# Kalem Sûresi, 44. Âyet (68:44)

> فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

*Feżernî vemen yukeżżibu bihâżâ-lhadîś(i)(s) senestedricuhum min hayśu lâ ya'lemûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/68/44

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Kalem Suresi'nin 44. ayeti, Allah'ın Kur'an'ı yalanlayanlara karşı takınacağı tavrı ve onlara uygulayacağı tedrici azabı dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. Ayet, 'terk etme', 'yalanlama', 'söz/haber' ve 'yavaş yavaş yaklaştırma' gibi anahtar kavramlar üzerinden ilahi adaletin işleyişini ve insan psikolojisinin inceliklerini gözler önüne serer.","keyConcepts":[{"word":"فَذَرْنِى","root":"ذ ر ر","rootLatin":"z-r-r","meaning":"Beni bırak, bana havale et, terk et anlamındadır ve Allah'ın yalanlayanlarla kendisinin ilgileneceğini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'ذَرّ' (zerr) kökünün 'terk etmek, bırakmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'فَذَرْنِى' ifadesi, Allah'ın, Kur'an'ı yalanlayanların işini bizzat üstleneceğini, onlarla hesaplaşmayı kimseye bırakmayacağını vurgular. Bu, tehdit ve uyarı içeren bir terk etme eylemidir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, bu tür ifadelerin mecazi bir anlam taşıdığını ve 'Beni onlarla baş başa bırak' şeklinde anlaşılabileceğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Allah'ın yalanlayanlara karşı müdahalesinin kesinliğini ve bu konuda kimsenin aracı olamayacağını gösterir."}]},{"word":"يُكَذِّبُ","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek, inkâr etmek anlamındadır ve Kur'an'ın mesajını reddedenlerin eylemini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'كذب' (kezeb) fiilinin 'yalan söylemek' ve 'yalanlamak' olmak üzere iki temel anlamı olduğunu belirtir. Ayetteki 'يُكَذِّبُ' kelimesi, 'bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlar' anlamında kullanılarak, Kur'an'ın ilahi kaynağını ve içeriğini reddedenlerin durumunu açıklar."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'da 'tekzîb' kavramının sadece bir şeyi yalanlamak değil, aynı zamanda onu reddetmek, inkâr etmek ve ona karşı çıkmak anlamlarını da taşıdığını vurgular. Ayetteki 'yükeddzibu' ifadesi, Kur'an'ın hakikatini kabul etmeyip ona karşı direnenlerin tavrını yansıtır."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'كذب' kökünün 'gerçeğin zıddını söylemek' ve 'bir şeyi yalan saymak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanım, Kur'an'ın getirdiği mesajın doğruluğunu ve hakikatini inkâr edenlerin durumunu ifade eder."}]},{"word":"ٱلْحَدِيثِ","root":"ح د ث","rootLatin":"h-d-s","meaning":"Söz, haber, anlatı anlamındadır ve bu ayette özel olarak Kur'an'ı ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'حدث' (hades) kökünün 'yeni olan şey, meydana gelen olay, söz' anlamlarına geldiğini belirtir. Kur'an'da 'el-Hadîs' kelimesi, genellikle Allah'ın sözü, yani Kur'an'ın kendisi için kullanılır. Ayetteki 'هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ' ifadesi, 'bu söz' ile doğrudan Kur'an'a işaret eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'hadîs' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak 'el-Hadîs' şeklinde belirli bir isim olarak geldiğinde genellikle Kur'an'ın kendisini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette de Kur'an'ın ilahi bir söz ve haber olduğu vurgulanır."},{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'hadîs' kelimesinin 'konuşulan şey' ve 'haber' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, yalanlanan şeyin sıradan bir söz değil, Allah'tan gelen ve insanlara haber verilen yüce bir mesaj olduğunu gösterir."}]},{"word":"سَنَسْتَدْرِجُهُم","root":"د ر ج","rootLatin":"d-r-j","meaning":"Onları yavaş yavaş, adım adım azaba yaklaştıracağız, tedricen helake sürükleyeceğiz demektir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'درج' (derac) kökünün 'basamak basamak çıkmak veya inmek' anlamında kullanıldığını belirtir. 'İstidrâc' ise, birini yavaş yavaş, adım adım, fark ettirmeden bir şeye doğru çekmek, özellikle de azaba sürüklemek demektir. Ayetteki 'سَنَسْتَدْرِجُهُم' ifadesi, Allah'ın yalanlayanları, kendileri fark etmeden, nimetler vererek veya mühlet tanıyarak yavaş yavaş azaba yaklaştıracağını anlatır."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'istidrâc'ı, Allah'ın bir kuluna günah işlemesine rağmen nimet vermeye devam etmesi ve onu bu şekilde adım adım helake yaklaştırması olarak tanımlar. Ayetteki bu kullanım, ilahi adaletin hemen tecelli etmeyip, bir mühlet ve imtihan süreci içinde işlediğini gösterir."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'istidrâc'ın, birini basamak basamak yukarı veya aşağı çekmek anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle azaba doğru çekme bağlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'bilmedikleri yerden' ifadesiyle birlikte, bu tedrici yaklaşımın gizliliğini ve şaşırtıcılığını vurgular."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","musrikler","ahiret-mukafat","imtihan-bela"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"ذَرْنِى","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Emir","root":"و-ذ-ر","rootLatin":"w-dh-r","lemma":"ذَر","form":"-","features":{"tense":"Emir","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Emir fiil olduğu için mebnî","gloss":"bırak"},{"position":1,"surface":"نِى","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"أَنَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"beni"},{"position":2,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ve"},{"position":2,"surface":"مَن","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَن","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Atıf harfi ile önceki kelimeye atfedildiği için mahallen mansûb","gloss":"kimse"},{"position":3,"surface":"يُكَذِّبُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yalanlayan"},{"position":4,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"ile"},{"position":4,"surface":"هَـٰذَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i İşaret","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَـٰذَا","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"bu"},{"position":5,"surface":"ٱلْحَدِيثِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ح-د-ث","rootLatin":"h-d-th","lemma":"حَدِيث","form":"-","features":{"state":"Marife","irab":"Mecrûr"},"irabReason":"İsm-i işaretten sonra geldiği için bedel olup mecrûr","gloss":"söz"},{"position":6,"surface":"سَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i İstikbal","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"سَ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"yakında"},{"position":6,"surface":"نَسْتَدْرِجُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"د-ر-ج","rootLatin":"d-r-j","lemma":"اِسْتَدْرَجَ","form":"İstif'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yavaş yavaş yaklaştıracağız"},{"position":6,"surface":"هُم","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"onları"},{"position":7,"surface":"مِّنْ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مِنْ","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"-den"},{"position":8,"surface":"حَيْثُ","pos":"isim","posDetail":"Zarf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"حَيْثُ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"yerden"},{"position":9,"surface":"لَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Nefiy","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{},"irabReason":"","gloss":"değil"},{"position":10,"surface":"يَعْلَمُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-ل-م","rootLatin":"'-l-m","lemma":"عَلِمَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"bilirler"}]
