# A'râf Sûresi, 19. Âyet (7:19)

> وَيَـٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَـٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

*Veyâ âdemu-skun ente vezevcuke-lcennete fekulâ min hayśu şi/tumâ velâ takrabâ hâżihi-şşecerate fetekûnâ mine-zzâlimîn(e)*

**Meal (Diyanet):** "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

**Kaynak:** https://terzibabairfanmektebi.com/tefsir/7/19

---

## Kelime Tahlili

{"summary":"Bu ayet, Adem ve eşine cennetteki yaşamları ve kendilerine konulan tek yasak olan belirli bir ağaca yaklaşmama emrini içermektedir. Anahtar kavramlar, cennette ikamet, yeme özgürlüğü ve yasak ağaca yaklaşmanın sonuçları etrafında şekillenmektedir.","keyConcepts":[{"word":"ٱسْكُنْ","root":"س-ك-ن","rootLatin":"s-k-n","meaning":"Adem ve eşinin cennette yerleşip ikamet etmeleri emrini ifade eder.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'sükûn' kelimesinin asıl anlamının hareketten sonraki durma ve yerleşme olduğunu belirtir. Ayetteki 'üskün' emri, Adem ve eşinin cennette kalıcı olarak yerleşmelerini, orada huzur ve istikrar bulmalarını ifade eder, geçici bir konaklama değil."},{"author":"Ebû Ubeyde","work":"Mecâzü'l-Kur'ân","detail":"Ebû Ubeyde, 'üskün' fiilinin 'ikamet et' anlamında kullanıldığını vurgular. Burada, Allah'ın Adem'e cennette yerleşmesini ve orada yaşamını sürdürmesini emrettiğini, bu emrin bir nevi 'mesken edinme' anlamına geldiğini belirtir."}]},{"word":"ٱلْجَنَّةَ","root":"ج-ن-ن","rootLatin":"c-n-n","meaning":"Adem ve eşinin ikamet etmeleri emredilen, ağaçlarla örtülü, gözden gizlenmiş bahçe anlamına gelir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'cennet' kelimesinin asıl anlamının 'örtmek, gizlemek' olduğunu ve bu nedenle ağaçları ve bitkileriyle yeri örten bahçeye 'cennet' dendiğini açıklar. Ayetteki 'el-cennete' ifadesi, Adem ve eşinin içinde yaşayacakları, gözlerden gizli, nimetlerle dolu o özel mekanı işaret eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'cennet' kavramının Kur'an'da hem dünyevi bir bahçe hem de ahiretteki ödül mekanı olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Adem'in yaratılışından sonra yerleştirildiği, Allah tarafından özel olarak hazırlanmış, nimetlerle dolu bir 'proto-cennet' veya 'dünyevi cennet' anlamını taşır."}]},{"word":"فَكُلَا","root":"أ-ك-ل","rootLatin":"e-k-l","meaning":"Adem ve eşine cennetteki nimetlerden diledikleri gibi yeme izni verildiğini ifade eder.","sources":[{"author":"İbn Kuteybe","work":"Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İbn Kuteybe, 'ekl' fiilinin genel olarak yeme eylemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'fekulâ' emri, cennetteki yiyeceklerin helal ve serbest olduğunu, Adem ve eşinin istedikleri yerden ve istedikleri miktarda yiyebileceklerini gösteren bir izin ve serbestiyet ifadesidir."},{"author":"Ebu'l-Bekâ el-Kefevî","work":"el-Külliyyât","detail":"Kefevî, 'ekl'in sadece ağızla yeme değil, aynı zamanda bir şeyden faydalanma ve istifade etme anlamlarını da içerdiğini belirtir. Bu bağlamda, 'fekulâ' emri, cennetin nimetlerinden sadece fiziksel olarak yemekle kalmayıp, onlardan genel olarak faydalanma ve istifade etme özgürlüğünü de kapsar."}]},{"word":"تَقْرَبَا","root":"ق-ر-ب","rootLatin":"k-r-b","meaning":"Adem ve eşine belirli bir ağaca fiziksel olarak yaklaşmamaları emrini ifade eden yasaklama fiilidir.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'kurb' kelimesinin hem mekan hem de zaman açısından yakınlığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'lâ takrabâ' emri, sadece ağacın meyvesinden yemeyi değil, aynı zamanda ağacın kendisine fiziksel olarak yaklaşmayı, yani yasak bölgeye girmeyi de yasaklar. Bu, yasağın ciddiyetini ve kapsamını vurgular."},{"author":"Mevlüt Güngör","work":"Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi","detail":"Güngör, 'kurb' kökünün Kur'an'da genellikle bir şeye fiziksel veya manevi olarak yaklaşmayı ifade ettiğini belirtir. 'Lâ takrabû' gibi yasaklamalarda, sadece eylemin kendisi değil, o eyleme götürecek ön adımların da yasaklandığına dikkat çeker. Bu ayette de ağaca yaklaşmak, yasak meyveyi yemeye giden yolu kapatmak içindir."}]},{"word":"ٱلشَّجَرَةَ","root":"ش-ج-ر","rootLatin":"ş-c-r","meaning":"Adem ve eşinin yaklaşmaları yasaklanan, cennetteki belirli bir ağacı ifade eder.","sources":[{"author":"Ebû Bekir es-Sicistânî","work":"Nüzhetü'l-Kulûb","detail":"Sicistânî, 'şecere' kelimesinin genel olarak ağaç anlamına geldiğini belirtir. Kur'an'da bu kelime, bazen belirli bir ağacı (yasak ağaç gibi), bazen de genel olarak ağaçları ifade eder. Bu ayetteki 'eş-şecere' ifadesi, belirli, bilinen ve yasaklanmış olan o tek ağacı işaret eder."},{"author":"Fîrûzâbâdî","work":"Basâiru Zevi't-Temyîz","detail":"Fîrûzâbâdî, 'şecere'nin kökünün 'ihtilaf ve karışıklık' anlamına geldiğini ve ağacın dallarının birbirine karışmasından dolayı bu ismi aldığını belirtir. Ayetteki 'eş-şecere' ise, Adem ve eşi için bir imtihan ve yasaklama nesnesi olarak özel bir anlam taşır; bu ağacın ne olduğu Kur'an'da açıkça belirtilmez, ancak yasaklanmış olması önemini vurgular."}]},{"word":"ٱلظَّـٰلِمِينَ","root":"ظ-ل-م","rootLatin":"z-l-m","meaning":"Allah'ın emrine karşı gelerek yasak ağaca yaklaşmaları durumunda Adem ve eşinin düşecekleri durumu ifade eder; kendilerine haksızlık edenler.","sources":[{"author":"Râgıb el-İsfehânî","work":"el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân","detail":"İsfehânî, 'zulm' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi ait olduğu yerden başka bir yere koymak' olduğunu ve bu nedenle haksızlık, haddi aşma anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'min az-zâlimîn' ifadesi, Adem ve eşinin Allah'ın koyduğu sınırı aşarak kendilerine ve Allah'ın emrine karşı haksızlık etmiş olacaklarını ifade eder."},{"author":"Toshihiko Izutsu","work":"Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar","detail":"Izutsu, 'zulm' kavramının Kur'an'da sadece başkalarına haksızlık etmek değil, aynı zamanda Allah'ın emirlerine karşı gelerek kişinin kendi nefsine haksızlık etmesi anlamını da taşıdığını vurgular. Bu ayetteki 'zâlimîn' ifadesi, Adem ve eşinin yasak ağaca yaklaşarak Allah'ın koyduğu sınırı çiğnemeleri durumunda, kendi kendilerine zarar vereceklerini ve ilahi düzene karşı gelmiş olacaklarını belirtir."}]}]}

## Bu Âyetin İşârî/Tasavvufî Olarak Ele Alındığı Eserler

- **Altı Peygamber — Hz. Âdem** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **A’râf Sûresi** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **Altı Peygamber — Hz. Âdem** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/10-26*
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/19*
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/19*
- **İnci Tezgâhı (2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/19*
- **Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2)** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/19*
- **İnci Mercan Tezgâhı — Düşündürücü Nükteler** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/19*
- **Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba** — Terzibaba - Necdet Ardıç · *7/ 19*
