# Kalem Sûresi, 43. Âyet (68:43)

> خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ

*Ḣâşi'aten ebsâruhum terhekuhum żille(tun)(s) ve kad kânû yud'avne ilâ-ssucûdi vehum sâlimûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/68/43

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kalem Suresi'nin 43. ayeti, kıyamet günündeki azap ve pişmanlık halini tasvir ederken, özellikle gözlerin zilletle kapanması ve secdeye çağrıldıklarında acizliklerini vurgular. Ayet, dünya hayatında secdeye davet edildiklerinde sıhhatli olmalarına rağmen bu daveti reddedenlerin ahiretteki durumunu dilbilimsel ve semantik derinlikle ortaya koyar.","keyConcepts":[{"word":"خَـٰشِعَةً","root":"خ ش ع","rootLatin":"h-ş-a","meaning":"Gözlerin zillet ve korkuyla yere eğilmesi, boyun bükmesi halidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, huşû'u 'kalbin ve bedenin sükûneti ve tevazuu' olarak tanımlar. Ayetteki 'hâşi'a' kelimesi, kıyamet gününde gözlerin korku ve zilletle yere eğilmesini, yani kalpteki tevazuun dışa yansıması olan bir boyun bükme halini ifade eder. Bu, dünya hayatındaki kibir ve gururun aksine, ahiretteki çaresizliği gösterir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'hâşi'a' kelimesini 'zillet ve boyun eğme' anlamında kullanır. Ayetteki 'hâşi'aten ebsâruhum' ifadesi, gözlerin zilletten dolayı aşağıya bakması, korku ve dehşetle donuklaşması mecazını taşır. Bu, o günkü dehşetin insan üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkisini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, huşû kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı duyulan derin saygı ve tevazu ile ilişkilendirildiğini belirtir. Ancak bu ayetteki kullanımı, ilahi azap karşısında duyulan korku ve çaresizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan, irade dışı bir boyun eğme ve zillet halini ifade eder. Bu, dünya hayatındaki gönüllü huşû'nun zıttıdır."}]},{"word":"تَرْهَقُهُمْ","root":"ر ه ق","rootLatin":"r-h-q","meaning":"Bir şeyi kuşatmak, kaplamak, örtmek ve zorla üzerine çökmek anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'rehaka' fiilini 'bir şeyi örtmek, kaplamak' olarak açıklar. Ayetteki 'terhequhum zilletun' ifadesi, zilletin onları tamamen kuşatması, üzerlerini bir örtü gibi kaplaması ve onlardan ayrılmaz bir parça haline gelmesi anlamını taşır. Bu, zilletin geçici değil, kalıcı ve her şeyi saran bir durum olduğunu vurgular."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'rehaka' fiilinin 'bir şeyi zorla ele geçirmek, kuşatmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, zilletin onları zorla ele geçirmesi, iradeleri dışında üzerlerine çökmesi ve onları çaresiz bırakması anlamını taşır. Bu, kıyamet günündeki azabın kaçınılmazlığını ve şiddetini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'rehaka' fiilinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir durumun bir kişiyi veya grubu kuşatması, sarması anlamında kullanıldığını ifade eder. Burada zilletin onları kuşatması, onların bu durumdan kurtulma imkanlarının olmadığını ve tamamen zilletin etkisi altına girdiklerini semantik olarak güçlendirir."}]},{"word":"ذِلَّةٌ","root":"ذ ل ل","rootLatin":"z-l-l","meaning":"Aşağılanma, hor görülme, güçsüzlük ve boyun eğme halidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'zill' ve 'zül' kelimeleri arasındaki farka dikkat çekerek, 'zül'ün genellikle irade dışı bir aşağılanma ve boyun eğme halini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'zilletun' kelimesi, kıyamet gününde kafirlerin maruz kalacakları, kendi iradeleri dışında gerçekleşen, utanç verici ve aşağılayıcı durumu anlatır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'zillet' kavramını 'güçsüzlük ve acizlikten kaynaklanan aşağılanma' olarak açıklar. Ayetteki 'terhequhum zilletun' ifadesi, onların dünya hayatındaki kibir ve güçlülük iddialarının aksine, ahirette tamamen güçsüz ve aciz kalacaklarını, bu durumun da onlara zillet olarak döneceğini vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zillet' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a karşı isyan edenlerin veya dünya hayatında kibirlenenlerin ahiretteki akıbetini tasvir etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki zillet, onların dünya hayatında secdeye davet edildiklerinde gösterdikleri direnişin bir cezası olarak, ilahi bir aşağılama ve hor görülme halidir."}]},{"word":"يُدْعَوْنَ","root":"د ع و","rootLatin":"d-a-v","meaning":"Bir şeye çağırmak, davet etmek, talep etmek anlamlarına gelir.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'de'â' fiilini 'çağırmak, davet etmek' olarak açıklar. Ayetteki 'yud'avne ilâ's-sucûd' ifadesi, onların dünya hayatında secde etmeye, yani Allah'a kulluk etmeye davet edildiklerini, ancak bu daveti reddettiklerini belirtir. Bu, ahiretteki acizliklerinin, dünya hayatındaki tercihlerinin bir sonucu olduğunu gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'de'â' fiilinin farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıdığını, burada 'bir şeye yönlendirme, teşvik etme' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki pasif yapı ('yud'avne'), onların dışarıdan bir çağrıya muhatap olduklarını, bu çağrının ilahi bir emir olduğunu ve buna uymaları gerektiğini vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'de'â' fiilinin Kur'an'da genellikle peygamberlerin insanları hakka davet etmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'secdeye çağrılma' ifadesi, tevhidin ve Allah'a kulluğun temelini oluşturan secde emrine yapılan bir davettir. Bu davetin reddedilmesi, ahiretteki azabın temel nedenlerinden biridir."}]},{"word":"السُّجُودِ","root":"س ج د","rootLatin":"s-c-d","meaning":"Allah'a boyun eğme, tevazu gösterme ve ibadet etme eylemidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'secde'yi 'tevazu ile boyun eğmek' olarak tanımlar ve bunun hem iradi hem de irade dışı olabileceğini belirtir. Ayetteki 'ilâ's-sucûd' ifadesi, dünya hayatında Allah'a karşı iradi bir tevazu ve kulluk eylemi olan secdeye davet edildiklerini, ancak bunu yapmadıklarını vurgular. Ahirette ise bu eylemi yapmaya güçleri yetmeyecektir."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'secde'nin 'Allah'a karşı en büyük tevazu ve boyun eğme hali' olduğunu ifade eder. Ayetteki 'secdeye çağrılma' ve buna güç yetirememe durumu, onların dünya hayatında Allah'a karşı gösterdikleri kibir ve itaatsizliğin bir cezası olarak, ahirette bu en temel kulluk eyleminden mahrum bırakılmalarını anlatır."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'secde'nin Kur'an'da Allah'a mutlak teslimiyetin ve kulluğun sembolü olduğunu belirtir. Bu ayette, dünya hayatında bu teslimiyeti reddedenlerin, ahirette bu teslimiyetin en somut göstergesi olan secdeyi yapmaya güçlerinin yetmemesi, onların ilahi düzene karşı direnişlerinin nihai sonucunu semantik olarak ortaya koyar."}]},{"word":"سَـٰلِمُونَ","root":"س ل م","rootLatin":"s-l-m","meaning":"Sağlıklı, sağlam, eksiksiz ve kusursuz olma halidir.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'sâlim' kelimesini 'sağlıklı, kusursuz' olarak açıklar. Ayetteki 've hum sâlimûn' ifadesi, onların dünya hayatında herhangi bir engel, hastalık veya mazeretleri olmaksızın, tam bir sıhhat ve güç içinde oldukları halde secde davetini reddettiklerini vurgular. Bu, ahiretteki acizlikleriyle tezat oluşturur."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'selâmet'in 'her türlü eksiklik ve kusurdan uzak olma' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sâlimûn' kelimesi, onların sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal olarak da secde etmeye elverişli bir durumda olduklarını, ancak buna rağmen itaatsizlik ettiklerini semantik olarak güçlendirir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 's-l-m' kökünün Kur'an'da genellikle barış, esenlik ve tamlık anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Burada 'sâlimûn' kelimesi, onların secde etmeleri için hiçbir engellerinin olmadığını, tam ve eksiksiz bir durumda olduklarını vurgulayarak, dünya hayatındaki sorumsuzluklarını ve ahiretteki pişmanlıklarını daha da derinleştirir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["kiyamet","dirilis","hesap-mizan","kufur-sirk"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"خَـٰشِعَةً","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"خ-ش-ع","rootLatin":"ḫ-ş-ʿ","lemma":"خَاشِع","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mansûb","state":"Nekre"},"irabReason":"Hâl olduğu için mansûb","gloss":"boynu bükük, zelil"},{"position":2,"surface":"أَبْصَـٰرُ","pos":"isim","posDetail":"Cemi Teksir","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-ṣ-r","lemma":"بَصَر","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"İsm-i fâilin fâili olduğu için merfû","gloss":"gözler"},{"position":2,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"onların"},{"position":3,"surface":"تَرْهَقُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ر-ه-ق","rootLatin":"r-h-q","lemma":"رَهَقَ","form":"Fetha","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"bürür, kaplar"},{"position":3,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mansûb"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mansûb","gloss":"onları"},{"position":4,"surface":"ذِلَّةٌۭ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ذ-ل-ل","rootLatin":"ẕ-l-l","lemma":"ذِلَّة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"zillet, alçaklık"},{"position":5,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":5,"surface":"قَدْ","pos":"harf","posDetail":"Tahkik Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"قَدْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"gerçekten"},{"position":6,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":7,"surface":"يُدْعَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ع-و","rootLatin":"d-ʿ-w","lemma":"دَعَا","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edeni olmadığı için merfû","gloss":"çağrılıyorlardı"},{"position":8,"surface":"إِلَى","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَى","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-e, -a"},{"position":9,"surface":"ٱلسُّجُودِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"س-ج-د","rootLatin":"s-j-d","lemma":"سُجُود","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"secde"},{"position":10,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Hâl Vavı","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"iken"},{"position":10,"surface":"هُمْ","pos":"harf","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُوَ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Mübteda olduğu için merfû","gloss":"onlar"},{"position":11,"surface":"سَـٰلِمُونَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Fâil","root":"س-ل-م","rootLatin":"s-l-m","lemma":"سَالِم","form":"Fâ'il","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Nekre"},"irabReason":"Haber olduğu için merfû","gloss":"sağlam, esenlikte olanlar"}]
