# Kalem Sûresi, 33. Âyet (68:33)

> كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

*Keżâlike-l'ażâb(u)(s) vele'ażâbu al-âḣira(ti)(c) ekberu lev kânû ya'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/68/33

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kalem Suresi 33. ayet, dünya azabı ile ahiret azabını karşılaştırarak, ahiret azabının büyüklüğünü vurgular. Ayet, 'azap' ve 'ahiret' kavramları üzerinden ilahi cezanın mahiyetini ve 'bilme' fiili üzerinden idrakin önemini ele alır.","keyConcepts":[{"word":"ٱلْعَذَابُ","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"a-z-b","meaning":"Bu ayette, dünyevi bir ceza veya sıkıntı olarak ifade edilen ilahi cezayı temsil eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'azab' kelimesinin kökenini 'tatlı suyu kesmek' veya 'tatlı sudan mahrum bırakmak' olarak açıklar. Bu, rahatlıktan ve hoşnutluktan mahrum bırakılma anlamını taşır. Ayetteki 'azap', dünya hayatında yaşanan sıkıntı ve cezayı ifade ederek, kişiyi rahatından mahrum bırakan bir durumu işaret eder."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'azab' kelimesinin 'şiddetli ceza' ve 'acı veren şey' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ' ifadesi, bahçe sahiplerinin yaşadığı felaketin bir ceza olduğunu ve bu cezanın şiddetini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'azab' kavramının genellikle Allah'ın gazabının bir tezahürü olarak, günahkarları bekleyen hem dünyevi hem de uhrevi cezaları ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'azap', dünya hayatındaki bir ceza olarak sunulur ve ahiret azabıyla karşılaştırılarak onun bir öncüsü veya benzeri olduğu ima edilir."}]},{"word":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","root":"أ-خ-ر","rootLatin":"a-h-r","meaning":"Bu ayette, dünya hayatından sonraki ebedi hayatı ve orada verilecek cezayı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'âhiret' kelimesinin 'sonra gelen, son' anlamındaki 'âhir' kökünden türediğini ve dünya hayatının zıttı olarak, ondan sonra gelen ebedi hayatı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ', dünya azabından sonra gelecek olan ve ondan daha büyük olan ebedi cezayı vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'âhiret'in, dünya hayatının bitiminden sonraki dönemi kapsayan, hesap ve ceza/mükafat yurdu olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, dünya azabının geçici ve nispeten küçük kalacağı, asıl ve daha büyük cezanın ahirette gerçekleşeceğini belirtir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'âhiret' kavramının, dünya hayatının geçiciliğine karşılık ebedi ve gerçek hayatı temsil ettiğini, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu ve asıl karşılığın ahirette verileceğini vurgular. Ayetteki 'ahiret azabı', bu ebedi hayatta karşılaşılacak olan ve dünya azabından kat kat üstün olan cezayı ifade eder."}]},{"word":"أَكْبَرُ","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","meaning":"Bu ayette, ahiret azabının dünya azabına kıyasla nicelik ve nitelik olarak daha büyük, daha şiddetli ve daha kapsamlı olduğunu ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'kebîr' kelimesinin 'büyük' anlamına geldiğini ve 'ekber'in ise 'daha büyük' veya 'en büyük' anlamında bir üstünlük sıfatı olduğunu belirtir. Ayetteki 'أَكْبَرُ', ahiret azabının dünya azabından hem süreklilik hem de şiddet açısından çok daha üstün ve dehşet verici olduğunu vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'kebîr'in hem cismani hem de manevi büyüklüğü ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'ekber' ifadesi, ahiret azabının sadece süresiyle değil, aynı zamanda acısının şiddeti, kapsamı ve kalıcılığıyla da dünya azabını aştığını gösterir."}]},{"word":"يَعْلَمُونَ","root":"ع-ل-م","rootLatin":"a-l-m","meaning":"Bu ayette, hakikati idrak etme, bilme ve bu bilgiye göre hareket etme yeteneğini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ilim' kelimesinin 'bir şeyi olduğu gibi idrak etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ' ifadesi, eğer insanlar ahiret azabının büyüklüğünü gerçekten idrak edebilselerdi, dünya hayatındaki davranışlarını ona göre şekillendireceklerini ima eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'ilim'in 'bir şeyin hakikatini kavramak' olduğunu ve cehaletin zıttı olduğunu açıklar. Ayetteki 'bilseler' ifadesi, sadece bilgiye sahip olmak değil, aynı zamanda bu bilginin gerektirdiği derin anlayış ve idrak seviyesine ulaşmayı kasteder ki bu da onları doğru eylemlere yöneltir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'ilim' kavramının Kur'an'da sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda bu bilginin getirdiği hikmet ve basireti de içerdiğini vurgular. Ayetteki 'yâ'lemûn' fiili, ahiret azabının büyüklüğünü sadece duymakla kalmayıp, onun gerçekliğini ve sonuçlarını tam anlamıyla kavrayabilme yeteneğine işaret eder."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","cehennem","kiyamet"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"كَذَٰلِكَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Teşbih ve İşaret İsmi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"كَذَٰلِكَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i teşbih ve işaret ismi olduğu için mebnî","gloss":"işte böyle"},{"position":2,"surface":"ٱلْعَذَابُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"azap"},{"position":3,"surface":"وَلَعَذَابُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":3,"surface":"لَعَذَابُ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Te'kid (Lam-ı İbtida)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"elbette"},{"position":3,"surface":"عَذَابُ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ع-ذ-ب","rootLatin":"'-dh-b","lemma":"عَذَاب","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"azabı"},{"position":4,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"'-kh-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"ahiretin"},{"position":5,"surface":"أَكْبَرُ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Tafdîl","root":"ك-ب-ر","rootLatin":"k-b-r","lemma":"أَكْبَر","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"daha büyüktür"},{"position":6,"surface":"لَوْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Şart (Gayr-i Câzim)","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَوْ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"keşke"},{"position":7,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî Nâkıs","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"olsalardı"},{"position":8,"surface":"يَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"bilirlerdi"}]
