişkili olan herhangi bir topluluk için de kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, peygamberin tebliğ ettiği mesajı reddeden kendi topluluğunu işaret eder."}]},{"word":"ٱلْحَقُّ","root":"ح ق ق","rootLatin":"h-k-k","meaning":"Gerçek, doğru, sabit ve değişmez olan şey; Kur'an'ın kendisi.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'hak' kelimesinin Kur'an'da çeşitli anlamlarda kullanıldığını, bunlardan birinin de 'doğruluk, gerçeklik' olduğunu belirtir. Ayetteki 've huve'l-hakku' ifadesi, yalanlanan şeyin (Kur'an'ın) aslında apaçık bir gerçek ve doğru olduğunu vurgular."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'hak' kelimesinin 'bir şeyin sabit ve değişmez olması' anlamından geldiğini ve 'gerçek, doğru, adalet' gibi anlamlara geldiğini açıklar. Bu ayette 'el-hakku', yalanlanan Kur'an'ın kendisinin mutlak gerçek ve doğru olduğunu, şüphe götürmez bir hakikat olduğunu ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hak' kavramının Kur'an'da Allah'ın sıfatı, Kur'an'ın kendisi, adalet, doğruluk gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayetteki kullanımı, kavmin yalanladığı şeyin, yani Kur'an'ın, bizzat hakikatin ta kendisi olduğunu vurgular."}]},{"word":"بِوَكِيلٍ","root":"و ك ل","rootLatin":"v-k-l","meaning":"Bir işi kendisine havale edilen, güvenilen, işleri üstlenen kimse; vekil.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'vekil' kelimesinin 'tevekkül' (güvenmek, işi havale etmek) kökünden geldiğini ve bir başkasının işini üstlenen, ona güvenilen kişi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'leytu aleykum bi-vekilin' ifadesi, peygamberin kavminin amellerinden sorumlu olmadığını, onların cezalandırılması veya hidayetlerinin sağlanması konusunda bir vekil tayin edilmediğini ifade eder."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'vekil' kelimesinin Kur'an'da hem Allah'ın bir sıfatı olarak (işleri kendisine havale edilen) hem de insanlar için (bir başkasının işini üstlenen) kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki bağlamda, peygamberin kavminin amellerinden sorumlu tutulacak veya onları zorla hidayete erdirecek bir vekil olmadığını vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'vekil' kavramının Kur'an'da genellikle 'işleri üzerine alan, koruyucu, kefil' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Peygamberin 'vekil değilim' demesi, onun görevinin sadece tebliğ etmek olduğunu, insanların iman edip etmemelerinden veya akıbetlerinden doğrudan sorumlu olmadığını ifade eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","tebligh"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"كَذَّبَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladı"},{"position":2,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ile"},{"position":2,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"onu"},{"position":3,"surface":"قَوْمُكَ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ق-و-م","rootLatin":"q-w-m","lemma":"قَوْم","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"kavmin"},{"position":3,"surface":"كَ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتَ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"senin"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"هُوَ","pos":"isim","posDetail":"Münfasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"o"},{"position":5,"surface":"ٱلْحَقُّ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-ق-ق","rootLatin":"ḥ-q-q","lemma":"حَقّ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"hakikattir"},{"position":6,"surface":"قُل","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"ق-و-ل","rootLatin":"q-w-l","lemma":"قَالَ","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"de ki"},{"position":7,"surface":"لَّسْتُ","pos":"fiil","posDetail":"Nakıs Fiil","root":"ل-ي-س","rootLatin":"l-y-s","lemma":"لَيْسَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"değilim"},{"position":8,"surface":"عَلَيْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"üzerine"},{"position":8,"surface":"كُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنْتُمْ","form":"-","features":{"person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"sizin"},{"position":9,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer (Zâide)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Mebnî","gloss":"olarak"},{"position":9,"surface":"وَكِيلٍۢ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"و-ك-ل","rootLatin":"w-k-l","lemma":"وَكِيل","form":"Fa'îl","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Nekre"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için lafzen mecrûr, mahallen mansûb (leysenin haberi)","gloss":"vekil"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **En'âm Sûresi** · *6/66*
- **En'âm Sûresi** · *6/66*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
