# A'râf Sûresi, 147. Âyet (7:147)

> وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَـٰلُهُمْ ۚ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

*Velleżîne keżżebû bi-âyâtinâ velikâ-i-l-âḣirati habitat a'mâluhum(c) hel yuczevne illâ mâ kânû ya'melûn(e)*

**Meal (Diyanet):** Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/7/147

---

## Tefsir

{"topics":["ahiret-mukafat","kufur-sirk","dirilis","hesap-mizan"]}

## Tefsir

[{"position":1,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":1,"surface":"ٱلَّذِينَ","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"ٱلَّذِينَ","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mübteda olduğu için mahallen merfû","gloss":"o kimseler ki"},{"position":2,"surface":"كَذَّبُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-ذ-ب","rootLatin":"k-dh-b","lemma":"كَذَّبَ","form":"Tef'îl","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"yalanladılar"},{"position":3,"surface":"بِـَٔايَـٰتِنَا","pos":"harf","posDetail":"Harf-i Cer","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"بِ","form":"-","features":{},"irabReason":"Harf-i cer olduğu için mebnî","gloss":"-e, -a"},{"position":3,"surface":"ءَايَـٰتِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-ي-ي","rootLatin":"a-y-y","lemma":"آيَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Cemi","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Harf-i cerden sonra geldiği için mecrûr","gloss":"ayetleri"},{"position":3,"surface":"نَا","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"نَا","form":"-","features":{"person":"1.","gender":"Müşterek","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"bizim"},{"position":4,"surface":"وَ","pos":"harf","posDetail":"Atıf Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"وَ","form":"-","features":{},"irabReason":"Atıf harfi olduğu için mebnî","gloss":"ve"},{"position":4,"surface":"لِقَآءِ","pos":"isim","posDetail":"Masdar","root":"ل-ق-ي","rootLatin":"l-q-y","lemma":"لِقَاء","form":"Mufâ'ale","features":{"irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Önceki isme atfedildiği için mecrûr","gloss":"kavuşmayı"},{"position":5,"surface":"ٱلْـَٔاخِرَةِ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ء-خ-ر","rootLatin":"a-kh-r","lemma":"آخِرَة","form":"-","features":{"gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mecrûr","state":"Marife"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mecrûr","gloss":"ahiretin"},{"position":6,"surface":"حَبِطَتْ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ح-ب-ط","rootLatin":"h-b-t","lemma":"حَبِطَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müennes","number":"Müfred","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"boşa gitti"},{"position":7,"surface":"أَعْمَـٰلُ","pos":"isim","posDetail":"İsim","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمَل","form":"-","features":{"gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû","state":"Marife"},"irabReason":"Fâil olduğu için merfû","gloss":"işleri"},{"position":7,"surface":"هُمْ","pos":"isim","posDetail":"Muttasıl Zamir","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هُمْ","form":"-","features":{"person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Muzâfun ileyh olduğu için mahallen mecrûr","gloss":"onların"},{"position":8,"surface":"هَلْ","pos":"harf","posDetail":"İstifham Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"هَلْ","form":"-","features":{},"irabReason":"İstifham harfi olduğu için mebnî","gloss":"mi?"},{"position":9,"surface":"يُجْزَوْنَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ج-ز-ي","rootLatin":"j-z-y","lemma":"جَزَى","form":"İf'âl","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Meçhul","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"cezalandırılırlar"},{"position":10,"surface":"إِلَّا","pos":"harf","posDetail":"İstisna Harfi","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"إِلَّا","form":"-","features":{},"irabReason":"İstisna harfi olduğu için mebnî","gloss":"ancak"},{"position":11,"surface":"مَا","pos":"isim","posDetail":"İsm-i Mevsûl","root":"-","rootLatin":"-","lemma":"مَا","form":"-","features":{"irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mef'ûlün bih olduğu için mahallen mansûb","gloss":"şey"},{"position":12,"surface":"كَانُوا۟","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Mâzî","root":"ك-و-ن","rootLatin":"k-w-n","lemma":"كَانَ","form":"-","features":{"tense":"Mâzî","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Mebnî"},"irabReason":"Mâzî fiil olduğu için mebnî","gloss":"idiler"},{"position":13,"surface":"يَعْمَلُونَ","pos":"fiil","posDetail":"Fiil-i Muzâri","root":"ع-م-ل","rootLatin":"'-m-l","lemma":"عَمِلَ","form":"-","features":{"tense":"Muzâri","voice":"Ma'lûm","person":"3.","gender":"Müzekker","number":"Cemi","irab":"Merfû"},"irabReason":"Nasb veya cezm edatından etkilenmediği için merfû","gloss":"yapıyorlardı"}]

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Allah'ın ayetlerini ve ahiret buluşmasını inkâr edenlerin amellerinin akıbetini ve bu inkârın sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, inkârın ve amellerin boşa çıkmasının semantik bağlamını vurgulamaktadır.","keyConcepts":[{"word":"كَذَّبُوا۟","root":"ك ذ ب","rootLatin":"k-z-b","meaning":"Yalanlamak, inkâr etmek, doğru olmadığını iddia etmek.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'kezzebe' fiilinin 'yalanlamak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kezzebe bi-âyâtinâ' ifadesi, Allah'ın ayetlerini ve mucizelerini yalanlamak, onların hakikatini inkâr etmek demektir. Bu, sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda kalben reddetmeyi de içerir."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin getirdiği mesajı ve Allah'ın varlığını/birliğini inkâr etme bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'kezzebe' fiili, ahiret inancının ve Allah'ın ayetlerinin reddedilmesiyle, kişinin tüm amellerinin anlamsızlaşmasına yol açan temel bir inkârı ifade eder."}]},{"word":"بِـَٔايَـٰتِنَا","root":"ء ي ي","rootLatin":"e-y-y","meaning":"Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden deliller, mucizeler, Kur'an ayetleri.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da farklı anlamlarda kullanıldığını, bu bağlamda ise Allah'ın peygamberleri aracılığıyla gönderdiği mucizeler ve Kur'an'ın kendisi gibi deliller anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'âyâtinâ', Allah'ın varlığını ve kudretini gösteren tüm işaretleri kapsar."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'âyât' kelimesinin mecazi olarak 'alametler' ve 'deliller' anlamına geldiğini ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın birliğini ve ahiretin gerçekliğini gösteren açık ve anlaşılır delilleri yalanlamayı ifade eder."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'âyet' kelimesinin Kur'an'da hem kozmik deliller (evrendeki işaretler) hem de vahyî deliller (Kur'an ayetleri) anlamında kullanıldığını vurgular. Ayetteki 'âyâtinâ', bu iki anlamı da kapsayarak, Allah'ın varlığına ve ahiretin hakikatine dair tüm kanıtları reddetmeyi ifade eder."}]},{"word":"وَلِقَآءِ","root":"ل ق ي","rootLatin":"l-k-y","meaning":"Kavuşmak, karşılaşmak, ulaşmak, özellikle ahirette Allah'ın huzuruna çıkmak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'likâ'' kelimesinin 'karşılaşmak, buluşmak' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle 'Allah'a kavuşmak' veya 'ahiretle karşılaşmak' bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'likâi'l-âhireti', ahiret gününe ve orada hesap vermeye inanmamayı ifade eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'likâ'' kelimesinin 'bir şeyle yüz yüze gelmek' anlamını taşıdığını ve ahiret bağlamında kullanıldığında, o günün gerçekliğiyle yüzleşmeyi ve hesap vermeyi ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'likâi'l-âhireti'nin yalanlanması, ahiret inancının reddidir."}]},{"word":"حَبِطَتْ","root":"ح ب ط","rootLatin":"h-b-t","meaning":"Boşa gitmek, yok olmak, faydasız hale gelmek, sevabı kalmamak.","sources":[{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'habita' fiilinin 'amellerin boşa gitmesi, sevabının yok olması' anlamına geldiğini belirtir. Bu, bir hayvanın çok yiyip karnının şişmesi ve sonra ölmesi gibi, amellerin zahiren çok görünse de batınen faydasız hale gelmesidir. Ayetteki 'habitat a'mâluhum', inkâr sebebiyle amellerin hiçbir değerinin kalmadığını ifade eder."},{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'habat' kelimesinin 'bir şeyin boşa gitmesi, faydasız hale gelmesi' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle amellerin sevabının yok olması bağlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'habitat a'mâluhum', Allah'ın ayetlerini ve ahireti inkâr etmenin, yapılan tüm iyi işlerin karşılığını ortadan kaldırdığını vurgular."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"el-Kefevî, 'hubût'un, amelin sevabının tamamen ortadan kalkması ve hiçbir karşılık görmemesi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanım, inkârın, kişinin dünyada yaptığı iyi işlerin ahirette hiçbir fayda sağlamayacağı sonucunu doğurduğunu gösterir."}]},{"word":"أَعْمَـٰلُهُمْ","root":"ع م ل","rootLatin":"a-m-l","meaning":"Yapılan işler, fiiller, eylemler, davranışlar.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'amel' kelimesinin 'kasıtlı olarak yapılan her türlü iş' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'a'mâluhum', inkâr edenlerin dünyada yaptıkları tüm fiilleri, iyi veya kötü, kapsar. Ancak inkâr sebebiyle bu amellerin sevap değeri ortadan kalkmıştır."},{"author":"Semîn el-Halebî","work":"Umdetü'l-Huffâz","detail":"Semîn el-Halebî, 'amel'in, kişinin iradesiyle gerçekleştirdiği her türlü eylem olduğunu ifade eder. Ayetteki 'a'mâluhum' ifadesi, inkâr edenlerin dünyadaki tüm çabalarını, gayretlerini ve fiillerini kapsar; ancak bu fiillerin ahirette bir karşılık bulamayacağı vurgulanır."}]},{"word":"يُجْزَوْنَ","root":"ج ز ي","rootLatin":"c-z-y","meaning":"Karşılık görmek, ödüllendirilmek veya cezalandırılmak, yapılanın sonucunu almak.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"Râgıb, 'cezâ'' kelimesinin 'yapılan bir işin karşılığını vermek' anlamına geldiğini ve hem iyi hem de kötü karşılıklar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yüczevne', inkâr edenlerin sadece kendi amellerinin, yani inkâr ve kötü fiillerinin karşılığını göreceklerini, başka bir haksızlığa uğramayacaklarını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'cezâ'' kavramının Kur'an'da ilahi adalet prensibini yansıttığını ve her fiilin mutlaka bir karşılığı olduğunu vurgular. Bu ayetteki 'yüczevne', inkâr edenlerin, yalanladıkları ahirette, sadece kendi kötü amellerinin ve inkârlarının doğal sonucunu yaşayacaklarını, ilahi adaletin tecelli edeceğini gösterir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/142-149*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/142-149*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/147*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/142-149*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/142-149*
- **Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/147*
