# En'âm Sûresi, 88. Âyet (6:88)

> ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۚ وَلَوْ أَشْرَكُوا۟ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

*Żâlike huda(A)llâhi yehdî bihi men yeşâu min ‘ibâdih(i)(c) velev eşrakû lehabita ‘anhum mâ kânû ya'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte bu, Allah'ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/6/88

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"En'âm Suresi 88. ayet, Allah'ın hidayetinin evrenselliğini ve şirkin amelleri nasıl boşa çıkaracağını vurgular. Ayet, hidayet, dileme, kulluk ve amellerin boşa çıkması gibi temel kavramlar üzerinden ilahi irade ve tevhidin önemini işler.","keyConcepts":[{"word":"هُدَى","root":"هـ د ى","rootLatin":"h-d-y","meaning":"Allah'ın doğru yolu göstermesi, rehberlik etmesi ve bu yola iletmesidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Hüda (هدى), lütuf ve ihsan yoluyla doğru yola kılavuzlamak demektir. Ayetteki 'هُدَى ٱللَّهِ' ifadesi, Allah'ın kullarına bahşettiği, onları hakikate ulaştıran ilahi rehberliği ve doğru yolu ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Hüda (h-d-y) kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın insanlara doğru yolu göstermesi, onları sapkınlıktan kurtarıp hakikate iletmesi anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'هُدَى ٱللَّهِ', Allah'ın seçtiği kullarına bahşettiği özel bir lütuf olarak, onları tevhid yoluna yönlendirmesini ifade eder."}]},{"word":"يَشَآءُ","root":"ش ي أ","rootLatin":"ş-y-e","meaning":"Allah'ın mutlak iradesi ve dilemesidir; O'nun bir şeyi var etme veya olmasını isteme gücüdür.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Yeşâ' (يشاء) kelimesi, Allah'ın dilemesi ve iradesi anlamına gelir. Ayetteki 'مَن يَشَآءُ' ifadesi, Allah'ın hidayeti kime nasip edeceğine dair mutlak iradesini ve seçiciliğini vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Meşîet (مشية), bir şeyin olmasını istemek ve ona karar vermek demektir. Ayetteki 'مَن يَشَآءُ', Allah'ın hidayetini bahşetme konusunda hiçbir sınırlamaya tabi olmayan, mutlak ve özgür iradesini gösterir."}]},{"word":"عِبَادِهِۦ","root":"ع ب د","rootLatin":"a-b-d","meaning":"Allah'a kulluk eden, O'na boyun eğen ve O'nun emirlerine itaat eden varlıklardır.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbâd (عباد), abd kelimesinin çoğuludur ve Allah'a kulluk eden, O'na boyun eğen kimseleri ifade eder. Ayetteki 'مِنْ عِبَادِهِۦ', Allah'ın hidayetini lütfettiği, O'nun kulları arasından seçtiği kimseleri belirtir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Abd (عبد), itaat eden, boyun eğen ve hizmet eden demektir. 'عِبَادِهِۦ' ifadesi, Allah'ın yaratmış olduğu ve O'na ibadetle yükümlü olan tüm insanları kapsamakla birlikte, bu ayette hidayete mazhar olan özel bir zümreyi işaret eder."}]},{"word":"أَشْرَكُوا۟","root":"ش ر ك","rootLatin":"ş-r-k","meaning":"Allah'a ortak koşmak, O'nun birliğini reddederek başka ilahlar edinmek veya O'nun sıfatlarında başkalarını ortak kılmaktır.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Şirk (شرك), bir şeyi başkasıyla ortak kılmak demektir. Dini bağlamda ise Allah'a ortak koşmak, O'nunla birlikte başka ilahlar edinmek veya O'nun sıfatlarında başkalarını ortak görmek anlamına gelir. Ayetteki 'وَلَوْ أَشْرَكُوا۟', tevhidin zıddı olan şirkin, tüm amelleri boşa çıkaracak en büyük günah olduğunu vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Şirk (ş-r-k) kavramı, Kur'an'da Allah'ın birliğine ve tekliğine aykırı her türlü inanç ve eylemi ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, şirkin, kişinin yaptığı tüm iyi amelleri dahi geçersiz kılacak kadar ciddi bir sapma olduğunu açıkça ortaya koyar."}]},{"word":"لَحَبِطَ","root":"ح ب ط","rootLatin":"h-b-t","meaning":"Yapılan amellerin boşa çıkması, faydasız hale gelmesi ve sevabının kalmamasıdır.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Habt (حبط), bir şeyin boşa gitmesi, faydasız hale gelmesi demektir. Ayetteki 'لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ' ifadesi, şirkin, daha önce yapılmış olan tüm salih amellerin sevabını ortadan kaldıracağını ve onları değersiz kılacağını belirtir."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Habt (حبط), amelin sevabının yok olması, boşa çıkmasıdır. Bu ayette, Allah'a ortak koşmanın, kişinin tüm iyi işlerinin karşılığını kaybetmesine neden olacağı, yani amellerin ahirette bir fayda sağlamayacağı anlamında kullanılmıştır."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["hidayet-dalalet","tevhid","kufur-sirk","ahiret-mukafat"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"ذَٰلِكَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ذَٰلِكَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"İsm-i işaret olduğu için mebnîdir. Mübteda konumundadır.","gloss":"işte bu"},{"position":2,"surface":"هُدَى","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"h-d-y","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هُدًى","form":"-","features":{"state":"Nekre","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olan 'ذَٰلِكَ' kelimesinin haberi olduğu için merfûdur. Lafzen damme ile merfûdur (takdirî).","gloss":"hidayet, yol"},{"position":3,"surface":"ٱللَّهِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Celâl","root":"a-l-h","rootLatin":"a-l-h","lemma":"ٱللَّه","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için kesra ile mecrûrdur.","gloss":"Allah'ın"},{"position":4,"surface":"يَهْدِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"h-d-y","rootLatin":"h-d-y","lemma":"هَدَى","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatlarından etkilenmediği için takdirî damme ile merfûdur.","gloss":"hidayet eder, yol gösterir"},{"position":5,"surface":"بِهِۦ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":5,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî mahallen mecrûrdur.","gloss":"o"},{"position":6,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mebnî mahallen mansûbdur.","gloss":"kimse, her kim"},{"position":7,"surface":"يَشَآءُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ş-y-a","rootLatin":"sh-y-a","lemma":"شَاءَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatlarından etkilenmediği için damme ile merfûdur. 'مَن' ism-i mevsûlünün sıla cümlesidir.","gloss":"diler"},{"position":8,"surface":"مِنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den, -dan"},{"position":9,"surface":"عِبَادِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"'-b-d","rootLatin":"'-b-d","lemma":"عَبْد","form":"-","features":{"number":"Cemi","state":"Nekre","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için kesra ile mecrûrdur.","gloss":"kulları"},{"position":9,"surface":"هِۦ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mebnî mahallen mecrûrdur.","gloss":"O'nun"},{"position":10,"surface":"وَلَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":10,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Şart Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"eğer"},{"position":11,"surface":"أَشْرَكُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ş-r-k","rootLatin":"sh-r-k","lemma":"أَشْرَكَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için damme üzere mebnîdir. 'لَوْ' şart edatının fiilidir.","gloss":"ortak koşsalardı"},{"position":12,"surface":"لَحَبِطَ","pos":"harf","posDetail":"Harf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"elbette"},{"position":12,"surface":"حَبِطَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"h-b-ṭ","rootLatin":"h-b-t","lemma":"حَبِطَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için fetha üzere mebnîdir. 'لَوْ' şart edatının cevabıdır.","gloss":"boşa çıkardı"},{"position":13,"surface":"عَنْهُم","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"عَنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den, -dan"},{"position":13,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mebnî mahallen mecrûrdur.","gloss":"onlar"},{"position":14,"surface":"مَّا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Merfû"},"irabReason":"'حَبِطَ' fiilinin fâili olduğu için mebnî mahallen merfûdur.","gloss":"şey, şey ki"},{"position":15,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nakıs","root":"k-w-n","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için damme üzere mebnîdir. 'مَا' ism-i mevsûlünün sıla cümlesidir.","gloss":"idiler"},{"position":16,"surface":"يَعْمَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"'-m-l","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatlarından etkilenmediği için nûn harfinin sübûtu ile merfûdur. 'كَانُوا۟' fiilinin haberi konumundadır.","gloss":"yapıyorlardı, amel ediyorlardı"}]

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **En'âm Sûresi** · *6/88*
- **En'âm Sûresi** · *6/88*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
- **Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *En’am 6-129*
