# Hâkka Sûresi, 38. Âyet (69:38)

> فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

*Felâ uksimu bimâ tubsirûn(e)*

**Meal (Diyanet):** (38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/69/38

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın görünen ve görünmeyen varlıklar üzerine yemin ederek Kur'an'ın yüce bir elçinin sözü olduğunu vurgulamaktadır. Ayetteki temel kavramlar, yemin etme eylemi ve görme fiili üzerinden ilahi kudretin ve Kur'an'ın hakikatini pekiştirmektedir.","keyConcepts":[{"word":"أُقْسِمُ","root":"ق س م","rootLatin":"k-s-m","meaning":"Yemin etmek, ant içmek anlamına gelir ve burada Allah'ın bir şeye yemin etmesini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'kasem' kelimesinin bir şeyi kesinleştirmek, sağlamlaştırmak için yapılan yemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'felâ uksimu' ifadesi, 'yemin ederim ki' anlamında olup, yemin edilen şeyin önemini ve doğruluğunu pekiştirmek için kullanılır, olumsuzluk edatı 'lâ' burada te'kid (vurgu) içindir."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'lâ uksimu' ifadesinin Arap dilinde 'yemin ederim' anlamında kullanıldığını, 'lâ' edatının burada fazladan bir vurgu edatı olduğunu ve yemin edilen şeyin büyüklüğünü ve önemini artırdığını açıklar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yemin ettiği şeyin (görünen ve görünmeyenler) ne kadar büyük ve önemli olduğunu vurgular."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, Kur'an'daki yeminlerin (kasem) genellikle bir sonraki ifadenin doğruluğunu ve önemini pekiştirmek amacıyla kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki yemin, Kur'an'ın ilahi menşeini ve hakikatini vurgulamak için bir retorik araç olarak işlev görür."}]},{"word":"تُبْصِرُونَ","root":"ب ص ر","rootLatin":"b-s-r","meaning":"Görmek, idrak etmek, farkına varmak anlamına gelir ve burada insanların gözleriyle algılayabildiği şeyleri ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'basar' kelimesinin gözle görme fiilini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mâ tubsirûne' (gördükleriniz) ifadesi, insanların duyuları aracılığıyla algılayabildiği, somut ve gözle görülebilir tüm varlıkları kapsar."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'basar' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ancak ayetteki 'mâ tubsirûne' bağlamında, genellikle duyusal algıya, yani gözle görülebilen şeylere işaret eder. Bu, Allah'ın yarattığı ve insanların şahit olduğu her şeye yemin ettiğini gösterir."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'basar' kökünün Kur'an'da genellikle fiziksel görme yeteneği ve bu yetenekle algılanan şeyleri ifade ettiğini vurgular. Ayetteki kullanımı, Allah'ın yemin ettiği varlıkların sadece soyut değil, aynı zamanda somut ve gözle görülebilir olanları da içerdiğini belirtir."}]}]}

## Tefsir

{"topics":["vahiy-kuran","gayb"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"فَ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Atıf","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"فَ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"o halde"},{"position":1,"surface":"لَآ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Zâide","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"لَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"hayır/yemin için"},{"position":2,"surface":"أُقْسِمُ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ق-س-م","rootLatin":"q-s-m","lemma":"أَقْسَمَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"1.","gender":"Müzekker","number":"Müfred","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yemin ederim"},{"position":3,"surface":"بِ","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf olduğu için mebnî","gloss":"ile"},{"position":3,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mahallen mecrûr","gloss":"şey"},{"position":4,"surface":"تُبْصِرُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ب-ص-ر","rootLatin":"b-s-r","lemma":"أَبْصَرَ","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"2.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû (ef'âl-i hamse'den olduğu için nûn ile merfû)","gloss":"görüyorsunuz"}]
